tekkelerde yetişenlerden zünnûn-i mısrî, ahmed yesevî, hallâc-ı mensûr, mevlânâ celâleddîn-i rûmî, yûnus emre, erzurumlu ibrâhim hakkı gibi sayısız büyük velîler, yaşadıkları asırlara, eserleri ve yaşayışlarıyla mühürlerini vurmuşlardır. bu büyükler, insanlık târihinin şeref levhalarıdır.
tasavvufun kurumlaşmış hali olan tarikatların eğitim merkezi görevini gören binalardır. tekkeler, tasavvufun kişisel bir eğitim yolu olmanın yanı sıra, toplumsal bir yön de kazanmaya başlamasıyla ortak bir mekâna ihtiyaç hissedilmesi üzerine miladi 12.-13. yüzyıllarda tarih sahnesinde görülmeye başlamıştır.
tekkeler, büyüklük-küçüklük ve bazı özelliklerine göre çeşitli isimlerle anılırlar. örneğin büyük tekkelere dergâh, küçük tekkelere zâviye denilir. tekkenin ait olduğu tarikâtın kurucusunun yani pîrin medfûn olduğu tekkeye ise âsitâne denir.
yapı itibariyle, birbirinden çok farklı tekkeler olmakla beraber genellikle, tarikatın toplu zikrinin yapıldığı ve vakit namazlarının kılındığı bir meydan, mutfak, dervişlerin çile çektikleri hücreler, şeyhin kaldığı ev, tarikatın önceki şeyh ve bazı dervişlerinin bulunduğu mezarlık tekkelerin ana bölümlerindendir.
argoda esrar içilen yer anlamında kullanılır. böyle denmesinin sebebi de bazı heterodoks dervişlerin bağlı bulundukları tarikatların (cavlakiler gibi.) tekkelerinde esrar yetiştirip içmeleriymiş.