tekvin   

adana çık aradan

  1. arapça yoktan varetmek anlamına gelir. allah'ın sıfatlarından biridir. cabir ibn hayyan'ın da amaçlarından birinin bu olduğu yani laboratuvar ortamında hayat üretmek olduğu söylenir fakat cabir ibn hayyan kitaplarını sadece kendisindenders alanların anlaması için genelde simgelerle dolu ve hatta şifreli bir dille yazdığı için bu muhtemelen onun eserlerini donradan okuyanların bir yanlış alamasıdır.
    (easy company, 01.12.2005 13:37 ~ 13:37)
  2. tevrat'taki yaratılış kitabı'nın eskiden yaygın olarak kullanılan adı.
    (cerceve, 09.01.2006 22:15)
  3. enis batur'un bir şiiridir..
    biraz otobiyografi, biraz da intihar mektubu kokar..

    çok uzundur, hepsini yazmak istesem de alıntılar yapacağım sadece..


    dört bir ucundan
    tutuşmuş
    muş yerküre , bana ne : je fe sö kö je pü mua
    gözlüyorum teleksi :
    iskelet ,
    çıkıyorum çıkın kınımdan
    bir kılıç ki kesip durduramıyor
    ateşi
    kör,pas,çürük,leş yemyeşil
    bir tutku
    geçmişte kalan.

    ...

    kimim ben
    ve ne arıyorum korun
    merkezinde ? yitip gidiyor soru
    daha onu ona sorduğum an ,
    belki gidip anlamını arıyor
    henüz ateşin değmediği bir yerde ,
    belki de yanıyor
    işaretine takılan serseri
    bir kıvılcımla .
    sordum bu soruyu ben şimdi
    ve kendim dönüştüm o an
    bir soruya ,
    dönüp bir halden ötekine
    çevirdim bütün kelimeleri :
    bir karşılık aradım karşılıksız
    içimden yükselen ünleme .
    let’us go then you and ı
    kaldıysa siktirip gidecek bir yer
    you and ı
    yani ben ve öteki
    yani ben ve ben yani
    içimdeki kinci ikinci.

    ...

    beni mi arıyor şimdi ,
    beni mi arayacak birazdan ,
    unutabilir mi beni benden
    ayıran saydam hakikatı ?
    kem melek : yeni , yepyeni
    bir kelem imparatorluğunun
    sınırından yeni geçtim : ara ,
    esirge şimdi beni !
    işte belgelerim : pasaportumda
    uzak rıhtımlar için sonsuzluk vizeleri ,
    kafakağıdımda silik , güvenilmez
    bilgiler : doğum yeri : kakania ,
    istikamet : kastalien ,
    baba adı okunmuyor , ana meryem ,
    harfler mezhebinden ,
    ölüm tarihi belli .
    bir de aşı kağıdı: kayıtlıdır
    her türlü mikrobun hanesinde
    diye yazmış mor morg bekçisi ,
    nereye gidebilirim bütün bunlarla
    elimde ? aşabilir miyim sedleri
    fotoğraflarım
    profilden kayıtsız
    önden küstah ve boşgurur dolu
    doldururken elektronik arşivleri ?

    ...

    yanıyorum ,
    yanıyorsunuz ,
    yanıyor yavaş yavaş herşey ,
    kıvrılıyor kağıtlar, evler tütüyor ,
    dörtbiryandan yükseliyor ısı.
    inin otobüslerden , diyorum ,
    atlayın pencerelerden ,
    terkedemeyeceğiniz bu gemiyi
    ne olur söndürün .

    ...

    kaldım burada
    ve uzaklaştım hergün çıkış
    noktamdan : sayıldı herkes de
    farkedilmedi yokluğum .
    sanıldı ki gibiydim ,
    sanıldı ki aynıydım ,
    eşit ve benzerdim ,
    sanıldı ki kadından doğma
    bir safra ve sevda alaşımı ,
    kan ve kasnak bütünüydüm :
    kimse farketmedi ayrıldığımı .

    ...

    ve topluyorum usul usul ,
    derişiyorum binlerce usulde ,
    katlanıyor içimde
    dışımda açılan anlam varakları .
    ayetler : yol göstermiyor.
    ayetler : çağırmıyor hiçbiri
    hiç kimseyi hiçbir ibadete.
    ayetler : kara süt dolu memeler
    gibi yırtılmış sessizlikten söküp
    getiriyorlar peçeli hakikatı .
    aracı değilim ben
    ey konup geçen
    dağladığım som satırlara :
    elçi değilim beni aşan
    bir kaynağın giz tohumuna :
    benim konuşan burada ,
    benim susan , konuştuğum an
    benden taştığında .
    gecenin çekirdeğinde bir arayış ,
    şafağın tekvininden
    akşamın inişine dek içe kapanış
    ve yıllar yılıdır uykusuz ,
    niyetli , geçirgen bir gövdede
    toplanmış arı söz : benim
    konuşan hala kim olduğunu
    bilmeden.

    ...

    kaçıp gidebilir mi yoksa
    kalemimin önünden o telaşlı
    harfler ve oynadıkları büyük ,
    yabanıl kumar ? ezilir miyim
    kaldırdığım kayanın altnda
    kalır mı göçmen tinimi
    taşıyan bu fakir , çelimsiz gövde ?

    ...

    kim sayıyor peki
    bütün sayılabilecek olanları , kim
    eksiltiyor artabilecekken
    önümüzden geçen bu seyrin tortusunu ?
    benim işim değil belki
    olup bitene bir anlam aramak ,
    benim elimde değil
    birkaç gün sonra olabilecek bir kazaya
    uzanıp buradan
    başka bir yön vermek .
    defterim açık önümde ve kıyasıya
    beyaza çekiyorum öylece : bir an
    çekilsem masadan
    başka bir kaza
    daha sert bir kavisle geçecek
    berikinin yerine
    diye
    uykusuz , aç ve gündüşüne tutsak
    yazıyorum .
    yazıyorum : önümde ışıklı küre ,
    bir uçtan ötekine
    panoramada ki her tınıyı , her deviyi ,
    toplu başeğmeleri ve kişisel isyanları ,
    onur ve katlanmışlık kutuplarına
    dağılmış esrarlı bir dengeyi ,
    yıkılan ve direnen görkemi yazıyorum .

    ...

    üflüyorum ve bilmiyorum
    can mı
    sur mu nefesimin doldurduğu
    isim , sönüyor mu ateş
    yayılıyor mu
    görmüyorum ,
    görmüyorsunuz
    görmüyor kimse
    gecenin gündüzden ayrıldığı
    sınırda zamanın bomboş oyununu .
    gelin öyleyse : başlıyor tören ,
    başlıyor gövdemi tinimle
    yüzleştirecek görkemli kan
    operası : sökün edin hepiniz
    nan ve kör , tutsak ve sağır
    gerilin açtığım perdeye
    en yüksek perdeden inen
    sesle :
    kün !
    (melagrana, 11.06.2008 13:27)