belki ilginizi çeker
  1. · tutmayın küçük enişteyi
  2. · fight club
  3. · kayser sozer başlıklarının altına paso bkz vermek
  4. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · dünyanın en güçlü 500 müslümanı
  2. · annelerin yakışıklı anlayışı
  3. · yeşim salkım
  4. · kapının önünde bir yığın misafir ayakkabısı görmek
  5. · annenin gençlik fotoğrafları
  6. · colin kazım richards
  7. · beşiktaş ile fenerbahçe taraftarı arasındaki fark
  8. · blackboard
  9. · love is as good as soma

tekme tokat dayak yemeyi arzulamak  

  1. hayatımda hiç sağlam bir dayak yememiş olmanın yarattığı psikolojik bozukluğu onarma ihtiyacı. kişisel gelişimimi tamamlama isteği. karakteri törpülemek. sürekli bi havalar ne oldum delisi haller filan... olmuyor yahu böyle... yaşım da ilerliyor. halbuki ortaokul ya da lise yıllarında şöyle adamakıllı bi sopa yeseydim ne tatlı olurdu ya. erken yaşta tadardım bu duyguyu. kaşıntımı alırdı. götümü yere indirirdi. ne kadar geç olursa o kadar koyar çünkü adama. her geçen dakika aleyhime işliyor. acilen ağzımın burnumun dağıtılması gerek.

    üniversitenin birinci sınıfı... her zamanki gibi gene çok zıplıyorum. durduran yok tabi.. kantindeyim. yeni sınıfımdaki yeni arkadaşlarımla 3 ya da 4.haftam. ellerindeki kızarıklıklardan-onlara dair duyduklarımdan-kızın tuhaf ruh hallerden anlamıştım zaten manyak ilişkilerden birini yaşadığını. sevgilisi psikopattı. şu kıskançlıktan döven-söven-çılgına dönen tiplerden. kız da pek normal sayılmazdı hani. ama işte dediğim gibi beni şu ana kadar hiç akıllandıran olmadı.

    hiç unutmuyorum yaşar'ın en sevdiğim şarkısı "aldanırım" çalıyor. kız kolunu omzuma doğru atmış. sarılma değil ama. ben de zaten sonradan fark ettim o kolu. gülerken-eğlenirken- masadakiler birbirini sararken o girdi içeri. ama ne girmek. ben bile hayran oldum valla. baştan aşağı siyah giyinmiş. sert bir yürüyüş. direk hedefe odaklanma. kızı tuttuğu gibi sürüklemeye başladı. bana da "şununla işim bitsin sıra sende" dedi. hademeyi, ah pardon temizlik görevlisini, ya da yok temizlikten sorumlu olan kişiyi malzeme odasından çıkartarak kızı soktu ve dövmeye başladı. seslerden anlaşılıyordu tabi bu. canlı görme imkanımız yoktu.

    masadakilerden birine, ki hem kızın hem çocuğun arkadaşıydı bu çocuk, "söyle ona meydanda bekliyorum ben" diyerek binadan çıktım. ulan bu manyak kızı döverken bari bir kaç kişi toplayım etrafıma, karşısına yalnız çıkmayım, bir sürü arkadaşı var diyorum kendi kendime. kaçma gibi bir planım yok. daha önce hiç kaçmadım çünkü. koskoca okul. kimin nerde hangi derste ya da kantinde olduğu belli değil. millleti arayıp "ahmet naber. iyi işte ne olsun. şeyy ben birinle kavga edicem de az sonra. gelme imkanın var mı? hııı. evet." diyecek halim yok. hayatta yapamam bunu. anca böyle bön bön dolanırken tesadüfen çıkmış gibi olacak karşıma ve halimden kıllanıp "ne iş ya?" diye soracak, ben de cool bir havayla "önemli değil. bir mevzu var da onu halledeceğim" filan diyeceğim.

    5-10 dakika içinde, yani telefonum çalana dek kimseye rastladım. "ya abi seni bekliyor bu. boşver gelme. sonra hallederiz. ben girerim araya." dedi ortak sayılan arkadaşımız. ondan sonraki sahneler asla çıkmaz zihnimden. ben böyle bayır tarafından geliyorum. yokuş aşağı iniyorum yani. o ise kararlı adımlarla yokuş yukarı çıkıyor. 25-30 metre kala ikimizin de imgesi canlanıyor önümde. bir sürü kare geliyor gözüme. ikimizi de bir film kahramanı olarak hayal ediyorum. siyah uzun ceket-yine siyah klasik bir ayakkabı-boy pos endam had safhada-omuzlar bakışlar ruh hali alabildiğine geniş-tam bir miroğlu havası. ben ise bodrum'da bir barda çicekli gömleğiyle dans edip sonra da nusret abinin yanına giderek "bodrum yanıyor valla" diyen altanım. üzerimde çicekli gömlek yok ama, kırmızı bir sweat shirt-spor ayakkabı-aynı oranda rahat bir kot kombinesyonu da aynı işlemi görüyor. ben de onun gibi korkutucu görünmek istiyorum ama olmuyor yahu kırmızı kırmızı.

