herkesçe malum olan bir gerçekliktir. evet; tarih göz göre göre sular altında bırakılacaktır. lâkin "bunu sadece 60 yıl hizmet ömrü olan bir yapı için yapıyorlar" deyip işin içinden çıkmamak, barajın yapılış amaçlarını da irdelemek gerekir.
[ara not: sözlüğün muhtelif yerlerinde barajları öven, destekleyen yazılarım vardır, yazmışımdır. ama bu, her yere baraj yapılması gerektiğini savunduğum anlamına gelmez.]
barajlar büyük birer su deposu olmaları, sulama ve elektrik üretimi amaçlı kullanılmalarının yanısıra sel kontrolü için de yapılır. yani, kış ve ilkbahar aylarında aşırı
debi artışları görülen akarsuların üzerinde baraj kurmak sel kontrolu için en efektif çözümlerden biridir. o zamana kadar fazla dolu tutulmayan baraj rezervuarı, bu artan su miktarını depolar ve seli önler.
şimdi ılısu barajı'na bakarsak o bölgede sel durumu pek gözlenmez. en azından ben öyle biliyorum. sulama amaçlı desen, suyu bol bulan çiftçinin harran'da nasıl pamuk yetiştirdiğini gördük: fazla sulanan toprak tuzlanma yapmış, şimdi ot bile yetişmiyor (su meselesini halledip tarıma dair teknik destek vermezsen, dandik politikalar yürütürsen olacağı bu). elektrik üretimi dersen, zaten nükleer santral yapmak için donunu bayrak etmiş sallıyorsun. barajdan sanane.
o zaman sorarım: "bu barajı niye yapıyorsun arkadaş?"
ha yok o bölgede bir sel durumu varsa ve tek çaresi baraj ise hasankeyf'ten çıkacak iki tane çömleğin geçmişini... hiçbir şey, orada ölecek veya sevdklerini sele kurban verecek insanlardan daha değerli olamaz. geçmişte yaşayan toplumların 3-5 veya 10000 tane eserini görmek için bir insan dahi feda edilecekse, eskinin yeri eskide kalsın. ne diye kralın mezarını açıp kemikleriyle oynuyorsun kardeşim? rahmetlinin ruhu incinir.