çerkezköy cıvarlarında sokak sokak fabrikalrı olan, buraları gördüğüm zaman sanki türkiyenin sanayi kalbi burda atıyor allahım tepkisini vermeme neden olan, genellikle soğuk havanın ve ya sıcak havanın geldiği müjdesini bize önceden ileten güzel yurdumun sosyete açısından biraz az gelişmiş şehri..canı sıkılıyor insanın yapacak bişey yok oralarda..
(bkz. balkanlardan gelen soğuk hava dalgası)
coğrafi konumu,kültürel yapısı,hava şartları itibariyle yaşanabilirliği yüksek olan bir sahil kentidir.. üretim açısından tükiye de önde gelen şehirlerdendir zira;çorlu civarında fabrika yapılmamış geniş bi alan göremezsiniz.. insanları sıcak, rakısı souk, kızları güzeldir..
marmara denizinin kuzeybatısında, trakya topraklarında yer alır tekirdağ. 8 ilçe, 24 kasaba ve 273 köy olmak üzere 306 yerleşim ünitesinden meydana gelmiştir. hep sessiz, hep sakin, hep reklamsız kalmıştır tekirdağ. üzümü, ayçiçeği, kirazı ve kızları güzeldir. üzümü güzel olan şehirlerin kızları da güzel oluyor nedense...
bir şiirle anlatalım tekirdağ'ı...
bir şehri durgun yaşamak nasıldır bilir misiniz?
rüyada ansızın düşe uyanmak
alem-i kevn'den, ührevi aleme uzanmak
bir kadına sevdalanır gibi sevdalanmak
alnından öpmek uyandığında kızıl aleme
diğer kızıl aleme daldığında uğurlamak,
marmara'nın gizemine, yıldız'ın eteklerine...
bir şehre aşk kadehinde dalmak nasıldır bilir misiniz?
bade-i aşk! bitmez tadları yakalamak
bir bağ güzeli gibi tekirdağ'ı yaşamak...
bir bağ bozumu gibi burulmak,
şarap kadehinde şehirle dibe vurmak...
liman sayfiye ışıklarıyla unutmak dünü
bir balıkçı tezgahında tuz kokmak
çaydaki demde, ortak koşmak bugüne...
heredot'un haritasında iz sürerek aramak sevgiliyi,
bisanthe'ye keşfetmek, rodosto'ya giydirmek tarihi kıyafetini.
ansızın uyanmak atlas'ın güçlü kollarında dünyaya,
sevgiliyi, tekirdağ adıyla bugünde bulmak...
artemis'in yatıyla düşmek trakya'nın okuna
4. murat'ın sürgünü paşa halil misali
sürgün sürgün aşık olmak tekirdağ'a...
rakoczi gibi sabah ayazını meltem sanmak...
binmek altın yeleli bir tarih atına;
yavuz'la selim'in karşılaştığı ovaya
paşa süleyman'ın zafer naralarına
evliya çelebi gibi seyahat diyarımın son durağına
binmek altın yeleli bir tarih atına
tırıs gitmek şehrin vurgun şarhoşluğuyla
dörtnala koşmak trak'larla...
sevgilinin efsunkar yüzünden yıldız koparmak
bir yıldız gibi aydınlatmak tarihi tekirdağ'da..
üç kemaller diyarıdır bu şehir.
bazen çocuğu namık kemal ile iftihar eder
bazen mustafa kemal ile harflere hükmeder
bazen yahya kemal'i ile yollara düşer...
en umutsuz anınızda hüseyin pehlivan'ı silkiniverir,
umutsuzluğu, üzüntüyü sevmez bu şehir
en kızgın olduğunuz anda
bir gemi çığlık çığlık şarkı patlatıverir...
lakin geceyle gündüzüne derman olmaz bu şehir
rüz-u şeb hep kıskançlık halindedir
gündüz, güneşle raks eder, deniz emir eridir
geceleri, aya teslim, deniz yakamozlara emir verir..
sanat alemine hayıflanmaktır
kelam etmediysen, resmetmezsen alır başını
şarköy'ün buruk sularına
kendini gömer bu şehir...
fasl-ı fül mevsimi ansızın güler ona;
kiraze sultan hazırdır festival kutlamalarına
kirazlarla süslenmiş bir sevgili baharda
bahar kendini haziran kollarına bırakınca
yaz neşesiyle güler şehrim festival edasında...
hazanda bir başka güzeldir tekirdağ
saçları ağarmış bir kadın gibi
yokuşta bekleyen şehitlik tepesi gibi
biraz mahrur, biraz buruktur tekirdağ
bergüzar kalan kalabalığını bekler bir kez daha
alır üzerine beyaz şalını hazan sonunda
gelinliğiyle kral yolu'nu geçer, kavuşur sevdaya tekirdağ!
bir gün denizin med-cezirine kapılırsanız
üzüm kokan yere gelin...
kiraz neşesini görürseniz
anason kokusunu takip edin...
