1. pokemonlardan önce yayınlanan dört tane dunkofun bir saatlik yaşamını içeren belgeseldir.
    evde 2 kardeşin yaşmış olduğu bir diyalog
    k.k.: küçük kardeş
    b.k.: büyük kardeş

    k.k: abi koş bitti teletubbiesler
    b.k: aptal bebekler bir dakika bile görmeye tahammül edemiyorum
    b.k: şimdi pokemon çıkacak
    (bu arada teletubbiesler kendi sığınıkları mağaradan çıkmaya başlarlar, güya gitmek istemiyorlar)
    k.k: hazziktir
    b.k: noluyo lan manyak mı bu dunkoflar niye geri çıkıyorlar
    k.k: abi walla gittilerdi ya
    b.k: olum bilmiyo musun bunlar 2 kere bu mağaraya girer 3 kere buradan çıkarlar. kaç kere tembihledim sana di mi? gel lan buraya
    k.k : abi tamam vurma yaa....

    en sonunda sımsıkı sarılırlar ve kendi adlarını söyleyerek mağaralarına inerler
    örnek: lala mağaraya iniyor
    tinkibinki mağaraya iniyor gibi bir sürü zırvalıklar...

    ve sonunda pokemon başlar, abi kardeş mutlu mesut çizgifilmi izlemeye başlarlar.
  2. türk televizyonlarında artık göremediğim,ama bbc prime'de öğle ve sabah kuşağını yakaladığım eğlenceli program..40 kere tekrarladıkları cümlelerle ingilizce pratik yaptırıyorlar ve arada sırada karınlarındaki ekranlardan faydalı şeyler izletiyorlar(2kere de olsa faydalı faydalıdır)..aynı zamanda teletubbies kekleri mi pastaları mı ne vardı tuhaf bişeydi;bir de herşeyi yutan süpürgeleri..
    uzun süre izlenmeyecekse gerçekten komik ve eğlenceli program,ingilizce olması da faydalı oluyor;insan orada denilenleri anlayınca 'vayyy bee ingilizcem de süper' diyor en azından ego tatmin edici..özellikle en sonunda çıkan bebek güneş programdaki en tatlı şeydir..
  3. karnında televizyon olan bir yaratık tasarlayabilen yapımcıları hayal güçlerinden ötürü kutlamak gerek.

    ayrıca arthur c. clarke ustanın kitaplarında bahsettiği üzere uzaylılar bizim hakkımızdaki bilgileri öncelikle uzaya saçılan televizyon yayınlarından alabilirler, eğer ki hakkımızda bilgi toplarlarken bu programa denk gelirse vay halimize.
  4. 4 adet renkli, oksimoron su balonu , bir adet astımlı süpürge , bol bol tavşan ve bir de kendini güneş sanan bebeğin bulunduğu program. çocukların "anıran bebeği görüceeem" nidalarıyla güneşi seyretmeleri ve kör kalmaları işten bile değildir.
  5. teletabi'lerin yaşamları çok ilginçtir. karakterleri tanıtalım, tilki siki - sipsi - lale - pok olaraktır. ayrıca kendileri satanisttir.
    -çok ciddi spoiler-se05ep17-
    sipsi, lale'ye asılıyor gibi geldi bana.
    pok sıkutır'ıyla gezerken ayağı takılıp düşmüştü ve geçen bölüm en heyecanlı yerinde kalmıştı. işte bu haftaki bölümde pok'tan hiçbir görüntü gösterilmedi, bir hafta daha bekleyeceğiz.
    -çok ciddi spoiler-se05ep17-
    (bkz: çok sıkılıyorum be sözlük)
  6. dün gece televizyon açık uyumuş kalmış olduğum koltuktan sabahın köründe "titsi putis ho lo po teletubbies" şeklinde anlamadığım bi müzikle uyandım.bir de şarkıda önce ince sesli biri titsi putsi gibi bişey söyleyip sonra yerini bariton bir arkadaşa bırakıyo.bu böyle vokal şeklinde devam ediyo.noluyo hayırdır diye uyanıp televizyona baktığımda sonradan adının pok olduğunu öğrendiğim pok yiyen teletubbies michael jackson şarkısı eşliğinde dans etmekteydi..sabah sabah bünye sarsıldı,lakin lanet şarkı dilime de takıldı.sabahtan beri ofiste "titsi putis ho lo po teletubbies" diye içimden şarkı söyleyerek geziyorum..
  7. çocuk beynini uyuşturduğu tarafımdan test edip onaylanmış çocuk programıdır. şöyle ki; senee 1999, bizim kız* mama çağında, ama iştahsız. bu program da mama yiyeceği saate denk geliyor ve çocuk o saatte ekrana kilitli, ağzına ne versen yiyiyor, ne bir itiraz, ne bir geri püskürtme, gözler zaten ekrandan ayrılmıyor ve ağız sürekli açık, yedir babam yedir. itiraf etmeliyim ki o dönem anneleri için epey işe yaradı bu teletabiler.
    (bkz: psikopat anne modeli)