hasta olduğunuzda içebileceğiniz en güzel ilaç.
yapmak isteyenler için bende tarifini veriyim.
6-7 su bardağı tavuk suyu
1 kase tavuk eti kuçuk doğranmıs
2 çorba kasığı un
2 kasık tereyağı vb.
1 çorba kasığı sıvıyağ
1 kase yoğurt ekşi olmasın
1 yumurtanın sarısı
arzuya göre 2 dis sarımsak ezilmiş
üzerine pulbiber..
yapılışı:
tencereye yağlar alınır. un ilave edilir hafif kavrulur. 10 dakika soğumaya bırakılır.
tavuk suyu eklenir karıstırılır. yoğurtun içine yumurta sarısı konur ve iyice çırpılır çorbaya ilave edilir iyice karıstırılır. ocağın altı acılır. karıstırarak çorba pisirilir. tavuk eti eklenir bir tasım kaynatılır. sarımsak dövulur. çorbaya ilave edilir. servis yapılırken isteğe göre pulbiber eklenir...
sirke eklerseniz işkembe çorbasını andırıyor.
grip olunan soğuk kış günlerinin vazgeçilmez yemeğidir.
mümkün olduğunca büyük-iki kiloya yakın- bütün bir tavuk alın. bakmayın büyükleri hormonlu demelerine, ya ne yapacaksınız? zira bu tarif dört kişilik bir öğrenci evi için hazırlanmıştır. kimyonu idi, karabiberi, limonu, salçası bunlar gerekli zira ne kadar baharat o kadar burun akıntısı, o kadar nefes açımı.
aldığımız bütün tavuğu öğrenci evinin vazgeçilmezi olan kör bir bıçak yardımıyla kanatlarından ve butlarından bölüyoruz, tabii ki bölme işlemi biraz uzun sürdüğünden sövmeyi de ihmal etmiyoruz. tencerenin büyüklüğü de önemli lakin gövdeyi de ikiye bölseniz fena olmaz. zira haşlayacağımız için aralarda haşlanmamış yerler kalabilir. parçaladığımız tavuğu tencereye koyup üstünü kapatacak kadar su ilave ettikten sonra tüpü yakıp tavuğu haşlanması için bırakıyoruz. tavuğun haşlanması büyklüğü de göz önüne alınırsa en bir saat sürmektedir. bu arada oturun televizyon falan seyredin.
tavuğun tamamen haşlandığına emin olduktan sonra tavuğu tencereden çıkarın lakin sakin ola ki suyunu dökmeyin, zira o bize lazım. çıkardığınız tavuğu büyük bir kap içine koyun ve soğumaya bırakın. o soğurken bir yandan siz de soğan doğrayın, salçayı çıkarın, tuzu, karabiberi hazırlayın elinizin altında olsun. tavuğun soğuması da bir yarım saati bulabilir.
tavuk soğuduktan sonra plastik kapla birlikte alın ev salona geçin. saçma öyle vakit geçirmelik bir program açın. zira şimdi tavuğun kemiklerini ayıklayıp etini de küçük küçük parçalara böleceğiz. bu da bir yirmi dakika aldığından kulağınızın dibinde bir yemek programı da fena olmayabilir. tabii ki aşçılığın en güzel tarafı olan yemeği yaparken yemeği tatma geleneğini sürdürebilirsiniz; löp etleri afiyetle mideye indirebilirsiniz.
ayıklama işlemi bittikten sonra öncelikle haşladığımız tavuğun suyunun bir kısmını ayırın zira onunla da pilav yapacağız. başka bir tencere alıp içine yağ koyup doğradığımız soğanları da içine atıp kavurduktan sonra salça ekleyip iyice yoğuruyoruz. ondan sonra tavuklarımız bir kısmını da pilav için ayırdıktan sonra geri kalanını tencereye boşaltıp, haşlanmış tavuk suyunun geri kalan kısmını tencereye boşaltıyoruz. o su yetmeyeceği için biraz daha su ekliyoruz, tuzunu karabiberini , kimyonunu, pul biberini bolca ekliyoruz. düşünmeyin vde acı yiyen varmış yokmuş, zira mecbur bu yemeği yiyecekler. sonra tencerenin kapağını kapatıp kısık ateşte kaynamaya bırakıyoruz.
tavuk çorbamız olurken pilavı yapmaya girişiyoruz. onun tarifini vermeye gerek yok sadece suyumuz haşladığımız tavuğun suyu o kadar. bir de sonunda pilav için ayırdığımız tavukları ekliyoruz.
tabii ki bunların yanına bir de cacık ekliyorsunuz ki daha ne olsun.
yemek servisi yapılırken çorba herkese bolca konur, pilav ise ortaya büyük bir tabakta konur ve birlikte yaşamanın güzelliği tadılır. elbette siz çorbanıza yapmak istediklerinizle özgürsünüz. daha fazla kimyon, daha fazla karabiber, daha fazla limon. on dakika sonra heres ağlamaya başlayacaktır. lakin sanmayın ki "ne güzel yemek yapan arkadaşımız var, lakin ben hiçbir şey yapmıyorum" diye düşünüyor. o kadar baharat ancak ağlatır, bir de bütün mikropları alır götürür.
tabii ki bu yemeğin üstüne bir de çay demlersiniz, bir de muhabbetinizi edersiniz ki; ohh afiyet olsun.
annelerimizin yıllar boyu "vitamin kaynağı", "bitecek oo" nidalarıyla bizlere zorla içirdikleri çorba.