sayıları üj bej kişi olsa da "benim savunduğum düşünceye taraf olan tarafsızdır" gibi düşünen, cumhuriyet düşmanı,atatürk düşmanı, fethullah gülen sempazitanı, terör örgütü şakşakçısı, kendini beyaz türk diye nitelendiren, beyni yıkanmış liboşlar sürüsüdür.
sabah kahvaltıda demokrasi yer, demokrasiye yaraşır şekilde duş alır, boş zamanlarında demokrat yürüyüşler yapar, karısının türbanını demokrat esnaftan alır, dünyanın bütün gelişmiş demokratik ülkelerindeki gibi sevişir.
insanları sınıflandıracak şeyler azaldığından ortaya çıkan okuduğu gazeteye göre insan türleri sınıflandırmasının bir alt dalıdır.
varyasyonları da vardır.
akşam gazetesi
birgün gazetesi
bugün gazetesi
cumhuriyet gazetesi
evrensel gazetesi
güneş gazetesi
haber türk
halka ve olaylara tercüman
hürriyet gazetesi
milli gazete
milliyet gazetesi
ortadoğu gazetesi
posta gazetesi
radikal gazetesi
sabah gazetesi
star gazetesi
şok gazetesi
takvim gazetesi
türkiye gazetesi
vakit gazetesi
vatan gazetesi
yeni asya gazetesi
yeniçağ gazetesi
yeni mesaj gazetesi
yeni şafak gazetesi
zaman gazetesi
.
.
.
.
.
okuru gibidir. tanısanız seversiniz, gaza gelip etiketlemeyin yeter...
komiktir tek kelimeyle. bir de en özgür en bağımsız gazetenin okuyucusuyum diye yalandan efelenmelerde bulunurlar ama babaları amerika nın kocaları avrupa nın kucağında otururken hiç inandırıcı değillerdir.
bunların 29 ekim i falan yoktur bunların kutladıkları tek bayram henüz tam olarak özgürce kutlayamasalar bile sevr anlaşması denen paçavranın imzalandığı gündür. bölye ilginç enteresan tiplerdir..
yılmaz özdil,melih aşık hasan pulur bekir coşkun yalçın doğan okurlarından farklı olarak şu çılgın türklerden daha sofistike kitaplar okudukları görülmüştür.
üç beş tane faşist beynin, kendisi hakkında yaptığı sikik yorumları takmayacak olan okurdur.
bir gazete insanları bu kadar rahatsız edebiliyorsa vardır bir hikmeti. ha yalan dolan yazıyor diyorsan gidersin verirsin mahkemeye..
sabahtan akşama kadar bulvar veya fotomaç gazetesi okuyanların, sırf haydar dümen ve arka sayfadaki seksi resimleri görmek için posta gazetesi alanların bok attığı okuyucu kitlesidir. gizli kapılar ardında olup bitenlerin gün yüzüne çıkarıldığı tek gazetenin taraf olmasına bianen bu gazeteyi alan okuyucular, taraf la doğruyu, taraf la korkusuzluğu, taraf la huzuru bulacak ve olup biteni en iyi pencereden görme şansına sahip olacaktır. yeni seçim sloganım da;
militarizm, ırkçılık, azınlık hakları gibi konularda 2009 türkiye'si için biraz uç bir noktada bulunduğundan mütevellit "devlet düşmanı, atatürk düşmanı, cumhuriyet düşmanı" olarak tanımlanmasını bir dereceye kadar hoş görüyorum. sonuçta 70 küsür milyon insan yaşıyor burada, her birinizin iq puanı çift haneli olacak diye bir kural yok.
ancak anlamakta zorlandığım nokta, taraf okurlarının "fetullahçı" olduğuna can-ı gönülden iman etmiş insan sayısının bu denli fazla olması. benim çevremdeki taraf okurlarında bir sorun var sanırım. zira tanıdıklarımın %98.7'si kara kuşak ateist. geriye kalanlar da senede 2 kez bayram namazına gidip, ramazan'da oruç tutan "gelenekler güzel şey abi" müslüman'ı. taraf yazarları arasında da "dindar" olanları geçtim, kendini müslüman olarak tanımlayan kaç kişi var gerçekten merak içersindeyim.
