|
|
- ağzı açık yaşasın gül abdullah naraları ile sokakları doldurmak.
ahmet necdet sezer gözünün yaşı ile anıtkabir'den ayrılırken , yeni gelen gül'ün türlü türlü davalarla, sırtında şeriat gocuğuyla, arkasındaki fetullahçı basınıyla köşke çıkmasına demokrasi gözüyle bakmaktır.
fakat unutulmamalıdır.
demokrasi'leri de alt etmenin en kolay yolu, halkı türlü dalaverelerle kandırıp arkalarına almak ve pis ideolojilerini oturmaktır.
buyrun afiyet olsun. hazmedemeyen can yücel'in şu lafını hatırlasın:
memleketin hali benim halim, öyle bir kabız olmuşum ki; boğazıma kadar bok içindeyim...
- aptal olmaktan ileri gelir. oy unu bir ceyrek altına satmaktan hala radikal dinin nasil kötü birşey olduğunu kavrayamamaktır. bu topraklara uzak birşey değildir yani.
- (bkz: kabak tadı)
(bkz: temcit pilavı)
- (bkz: tehlikeyi fark ettirememek)
(uhud, 28.08.2007 21:10 ~ 21:10)
- kırıkkalede gündüz vakti şortla dolaşan şahıssan (bkz: çanağı kırmak)
erzurum da iftar öncesi yemek yiyen alman turistsen (bkz: pekmezi akmak),
sincanda tokatlanan kadın muhabirsen (bkz: kahpeye vurmak)
anadolu kırsalının %70 inde, başı açık kadınsan (bkz: yollu olmak)
devlet yurtlarının büyük çoğunluğunda, oruç tutmadığın belli oluyorsa (bakışlarla uyarılmak)
ve son olarak;
sivasta yanan aydınsan (bkz: şeriat istemek)
fark edersin...
- valla turgut özal için de binbir zorluk çıkartılmış, şeriat gelecek denmiş ama bir türlü gelememişti o şeriat. çok daha gençtim o zamanlar, pek fazla da ilgilenmezdim siyasetle falan filan ama epey bir yaygara kopmuştu o zamanlar da diye hatırlıyorum...
hani bu tehlikeyi farkedenler, eşi kokoşun önde gideni, papatyaların en güzeli ve hiç değinmeyeceğim malum çocuklarına rağmen o adam için de şeriat getirecek demişlerdi ya ben o günden beri bu tehlikeyi farkedenleri ciddiye alamıyorum nedense....
daha ben emeklerken de her gün komünizm geliyordu bu ülkeye o da gelemedi bir türlü mesela, belki o zamanların komünist s.s.c.b'si dağılmasaydı biz hala vatanı milleti komünizmin tehlikelerine karşı korumaya adayacaktık kendimizi de şeriata sıra gelemeyecekti, düşünsenize vay halimize o zaman. tehlikesinin farkına varılmasına sıra gelmemiş bir şeriat ve komünizm... ikisi bir arada, aynı anda... dünya'da eşi benzeri olmayan bir ülke olurduk...
allahıma binbir şükür aptal da değilim, üstüne üstlük canım isterse cin gibi de olurum, hele akp'ye de oy vermedim ama bu tehlikenin farkına da varamadım bir türlü... en kötü darbeyi göze alırım, ordu orada...(angesen, 28.08.2007 21:18 ~ 29.08.2007 00:11)
- hangi tehlikeyi farkedememek ?
kendimizi,akp'ye oy veren,bütün iddialara,korku politikalarına rağmen desteğini artırarak ben bu adamların arkasındayım diyen halkın yerine koyarak cevap vermeliyiz bu soruya.devlet,o çok bildik metaforla bir 'baba',siz de onun çocugusunuz.evinize her akşam daha çok umutsuzlukla,daha az parayla,daha onursuz bir yaşam savaşı ile gidiyorsunuz.babanıza derdinizi anlatmak istiyorsunuz ama babanız sizi görmezden geliyor,eve üç beş kuruş getirdiğinizi de zengin arkadaşlarına ziyafetlerde kullanıyor.kutsal görevler yaptığını iddia ettiği bir takım amcalara dağitiyor emeğinizi,sevmediklerini etkisiz hale getirmek için.doktor ağabeyiniz hastanede sizi tanımıyor ancak 100ytl verir ve özel muayenehanesine giderseniz ilgileniyor.öğretmen ablanız parasızlıktan ideallerini rafa kaldırmış,derslere gelecek yetiştirdiğini umursamadan hayalet gibi gelip gidiyor.durumu sizden iyi kardeşleriniz sürekli size öteki muamelesi yapıyor.heryerden dışlanıyorsunuz.ama babanız bütün bunlara hiç sesini çıkarmıyor anca işi düştüğünde sizi görüyor.bu durumda sizin o babaya bağlılığınız,hayranlığınız ne derece sağlam kalabilir ki ? siz de içine düştüğünüz bitkinlikten kendinize baba yerine koyabileceğiniz bir figür arayarak kurtulmaya çalışıyorsunuz.ve bir gün bir adam çıkıp,al sana ayda 150ytl fazladan maaş,al sana evinde yakacak kömür diyor.yıllardır kimsenin yapmadığını yapıyor ve siz artık onu baba göruyorsunuz.peki bu adam bu parayı nereden buluyor,şimdiye kadar bana babalık yapmaya çalışanların hepsi mi yalancıydı,hiç mi para-pul işlerinden anlayan yoktu.bu evin sorunlarını cözmek bu kadar kolaymıydı diye sorgulamıyorsunuz.cünkü insanın en ilkel içgüdüsü 'açlıktır'.daha sonra da insanlar tarafından varlığının kabullenilmesi.bu yeni baba her iki güdünüzü de oldukça tatmin ediyor.siz de doğal olarak minnet duygusu altında,o baba bize bunları verirken bizden neleri alıp götürüyor sorgulamadan öl dese ölecek duruma geliyorsunuz .gerçekten çok isteseniz dahi o psikolojide laiklik,cumhuriyetin değerleri,radikal din rejimi tehlikesi gibi soyut kavramları savunamaz hatta düşünemezsiniz bile.aydınlanma size birşey ifade etmez,evinizi aydınlatacak elektriğe dahi sahip değilseniz.
