belki ilginizi çeker
  1. · ihsan oktay anar
gündem
  1. · annenin gençlik fotoğrafları
  2. · disko kralı
  3. · yeşim salkım
  4. · ugg düşmanı ezik kızlar
  5. · apertura 2009
  6. · domuz gribi
  7. · öğretmenler günü
  8. · iran kedisi
  9. · zulüm

tarih kadar hayal rüya kadar gerçek  

  1. ihsan oktay anar'ın eserlerini temel alarak düzenlenecek olan sempozyumun ismi. bilgi üniversitesi'nin bu etkinliğinde eserlerin çözümlenmesinden ingilizceye çevrilmesine, metinlerin sinemaya aktarılmasından animasyonlara kadar yok yok. ilk kez birromancının esereriböylesibütünsel bir formasyonla ele alınıyor. tabii ki bu anar'ın hakettiği bir şey. 25 nisan 2009 cumartesi tarihinde, 09.30-18.00 arası, bilgi üniversitesi'nde.
    (avluda oturan sizofren, 14.04.2009 23:44)
  2. ihsan oktay anar sempozyumu

    istanbul bilgi üniversitesi
    karşılaştırmalı edebiyat bölümü
    santralistanbul e3-101/107
    25 nisan 2009 cumartesi 09.30–18.00

    • bezmara topluluğunun dinletisiyle başlayacak sempozyumun açış konuşmalarını murat belge ve ahmet inam yapacak.

    • sempozyumda elif şafak ve gürsel korat, ihsan oktay anar’ın edebiyatını romancı gözüyle ele alırken handan inci, alaattin karaca, asuman kafaoğlu-büke, akın tek, berat açıl, selma altıntaş, ömer türkeş ve semih gümüş ise anar’ın yapıtlarını çeşitli yönleriyle değerlendirecekler.

    • ersu pekin, temuçin tüzecan ve haluk örs uzmanlık alanlarıyla bağlantılı olarak suskunlar, amat ve kitab-ül hiyel’i yorumlarken ilban ertem, puslu kıtalar atlası'nı çizgi roman olarak yeniden oluşturma çalışmalarını; turgut berkes, bu romanı ingilizceye çevirme sürecini; zeynep avcı, efrâsiyâb’ın hikâyeleri’ni oyunlaştırırken yaşadıklarını anlatacaklar.

    • ezel akay, mustafa altıoklar ve derviş zaim, anar’ın metinlerinin sinemaya uyarlanmasını tartışacak.

    • oturumlar sırasında ve oturum aralarında romanlardan yola çıkan bir meddah gösterisi, doğaçlama oyunlar, üç boyutlu animasyonlar ve video-art çalışmaları izlenebilecek.

    • sergi alanında, beş roman kahramanının modelleri, kitab-ül hiyel’deki üç makinenin maketleri, suskunlar’daki müzik aletleri ve amat kalyonunun ve bazı roman kahramanlarının güzergâhlarını gösteren kolajlar, metin üstündağ küratörlüğünde günümüzün usta çizerleri tarafından tasarlanan yirmi beş roman karakterinin insan boyutundaki kopyaları yanında anar'ın kendi çizimlerinden ve roman taslaklarından örnekler bulunacak.
    (galiba, 15.04.2009 00:44 ~ 03:50)
  3. meddah gösterisinde sıkılıp oyuncuya bitirmesi için bağıran kişiye burdan küfürlerimi göndermekle başlamak isterim.

    sempozyum murat belge'nin konuşmasıyla başladı. anar için, sırları olan bir yazar, otantik bir adam, bir kaçak dedi. "publicity"nin gırla gittiği bir ortamda "p" harfini duysa kaçar dedi, zira anar sempozyuma gelmeyerek belge'yi haklı çıkardı. sonra anar'ın hep bir projeyle yola çıktığını ve dilinde ince bir mizah olduğunu, belge'nin başkalarında pek göremediği 'arka plandaki gülme sesi'ni olan gösteren bir yazar anar. değil mi ki"hayat karşısında yapacak şeylerden biri de gülmektir."

    ardından sözü ahmet inam aldı, o da anar'da bir 'dünya kurma çabası' olduğundan söz etti- postmodern edebiyatta olan şey de bu! anar'ın dünya kurmasında bir tutarlılık var dedi, o bir münşi'dir o yüzden, kitaplarındaki tüm eşyalar yerli yerinde ve bağlantılıdır, esasında anar tek bir roman yazıyordur, ve bu dünya kurma çabasının bir eşi daha yoktur türk edebiyatında.

    inam sonra şöyle bir benzetmede bulundu, balzac'ın kahramanları ona bağlıdır, o ne derse öyle olur, oysa dosto'nun kahramanları yazarını dinlemez, talih'in etkisi altındadırlar. bu bağlamda anar'ın kahramanları da dostovaridirler. eski yunan tanrıları da biraz böyledirler.

    tabii ki inam sözü burda bitirmedi ve devam etti, anar için "hayal nazırı ihsan" dedi ve çok uzak alemlere uçtu inam: ilk bakışta anar piyasa yazarı gibi görünür, ama o yazmamış, yazdırılmıştır-bilinçdışından gelen saiklerle yazar anar dedi. bu yüzden arka planını görerek okumak lazım anar'ı: sadece rasyonel ve mekanik değil duygu ve bilinçdışını da hesaba katarak. aynı şekilde anar'da insan irrasyonel ve rasyonel olarak vardır, örneğin zahir "ben taşı ekmek yapacağıma ekmeği taş yaparım" der ve ekmeği adamın kafasına atar.

    inam'ın bu minvalde seyreden görüşlerinin ardından ara verilir. ikramımız var denir, ikram'da sallama çay ve puaçaya 5 lira verilip helali hoş edilip yerimize dönülür, yer derken bildiğiniz yeri kastediyorum, salon hıncahınç dolu olduğundan bazı kimseler yerlere oturmuştur.

    2. oturum başlar, günsel korat sonradan makale haline getirip kitaplıkta yayınlattığı bildirisine şöyle başlar: "hayali istanbul atlası"
    atlas'ın kişileri çok çeşitli olmakla birlikte hep birtakım tipler ve işler var, bir genellemeye tabii tutarsak kıyıda kalmış, tutunamamış , iktidar olamamış kimseleri seçmiş anar anlattığı dönemin toplumsal yaşamını irdelerken. böyle sınırda(düşkün manasında) meslekleri anlatması, hem de birçok ayrıntılarla anlatması anar'ı özel kılıyor diyor korat. mesleklere hayali bir bakış.

    istanbul'a hayali bakış da şöyle: istanbul'un belirli birtakım semptlerinde geçiyor romanlar: galata, pera, beşiktaş, yüksekkaldırım...

    ve anar'ın adaları: aşk adası kimsesizdir: anar'ın romanlarında kadınlara pek yer yok. kadın düşmanlığı değil ama bir kadınsızlık durumu bu. savaş adası: savaş sahnelerinin olağanüstü anlatımı, söylence adası: rivayetten anlatanlar vardır, meseller, masallar... ve son olarak edebiyat adası.
    edebiyat adasının dört burcu var. 1-döneme ait masal dilini modern dilin potasında eritmek, 2- "şöyle dedi şöyle hissetti" tarzında duygusal ampirik değil anlatımcı bir dile sahip olmak, 3- tabii ki metinlerarasılık ve 4- duyu organlarına mesafe ama şöyle: romanda hiçbir karakterle özdeşleşme yaşanmaması, karakterlerin hepsini uzaktan seyretme.

    korat'ın son cümleleri anar'da ana duygunun mizah ve ironi oluşuydu. şöyle de özetlenebilir anar romanları: hayata uzaktan bakan komedi.


    derken elif şafak aldı sözü eline. pinhan'ı ve şehrin aynaları'nı yazdığında puslu kıtalar atlası'ndan müthiş etkilenmiş olduğunu söyledi ilkin, özellikle güzel romancımızın dilinden, hele ki osmanlıca'yı kullanma biçiminden ve yeni kelimeler icat etmesinden. ikincisi mizahı da dahil olmak üzere üslubundan etkilendiğinden ki bu geleneğin hüseyin rahmi'ye kadar uzandığından. üçüncüsü anar'ın tarihe "gündelik yaşam tarihçiliği" olarak yaklaşmasından, 4., hayal ile hakikati harmanlayıp bir karnaval yaratmasından, 5.si interdisipliner karakterinden, yani ki fenni, feylesof ve masalcı dilin harmanından, 6.sı anar'ın karakterlerini ezmeyip, onlara bir mesaj ilettirme kaygısı duymayışından ve son olarak anar'ın nevi şahsına münhasır kişiliğinden ne kadar etkilendiğinden bahsetti elif shafak.

    ardından anar romanlarında kadının bulunmayışına bir şerh düştü: o dünyanın kamusal alanında kadınlara yer olmayışı hasebiyle anar'ın romanlarına kadınları sokmadığını söyledi.

    ardından yusuf atılgan ile oğuzcuğum atay arasındaki bir anekdottan ve bu bağlamda edebiyatçıların birbirlerine sevgi ve ilgilerini göstermeleri gerektiğini bunun faydalı bir şey olduğundan bahsetti. meraklı okurlarımıza bu anekdotu bekletmeden sunuyoruz: atay tutunamayanları atılgan'a postalar, atılgan okur ve etkilenir, fakat üzerine hiçbir şey söylemez, bir yorumda bulunmaz. oğuzcuğum atay öldükten sonra arkadaşları atılgan'a atay'ın atılgan'ın bu sessizliğinden dolayı bir burukluk yaşadığını, atılgan'dan bir yorum beklediğini söyler. bunun üzerine atılgan vicdan azabı duyar ve notlarında " ama ben bu nitelikte bir eser yazan adamın benim iki çift lafıma ihtiyacı olmadığını düşündüm" der.


    ilk iki oturum böyledir sayın seyirciler, sempozyum da bizde bir burukluk yaşatmıştır.
    (usuyitik, 06.09.2009 05:14)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil