en çok tepki duyulan şeylerden birisir.
bir zamanlar kişisel olarak bendeniz de çok tepki duyardım. hala çok sağlıklı olduğu konusunda emin değilim ama eskiden olduğu gibi tepki duyduğumu söyleyemem.
bir kere öncelikle kelime uydurma hevesi demek doğru ya da en azından tarafsız bir yaklaşım değil. yabancı kelimelere türkçe karşılık bulma uğraşı demek daha doğru gibi geliyor bana.
neden böyle bir uğraş verir ki bir kurum? gayet basit, dil bilgisi kuralları açısından son derece matematiksel, oldukça eski bir yazılı geçmişi olan, zengin sayılabilecek bir dile sahibiz. bu dilin korunması gerekmektedir.
bir dilin neden korunması gerektiği gibi bir tartışmaya girmeden, her milletin kendi dilini korumak konusunda gayret ettiğini belirtmekle yetineceğim. almanya'da ya da fransa'da ortak kökene sahip olmakla birlikte ingilizce kelimelere kendi dillerinin yapılarına uygun karşılıklar üretilmektedir. böylece kendi dillerini korumaya çalışırken üretilen kelimeler de dili zenginleştirmektedir elbette.
diğer taraftan, kullanılan dil insana çevresini ve hayatı anlamlı kılmakta önemli bir işlev görmektedir. ingilizce bilmeyen bir insanın anadilini konuştuğu kendi ülkesinde self-servisi anlamak zorunda olması gibi bir acayiplik herhalde akla pek yatkın değil.
az okuyan ve kendisini yazılı olarak az ifade eden bir ülke haline geliyoruz hızla. anadilimizin kısırlaşması karşısında bu duruma bir kurumun karşı durmaya çalışması aslında çok da garip bir durum değil bence.
ancak bu dili yani türkçe'yi kullanan bireyler olarak ona sahip çıkmazsak çok sağlıklı bir sonuç elde edilebileceğini de düşünmüyorum. her meslek dalinda çalışan insanlar, kuruluşlar, meslek birlikleri bu çabasında tdk'ya sahip çıkmalıdır.
örneğin, ingilizce computer denilen alete türkçe bilgisayar karşılığını bulan kişi (adı maalesef aklımda değil ama iyiki bulmuştur bu karşılığı) bildiğim kadarıyla tdk'da çalışan birisi değildir.
tdk'nın dağarcığınıza hergün yeni bir söz uygulaması vardır mesela. buna ücretsiz olarak üye olduğunuzda, hergün e-posta, ya da tdk'nın bulduğu karşılığı kullanayım, el-mek kutunuzda bir türkçe kelimenin anlamı açıklanmakta, bir de yabancı kelimeye türkçe karşılık önerilmektedir. üstelik eğer yabancı kelimeye karşı önerilen türkçe kelime sizin aklınıza yatmazsa, bir el-mek ile karşı öneri getirmeniz de mümkün. ben bu yolu denedim ve sonuç aldım.
tdk'nın yabancı kelimelere türkçe karşılık bulma uğraşısı desteklenmesi gereken bir çabadır. eğer destek görmezse o vakit sağlıklı olmayan, sonuç alınamayan bir faaliyet olmaktan öteye gitmesi çok zordur.
tdk nin hevesine kurban olan başka bir yabancı kelime "mortgage"dır. özellikle son günlerde kullanımı arttığından dolayı türkçe karşılığı bulunması gereken bir kelimedir, çaba takdir edilmelidir; ancak "tutsat" gibi bir çevirmenin dile ne kadar uygun olduğu tartışılır..
mevcut yönetim anlayışından kaynaklandığını düşündüğüm, türkçe'yi yüceltmeyi değil türkçe ile dalga geçmeye yönelik olan heves.
aslında tdk diye bir kurumun olması ve türk dili üzerine çalışmalar yapması, olması gerekendir. tabi ki kavramlar içini doldurabildikleri sürece. türkçe'yle dalga geçercesine kelime üreten, mevcut düzenin at koşturduğu, arapça ve fasça hayranı ve türkçe düşmanı bir tdk kabul edilemez; ve ürettiği aşağılayıcı kelimeler, aslında, kurumdaki mevcut yönetimin amaçlarını gösterir bize.
ben tdk'nın gerekliliğine inanıyorum, ama kuruluş amacını koruyan, geliştiren ve türkçe'yi yüceltmek için çalışan bir tdk'nın. götünden kelime uydurup insanları türkçe ile dalga geçme noktasına getiren bir tdk'nın değil. bunlar ufak ama sinsi oyunlardır.
dilimizi yabancı kökenli sözcüklerden arındırma çabasıdır, desteklenmelidir. unutulmamalıdır ki, zamanında bilgisayar kelimesi ortaya atıldığında da 'öyle şey mi olur canım saçmalığa bak!' diyen bir sürü insan türemiştir ancak günümüzde bu sözcüğü tuhaf karşılayan bir kimseyle karşılaşmak pek olası değildir. üstelik dil yaşayan bir varlıktır diye boşuna denmemiştir, tabiki gelişecek tabiki yeni sözcükler eklenecektir, önemli olan yeniliğe açık olmayı başarabilmektir. ayrıca şunu da eklemeliyim ki dil için çalışma yapan hiç bir topluluk(bkz:
tdk) (bkz:
dil derneği), bu çalışmaları dalga geçmek ciddiyetsizliğine varacak boyutlarda yapmamaktadır, bu bir oyun değildir ve kurumlar da bunun farkındadır.
bir zamanlar rambo yazınca dövüşçü çıkardı, arkadaşım mail atması sonucu kaldırılmıştır.
bir zamanlar gelişmeye çalışan bir ülkede bir insan varmış...herkese herşeye muhalefet edermiş...ülkeye getirilen herşeye "lan o iş öyle olmaz" dermiş...ya da "ne gerek vardı buna iki gün sonra işe yaramıyacak" dermiş..herkesin hevesini kırmak istercesine her yeniliğe bu şekilde karşılık verirmiş..gelişmiş ülkelere bakarmış onlarda yok..o zaman bizde de olmasın dermiş...birgün bir amcanın canına tak etmiş..sormuş bu muhalif gence"senin derdin nedir?"...genç cevap vermiş:"bak avrupaya onlarda böyle şeyler yok"...amca karşılık vermiş:"beğenmiyorsan siktir ol git buradan orada daha rahat edersin"...
kıssadan hisse: tdk'nın "hevesi" vardır efendim. bu adamlar bildiğiniz su katılmamış gerizekalı adamlar,cahil cühela takımı ve bir hevesleri vardır. türkçe rezil olsun diye uğraşırlar. bu yıllardır böyle gelmiş..onları eleştirenler ise dükkanlarına ingilizce isim koyanlar,dahi anlamındaki de'yi ayrı yazmayanlar yani kısacası bilgili gençlerimiz..konuksal avrat'ı , ittirgeçli göttürgeç'i tdk'ya mal eden salaklar da bunlardır... zannederler ki tdk'da çalışanlar böylesine salak insanlardır da bir kendileri zekidir..onlar sadece bu kelimelerin yanlış olduklarını görebilir... o gençlere söylenebilecek tek söz amcadan gelmiş zaten... "beğenmiyorsanız latince konuşun efendim,ingilizce konuşun" . hem onlarda kelime üretenler yokmuş... daha rahat edersiniz...
of, yazılan girilere tek tek cevap yazmak amacındaydım ancak bir tanım yaparak bu faslı kapatmak gerekiyormuş. işte tanım:
tavuksal ittirgeç, çok oturgaçlı götürgeç, gökkonuksal avrat gibi kelimelerin uydurulmasına sebep olmayan hevestir. tdk bu kelimeleri uydurmamıştır. bu kelimeleri türkçedeki ifade zenginliğini arttırmaya yönelik çabalardan yabancı kökenli kelimeler yerine türkçe kök ve ekler kullanılarak karşılık türetme çabasıyla dalga geçmek isteyen dangalaklar uydurmuştur. ne yazık ki kulaktan kulağa yayılarak tartışmasız kabul edilen bir gerçek hâlini almıştır. bu kelimeler yüzünden bir hevesten bahsedeceksek bu kelimeleri uyduran dangalakların hevesinden bahsetmek gerekmektedir.
