tarihe mâl olmuş insanların bazı diyaloglarıdır bunlar. bazılarına göre ayar vermek bile sayılabilir.
(esdora, 05.08.2004 17:29 ~ 17:53)
sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. bir gün eşi sokrates'e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. bakmış kocası hiç bir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış.
sokrat, gayet sakin:
- bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum.
bernard shaw ile churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. bernard shaw, bir oyununun ilk gecesine, churchill'i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş:
- size iki kişilik davetiye gönderiyorum. bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. tabii dostunuz varsa. churchill, hemen cevap göndermiş:
- maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. ikinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa.
dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. ikisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. mağrur zengin, hor gördüğü filozofa:
- ben bir serserinin önünden kenara çekilmem.
diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:
- ben çekilirim.
kulaklarının büyüklüğü ile ünlü galile' ye hasımlarından biri:
- "efendim" demiş, "kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?"
galile:
- "doğru" demiş, "benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama, seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?"
(esdora, 05.08.2004 17:36 ~ 17:37)
churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili, churchill' e kızgın kızgın şöyle seslenir:
- eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım.
churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır:
- hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim.
zamanında
napolyon un esir aldığı general şu sözü söyler:
-sizler para için bizler ise şerefimiz için savaşıyoruz.
-evet herkes kendisinde olmayan şey için savaşır.
fuzulî ile
ruhî atışa atışa yürümektedirler. ruhî güzel bir konağın bahçesindeki uyuz bir köpeği göstererek laf atar:
- şu köpek şu konakta ne kadar da fuzulî.
+ haklısın azizim; vur kafasına, çıksın kıçından ruhî.
ingiliz gazeteci: mustafa kemal çanakkale'de babamı öldürdü...
mustafa kemal'i yaveri: paşam çanakkale'de babasını öldürmüşsünüz.
mustafa kemal: git sor bakalım babasının çanakale'de ne işi varmış?
bir gün
mustafa topaloğlu na gazetecilerden biri taşak amaçlı bir soru yöneltir . akabinde şöyle bir diyalog yaşanıyor.
gazeteci: mustafa bey bülent ersoy için türkiyenin en iyi sanatcısı diyorlar ne düşünüyorsunuz?
m.t :
bülent ersoy dünya çapında yıldız olacaktı ama önünü kestiler, şimdi ona arkadan destek vermek lazım !
(fallout, 10.06.2007 01:04 ~ 25.12.2007 21:41)
diogenes bir gün adamın biriyle sohbet ediyor. adamın kapı önüne astığı -bu evden içeri kötülük girmesin- yazılı tabelayı görüyor, ve adama soruyor.
+peki, sen nasıl giriyorsun içeri?
fatih sultan mehmet istanbul kuşatması devam ederken etrafındakilere fetih ile ilgili hiç bir bilgi vermemektedir.
vezirlerinden birisi fetih planları ile ilgili çokca ısrar edince fatih sorar
-sır tutmasını bilirmisin lala
vezir heyacanla
-tabiki bilirim hünkarım
fatihten muazzam ayar gelir
-bende bilirim
amerikalı
sam : tanrı beni barışı sağlamam için görevlendirdi.
polat alemdar : benim senin gibi çocuğum yok.
hakan taşıyan : arabesk müziğin yeni peygamberi benim.
müslüm baba : böyle bir peygamber gönderdiğimi hatırlamıyorum.
yazarın notu: polat alemdar, müslüm babadan araklamıştır.
bir toplantıda şahsın biri mehmet akif ersoy'u aşağılamak amacıyla:
"efendim,siz baytardınız değil mi?" şeklinde ,sırıtarak ,soru yöneltir.
mehmet akif ersoy :"evet buyrun bir yeriniz mi ağrıyordu?"
cevabıyla tarihte lafı gediğine koyanlar arasında yerini alır.
kamer genç,
önce evden sarışın bir dansöz, ardından da kamer genç çıkar. telefonla basına bu olayın bildirilmesi üzerine kısa aralıklarla bu çıkışlar görüntülenir. komplo mu bilinmez ancak cumhurbaşkanı adayı kamer genç'e "cumhurbaşkanlığı seçimini burada mı sürdürüyorsunuz" sorusuna 'hayır' deyip şu meşhur cümleyi kurar:
çocuğumun evinde çiçekleri sulamaya geldim.
(endip, 19.06.2007 15:44)
verdikleri ayarlar, tarih olanlardır
(medium, 19.06.2007 15:45 ~ 15:45)
cumhuriyetin ilk yıllarında
mustafa kemal atatürk’ün yanına yaklaşıp sormuşlar:
- size diktatör diyorlar, ne düşünüyorsunuz bu konuda?
atatürk cevap vermiş:
- eğer ben diktatör olsaydım, sen şu an bana bu soruyu sorabilir miydin?
italya türkiye'ye karşı savaşmaya hazırlanır. atatürk'ün onlara gönderdiği cevap:
"o çizmeyi benim ayağıma geçirtmesinler !"
(pek tarihi sayılamaz ama olsun)necip fazıl mistik yazar kimliğiyle bilinir şiirlerinde din konusu ağırlıklıdır.deyim yerindeyse sağcı şairdir.fakat bir dönem solu savunduğu bilinmektedir.işte bu soldan sağa geçiş döneminde ona tepkili olan edebiyat çevresinden biriyle arasında şöyle bir diyalog geçer:
-artık gözümde bir sıfırsın.(x edebiyatçı)
-sen de benim gözümde çift sıfırsın.(necip fazıl)(bu arada çift sıfır tuvalet anlamına gelmektedir)