|
|
- dört yıl boyunca istanbul-eskişehir arası gidip gelirken kullandığım kurum.
- otobüslere göre daha rahat ve daha güvenli olduğu tamamen yalandır.
(lethe, 24.07.2004 16:16)
- trükiye cumhuriyeti devlet ölüm yolları olarak değiştirilmesi gereken ismin kısaltması.
- istanbul'dan van'a beni 42 saatte götüren kurum (thy 2 saat). van treninin yataklı kompartmanı feci tozludur.
(gunan, 02.09.2004 11:52)
- her sene zarar açıklayan devlet kuruluşu.
- internet üzerinden tren ve hat sormak ve rezervasyon yapmak gibi bir hizmeti de vardır. ama işe yaramamaktadır.
- kimin nasıl rahat edeceği bilinmez ama elbetteki karayolundan daha güvenlidir. bu ülkede trafik kazalarında her gün insanlar ölüyorsa, ayda en az bir şehirlerarası otobüs yoldan çıkıyor, uçurumdan yuvarlanıyor ya da başka bir otobüse çarpıyorsa öte yandan demiryollarındaki oldukça az rastlanan ve geçtiğimiz sene içinde yaşanan bir kaza güney doğudaki mayınlı eylemler ise elbetteki daha güvenlidir. tren de uçak'tan da daha güvenlidir. çok nadiren bir aksaklık olur ama diğerlerinden de az beklenen bu aksaklık hepsinden büyük şaşkınlık yaratır. nitekim bu sebeptendir ki bir tren kazası olduğu zaman kimi bünyeler her gün trenler birbirine giriyor, yurdumda trenler ile etnik temzlik yapılıyor sanır. olur öyle arada, geçer.
- az önce internet sitesinden bilet rezarvasyonu yapmaya çalışırken sıkça sorulan sorular butonuna bastığımda bir word dosyası kaydettiren, sorularımın cevabını bulacam diye sevinirken kaydettiğim word dosyasını açtığımda "bu sayfa yapım aşamasındadır" diyerek beni darmadağın eden kurum.
- trenlerinin maalesef bir yerden diğerine gidemediği kuruluştur
(izmir ankara arasını karesi ekspres ile 22 saatte geldim)
varın siz düşünün
- tek rakibi thy (bkz: 22 temmuz 2004 sakarya hızlı tren faciası)
- osmanlı imparatorluğunda yapılan demiryolu uzunluğu 8000 kilometreye ulaşmış olup, birinci dünyâ harbi sonunda, 4000 kilometrekarelik kısım işgâl devletlerinin eline geçti. istiklâl harbi’nin başlaması ile anadolu hattının 926 kilometrelik, bağdat hattının 325 kilometrelik, izmir-kasaba hattının 223 kilometrelik kısmı eskişehir’de kurulan işletme genel müdürlüğünce yönetilmeye başlandı. cumhûriyet devrinde demiryolu yapımı için önce bir proje yapılarak çalışmalara başlandı. 1932’de samsun-sivas, 1927’de ankara-kayseri, 1930’da kayseri-sivas, 1931’de kütahya-balıkesir, 1933’te ulukışla-kayseri, 1935’te ırmak-filyos ve fevzipaşa-elazığ-diyarbakır demiryolu hatları işletmeye açıldı.
demiryolları ağına çeşitli zamanlarda malatya-çetinkaya, afyon-burdur, elazığ-muş-tatvan-elazığ-kurtalan- gaziantep-narlı hatları da eklendi ve millî demiryolları 10.993 kilometreye ulaşmış oldu (1993).
www.tcdd.gov.tr
- (bkz: behiç erkin/2)
- fi tarihinde, bakırköy tren istasyonundaki tcdd'nin kendi hazırladığı bir afişte, internet adresi 'w.w.w. tcdd gov tr' şeklinde yazılan devlet kurumudur. kocaman harflerle yazmışlardı ve epey bir süre de durdu orda bu afiş.
- müşteri hizmetlerini aradığımda bekleme esnasında yavuz bingölden kara tren gecikir şarkısının fonda çalmasıyla beni benden almış kurumdur(seneler önceydi hala aynı mı bilmiyorum).
- önceden nasıldı bilmiyorum ama artık internetten rezervasyon ve bilet satış işleminin tıkır tıkır gerçekleştiği kurum.ama maalesef restarantların özelleştirilmesiyle birlikte fiyatlar neredeyse %50 civarında artmıştır.bir şişe bira 5 ytl dir.en ucuz doyurucu yemek diyebileceğimiz tavuk şiş 6 ytl.
