istanbulu finans merkezi haline getirmek düşüncesiyle zamanında ali babacan tarafından gündeme getirilen,daha sonra devlet bakanı mehmet şimşek tarafından yinelenen öneri.
hükümetin 2008 planında olan, ancak gerekçesi belirtilmemiş eylem planlarından bir tanesi daha. şu şekilde eleştirmekde fayda var.
malumunuz istanbul kalabalık ve arazi bakımından yetersiz bir şehir, ayrıca trafik ve çarpık kentleşme gibi sorunları da var. tcmb'nin taşınma işlemi süreci bu bakımdan gereksiz olarak görülebilir. kaldı ki istanbul'da var olan cazibe merkezi havasının kırılması gerekirken [ bu durum göç sorununa yol açmıştır ] tcmb'nin taşınması akla, mantığa pek uygun gelmiyor. hazır şu konu hakkında ateşli tartışmaların yaşandığını da unutmayalım.
merkez bankasıyla birlikte tüm kamu bankalarının(vakıfbank, ziraat bankası, halkbank) da istanbul'a taşınması söz konusu olmuştur. taşınmak istemeyen merkez bankası, sebep olarak çalışanlarının durumunun ne olacağını göstermiştir ve gayet haklıdır da. düşünün ki bir çalışan ankara'da hayatını rayına sokmuş, eşi de çalışıyor, evi de var ama banka istanbul'a taşındığı zaman bu denge ister istemez bozulacak; hele ki eş özel sektörde çalışıyorsa sorunların en büyüğüyle karşılaşılacak belki de eşlerden biri işinden ayrılacak. kısacası önü arkası düşünülmeden yapılmaya çalışılan bir akp icraatı daha. ne denilebilir ki... başbakan da belirtmiş "ben istediğimi yaparım, kanunsa kanun, onu da çıkartırız."
gayet mantıklı bir eylem. "başkent" ülkenin finansal merkezi de olmak zorunda değildir.
şöyle bir bakalım;
reserve bank of australia: sydned - avustralya'nın başkenti: canberra
bank for international settlements: basel - isviçre'nin başkenti: bern
bank of canada: ottawa - kanada'nın başkenti: toronto
demek ki, eskinin yenilikçileri, devrimcileri şimdinin muhafazakarları, gericileri, yenilik düşmanları olmuşlar.
tehlikenin farkında mısınız? kanada malezya olur mu? biz kaç kişiyiz? pls.
gayet mantıksız bir eylem. " başkent " ülkenin finansal merkezi olmak zorunda değil tabii buna katılıyorum ama tutup abd örneği verilirse yanlış yorumlanmalar olur. abd merkez bankası yani fed'in* merkezi washington olup, abd'nin ticaret merkezi newyork, finans merkezi chicago'dur. şimdiden edit ahlakı denen kavramı hatırlatıyorum.
özel sektöre yakın olma amacıyla alınan doğru bir karardır. zira ortaçağ karanlığında yaşıyoruz istanbul-ankara arası nerden baksan uçakla 5-6 saat, istanbul desen kendi halinde garip bir şehir daha fazla özendirmemiz lazım göç için insanları, arsamız da var 300 milyon dolara veririz birisine ihaleyi, yapar hemen. şimdilik borsamızın %73 ü yabancılar da hele bi %100 olsun new york a da taşırız merkez bankamızı. özel sektöre yakın olalım yeter ki her şey onlar için.
ayrıca 2 yıl boyunca okuduğum iktisat kitaplarında merkez bankasının jeopolitik öneminden bahsetmeyen iktisatçılara iki lafım var ; ananızı alın da gidin
tcmb'nin istanbul'a taşınması hakkında hükümet hiçbir mantıklı gerekçe göstermeden her zamanki tavrıyla "biz istersek yaparız,kimseye sormayız" diyor.ama gündemdeki diğer tartışmaya bende katılıyorum.yani asıl amaç başkentin istanbul'a taşınması.bunun nedeni ise ankara'nın atatürk'ün kenti olarak bilinmesi.yine paranoyaklık başladı diye düşünenleri bundan bir yıl önceki endişelerimizi okumaya davet ediyorum.bakalım kim paranoyakmış yada kim vurdumduymaz..
son zamanlarda hayli tartışma konusu olan ve dün başbakanın ben ne dersem o olur tavrıyla son noktayı koyduğu meseledir.konu ile alakalı çeşitli görüşler söz konusudur.