(bkz:
türkçeyi rezil eden sözcükler/@1196030)
ezik milletimce uydurulmuş bir şeydir.aslında bilmez ki
türk dil kurumu ezik gençlik ingilizce bildiğini, fransızca bildiğini vs. dilimizde karşılığı olmasına rağmen o dillerde sözcüklerle ifade ederek belli etmek ister.
zavallı'ya patetik demek ister,
sevgili'ye boyfriend/girlfriend demek ister, sonra da kullanmayı beceremediği
türkçe'ye bok atmak, ona dar dil demek ister.hep uydurur tabii
tdk.
(bkz:
ezik)
tdk başkanı prof. dr. şükrü haluk akalın, zaman zaman halk arasında tdk'nin bazı sözcüklere karşılık olarak bulduğu iddia edilen yeni sözcüklerin gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, "tdk, hiçbir zaman otobüse (çok oturgaçlı götürgeç), yumurtaya da (tavuksal fırtlangaç) gibi bir karşılık üretmemiştir" diyerek uydurmaların çoğunun yalan olduğunu belirtti
toplumun içine işlemiş bir yalan. bizzat bir lise edebiyat hocası bile "böyle bir sözlük bastılar, gördüm" diyecek kadar yalancı bu konuda. bu kelimelerin önerildiği değil tdk, başka bir kaynağın da basıp yayımladığı bir kaynak yok.
belirtilen tartışmalara bakarak bazı yanlışlara düşmemek gerektiğine dair söz. açıkçası tdk doğru çalıştığı takdirde kelime uydurma (üretme/yaratma/kullanıma sokma) hevesine kapılmak zorundadır. bu olmazsa olmaz bir çalışmadır. yabancı sözcüklerin dilimize biz istemeden, hızla, şaşırtıcı girişlerle gelip hayatımızı işgal etmesine karşılık, dil becerebiliyorsa önlem üretmek ve bunu halka mal etmek durumundadır. dille ilgili her konuda çalışması gereken kurum tabii ki buna ön ayak olmalıdır. fakat ülkemizde hem söz konusu kurumu baltalamak isteyenlerin çalışmaları hem de bilinçsizlik bu tür bir yaklaşımı olumsuzlamaktadır. halbuki dilin sözcük üretmesinden ve gelişmeye çalışmasından daha doğal bir şey olamaz. tdk'nin özgürce çalıştığı, başarıyla yeni yepyeni sözcükleri hayatımıza getirdiği günleri özlüyor ve saygıyla anıyorum. q, w, x gibi harflerin bile artık sözclüğümüze ve alfabemize alınması gerektiğinin tartışıldığı bir ülkede ise, dilin kirlenmesine karşı çıkmayan, sözlük içinde ve dışında dili korumak için elinden geleni yapmayan, eski tdk'ya hâlâ saldıran ve kültürel bir bağnazlığı sürdüren herkese de karşı çıkılması gerektiğini düşünüyorum.kullandığımız dil öyle güzel ki, bu dilin yeni sözcükler yaratma hevesine her zaman ihtiyacı var. bu konuda önemli gördüğüm iki çalışma var. okunmasını salık veririm:
sachmalama türkçe de neymiş - rüştü erata
75. yılda türkçenin ve dil devriminin öyküsü - şerafettin turan, sevgi özel
türk dil kurumu'nun kuruluş amacı: türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek
çalışma eksenleri ise:
1. türk dili üzerinde araştırmalar yapmak, yaptırmak;
2. türk dilinin güncel sorunlarıyla ilgilenerek çözüm yolları bulmak. (kaynak:
http://www.tdk.gov.tr/...)
türk dilinin yabancılaşması ya da yabancı kökenli sözcüklerin dilimize nüfuz etmesinin, 2. maddenin oldukça geniş olan kapsamına girdiği açıktır. o halde rahatlıkla
türk dil kurumu'nun görevini yapıtığını; kuruluş amacına hizmet ettiğini söyleyebiliriz.
tabi hevesle yapıyorsa, bu da takdire şayan başka bir noktadır.