hangi bölüme girmiş hangi sınıfa geçmiş olursak olalım bir türlü kurtulamadığımız sözel ders.bir yandan kurtulmadığımız iyi oluyor aslında.insan geçmişini bilmezse geleceğini göremez diyebiliriz.
üniversitede lisedekinin aksine ezberden çok mantık ve yorumla işlenir dersler.hatta zaman zaman arkadaş ortamlarında ortaya atılan çaldıran savaşının tarihi neydi gibi sorulara ve arkasından gelen tartışmalara da sebep olur.
"yani tarih daima kazananlar tarafından yazılır. iki kültür çarpıştığında kaybeden silinir ve tarih kitaplarını kazanan taraf yazar... kendi davalarını yücelten ve kaybeden düşmanı küçük düşüren bir tarih. napolyon bir zamanlar 'tarih üzerinde anlaşmaya varılan bir masaldan başka nedir ki?' demişti. tarih yapısı itibariyle daima tek taraflı bir tutanaktır."***
"çoğu sahtekâr olan yöneticiler ile çoğu aptal olan askerler tarafından gerçekleştirilen çoğunlukla önemsiz olayların çoğunlukla yanlış aktarımı".
(bkz: the devil's dictionary)
(bkz: ambrose bierce)
"biz yalnız bir tek bilim tanıyoruz, o da tarih bilimidir. tarih iki yönden incelenebilir. tarihi, doğa tarihi ve insanların tarihi diye ikiye ayırabiliriz. bununla birlikte, bu iki yön birbirlerinden ayrılmazlar; insanlar varoldukça, insanların tarihi ile doğanın tarihi karşılıklı olarak birbirlerini koşullandırırlar. doğa tarihi, yani doğa bilimi ile belirtilen şey, burada bizi ilgilendirmez; buna karşılık insanların tarihi ile, ayrıntılı bir biçimde uğraşmamız gerekecek: gerçekte, hemen hemen her ideoloji ya bu tarihe değgin yanlış bir anlayışa indirgenir ya da bu anlayışı büsbütün bir yana bırakmak gibi bir tutuma varır. ideolojinin kendisi de zaten bu tarihin görünümlerinden biridir ancak"
bugünkü hallerimizin de bir gün bünyesinde bizim neslimizin yaptıkları ettikleri diye yer alacağı zaman günlüğü. önceki nesillerin asırlarca dünyayı hiç köhne düşüncelerin hükmünden kurtaramadığını görmek bizden sonrakilerin de bizim için aynı şeyi düşüneceklerini bilmek acı verici. koca insanlık tarihi boyunca bir gıdım bile ilerleyemeden hala ırkçılık, küresel doğa sorunları gibi şeylerle uğraşıyor olmamız tarihten hiçbir ders çıkarmadığımıza işaret ettiği gibi tüm nesle çökmüş olan umutsuzluk ve umursamazlığı kamçılıyor ne yazık ki.
günümüzde genellikle ulus devletleri tarafından, devletlerini oluşturan bireylerin gerçekten ulus olduğunu kanıtlamak için üretilen uydurmalara topluca verilen isimdir.
tarih geçmişin bir fotoğrafını çekmektir. nasıl gerçek görüntünün kağıda yansımasında derinlik kayboluyorsa tarihte böyledir. derinlik azalır. bu yüzden verilecek manalar çıkarılacak yorumlar büyük oranda çekene bağlıdır. bu yüzden aldatıcı olaibilir. itibar edilmeli ama şüpheci bir bakış açısıyla yaklaşılmalıdır
her milletin,ülkenin kendine göre şekillendirdiği olayların birde zamanla taçlandırılmış şeklidir.birde bu tarihin evrim teorisiyle birleştirilmiş versiyonu vardırki,o da tam bir muammadır.
tarih geçmişteki olayları yer,zaman,sebep, sonuç ilişkisi ve en önemlisi objektiflik yani nesnellik içerisinde inceleyen bir bilim dalı olarak görülsede o kadar karmaşık ve girift bir yapısı vardır ki bunlar çoğunlukla karışır.bir olayın sonucu diğer olayın çoğunlukla her zaman değil sebebini teşkil eder.tekerrür etmez sadece olayların birbirlerine benzerleri gerçekleşir.deney ve gözlem uygulanamaz.sadece carbon 14 metodu kullanılır ki bu metod da buluntuların yaşını tespit etmeye yarar.bunun dışında pozitif bilimlerdeki yani fizik,kimya,biyoloji gibi disiplinlerdeki gibi deney olmaz.tarih yazıyla başlar. verba volant scripta manent söz uçar yazı kalır sözü yazının ve not tutmanın öneminden bahsetmiştir.hafıza -i beşer nisyan ile malumdur ancak tarihçilerin bu sözün dışında kalması gerekir en azından buna çabalamalıdırlar tarihte bir sorunun kesinlikle ve kesinlikle tek cevabı yoktur.binlerce cevabı bulunabilir.insan tarihi severse bir ömrünü tarihle geçirebilir.okudukça ne kadar az bildiğinizi anlar olayların iç yüzünü yavaş yavaş kavramaya başlarsınız.hititler ilk objektif tarih yazıcılığını başlatmışlardır.dünyanın oluşumundan başlar kıyamete kadar devam eder.ondan sonrasınada zaten ilahiyat bakar.
türkiye'de saçma sapan olaylar ile derslerde anlatılan aslında son derece zevkli bilim.
örneğin: malazgirt de bulunan selçuklu ordusunun komutanı alp arslan cuma namazından sonra atının kuyruğunu ördü.......
ya kardeşim bana ne atının kuyruğundan?
bu savaşta yaşanan en ilginç olaylardan birini eski bölüm başkanımızın anlattığı şekilde size aktarayım;
zamanında korsanlık yaparak geçimini sağlayan vikingler sicilya da bir kralın yanında yaşamaktadırlar ve bir süre sıkılırlar ve yola koyulurlar, sonunda istanbula varılar ve bizans hükümdarı ile paralı askerlik konusunda anlaşırlar.
neyse bütün bizans ordusu malazgirte doğru yola çıkar, ancak yolda wikingler "para peşin yoksa cayarız" derler.
antlaşma iptal olur ve vikingler yerleşebilecekleri bir yer bakarlar.
bu yer sizce neresidir? amasya.
dikkat edin amasyada yaşıyan insanlar sarışın, uzun boylu ve renkli gözlüdür.
tıp ile ilgili bir seminer olur ve kendini buna adamış bilim adamları ve doktorlar kendi alanlarıyla ilgili hemen hemen herşeyi bilirler ve konuşurlar. kimya, fizik vb. muhendislik ile ilgili bir seminer olur seckin muhendisler alanlarıyla ilgili herşeyi bilirler ve konuşurlar. edebiyat için de aynı şey geçerlidir. ama tarih... öyle bi şeydir ki herkes tarih ile ilgili herşeyi bildiğini sanır. bunun profesoru olmak için okulunu okumak gerekmez. yeter şart insan ve 40 üstü yaşta olmaktır. tarih budur. nedense herkesin uzmanı oldugu bir bilim dalıdır.