devlet bakanı ali babacan, merkez bankası, ziraat bankası ve halkbank'ın genel merkezlerinin istanbul'a taşınacağını açıklayınca, merkez bankası hemen tavrını koydu. merkezin ankara'da olmasının yasa hükmüne dayandığı vurgulanan açıklamada, 'bugün için idare merkezimizin istanbul'a taşınması konusunda bankamızın almış olduğu bir karar bulunmamaktadır' denildi.
yani; hem yasa değişikliğine gidilerek merkezin istanbul'a taşınabileceğini öğrenmiş olduk -ki bu bir sır değildi zaten- hem de bu konuda merkez bankası'nın karar almadığını. tabii ki yasa değişikliği kararını merkez bankası almayacaktı, ama en azından bu aşamada bankanın böyle bir niyeti yoktu.
halkbank'ın özelleştirileceğini ve çalışmaların hızla ilerlediğini biliyoruz. özelleştirmeden vazgeçilmediğine göre, demek ki merkez istanbul'da olunca banka daha çok para edecek.
ya ziraat bankası... aslında en doğru karar bu. ziraat tarım kesimini kredilendirmek amacıyla kurulduğuna, istanbul da türkiye'nin "tahıl deposu" olduğuna göre, ilk sıraya ziraat bankası alınmalı. yoksa acaba ziraat'in merkezini konya'ya mı taşımalı? merkez bankası'nı finansın başkenti istanbul'a taşımayı düşündüğümüze göre, ziraat bankası da konya'ya yakışmaz mı?
fantezi masraflıdır... önce partnerler bulacaksınız, sonra çok sayıda kamyon! ama sizin fantezinizde her şeyi yenilemek varsa, ki fantezi dediğiniz de öyle olur, o zaman kamyoncuları üzecek, başkalarını mutlu edeceksiniz demektir."
bu yazı, 11 ağustos 2006 tarihli eko analiz köşemizde yer aldı. aradan bir buçuk yıla yakın bir süre geçti. artık ali babacan'ın makamında mehmet şimşek oturuyor. istanbul'u "finans merkezi" yapma düşüncemiz yine depreşmiş durumda. ama anlaşılan bu taşınma projesi yalnızca şimşek'in aklından geçmiyor. belli ki, düşünce daha yukarılarda oluşuyor. başbakan erdoğan'ın, merkez bankası'na bina yapılmak üzere istanbul'da arsa bulunması talimatı verdiğini okuyoruz. taşınma, tbmm kararı mı gerektiriyor dediniz, başbakan istedikten sonra meclis kararının lafı mı olur...
belki düşünüyorsunuz, merkez bankası şimdiye kadar ankara'daydı da, ankara finans merkezi miydi, diye. merkez bankası'nın bulunduğu yer, yalnızca bundan ötürü finansın merkezi olabilir mi?
merkez bankası bu taşınma projesine karşı olduğunu açıkça dile getiriyor yine. banka yönetimi, adeta "bırakınız bu taşınma fantezisini, açık bulunan üst düzey kadrolarımıza atama yapın, şu boşlukları dolduralım" diyor ama, sesini duyurmakta zorlanıyor.
deneyimli gazeteci metin münir, geçtiğimiz günlerde istanbul'un nasıl finans merkezi olamayacağını bir dizi halinde milliyet'te yazdı. tekrara gerek yok. okumayanlara önermekle yetinmek durumundayız.
"başkent'i yavaş yavaş istanbul'a taşıma projesi"nden söz ediliyor ya, acaba diyoruz, merkez bankası'yla birlikte maliye bakanlığı'nı da istanbul'a mı taşısak ki... vergide en büyük pay istanbul ve çevresinin değil mi? ama istanbul'a daha fazla yüklenmeyelim; örneğin ulaştırma bakanlığı'nı izmir'e, tarım bakanlığı'nı konya'ya, turizm bakanlığı'nı da antalya'ya taşıyalım, olsun bitsin.
bu arada, merak eden ve bilmeyen varsa söyleyelim; amerikan merkez bankası (fed), abd'nin finans merkezi new york'ta değil, başkent washington'dadır. kim bilir, belki onların da aklına fed'i taşımayı düşürürüz, bizi izlerler; olur mu olur...
anadolu yakasına taşınsın derim ben. kiralar çok ucuz orada. hem üsküdar'dan beşiktaş'a motorla beş dakika. gece taksim'e falan çıkayım dedin mi de her saat dolmuş var.
