biz evlerimizde, yurtlarımızda rahat uyuyalım diye görev yapan mehmetçik'in içinde bulunduğu durum. tanıyan tanımayan herkesi perişan eden bir vakadır. yakınlarına başsağlığı dilediğim olayın sonucudur.
aynı zamanda övünç duyulacak bir duygudur. bu cennet vatan için şehit düşmek herkese nasip olmasa da, birilerinin hareketlerini engellemek, vatanı böldürtmemektir önemli olan. herkes cenazesinde binlerce kişinin bulunmasını ister ama yine de bir ürperti olur insan içinde. burası türkiye'dir şehitlerimizin belki ismi unutulacak ama onların hatrı için bu vatan ilelebet bağımsız kalacaktır. bir avuç toprak bile taviz olarak verilmeyecektir. bu arada şehitlik mertebesine siyaseti sokmamak gerek ama, askerlik yan gelip yatma yeri değildir. ana ocağından çıkıp, şehadete yürümektir.
toprağa düşen fidan, yarım kalmış ömür.
ananın, babanın, kardeşin, nişanlının, sevgilinin, akrabanın ve komşunun duyduğu acıyı bir kat daha arttıran durum.
ben hep takılmışımdır böyle şeylere. mesela savaşlarda da böyledir. savaşın bitmesine bir gün vardır. hala insanlar ölmektedir ama bir gün sonra silahlar bırakıldığında her şey 180 derece değişmekte. garip ve bir o kadar da sinir bozucu. insanın yüreğinin bir kat daha fazla acı çekmesine neden olur. "10 gün sonra aynı koltukta yan yana oturacaktım onunla" düşüncesi çıkmaz hiç akıldan. bir şekilde kabuleniyor insan bunu da herşey gibi. vatan uğruna öldüğünü bilmek ferahlık veriyor herzaman insanın içine. çünkü "şehitler ölmez. onlar ölü değiller ama canlı da değiller"