türkiye'nin bu duruma gelmesinin sorumluları ne akp ne de kimilerine göre aptal kimilerine göre çok zeki olan türk halkıdır.bu ülkenin bu hale gelme sebepleri halk kelimesini sadece partilerinde isim olarak kullanan,halk için bir kaç dakika ayırıp düşünmektense kendi daha fazla nasıl milletvekili maaşı alabilir onları günlerce hesaplayan,demokrasi elden gidiyor diye naralar atıp çevresinde kendisine en ufak muhalefet yapanı yokeden,aydın ve aydınlanmaya aç halkın umutlarını derin dehlizlerinde boğan deniz lerdir.
heyhat kader işte!
bir zamanlar halkı için canını veren denizler yetişirken bu ülkede,
şimdilerde ülke can çekişiyor bazı denizler daha çok su! toplasın diye.....(bilginsel, 28.08.2007 21:20 ~ 30.08.2007 23:53)
- tehlikeyi insanlar nasıl fark etmezler ona bakmak lazım.sonuçta insan ben merkezcidir ve kendini düşünür,bir zarar gelmesini istemez.
deprem olduğu zaman kıyıda oluşan tsunami dalgalarının resmini çekmeye çalışan insanların olayın tehlikeli olduğunu ne koşullarda fark etmemiş olabilecekleri diye bir düşünce şu an yaşadıklarımızdan farklı olmaz zaten.o yüzden bir inceleyelim olasılıkları;
- uzaktan küçük görünmüştür.
- kendilerine çarpacağını hiç sanmamışlardır.
- çarpsa bile şöle bi ıslanacaklarını düşünmüşlerdir.
- bir dalga ne kadar büyük olabilir ki? çarptığı yeri yakar. o da benden uzak olsun.
- böyle bir şey hayatları boyunca karşılaştıkları en ilginç şeydir,paralize olmuşlardır.
- ömürleri boyunca bu dalgayı görmenin hayalini kurmuşlardır.candan maldan daha değerlidir o an'a tanık olmak.
- dalga kendileri tarafınca yaratılmıştır,eserlerini seyrediyorlardır.
- korkunun başladığı andır.
pekiyi aslında tehlike farkedilmiş olmaz mı o zaman ?
ne alakası var kardeşim, nereden çıkarıyorsun bunları? yok öyle bir şey.korkuyorsan tehlikeyi hissedememişsindir bile. tehlikeyi hissetmişsen ve tehlikeyi farketmişsen korkmazsın. olacaklar olur ve biter. önlemini alırsın ve sonra beklersin bitmesini ama kokuyorsan ya da başlamışsan işte o an tehlikeyi farkedemediğini bilmen gerek. nedir, nereden, ne zaman, nasıl, neden gelir bilemezsin, hissedemezsin.
- at gözlüklerini çıkarmayı başaramamaktır.
bazılarına göre tehlike bazılarına göre değil. inancın allah ile kul arasında olduğunu başka bir insanı ilgilendirmediğini bilmeyecek kadar körü körüne inanan yobaz insanlar, onları kullanarak bir yerleye gelmeye çalışan akıllı insanlar. dini kullanılarak insanları etkisi altına almaya başaran tarikat liderleri.
başka tarafta meclise girmeyi başaran pkk.
herkes farkında ama kimin umurunda?
- (bkz: tehlikeyle yaşamak)
- spider man'i akla getiren durumdur.zira spider man tehlikeyi fark eder.affetmez.
|