- kasten çürümeye terk edilmiş çağ dışı kurum. böylece karayollarında dönen rant ve yüksek ölüm rakipsiz kalır. özal sağolsun, zaten demiryolları komunist işiydi değil mi?
- bu aralar ankara-istanbul arası trenleri 1 saatten aşağı rötar yapmayan kurum.hızlı tren çalışmalarından dolayı olduğunu söylüyorlar.ama ben hala tamamen ayrı bir hatta ilerleyen hızlı tren çalışmalarının eski hattın çalışmasını neden etkilediğini anlayamadım.
- koç ve sabancı kardeşlerin bol bol otobüs ve lastik satmaları amacıyla devletimizin özel bir hassasiyet ve ilgiyle çağ dışı bıraktığı kurum.
- devletin "hızlı tren" gibi çağdışı, kesinlikle demiryolu sistemini daha da işe yaramaz hale getirmek için başlattığı proje ile heba edilen kurum. bunun yanında eski rayları yenilemek gibi tamamen boş ve angarya işlerle yer yer meşgul edilmektedir. öte yandan vagon fabrikasını tam kapasite çalıştırmamak, yeni hatlara açmaya abanmamak ve kendi hızlı trenini tasarlayamamak gibi güzel icraatlar daolmuyor değil. hepsi bu akp'nin yüzünden...
- makina mühendisleri odası'nın 22 temmuz 2004 sakarya hızlandırılmış tren faciası'nın yıldönümünde yaptığı basın açıklamasından bir bölüm:
"karayolu yapım maliyetine göre demiryolu yapım maliyeti düz arazide 8 kat, orta engebeli arazide 5 kat daha ekonomiktir. karayolu taşımacılığı, enerji tüketim toplamının %82'sini tüketmesine karşın taşımadaki payı %71.5'tir. demiryollarının ise enerji tüketim payı %2 iken, taşımacılıktaki payı %4'tür.
yalnızca bu veriler bile enerji verimliliği ve çevre sağlığı açısından demiryolu taşımacılığının önemini gözler önüne sermektedir. aynı şekilde, avrupa'da yapılan bir araştırmaya göre, kazalarda ölüm riski 1 milyar yolcu-km başına demiryollarında 17 kişi iken, karayollarında 140'tır. yaralanma riski ise demiryollarında 41 iken, karayollarında 8.500-10.000 kişi gibi yüksek bir sayıya ulaşmaktadır. dolayısıyla demiryolu taşımacılığı ekonomik olması yanı sıra can güvenliği açısından da önem taşımaktadır."
- geçen istanbul ziyaretimde ebemi siken, bu bayram tatili için bilet alırken de oda arkadaşımın ebesine tecavüz etmeye kalkan kuruluş.. başıma gelen olayı aynen anlatıyorum, yorumu siz yapın artık..
evlenen bi akrabamın düğünü için vize haftasının sonunda, kalan son paramı bilete yatırıp, eskişehir'den istanbul'a gitmeye niyetlendim..
amaç düğünde bir anda bitivererek ev fertlerine bir sürpriz yapmak, bir türlü gelmek bilmeyen banka kartı yüzünden [ki burada garanti bankasına ve anlaşmalı oldukları kurye şirketine selam etmeyi de kendilerine bir borç bilirim..] alamadığım parayı elden almak, o arada kirli çamaşırları da araya kaynatmaktı.. bilet için 2 hafta önceden gara gittim..
-24 kasım sabahı haydarpaşa'ya varan fatih ekspresi'ne bi bilet alacaktım.. bi de dönüş alayım 25 kasım pazar gecesine..
-27,25 ytl..
-buyrun..
bu kadar açık bir biçimde belirtince, bileti kesen abimizin de moron olma ihtimalini gözardı edince, bileti kontrol etmeyip direkt cebe atarak, yaptığım büyük salaklığın farkına varamadan yola devam ettim.. o iki hafta geçti öyle..
24 kasım cumartesi günü saat 02:30'da trene bindim.. yerimde birisi oturuyordu..
-amcacım, orası benim yerim sanırım [bilete baktım] evet, 25 numara..
+olur mu evladım, bak benim bilete..
-hay allah, bi yalnışlık oldu sanırım, en iyisi kondüktörle konuşayım ben..
2 vagon ilerledim, hikayemizin şekillenmesinde en büyük rollerden birini oynayan kondüktörü buldum..
-beyefendi bakar mısınız, böyle böyle bi durum var da..
kondüktör bilete bakar, bilet tarihi ve saati 23.11.2007, 02.30'dur, evet, gardaki görevli bileti yanlış kesmiştir..