aslında bana sorsan devlet yurtları mis gibi şimdi, gitsin kalsın derim, ama genç adama sözümüz geçmez.
ek: bu giri hakkındaki tüm yorumları okumak için tıklayın: @2180654.
güzel eylem.bir sürü yeni inşaat olacak orada bir sürü müteahit güzel paralar kazanacak sonra o bölgedeki kiralar ve fiyatlar uçacak,trafik müthiş derecede fazla artacak ve türkiye de başka hiç bir şehir yokmuş ya da istanbul un taşıdığı yükler yetmiyormuş gibi herşeyi istanbul üzerine oynamanın son halkası olacak eylem.
giderken ankara'daki ziraat bankalarının da bir kısmını götürsün. şehre yeni gelenleri yol iz bulma konusunda çok şaşırtıyor bu ziraatler, bir süre şehirde yaşamış olanlara da ziraat logosunda tczb yazdığını farkettiriyor gereksizce. ayrıca istanbul'dan da buraya sabaha kadar çalışan dolmuşlardan biraz gelsin. gece 11.30'da vasıta bulamayıp da taksiye binmek zorunda kalmak çok acı verici bir durum.
euro üzerindeki haritada istanbulun olup ankaranın olmaması gibi bir sebebi olabilir mi gibi boş boş düşüncelere yol açan olay.istanbulda da gerçi ataşehir yakınlarına taşınılması düşünülüyormuş, yine yanlış karar edirneye doğru alalım,avrupaya yaklaşalım...bahçeşehir olabilir mesela.
akp'nin ülkeye kapitalizm enjekte etmekte olduğunu bilen bünyeler açısından, oldukça makul bir karar.
şimdi mesela bu kapitalizm'in nasıl ve ne şekilde işletileceği konusudur kanımca. çünkü halk her zaman cebinde para olmasından ve karnının doymasından hoşnut olacaktır. bu nedenle adnan menderes, süleyman demirel, turgut özal ve tayyip erdoğan büyük oranda oylarla iktidara gelmişlerdir. her şeyden önce karın tokluğu vaat ederler zira.
öte yandan abd ile bu kadar sık görüşüp, amerikan eğitim sisteminden geçmiş ve bunda hayli başarılı olmuş isimleri bakan yapıp (örn: ali babacan, mehmet şimşek) bir de bunların yanına soğuk savaş döneminde "kahrolsun komünizm, yaşasın amerika" demekten kendini alamamış dünün gelenekçisi, bugünün neo-con'u (yeni muhafazakar manasına) isimleri de katarsanız (örn: kemal unakıtan, ali coşkun) elinizde kapitalizm oluşacaktır yüksek miktarda.
evet dediğim gibi, bunun nasıl enjekte edileceği meseledir. görünen o ki, ankara'nın bürokratik havasından sıkılmıştır akp hükümeti. işlerini bakanlıklardan değil de cam plazalardan yürütmek, yeri geldiğinde sabancı holding'in ceo'sunu bakan olarak atayabilmek, bir projeyi eline aldığında medya ile uğraşmamak ve nihayet vızır vızır işleyen bir ülke yaratmak gayretindeler.
bu bir yandan iyi olabilecek bir şey, ancak diğer taraftan da patlama riski çok yüksek. öyle ki, yapmaya çalışılan icraatlar tutmazsa ve bu maya bu gölde yoğurt yapmaya yetişmezse, olduğu gibi çöker maazallah. şahsen mehmet şimşek ve ali babacan'a güvenmekteyim nispeten. her ne kadar zihinlerini amerikan emperyalizminin batmak bilmez güneşine çevirmişlerse de, neticede amerika nefret edilesi ancan yabana atılamayası bir ekonomiye sahiptir. emekli paşalar gibi ahkam kesip de çin'i rusya'yı ya da hindistan'ı örnek almamız pek mümkün değildir.
merkez bankası'nın istanbul'a taşınması önemli bir adımdır bu yönde. bence istanbul'un mevcut sorunlarını çözmeden bunu gerçekleştirmek sıkıntı yaratacaktır, ancak yine de finans merkezi oluşturma çabasını olumlu görüyorum. ülke ekonomisinin bürokrasiden bağımsızlaşması gerektiği kanısındayım. her şeyin ağır ağır ilerlediği hantal bir devletin yanında (ki bu devlet üretimi organize etme cüretini gösteriyor sürekli) asla kontrol edilemeyen ve durdurulamayan bir tüketim çılgınlığına çoktan kapılmış bir halk varken, ekonominin ankara'dan yönetilmesini abes karşılıyorum.
çetin altan'ın dediği gibi, biz üretim tarzında asya'da kalıp tüketim tarzında avrupalı olmaya karar verdik. şimdi üretim tarzında da batılılaşmanın sıkıntısını yaşıyoruz. diğer taraftan tüketim tarzında batılı olduğumuz gerçeğini görmezden gelenlerin muhafazakarlaşma türküleriyle uğraşıyoruz. ali ünal'ın tabiriyle ne muhafazakarlaşması düpedüz dünyevileşiyoruz. vakko'dan sipariş edilen türban, siyasi islam'ın değil, dünyevileşmenin simgesidir ancak.
son olarak buradan çıkarılacak bir muhalefet önerim var: dünyevileşme karşıtı yalnızca islami düşünce değildir. adam gibi okunursa marx da bu konuda insanlıktan uzaklaşmaya alabildiğine karşı çıkmaktadır. ülkeye zerkedilen kapitalizm'in olası sonuçlarını görüp, bu yönde muhalefet yaparak toplumcul yasaların çıkmasını sağlamak, sendika ve sivil toplum örgütleriyle birlikte halkın güvenliğini tehdit eden unsurları önceden tespit edip budanmasına yardımcı olmak gerekir. bu durum, en az gayri safi milli hasıla kadar önem arz eder. marx'ın kemikleri sızlamasın...
rezervlerinde bulunan 120 ton altınında yer değiştirmesi anlamına gelen uygulama. özel bir taşımacılık firması tarafından taşınıp yine özel bir güvenlik firması tarafından korunacakmış.
düz mantıkla gidersek, ziraat bankası tahıl ambarı konya ovası'na, adabank bozcaada'ya, tekstilbank bursa'ya, bank ekspres haydarpaşa garı'na taşınabilir. böylece banka ve lokasyon uyumu yakalanmış olur. çiçek gibi olur. fortis için bir yer bulamadım yalnız. fortis.
rte: merkez bankasını istanbula taşıyacağız. yer hazır, kanun gerekirse onuda çıkarırız. o kadar! hasta etmeyin adamı..
gazeteci: ankaraya zarar vermezmi bu?
rte: verir vermez sanane? levent'teki iş merkezlerinide ankaraya taşıyacağız.
gazeteci: .........
rte: ahçı uşağa, uşak şoföre, sonra hepsi şoföre. bunun içinde yer hazır. o kadar!
gazeteci: sigaran varmı?
rte: yasak sigara, kaybol!
"dünyayı takip ediyoruz, inceliyoruz. kendi kendimize oluşturduğumuz duvarları yıkmamız gerekiyor. dünya çok farklı bir boyutta. sınırlar neredeyse kalktı. biz istanbul’u dünya ile yarışa sokacağımızdan bahsettik. geçmişte 3 büyük imparatorluk döneminde istanbul dünya merkeziydi. osmanlı döneminde dünyanın süper gücüydü. bankerler, finans merkezi olduğu için istanbul'daydı. bunun için istanbul'un artık bir sanayi kenti yerine, daha nitelikli iş gücü ihtiyacına cevap veren bir kongre, fuar, moda, sanat, eğitim, sağlık ve finans kenti olmasını söylemiştik. istanbul'a geçmişte var olan finans merkezi fonksiyonu yeniden kazandırılacak. bu fırsat var. bu türkiye, bölge ve dünya için önemli. coğrafi konumu itibariyle küresel sermayenin özellikle takip ettiği bir kent. moskova ve dubai de finans merkezi olma konusunda çok ciddi adımlar atıyor. istanbul'un böyle bir şansı ve olgusunu bir tarafa bırakıp, 'merkez bankası nasıl istanbul’a gelir?' düşüncesini belediye başkanı olarak doğru bulmuyorum."
merkez bankasında çalışan 3000 aileyi istanbula getirebilecek, anadolu yakasında yapılan yüzlerce yeni binanın içine yerleştirecek, emlak piyasasının tekrardan canlamasına sebep olabilecek olay.
son günlerde radyoda bu konuyla ilgili duyduğum en komik öneri için ise;
para transferlerinin, bankacılık işlemlerinin neredeyse ışık hızıyla gerçekleştiği günümüzde neyin nereye yakınlaştırıldığını benim de merak ettiğim gelişmedir.