11 ekim 2009,
ona ulaşmanın bir yolunu bulmalıydım. o güzel saçları, haşin bakışlarıyla beni kestiğini biliyordum. doğru anı kollamalı ve etrafındekilere yakalanmamalıydım. çünkü kimse ilişkimizi hatta konuşmamızı bile hoş karşılamazdı.
bakkalın çırağına bir mektup sıkıştırıp gönderdim denizime. cevabı gecikmedi. biliyordum onunda gönlü vardı bende ve cevabından anlaşılıyordu.
kaçarmısın benimle dedim kaçarım dedi.
12 ekim 2009,
o gece denizimin evinin fertleri gezmeye gidiyormuş. ışte bize fırsat doğmuştu. camına taş attım o da ışığını iki kere açıp kapadı ve aşağıya halatı uzattı. tırmanmaya başladım, 3 katı kısa sürede geçip pervazdan içeri attım kendimi. eşyalarını yüklendik, abdullah
gül arabada bekliyordu bizi. hemen kaçmalıydık o sırada kemal
kılıçdaroğlu gördü bizi. güç bela bindik arabaya.. bas abdullah dedim bastık uzaklaştık oralardan kasımpaşaya annemin yanına götürdüm denizi. annem suratıma tükürdü. olum bu ne!! dedi.
13 ekim 2009,
bilemezdim denize mektup yazmanın böyle sonuçlar doğurcağını. pişman değilim ama başka dünyalara aitmişiz bunu anladım.
aşkım platonik değil gerçek dedim ve ekliyorum karşılıklıymış aynı zamanda
güle güle deniz.
p.s: ı love you...
rte