marmara denizinin kuzeybatısında, trakya topraklarında yer alır tekirdağ. 8 ilçe, 24 kasaba ve 273 köy olmak üzere 306 yerleşim ünitesinden meydana gelmiştir. hep sessiz, hep sakin, hep reklamsız kalmıştır tekirdağ. üzümü, ayçiçeği, kirazı ve kızları güzeldir. üzümü güzel olan şehirlerin kızları da güzel oluyor nedense...
bir şiirle anlatalım tekirdağ'ı...
bir şehri durgun yaşamak nasıldır bilir misiniz?
rüyada ansızın düşe uyanmak
alem-i kevn'den, ührevi aleme uzanmak
bir kadına sevdalanır gibi sevdalanmak
alnından öpmek uyandığında kızıl aleme
diğer kızıl aleme daldığında uğurlamak,
marmara'nın gizemine, yıldız'ın eteklerine...
bir şehre aşk kadehinde dalmak nasıldır bilir misiniz?
bade-i aşk! bitmez tadları yakalamak
bir bağ güzeli gibi tekirdağ'ı yaşamak...
bir bağ bozumu gibi burulmak,
şarap kadehinde şehirle dibe vurmak...
liman sayfiye ışıklarıyla unutmak dünü
bir balıkçı tezgahında tuz kokmak
çaydaki demde, ortak koşmak bugüne...
heredot'un haritasında iz sürerek aramak sevgiliyi,
bisanthe'ye keşfetmek, rodosto'ya giydirmek tarihi kıyafetini.
ansızın uyanmak atlas'ın güçlü kollarında dünyaya,
sevgiliyi, tekirdağ adıyla bugünde bulmak...
ve kırıldığında gönül hanenizdeki kadehiniz
eteklerinde anason kokusunu duya duya ağlamak
nasıldır bilir misiniz?
artemis'in yatıyla düşmek trakya'nın okuna
4. murat'ın sürgünü paşa halil misali
sürgün sürgün aşık olmak tekirdağ'a...
rakoczi gibi sabah ayazını meltem sanmak...
binmek altın yeleli bir tarih atına;
yavuz'la selim'in karşılaştığı ovaya
paşa süleyman'ın zafer naralarına
evliya çelebi gibi seyahat diyarımın son durağına
binmek altın yeleli bir tarih atına
tırıs gitmek şehrin vurgun şarhoşluğuyla
dörtnala koşmak trak'larla...
sevgilinin efsunkar yüzünden yıldız koparmak
bir yıldız gibi aydınlatmak tarihi tekirdağ'da..
üç kemaller diyarıdır bu şehir.
bazen çocuğu namık kemal ile iftihar eder
bazen mustafa kemal ile harflere hükmeder
bazen yahya kemal'i ile yollara düşer...
en umutsuz anınızda hüseyin pehlivan'ı silkiniverir,
umutsuzluğu, üzüntüyü sevmez bu şehir
en kızgın olduğunuz anda
bir gemi çığlık çığlık şarkı patlatıverir...
lakin geceyle gündüzüne derman olmaz bu şehir
rüz-u şeb hep kıskançlık halindedir
gündüz, güneşle raks eder, deniz emir eridir
geceleri, aya teslim, deniz yakamozlara emir verir..
sanat alemine hayıflanmaktır
kelam etmediysen, resmetmezsen alır başını
şarköy'ün buruk sularına
kendini gömer bu şehir...
fasl-ı fül mevsimi ansızın güler ona;
kiraze sultan hazırdır festival kutlamalarına
kirazlarla süslenmiş bir sevgili baharda
bahar kendini haziran kollarına bırakınca
yaz neşesiyle güler şehrim festival edasında...
hazanda bir başka güzeldir tekirdağ
saçları ağarmış bir kadın gibi
yokuşta bekleyen şehitlik tepesi gibi
biraz mahrur, biraz buruktur tekirdağ
bergüzar kalan kalabalığını bekler bir kez daha
alır üzerine beyaz şalını hazan sonunda
gelinliğiyle kral yolu'nu geçer, kavuşur sevdaya tekirdağ!
bir gün denizin med-cezirine kapılırsanız
üzüm kokan yere gelin...
kiraz neşesini görürseniz
anason kokusunu takip edin...
ve denizin şarkı söylediği yakamoz rengi düşlere düşerseniz,
bir kadın siluetine doğru gelin
upuzun duvağıyla masum bir gelin
hazan mevsiminde ak saçlı bayan
halden hale zarif bir kadına doğru gelin...
artık siz de doğanın kabullenemediğini, kabul edin...
kurduğum kelamların yetersizliğinden o beni affetsin
siz de affedin...
bir med-cezir sizi buraya atarsa
anlatmaya çalıştığım diyardan lütfen devam edin...
*