bir fikrin ya da eserin ifadesi üzerinde ifadenin gerçekleşmesiyle kendiliğinden oluşan hak, copyright. bu hak fikrin kendisi değil ifadesi üzerindedir. fikrin kendisine sahip olmak için daha fazla uğraşmak gereklidir (bkz: patent).
telif hakkının verilmesindeki amaç, fikir ve eser üretenlerin ürettikleri fikir ve eserlerden belli bir süre kâr motivasyonu elde etmesini sağlamak, böylece yaratıcılığı teşvik etmektir. diğer bir deyişle, telif hakkı yaratıcıya fikir ve eserin tek dağıtıcısı olma ayrıcalığını tanır. bu hak kimi ülkelerde 20 yıl, kimilerinde 70 yıl, kimilerinde 90 yıldır ve istendiğinde başka birine (genellikle bir dağıtıcı şirkete) devredilebilir.
görüldüğü gibi telif hakkı ticari bir ürünü yayma hakkını tek bir kişiye verdiği için bir tekel yaratmaktadır. son ürünler baktığınızda birbirine benzese de (kitap, cd, mp3) burada kastedilen ürün içeriktir (düşüş romanı, windows cd'si, barış manço mp3'ü). özellikle son zamanlarda patlak veren korsan sorununun da sebebi bu tekelci rekabettir. tekelin olduğu yerde korsan da olur, kara borsa da olur.
tarihteki ilk telif hakkı yasası, 1709 senesinde ingiltere'de çıkarılmıştır ve "statute of anne" olarak bilinir. yasanın amacı, yazarların eserlerinin onlardan izin alınmaksızın basılmasını engellemektir.
bu girişten sonra bir de tarihsel-sınıfsal bir analiz yapalım:
bu yasa aslında yükselmekte olan burjuvazinin en önemli zaferlerinden biridir zira bu sayede burjuvazi bir taşla iki kuş vurmuştur. kapitalizmin en önemli mucizelerinden biri üretilen malın standartlaştırılmasıdır. bu yasa sayesinde burjuvazi, herhangi bir yerde okunan kitabın ne olduğundan, ne içerdiğinden ve dahi kalitesinden emin olabilmektedir. kısacası devletin ekonomiden elini eteğini çekmesini savlayan liberaller devlet müdahelesi ile çok ciddi bir piyasa yaratmışlardır.
burjuvazinin vurduğu ikinci kuş aslında temelde ideolojik. bu yasa sayesinde hangi kitabın basılıp hangi kitabın basılmayacağı devletin ve dahi devleti kontrol altında tutan burjuvazinin denetimine tabii hale geliyor. korsan basımlar devletin kovuşturmasına uğruyor, böylece proleteryanın ne okuduğu sürekli gözlemlenebiliyor.
öncelikle gazete çıkarıyor zira gazete hem göreli olarak daha ucuz hem de kitlelere kolaylıkla ulaşabiliyor. propaganda gücüne değinmeye gerek bile yok sanırım!
ikinci olarak da burjuvazinin yarattığı bu kanunu kendi lehine kullanmaya çalışıyor. şaheseri das kapital'i basıma gönderirken, engels dayımıza "umarım bu kitabın telif hakları ile bütün borçlarımı ödeyebileceğim" mealinde oldukça naif mektuplar yazıyor. peki, kitabın telif hakları ile borçlarını ödeyebiliyor mu? ne yazık ki hayır!..
lafı toparlayacak olursak, bu yasa yeni bir çağın dönüm noktasına tekabül ediyor. bu yasa modern kapitalist toplum içerisinde kök salıyor ve aradan yıllar yıllar geçtikten sonra "trade related intellectual property rights" denilen şeytan icadı ile bugün bile milyonların canını yakmaya devam ediyor.
şöyle birşeydir bu meret.
kitapçılar, plak şirketleri ölürler biterler telif hakkı diye, korsana karşıyız diye. last fmmyspace incir çekirdeğinin molekülü nedenlerle kapatılır.
ardından tutarlar; bir fotografçının fotografını kitap kapağında kullanırlar. bir de bakmışsın ki fotografçının fotografının kitapta kapak olduğundan haberi bile yoktur.