1. bilen biri olduğumu düşünerek açıklamaya çalışacağım konudur.

    bir taraf servis atarak oyunu başlatır. kazanılan her sayıda (bu, topun rakibin sahasında kalması, rakibin topu hatalı atması, rakibin iki kere üst üste hatalı servis kullanması gibi nedenlerle olabilir) oyuncunun puanı 15, 30 ve 40 şeklinde artar. üç sayı alıp 40 puana erişen oyuncu, bir sayı daha kazanırsa, o set içinde 1 puan kazanmış olur. teniste 5 set vardır ve her set bir oyuncu 6 puan alıncaya kadar sürer. özetle, her dört sayı bir puan, her altı puansa bir set demektir.

    bunun yanında bazı özel durumlar bulunmaktadır.

    maç sırasında oluşacak 40-40'lık bir eşitlik durumunda, bir sonraki sayıyı kazanan avantajı elde eder. bu noktada bir sayı daha kazanabilirse puanı alır, sayıyı rakibi kazanırsa eşitlik durumu yeniden oluşur. bir oyuncu iki sayı üst üste kazanıncaya kadar da mücadele bu şekilde devam eder.

    bir sette 5-5 eşitlik oluşursa, o set 7'ye kadar uzar. eğer bundan sonra 6-6 eşitlik oluşursa, "tie-break" oynanır, yani bir sonraki oyunda 2 sayı üst üste alan 7 puana ulaşır ve seti alır. set, 8'e uzamaz.

    tahmin edilebileceği gibi 5 setin ilk üçü kazanılırsa maç biter.

    sanırım oldu. yine de ukteciye not:

    (bkz: hatalıysam ara)

    edit: evet unutulan kısımları da ekleyelim. 5 set erkekler için geçerliyken, bayanların maçlarında 3 set oynanıyor. dolayısıyla bayanlarda ilk 2 set kazanılınca maç bitiyor. teşekkürler eksiksizuyum ve pingus.
  2. puanlamanın neden 15-30-45 değil de 40 olarak devam ettiğini bilmediğim hani 15 çeyrektir, 30 yarım 45 3/4 tür de 40 a ne oluyor. kim neden 40 yapmış hangi akla hizmet etmiş dedirten durumdur.
  3. kendine has gariplikleri olan puanlamadır.

    15-30-40 mevzusu hakkında iki tahmin var.

    birincisi: bu adamlar zamanında puanları göstermek için yelkovanlı bir saat kullanıyorlardı. ilk puanı alınca ibre 15'e geliyor, sonra 30'a. ama üçüncü puanı alınca ibre 45'e gitmiyor çünkü öyle olsa 45-45 olunca sayıyı alan tarafın ibresi bir 15 daha dönecek ve turu tamalayıp oyunu alacaktı. oysa berabere olunca iki fark lazım. o yüzden bundan sonra ibre 10 ve 20 artıyor ki tur bir seferde tamamlanmasın ve mekanik aksam hemen sayıyı yazmasın karşı tarafa.

    ikincisi: top toplayan veletlerden biri sayıları göstermek için kortun bir tarafından diğerine doğru yürüyordu. yine aynı sebeple 30'dan 45'e gitmek yerine 40'a gidip bekliyor ki berabere olursa geri dönsün.


    ayrıca başka gariplikler de var. örneğin 0'ı ingilizce "love" diye okuyorlar. neden bilmiyorum.

    berabere olunca deuce diye uydurma kelimeleri var. fransızca deux'den geliyor sanırım. iki farkı hatırlatmak için.

    yine de hiç bir kural ofsayt kadar saçma olamaz.
  4. sayıların 15 - 30 - 40 şeklinde gitmesi ile ilgili rivayet odur ki ;

    13. yüzyılda tenisin atası sayılan bir raket oyununda ilk sayı filenin 15 metre gerisinden, ikinci oyun 30 metre gerisinden,3. oyun ise 40 metre gerisinden yapılmaktaymış. zamanla bir çok kural gelişmiş, değişmiş ama puantaj sistemi değişmemiş.