-tüh ya, halbuki ben her seferinde çok açık bir şekilde belirtiyorum, neyse, ne yapabiliriz?
+yeni bi bilet kesicez..
-üzerimde bilet alabilecek kadar para yok ama dönüş biletim var ona sayabilirsiniz.. veya gardan beni alan arkadaşım da ödeyebilir bilet parasını..
+olmaz o.. o zaman bozüyük'te iniceksiniz mecburen..
başımdan aşağı kaynar sular döküldü tabii.. gecenin 3'ünde, beş parasız bozüyük'te kalmaktı ufukta görünen.. aklıma bir fikir geldi, bavulumu çantamı sırtladım, ve trenin içinde ilerlemeye başladım.. bu kez karşıma biletleri kontrol eden görevli çıktı..
+biletinizi görmüş müydüm?
- [nasıl olsa tarihe bakmayacağını düşünerek] hayır, buyurun, burada..
+ [bileti işaretler] yeriniz burası ddeğil ama, 2. vagondasınız..
-ah, kusura bakmayın, karıştırdım sanırım..
ters yönde, kolytukların üstündeki bagaj bölümünü keserek ilerledim, 2 vagon sonra boş bir bölüm, altında da çocuğuyla oturan bi abla gördüm..
-pardon, sizin eşyanız yoksa çantamla valizimi buraya koyabilir miyim acaba?
+tabi tabi.. yer bulamadınız mı?
-ya aslına bakarsanız böyle böyle bi durum oldu da.. yemekli vagonda falan idare edebileceğimi düşünüyorum sabaha kadar..
+hay allah, dikat et bari..
-teşekkürler..
hırkam ve sigara paketimle yemekli vagona yürüdüm.. sigaralı bölümde yer olmadığı için birilerinin yanına oturdum mecburen..
bozüyük geçildi, aradan geçen 3 dakika sonunda ben tam rahatlamış ve bi su sipariş etmişken kondüktör vagona girdi..
+canım sen daha inmedin mi?
-indim..
+ama yapabileceğim bir şey yok, indirmek zorundayım..
-bakın, size çözüm önerileri sundum.. dönüş biletimi alabilirsiniz dedim, gardaki arkadaşım keseceğiniz biletin parasını ödeyebilir dedim.. param yok diyorum, anlamıyorsunuz galiba..
+ ...
-peki iniyorum bilecik'te.. umarım rahat uyursunuz..
evet, bilecik'te indim.. bekleme salonunu bir hışım geçtim, o sinirle eskişehir yoluna çıkıp 300 metre kadar yürüdükten sonra, kendime geldim.. karşıda kapatmakta olan bir tekel bayii vardı, sordum..
-istanbul yönü burası di mi?
+evet..
-en yakın benzin istasyonu ne tarafta..
+ooo, istanbul yönündeki çok uzak, eskişehir sınırına girince var bi tane..
evet, yürüdüm.. bilecik garından eskişehir sınırına kadar yürüdüm.. ama nasıl yürüdüm.. elimde ~35 kiloluk çekçekli bavulla, sırtımda hayvan gibi bi dağcı çantasıyla, mıcırlı ve kaygan yolda, iç anadolu soğuğunda, tırlar ve otobüsler benden 50 cm. öteden vızır vızır geçerken yürüdüm.. eğer yol kenarında gelen geçen arabalara el kaldıran, "o valizin içinde kesin ceset vardı!!" yorumunu yaptığınız bi' sap gördüyseniz yolda, bendim o..
öyle bi yere geldim ki ellerim o lanet çekçekli bavul yüzünden mosmor artık, soğuk çok fena bi boyutta, kodumun benzin istasyonu bir türlü görünmüyor,ileriye bakıyorum ışık yok, geriye bakıyorum ışık yok, el kaldırdığım arabalar durmuyor bile, [manyak mı adam saat gecenin 5'i !], köpek olmadığından %100 emin olduğum hayvan sesleri duyuyorum.. yanımdan geçen bir tır da gözümü milimle ıskalayan 2 adet mıcırı suratıma sıçratınca bende ipler koptu.. küfredebileceğim ne varsa küfrettim, yapabildiğim en yüksek sesle..
ve benzin istasyonu göründü.. pompacının acayip bakışları eşliğinde istasyonun yanındaki çorbacıya kadar gittim, camdan içeri bi göz attım ve tuvalete doğru yöneldim..
+hayırdır ddelikanlı?
-şey, tuvalet paralı mı?
