biri sana dokunduğu an, aslında onunla ne yaşayacağını bilirsin… kararını çoktan vermişsindir. büyük bir yangının tam ortasında kalacağını bilsen de gideceksindir. eve dönüş yolunun şimdiden kül olduğunu bile bile…
tüm olmazlarına, aslalarına rağmen yıllar sonra karşılaştığında mantıklı tek nedenin yokken kendini onun kollarında bulduğun o rengârenk karnaval akşamı olduğu gibi.
hani düşünmüyordun, hani unutmuştun, hani hiç aklında yoktu?
elbette yoktu… ama aklında yoktu.
ruhun ve tenin arasına saklanmış anıların; saklandığı yerden ortaya çıkmak için, bir gün karşılaştığınızda onun sana dokunduğu, belki sadece eliyle saçını kulağının arkasına iteceği o kısacık anı bekleyip duruyordu.
farkında bile değildin… değildim…
şimdi düşünüyorumda… ah evet! ben düşünmüyorum, şu an sadece hatırlıyorum. üstelik ben bile değil, unutmayan şu acımasız tenim… bu yüzden yeni iz istemiyorum, yeni anı, yeni ya da yeniden bir dokunuş istemiyorum. ben… ben…