çocukken,yayımlanan çizgi filmini sabırsızlıkla beklediğim,ordan oraya sarmaşıklara tutunup yol alan,arabayı bile geçecek sarmaşık hızına sahip kahraman.ayrıca,kim o bağırma efektini koyduysa çizgi filme helal olsun,şu yaşıma geldim hala tarzanı düşündükçe kulağımda yankılanır durur o ''a aaa aaaaa''.
ayrıca dördüncü nesil,sarmaşığı olmadığını düşündüğüm yazardır kendileri.*
ekim ayı boyunca halis kutça sanat merkezinde beş yaş üstü çocuklar için sergilenen oyundur. müzikleri güzel, eğlenceli, kostümler de sevimli, mesaj da veriyor, ağaçları kesmeyin diye, daha ne olsun...
finlandiya'da yayınlanan serisinde tarzanın can yoldaşı maymun değil ayıdır.sebebiyse finlandiya halkının maymunu sadece resimlerde ve ansiklopedilerde görmüş olmasıdır.bunun yerine finlandiya'da bolca bulunan ayı kullanılmış ve ormanda geçen maceralar düz alanda geçecek şekilde düzenlenmiştir.tabi sorun bunla da bitmemiş bu defa da sscb, ayı figürünün sscb ile özdeşleşmiş bir figür olduğunu öne sürüp olay çıkarmıştır.bunun üzerine ayı figürü de çok az kullanılmıştır.
tam 16 yıl önce tanışmış olduğumu birkaç gün önce hayretle öğrendiğim yazar. hayretle dediysem, kosla reklamlarındaki kirli çamaşır sahiplerinin "eyvah! gitti güzelim bluz!"* kıvamındaki bir hayret değil. 16 yıl önce hayatımda çok önemli bir yeri vardı; bugünlerde pek görüşemesek de hala benim için çok önemli bir insandır. o kadar ablanın yanında hep eksikliğini hissettiğim abimdir bir yerde.
bir delilik yaptım kalktım gittim eskişehir'e.. bok varmış gibi.. dolaştım, gezdim, tozdum; tam izmir'e döneceğim gün bu herifle tanıştım.. başta biraz uyuzumsu gelse de sonradan farkettim ki şeker gibi.. artık hayatımda emin olduğum şeylerin arasına bir yenisini ekledim.. eskişehir'e bir daha gidecek olursam bu herifi bol bol görmeden dönmeyeceğim..
ha bu arada "bir otomobile kaç fil sığar" sorusunu değiştirdim ben.. o artık şöyle; "iki cebe kaç şeker sığar" *
zirvede muhabbet etme fırsatı bulduğum kafa insanlardan biri.. bi' de mühendismiş ayrıca lucid-dreaming olayında da bilgi sahibiymiş, saygı duyuyoruz efenim *
zirvelere getirdiği endonezya'dan ithal sigaraları ile büyük jest yapmış, esprileri ile adeta yüz felci geçirmeme neden olmuş yazar.
112'yi arayan sarhoş vatandaş anılarını kitaba dönüştürse paraya para demeyecektir.
(bkz: şindi ben çok alkollüydüm çok kötü bişey yapdım)
sanki onun için güzelleşmiş bir hava eşliğinde, muhteşem bir manzarada, karşı balkonları rontlayarak ve bol bol gülerek doğumgününü kutladığımız, sımsıcak bir dost...
yakında ait olduğu yerden ayrılacak olan biricik insan.
hep güldürmüştür bizleri nail olduğu sohbetlerde, ve hep de güldürecekti. fakat iş nedeni le ayrılacaktır eskişehir'den, en azından iki adımlık yere yani ankara'ya iş nedeni ile taşınıyor kendileri.
çok şikayet etmişti "eskişehir'de iş yok" diye, zamanında bendeniz de bakmıştım "elektronik mühendisi arayan yer var mı ?" diye. fakat ekonomisi öğrenciye dayalı olan bu şehirde ihtiyaç pek yoktu elektronik mühendisine.
uzun lafın kısası yetenekli bay ripley gidiyor aramızdan, umarız irtibatımızı koparmayız ve kendisi bizi esprileri ile yine komaya sokar.
asıl adı ahmeddin carlak olan manisa taraflarında yaşamış sadece şort giyen binlerce ağaç dikmiş doğayı korumuş bir büyüğümüz. bugün yaşasa tema vakfında gönüllü çalişicak olan doğa sever...