+yok yok, gir..
yüzüme bi su çarptıktan sonra dışarı çıktım..
+nereye böyle bu saatte?
- ya işte bik bik bik..
+vay sen şerefsize bak ya! insanlık mı şimdi bunun yaptığı ahmet abi? sen söyle insanlık mı?
ahmet abi biraz temkinli..
*bi kimliğini alayım delikanlı..
-al bu nüfus cüzdanım, bu da öğrenci kimliğim..
+sen şöyle bi içeri doğru gel, üşümüşsündür, bi çorba vereyim..
-yok abi, istemez..
+ya sen gel..
çorba geldi.. hem paramın olmayışı hem de cinayet haberlerinin falan etkisiyle;
-valla gerek yok abi teşekkür ederim.. zaten param da bitti..
+paran yoksa insanlığımız da mı bitti, al iç işte..
sağolsun çorbacıdakiler gara bi telefon etmişler.. gar şefi abla, beni bi hışım bekleme salonundan çıkarken gördüğünü, eğer yanına gitseymişim, işimi halledebileceğini söylemiş..
adam arabasıyla gara kadar geri götürdü beni.. garda biletim iade alındı, iç anadolu mavi ekspres'e bilet kesildi..
trene bindim, ama bilet numarasız, oturacak yer yok.. uyku bastırmış çok fena..
yemekli vagona gittim.. bi oturdum, hop garson geldi..
+siparişiniz?
-yok bi' şey almayacağım şimdilik..
+kalkmanızı istemek durumundayım, burası tcdd'ye değil, şirkete ait..
-%&^+%&+%&/
kalktım, vagonun hemen başındaki kapının oraya sırtımı yasladım.. garson yine geldi.. daha görünür görünmez;
-ne!!! burası da mı şirkete ait!?!?!
+yok arifiye'de birileri iner, yer bulursun diyecektim kardeş..
-ha, sağolasın..
lafın kısası unutulmayacak bir yolculuktan sonra istanbul'da indim, tuzlu deniz havasını bir güzel içime çektim ama öfkem geçmedi tabii.. o sinirle istanbul'daki kız arkadaşımdan ayrıldım, düğünde sürekli somurttum, oynamak için kaldırmaya çalışanlara da hayvan gibi çemkirdim.. keşke oynasaymışım bir iki.. neyse ya..
konunun üstünden 2 hafta falan geçmesine rağmen anlatmamın sebebi, yine bilet saatini ve tarihini açık bir biçimde belirtmiş olup aynı biletlerden arkadaşıma da talep ettiğimiz halde, benim biletimi doğru kesip, arkadaşıma dönüş bileti yerine eskişehir-ankara bileti kesen gardaki görevliye bi selam geçmek istememdi.. bi dahaki sefere kağıda yazıp vermezsem ne olayım..!
- iki rayı bir araya getiremeyen geçmiş zaman kurumudur. hızlı tren gibi iddalı projelerini duydukça gülümsemeden edemediğim bu nostaljik kurumun adana-mersin hattını bile daha doğru düzgün işletemediğinin bizzat tanığıyımdır. tren tarifelerinde 12.23, 18.05 diye saatler yazsa da o trenler bu kadar dakik olamamakta ,gecikmeler tren bekleyen yolculara bildirilmemektedir.vagonlarında binbir şikayet ve sıkıntı taşımaya devam etmektedir.
- şu anda saatte 90 km hızla giderken bu giriyi yazabilmemi sağlayan kuruluş olmasına rağmen, 3-4 yıl önce 3 ytl civarında olan bira fiyatını ardarda zamlarla, bu yolculuğumda tam 6 ytl olarak suratıma çarpmış kuruluştur.sanırım sürekli fiyatı artırarak talebi düşürmek, sonra da bunu bahane ederek içki servisini tamamen kaldırmak gibi bir amaçları var.ister istemez "alın internetiniz sizin olsun, ben ucuz biramı istiyorum uleyn" dedirtmektedir.
ayrıca bağlantı hızı da yerlerde sürünüyo.sırf bu giriyi yazana kadar yarım saat uğraştım mk...
- cumhuriyetin ilk yıllarında yurdun dört bir yanını demir ağlar ile örüp ondan sonra bir arpa boyu yol katedememiş kurum.
(abdull, 01.03.2008 12:53 ~ 14:46)
- yeni vagonlarında 220 volt elektrik prizi bulunan ve 7-8 saatlik ankara-istanbul yolculuğunu katlanabilir kılan şirket devlet kurumu kırması kurum resmi olarak kamu iktisadi teşebbüsü
|