    5-6 adım kala tamam bu herif bana yumruğu koyacak, ben yere düşeğim, kapaklanmam, araya girmeler, o esnada alacağım bir kaç darbe, onları tasarlıyorum kafamda. kavgada sinir-hırs önemli. gerisi fasa fiso. bu herifin zaten normal şartlarda beni dövmesi gerek. ne bileyim pazar sabahı sucuklu yumurta yerken ben sinirden kudurmuş bir şekilde onu kıstıracağım ki anca şartlar eşit olsun. halbuki şimdi öfkeden salyalar akıtarak sevdiceğine göz koyan birini dağıtma arzusunda. bilirim o duyguyu... ben ise değil sinir, kızgınlık filan, akşamki halı saha maçına düşünen bi rahatlık-duyarsızlık-gamsızlık modundayım.

    2 adım kala "he herif koydu şimdi" derken bir anda koptu kare. tekrar yerine geldiğinde bir elimle kafasını sıkıştırmış, diğer elimi de yumruk yapıp vurma şekli almıştım. kendimle gurur duydum. çevremiz sarılıydı. onun arkadaşları tarafından. ama allahları var hiç biri vurmadı bana. adam kolumun altında sıkışıp kalmıştı. vurmadım. ayırdılar. "ne zamandır duyuyorum. ne şerefsiz bir adamsın sen ya. bırak bu arkadaş ayaklarını..." filan bağırırken bir yandan da sıyrılıp kurtulmaya çalışıyor. ben hala kavga modunda değilim ama. sıkılıyorum. yine de sahne bozulmasın diye "insanlara şerefsiz demek, karalamak kolay. bunun hesabını vereceksin lan." diye söylenip beni tutanları itmeye, onlardan kopmaya çalışıyorum. ikimizde de manasız kısa koşmalar... ah o de ne! bizim 1:65'lik süzme. o kalabalıkta bana ait olan tek kişi, arkadaşım, herifin yanında, onu tutanlardan biri. "siktir et ya bu ibneyi. değmez. ağzına sıçtığımın çocuğu" filan şeklinde hem bana küfür ediyor hem çocuğu tutuyor.

    gene dayak yemedim. hep böyle oluyor. bir şekilde sıyrılıyorum. hadi onu es geçtim. herifi nasıl öyle farkında olmadan etkisiz hale getirdiğimi düşünerek böbürlendim bi de. hiç uzak doğu sporu öğrenmeden demek ki içgüdüsel yapabiliyorum bunu, doğuştan kabiliyetliyim dedim kendi kendime. daha da havalandım.

    -ulan göt niye benimle değildin? ne yapıyordun lan o herifin yanında?
    -abi seni tutmamın bir anlamı yok ki. onu tuttum ki vurmasın sana
    -peki niye sürekli küfür ettin bana?
    -hiç öyle içimden geldi. inandırıcı olsun istedim.
    -siktir lan.

    üç gün sonra arkadaşıyla karşılaştım. kavga anını anlattı. herifin ayağı sokak lambasının demirine takılıp kaymış ve yere doğru kapaklanırken bana doğru düşmüş, ben de tutmuşum. kimse fark etmemiş ama. başkası olsa ne yapar? ulan ucuz kurtulmuşum diyerek daha dikkatli hareket eder bu olaydan sonra. peki ben ne yaptım? bak işte allah bile benim yanımda... hiç bir şey olmaz bana... alemin kralıyım lan... kesin sağlam dayak yemem lazım dövün beni.
    (kayser sozer, 23.03.2007 11:30 ~ 18:35)
  2. (şizofren ev kedisi, 23.03.2007 11:55)
  3. tekme tokat dayat atmayı arzulayan kişinin arzusunu yerine getirmek
    (julian apostate, 23.03.2007 22:25)
  4. (bkz: kaşınmak)
    (assyrian, 23.03.2007 22:38)
  5. (bkz: mazohist)
    (kunduz, 23.03.2007 22:46)
  6. (bkz: fight club)
    (bosvermis bunye, 23.03.2007 22:55)
  7. (akarui, 23.03.2007 23:00)
  8. (bkz: olur öyle)
    (hendryx, 23.03.2007 23:11)
  9. götü tavan yapmış bir bireyin serzenişi. herkesin doğduğunda götüne bir iki tokat atılır. bu hayatınızın bir daha asla eskisi gibi olmıyacağının bir göstergesidir. eski, rahat anne karnından çıkmışsınızdır sonra ağlamaya başlarsınız acizlikten, elinizden bir şey gelmez. bu şekilde dayak yemek isteyen adama da gün gelir bi şey(gözünü kan bürümüş bir birey, hayat, hayvan, ...) öyle bir döver ki....

    (bkz: sıçtı cafer bez getir.)
    (acemişansı, 20.06.2007 09:18)
  10. kemal sunal'ın bir filminde patronunun yaptığı eylem. önceleri dayak atarak stres atan kahramanımız, kemal sunal'ın pataklamasından sonra dayak yiyerek stres atmaya başlamıştır...
    (zeynepp, 20.06.2007 12:44)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil