tarih bilimiyle uğraşan, tarih yazan kimse.
bu insanların doğa bilimcileri ile pek çok ortak noktası vardır. iyi bir tarihçi olmak için önyargıları bir kenara koymak gerekir. tarihsel olayları ve kişileri çözümlemeden önce, tarihçinin kendi içindeki psikolojik süreçleri çok iyi anlamış olması gerekir. nesnel olmanın, yaptığı yorumlara bilinçaltı yargılar katmamanın bir numaralı koşuludur bu. bu bakımdan iyi bir tarihçi, içgörüsü berrak ve kendisiyle barışık insandır diyebiliriz. gelelim örneklere:
a) bir tarihçi düşünün. cumhuriyet rejimi ile bir şekilde alıp veremediği bir şeyler olsun. mesela idealleri uyuşmuyor olabilir (komünist?, turancı?), ümmetçi olabilir ya da en basitinden babası cumhuriyet devrinde sosyal statüsünü kaybetmiş ve ailesinin çektiği acıları cumhuriyet rejimiyle bağdaştırmış olabilir. geride yatan sebepleri bizi ilgilendirmiyor, önemli olan tarihçinin bu duyguları kendi içinde çözümlememiş olması. 1923-46 devriyle ilgili yaptığı çözümlemelerde yargılayıcı davranıyor, atatürk için despotik, rejim için totaliter gibi sıfatlar kullanıyorsa artık nesnel değerlendirmenin ve tespitte bulunmanın ötesine geçiyor demektir. tarihçi kimliğini kemalist ideoloji ile ilgili kişisel yargılarını ve duygularını ifade etmek için kullanıyordur. bu bilim etiği ile hiç bir şekilde bağdaşmaz. biraz etrafımıza bakarsak bu tür tarihçilerin (hem de diğer açılardan çok iyi tarihçilerin) mevcut olduğunu göreceksiniz.
b) eğer devlet okulları için kitap yazan resmi tarih yazıcısı değilse aynı eleştiriyi aynı dönem için kahramanlık türküleri çığıran bir tarihçi için de getirebiliriz. atatürk'ü bir kahraman olarak görüyorsa, bağımsızlık kazanıldıktan sonra monarşi benzeri bir yönetim isteyenleri vatan hainliği veya gaflet ile suçluyorsa yine kendi ideolojisini ve duygularını yaptığı işe karıştırıyor yine yargılıyor demektir. zaten resmi olarak içinden geçtiğimiz eğitimde kullanılan tüm tarih kitapları bu tür tarihçiler tarafından yazılmıştır.
iyi tarihçi yargılamaz. tespitte bulunur. tespitte bulunurken kullandığı dilin (despot cumhuriyet, diktatör atatürk, gafil
rauf orbay, vs.) bilinçaltı veya bilinçüstü yargıları belli edeceğini bilir ve bu hatadan kaçınmak için sürekli bir çaba gösterir. belki kimse tamamen bunu başaramaz ama gerçeğin peşinde koşan bir bilim insanı olmanın gereği budur.
peki tarihi olaylarla ilgili kendi değer yargımız olmayacak mı? elbette olabilir. tarihî kişilikleri bugünün değerleri ile yargılamak istersek kimse bizi engelleyemez. bir
vatansever olarak atatürk'ün bir kahraman olduğuna inanmak ve bunu dile getirmek de insanın en doğal hakkıdır. ancak bunu tarihçi kimliği ile yapmak burada vurgulamak istediğim sorundur.