temiz eller operasyonu 

adana çık aradan

  1. her şey 1982 yılında hakim falcone’nin sicilya mafya’sının eroin işlerini incelemesi ile başladı. falcone, mafyanın, vatikan bankası, p2 mason locası, siyasetçi ve işadamları ile ilişkilerini buldu. ilk dalgada da 300’ün üzerinde mafya üyesini liderleri ile birlikte hapse gönderdi. bu arada intihar eden işadamları da görüldü. ardından tam siyasetçi ve işadamlarına dönüyordu ki, palermo’da mafya tarafından 350 kiloluk bir bomba ile öldürüldü. saldırıda savcı olan eşi ve 3 koruma polisini de öldüler...

    ve sonra geldik 1992 yılına... bu kez di pietro isimli savcı göreve geldi ve soruşturmayı siyasetçiler, işadamları, adliye ve polisteki kirlenmelere taşıdı... polis aralarında “başbakan ve bazı bakanların da bulunduğu” 300’ün üzerinde siyasetçi, işadamı, polis ve hakimi mahkum ettirdi. kimi suçlananlar da intihar etti. artık di pietro ismi italya’yı aşmış ve dünyada bir efsane olmuştu. onun sayesinde “mafya-siyasetçi-işadamı” üçgeni çözülmüştü.

    peki ne zaman kadar? maalesef 1994 yılına kadar...

    işte o yıl, ilerde başbakan erdoğan’ın oğlunun düğün şahidi olacak, yakın arkadaşı “berlusconi seçimleri kazandı” ve parlamentoda çoğunluğu ele geçirdi. ardından da medyanın, “berlusconi-di pietro savaşı” olarak adlandırdığı yepyeni bir süreç başladı.

    çünkü di pietro soruşturmalarını, başbakan’ın sahibi olduğu şirketleri “rüşvet vermekle suçlayıp” kapılarına dayamıştı. ama berlusconi hemen saldırıya geçti. ve bu saldırıda “sahibi olduğu büyük medya gücünü” acımasızca savcı aleyhine kullanmaya başladı. yani, istediğini yapabilmek için “iliştirilmiş medya yaratmasına gerek yoktu..”

    bu arada berlusconi, hapisteki işadamlarının cezalarını indirip suçlarını hafifletecek ve bu sayede serbest bırakılmasını sağlayacak yasa değişikliğini de hazırlattı ve bekledi. ne zamana kadar?

    dünya kupası’nda italya’nın bulgaristan’ı yenerek brezilya ile final maçı oynamaya hak kazandığı güne kadar. futbol çılgını italyanlar bu galibiyetle ile coşmuş ve takımlarının final maçına kilitlenmiş durumda başka hiçbir şey düşünmezken, berlusconi bu yasayı “meclis’ten geçiriverdi.” kimse hiçbir şeyin farkında değildi. varsa, yoksa futboldu o günler...

    aradan 3 gün geçti ve italya finalde kaybetti. hem de baggio mutlaka gol yapması gereken penaltıyı dışarı atınca italyanlar normal yaşantılarına döndüler...

    ertesi gün gazetelerde devlet hastanelerine yapılan yardımları zimmetine geçirdiği için yargılanıp mahkum edilmiş olan sağlık bakanı’nın cezaevinden bırakılmasını gösteren fotoğrafları yayınlayınca deliye döndüler... ama yapılacak hiçbir şey yoktu. “atı alan berlusconi üsküdar’ı geçmişti bile...”

    ardından di pietro siyasete atılmaya karar verdi. savcı olarak berlusconi tarafından engellenen girişimlerini meclis’te yapmaya karar verdi... kurduğu parti “italya’nın değerleri” adını taşıyordu. meclis’e girebilmek için de oyların yüzde 4’ünü alması gerekiyordu. ve işte bu noktada berlusconi bütün medya gücü ile di pietro’nun partisine saldırmaya başladı. ama kamuoyu yoklamaları savcının partisinin oylarının yüzde 4’ü geçeceğini gösteriyordu.

    bunun üzerine berlusconi öldürücü darbeyi seçime bir hafta kala vurdu. “di pietro’nun en güvendiği seçim bölgesindeki çok güçlü bir adayı kendi partisine transfer etti.” seçimler yapıldı ve savcının partisi yüzde 3.9 oy ile parlamento dışında kaldı.

    hepsi bu... kirli işler ve temiz eller gerçeği... bakın bakalım italya’da bu yaşananlar size bir şeyler çağrıştıracak mı?

    sedat sertoğlu
    (şehzade mustafa, 18.07.2008 00:36 ~ 00:37)