ve denizin şarkı söylediği yakamoz rengi düşlere düşerseniz,
bir kadın siluetine doğru gelin
upuzun duvağıyla masum bir gelin
hazan mevsiminde ak saçlı bayan
halden hale zarif bir kadına doğru gelin...
artık siz de doğanın kabullenemediğini, kabul edin...
kurduğum kelamların yetersizliğinden o beni affetsin
siz de affedin...
bir med-cezir sizi buraya atarsa
anlatmaya çalıştığım diyardan lütfen devam edin... *
sınırları dahilinde bulunan namık kemal dinlenme tesisleri'nde tuhaf bir namık kemal heykeli olan şehirdir. bu heykelin elleri kafanın yaklaşık iki katı genişliktedir ve yıllardır da belediye bu tesise "sen ne yaptın kardeşim,bu ne biçim heykel" dememiştir.
marmara denizine kıyısı olan, güzel bir trakya şehridir. ayrıca trakyanın bir numarası çorlu gibi bir ilçesi de vardır ki, çorlunun yanında tekirdağın pek esamesi okunmaz.
*köfte , rakı tamam da bir de peynir helvası vardır ki çok güzeldir.
*trakya üniversitesi bünyesindeki ziraat fakültesi bu ilde bulunur. fakat şu sıralar bir de namık kemal üniversitesi yapım aşamasında , şu anki askeriyenin(tugay) yerine yapılıyormuş.
*kumbağ , değirmenaltı , dereağzı , altınova ve topağaç gibi yüzülesi mekanları da mevcut(idi).
*sessiz sakin bir yaşam sürmek isteyenler için idealdir; eğlenmeyi , gece hayatını vs. seven insanlar ise yanından bile geçmesin.
*çarşı diye tabir edilen bölümü , yani mağazaların toplandığı yer yürüyerek 10 dakikada geçilebilecek kadar küçüktür.
*ilçeleri ; muratlı , malkara , şarköy , hayrabolu , saray , çorlu , çerkezköy , marmara ereğlisi ve merkezdir.
*çorlu ilçesi tekirdağ'dan daha çok bilinen bir yerdir , merkezden biraz daha gelişmiş olmasına bağlanabilir.
*ayrıca vatan şairi namık kemal'in doğum yeridir.
*adına festival bile yapılan bir meyvesi vardır fakat bu meyve en pahalı tekirdağ'da satılır.*
*aydoğdu mahallesi vardır, giden bilir detaya girmeyelim..
konumu hakkında bilgi sahibi olmayan insanların ısrarla lüleburgaz'ı bağladıkları, köfte yerken mutlaka denize nazır takılmanız gereken ve yoğurdunu yemeden uzaklaşmamanızın tavsiye edildiği trakya bölgesi şehirlerinden en hareketli olanı.
köftenin özcanlarda yenmesi gereken çorlu'nun bağlı olduğu il. ufaktır,herkes birbirini tanır.yokuşlu filan biryerdir burası.ideal memur şehri konseptine sahiptir.deniz kenarında içmek zevklidir.lakin şoparlara para verilmemelidir, çünkü verilirse bir daha verilmek zorunda kalınır.
hayatımın er karmaşık zamanında istanbuldan ve herkesten nefret ederken 3 günlük bir kaçamak yaptıgım ve benim kendime gelmemi saglayan huzur veren küçük şirin yer (bkz: huzur)
ılıman iklimi kadar ılıman bir halka sahip olan ,kış aylarında huzur evi görünümüyle can sıkıcı olsa da yaz aylarında pek çok aktivite bulabileceğiniz yarı turistik trakya kenti.
(bkz: peynir helvası)
(bkz: tekirdağ köftesi)
(bkz: istanbul seyahat)
çocuk kelimesinin erkek evlat anlamına geldiği ilimizdir ayrıca.. bilmiyorum trakya'nın diğer kesimlerinde de bu böyle mi ama tekirdağ'da çocuk dediğiniz zaman oğul demiş oluyorsunuz. örneğin kapısının önünde oturan teyzemize 'kaç çocuğun var teyze' diye sorduğunuzda size 'iki çocuğum bir de kızım var evladım' diye cevap vermesi olasıdır.. bizim bildiğimiz anlamdaki çocuk yerine ise 'kızan' kullanılır bu şirin şehrimizde.. -di mi kızanım-
anahtar kelimeler: rakı, köfte, peynir helvası, kiraz, şarköy, fabrika, yokuş. bunlar denildiğinde akla gelir tekirdağ. memleketimdir. her yıl yapılan kiraz festival pek bi hoştur bizim için. çocuk kelimesinin gercekten sadece erkek evlat olarak kullanıldığı, trakya ağzının en sık kullanılan yeridir. gençliğe pek hitap etmez ama bir kordonu vardır ki her derde devadır yaz kış gezilir tozulur. olumsuzlukları da vardır. misal kış boyunca yaz gelse de girsek dediğimiz denizine yaz geldiği halde girmek istemeyiz pek. neden çünkü marmara denizi.