merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  1. 1

temsili demokrasi

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. aslında temsili demokrasi oligarşinin yumuşatılmış hali diyebiliriz. hem temsili demokraside hem de oligarşide yönetim halk adına bir grubun elindedir. temsili demokrasinin tek demokratik tarafı bu grubun halk tarafından seçiliyor olması ve her an değişebileceği gerçeğidir. nitekim sadece bu özellik temsili demokrasiyi gerçek demokrasiye yaklaştırmaya yeter. diğer yandan temsili demokrasi gerçek demokrasinin büyük kitleler için uygulanabilen tek şeklidir. zira milyonluk toplumlarda her bireyin tek tek fikrini almak ve değerlendirip ortak bir kanıya varmak teori de mümkün olsa da pratikte imkansız hale gelir.
    temsili demokrasi uygulamada farklılıklar olmakla birlikte dünyada yaygın yönetim şeklidir. ayrıca mesela ingiltere her ne kadar krallıkla yönetilse de avam kamarası ve lordlar kamarası olmak üzere iki adet temsilciler meclisi barındırır. avam kamarası biinen anlamda millet meclisiyken, lordlar kamarası seçkinlerden oluşan bir topluluk olması ve bu temsilcilerin değişmemesi nedeniyle oligarşik bir yapıyı andırır.
  2. rüşvetten, adam kayırmadan, yolsuzluktan, nüfuzu kötüye kullanmaktan başka hiçbirşeye yaramadığı kısa sürede ortaya çıkan yönetim biçimi.
  3. şimdi sözde birileri başka birilerinin görüşlerini temsilen yönetimde yer alır ve böylece temsili bir şekilde demokrasi işleyişi sağlanmış olur. kavramsal olarak basit bir tanımlamayla temsili demokrasiyi böyle açıklayabiliriz.

    türkiye açısından ise temsili demokrasinin durumu biraz değişiktir. türkiye'de temsili demokrasi değil temsilen demokrasi vardır. halk gider sandık başına oy kullanır. %30 oy alan parti mecliste %60 ile temsil edilir. sistemde böyle bir açık, gedik, vs. bulunmaktadır. adını ne koyduğunuz çok önemli değildir.

    fakat türkiye'nin asıl sorunu bu da değidir kanımca. bizde siyasi ahlakın çökmüş olması nedeniyle demokrasihep temsilen demokrasi olarak kalacaktır. şimdiki iktidar partisi meclisteki dağılımın daha adilane olması amacıyla bir yasa tasarısı hazırlayıp revizyona gitmeye karar verse büyük bir erdem örneği sergileyip bizim muhalefetimiz kıçından komplo teorileri uydurup karşı çıkar. iktidardan da böylesi bir erdem beklemek sanırım çok büyük saflık olur.

    netice itibariyle bizde makam sevdası ülke-millet sevdasından daha baskın durumda olduğu için hiçbir zaman temsili demokrasi de olmamıştır. vatandaşın iradesiyle iktidara yerleşen kesim de temsil ettiği vatandaşı bir süre sonra unutmuştur, iktidarı bir anlamda denetlemekle yükümlü olan muhalefet de vatandaşı unutmuştur. iktidar yerini sağlamlaştırmak amacıyla vatandaşın isteklerine kulaklarını tıkayıp kendi bekaası için önlemler alırken muhalefet de vatandaşın çıkarlarını kollamak için değil iktidarı yıpratıp sadece muhalefet olmak adına muhalefet yaparak prim yapmaya çalışmaktadır.

    günümüzde teknolojik altyapının geldiği durum düşünüldüğünde insanların doğrudan demokrasiye geçmelerini sağlayabilecek yeterliliğin olduğu az çok söylenebilir. şüphesiz bu çok kolay bir iş değildir fakat gerekli incelemer ve planlamalar yapılıp 15-20 yıllık bir süreçte devlet yönetimindeki birimlerin yeniden yapılandırılması ile doğrudan demokrasiye geçilerek temsili demokrasinin yolaçtığı sorunlar ortadan kaldırılabilir. bu konudaki en büyük çekincenin insanların eğitim düzeylerinin karar alırken oluşturabileceği olumsuz etkiler ve de karar alınması esnasında bireylerin rasyonel düşünmelerini engellemeye çalışacak etkenlerdir. bahsettiğim düzenleme ve de sistem geliştirme sürecinde bunların hepsi uzmanlar tarafından belirli geçiş aşamalarıyla uygulamaya geçirilirse türkiye şüphesiz halk iradesi bakımından dünyanın gerçek demokrasiyle yönetilen tek ülkesi olacaktır.

    (bkz: ütopya)
  4. yorum yapmadan, türkiye'den iki veri sunacak olursak;
    * meclisteki milletvekillerinin %70 ini, halkın oylarının %35 ini alan bir parti elde etmiş durumda. bu çoğunlukla da cumhurbaşkanı seçilecektir.
    * kadınların meclisteki oranı %4, nüfusta ise %51.

    temsili demokrasinin neresindeyiz? daha doğrusu gerçekte, mecliste halkın ne kadarı temsil ediliyor? sorular da cevaplar da gayet açık. anlayana...
  5. ilkokulda:
    -evet ahmet sen sınıfbaşkanısın. oyların 1/4 ünü aldın.

