|
|
- her yaz tatilinde dedesinin, babaannesinin vb. köyüne gidip dönüşte bir güzel kompozisyon yazan çocuktur.
ben ise tatillerde köyüne giden çocuklardan olamadım hiç ama hep özendim onların ''traktör sürme'' muhabbetlerine, ''karabaş köyü korudu'' hikayelerine. dedelerini, babaannelerini hep benimkilerden farklı hayal ettim, hep kıskandım. sandım ki oralar panayır yerleri gibi, lunapark gibi... hep eğlence var, hep macera var.
ta ki bu hikayeleri anlatan arkadaşım bir sene sonra beni köylerine götürene kadar. gözümde o kadar büyütmüştüm ki burayı, sadece tarlalar arasında kalan bir kaç evi görünce tam bir hayal kırıklığına uğramıştım. bana göre değilmiş demek ki dedim. alışmadık götte don durmaz misali hemen evimi özledim. nitekim ertesi günü hemen şehrime döndüm. bir daha da hiç köye gitmedim.
artık ben ''tatillerde gidecek bir köyü olmadığından şehirde oturmaktan mutlu çocuk'' olmuştum.
- concon başar'ın bir arkadaşının da böyle bir hikayesi vardır...
+sana bomba bi haberim vaağr aaabii... babası köyüne götürmüş berke'yi tatildeğğğ... eveeğt... adam telefonlara çıkmıyo aaabi,ex olmuş* eleman... tabii tabii o piyırsingi de çıkartmış gidinceğğ...
- artık ne yazık ki tatilde tatil köyüne gidip her şeye burun kıvıran çocuklar var.
(letgo, 27.03.2007 16:49)
- köydeyken günde 2-3 karpuz yer bu çocuk..gerçekten vardı böyle bir hikaye..dayısının mı ne tarlasına gidiyorlardı hergün..paso da karpuz yiyorlardı..suları da şapır şupur damlıyordu.. canımızı çektirmek için yerdi sanki..böyle de gaddar bir çocuktur..
- köyden kente göçün daha birinci veya ikinci neslinde ailelerde yaşanır ki bu sanırım kent nüfusunun yüzde yetmişinden fazlasına tekabül eder. yaz tatilinden dönülünce köyler karşılaştırılır herkes en güzel köye sahiptir kendince. ama orda duyduğu farklı bir sevgi vardır ve bundan sonra gördüğü her köylü kardeşine o sıcak sevgiyle yaklaşmaya çalışır. bir kaç nesil sonra bu kalmayacaktır yazın çoğunluğu şehirde diğer kısmı ise 3 farklı şekilde geçebilecektir-son yıllarda zaten tatil alışkanlıkları bu yöne kaymıştır baya-;
-ailede para boktur yurtdışında gezilir muhtemelen daha kendi insanını tanımadan farklı kültürler tanıma peşindedirler. muhtemelen avrupa'dır adamların köylülerine karşı bile bir özenme vardır içlerinde.
-orta üst denilen aile sınıfındaysa tatil köyü ayarlanmıştır uçakla mekana gidilir orda o seviyedeki türklerle ve alt sınıf almanlarla takılınır genç erkek de bir kaç gavura atlama derdindedir mütemadiyen.
-arabayla büyük şehirden deniz kıyılarına yazlığa veya bir tatil köyüne kapak atılmıştır gerisi yukarıdakiyle genel de aynıdır.
anadolu insanlarından böylece kopan kentli genç ya oryantalizme benzeyen bir ilgilenmeyle yaklaşır ya da tepeden bakar ukala bir kendini bilmezlikle bu temiz insanlara yaklaşır.(ramjet, 27.03.2007 17:12 ~ 17:13)
- ben zaten köyde oturuyor olurdum o çocuklara göre. çünkü onlar gelirdi benim ilçeme uzaklardan... onlar tatilde bizimle yaptıklarını ballandıra ballandıra anlatırdı kompozisyonlarında ben ise yazacak hiç birşey bulamazdım. bazen güç bela ankara daki amcamın ya da halamın yanına giderdim büyük şehir ya ankara belki birşeyler olur hevesiyle... ama nafile, o sıkıcı apartmanlar arasında gizlenmiş bir bahçe edası taşıyan minnacık çocuk parkında yengemin izin verdiği 2 saatliğine oynar ardından eve gelirdik. en büyük eğlence ise tv izlemekti. o zaman farkettim büyük şehirlerin hapsaneden farksız olduğunu. benim ilçemde ise yatsı ezanıyla biterdi saklambaçlar... o zaman farkederdim küçük şehirde yaşamanın hiç de kötü birşey olmadığını, kompozisyona yazacak şeylerin olmamasının sebebinin onları sıradan algılamam olduğunu...
- çocukken hani herkesin çizdiği sabit bi manzara resmi vardır ya, işte iki dağın arasında bir güneş, uzaklardan gelen bir ırmak, bu ırmağın üzerinde bir köprü, ardından şirin bir ev ve evin dşında olan insanlar, araba, birkaç hayvan ve sayısı beşi geçmeyen birkaç çiçek..
işte ilkokulda hangi çocuk bana yazın köyüne gittiğini söyleyince aklıma hemen bu manzara gelirdi. imrenirdim tüm köylü çocuklara. yaz mevsiminde onlar köyün güzelliklerini yaşarken ben cadde aralarında top oynardım, arabanın altına da top kaçardı sık sık. zayıfım diye hep bana aldırırlardı...
|