    üniversitede:
    -evet ahmet sen öğrenci temsilcisisin oyların 1/4 ünü aldın.

    mecliste:
    -evet ahmet sen başbakansın oyların 1/4 ünü aldın.

    öbür taraf:
    -evet ahmet sen cehennemliksin bedduaların 3/4 ünü aldın.
  6. bilindiği gibi, "demokrasi"nin bir sözlük anlamı vardır: "halk egemenliği", "halkın kendi kendini yönetmesi". kulağa ne kadar hoş geliyor öyle değil mi? daha ilkokul sıralarında öğretildi ki bu kalıplar, daha sonra büyüyünce sorgulamayalım, seçim zamanlarında oyunuzu verin, gerisine de karışmayın denircesine. sanki bir bilinçaltı operasyonu. ne yazık ki halkımız da bunu kabullendi, halkın kendi kendini yönetmesini sadece seçim zamanı oy kullanmaktan ibaret olduğunu kabullenmek zorunda kaldı.

    şimdi içinizden geçen sesi duyabiliyorum; “ee peki başka türlü bir imkan var mı, temsilcilerimizi seçmekten başka elimizden ne gelir?” elbette her yasama faaliyetinde, yürütme kararında tüm yurttaşlar bir araya gelerek karar vermemiz mümkün değil, bu problemi aşmak için de ‘temsili demokrasi’ uygulanır. bireylerin, oluşturduğu kitlelerin seçtikleri temsilcileri ile bu sisteme dahil olmaları makul bir çözüm olarak karşımıza çıkmakta. ancak uygulamada, ne kadar saf ve temiz olduğu kuşkular doğurmaktadır.

    seçim oyunlarını izleyen ‘aklı başında’ herhangi biri vatandaş, bütün bu şaşalı seçim kampanyalarının, söylemlerinin, vaatlerinin özünde, ‘bizden olmayanların’ gücüne daha fazla güç katmak için kullanılan halka ‘şeker dağıtma’ ritüellerinden başka bir şey olmadığını görebilir. kanımca adayların çoğu vatana hizmetten çok alenen milletvekili olmak isteyen insanlar. yani kendisi milletvekili olsun da gerisi önemli değil. ancak halk bunu görür görmesine de, yapacak şey bulamaz.

    insanların şunu algılaması lazım sanırım, bir oryantasyon yapılmalı bu adaylara, adayları hazırlayanlara. milletvekili olmak ile hükümet olmak apayrı şeylerdir. milletvekili partisel anlamda düşüncelerden arındırılmış olmalıdır. hizmet için orada olmalıdır. hükümete geçersen o zaman ideolojini kullanırsın. parti içi demokrasiden hiç bahsetmiyorum bile şu durumda. ha, gönül ister ki toplum sandıkta radikal bir mesaj versin cılkı çıkmış siyasete ve onun kuklalarına, ama ne yazık ki ne bu demokrasi bilinciyle ne de bu sistemde bu mümkün değil. ha ama "temsili demokrasi yanlış!" dersen de gırtlağına çökerler "bölücü" diye…

    fıkra zamanı

    “eşekler köydeki semerciden çok şikayetçilermiş. semerci hiç iyi semer yapamıyormuş. eşeklerin sırtları kanlı yaralarla doluymuş. eşekler toplanıp yeni bir semercinin gelmesi için dua etmişler. hikaye bu ya duaları da kabul olmuş ve gerçekten köye yeni bir semerci gelmiş. ne var ki bu semercide eşekleri rahatlatacak semerler yapamıyormuş. yaralar azalacakken artmaya başlamış. eşekler yine toplanıp, köye yeni bir semerci gelmesi için dua etmişler. ve gerçekten mevcut semerci köyden ayrılmış, yerine başka bir semerci gelmiş. eşekler her semerci değişikliğinde olduğu gibi yine çok sevinmişler. ama çok zaman geçmeden yeni semercinin de çok farklı olmadığını, semercilerin gittikçe daha da kalitesizleştiğini, yaralarının ise kötüleştiğini görmüşler. semerci gitmiş, semerci gelmiş. her seferinde eşekler yeni semerci gelmesi için dua etmişler. bu hikaye kaç semerci değişene kadar böyle devam etmiş bilmiyorum. nihayet bir gün eşekler toplanıp, eski semerciden kurtulmak için değil de eşeklikten kurulmak için dua etmeye başlamışlar.”
  7. jean jacques rousseau'nun toplum sözleşmesi'nden:

    "cumhuriyet halkın işidir. egemenlik temsil edilemez, aynı nedenden dolayı da devredilemez de. halkın vekilleri onun temsilcileri değildir, olamazlar da; onlar sadece halkın memurlarıdır; hiçbir konuda son kararı veremezler. halkın bizzat onaylamadığı bir yasa hükümsüzdür. hatta yasa bile değildir. temsilci meclislerinde halk özgür olduğuna inanıyor, bu vahim bir hatadır.

    onlar yalnızca parlamento üyelerini seçerken özgürdürler; üyeler seçilir seçilmez halk onların kölesi haline geliyor; bir hiç oluyor. egemenlik halktan kaynaklanır ve halkta kalmalıdır."

    (bkz: doğrudan demokrasi)
  1. 1