taraftardır bunlar. ahaha. ne kelime oyunu yaptım be. taraftar. ahaha bravo bana. ironik bir yazı yazarken de parantez içinde ünlem kullanırım hep. en sevdiğim kitap olasılıksız. alacakaranlık da baya iyi.
tanımlanamıyor bu kişi/kurum/kuruluş. valla bak; herkes bir şey diyor, toptan bakınca da birbiri ile çelişiyor. bak şimdi neler sayıyorlar: pkkdestekçisi, liberal, tsk düşmanı, kürtçü, fetocu, terörist, iktidar yalakası, akpci, ergenekon muhalifi vs vs.
bu kadar tanımlamayı birden bünyesinde barındıran bu okuru -ki ben de dahil-; buradan tebrik eder, selamlarımı iletirim. işin zor be hacı.
17-18 bin faili meçhul cinayetin faillerini, neden bugüne kadar bu konuda devletin hiçbir adım atmadığını merak eden biri olabilir mesela. ya da silahlı kuvvetlerin vatandaşın vergilerinden faydalanarak yaptığı harcamalar konusunda neden denetlenemediğini de merak ediyor olabilir. ordunun 25 yıldır sürdürdüğü savaşın başladığı yerden çok daha kötü bir noktada olduğunu farketmiş, ancak bununla ilgili hala burnundan kıl aldırmayan tavrını görmekten sıkılmış biri de olabilir. milyonlarca insan tarafından konuşulan bir dilin neden yasaklandığını anlayamayan biri de olabilir. çocukluğundan beri duyduğu emperyalist, ajan, dış mihrak, soros (ne adammış be), batının oyunları, türkün türkten başka dostu yoktur saçmalıklarını duymaktan bıkmış biri de olabilir.
ya da bu kadar meseleyi kafaya takmasa da murat belge, alper görmüş, sevan nişanyan, gökhan özgün (çok özledik kendisini) gibi yazı üstadlarını okumayı seven biri de olabilir.
ya da belki memlekette neler olduğunu her dilden anlamaya çalışan ve bunun için düzenli olarak doğan grubu gazetelerini, cumhuriyet ve zaman gazetesini okumanın yanı sıra taraf gazetesini takip eden biri de olabilir.
pek çok sebepten okunabilir taraf gazetesi. ama saygıdeğer bazı sözlük yazarlarının belirttiği gibi vatanı satmak, ihanet etmek, ülkeyi bölmek gibi sebeplerden okunmaz. çünkü böyle şeyler yapmak isteyen insanların yapabileceği başka pek çok şey vardır. gazete okuru olmak bu yapılacak şeylerin yanında pek bi hafif kalır.
metrobüste ayakta okunan tek gazete taraf gazetesidir.(ben başka görmedim) bu kadar kendilerini kaptırıyorlar demekki.. ya da zaman darlığı çeken kişiler bunlar. bir kere (yine metrobüsteyken) bunlardan birine .mnskkymm der gibisinden baktım bir süre ama görmedi tabi. okuyordu...
en büyük yanılgınız; her şeyi ben bilirimcilikten kaynaklanıyor. kendi bildiklerini en doğrusu bu şeklinde dikte ederken, karşındakinin aklını / düşünme kabiliyetini hiçe saymak gibi aptalca ve bir o kadar da akılsızca bir davranış içine düşüyorsunuz. evet, kıçımla gülüyorum bu halinize.
bir taraf okurunun tamamen biat ettiğini, eleştiri kabiliyeti falan olmadığını neden – nasıl ilişkisini kuramayacağını düşünmek, affedersiniz ama sadece mallık olarak adlandırılabilir. öyle adım adım anlatıp ha yavrum şimdi anladın mı gibi üstten bir bakışla; yazık ya acıyorum bu halinize tavırlarınızla bizlere verdiğiniz akıl için sizin önünüzde eğilmemizi bekleyen efendi rolleri iğrençlik düzeyinde sadece tiksinti uyandırıyor.
herkes her şekilde aynı şeyi düşünecek diye bir kaide yok; taraf okuru olunduğu gibi, hürriyet okuru, milliyet okuru, radikal okuru, birgün okuru gibi bir çeşitlenmesi de olması çok şaşırtıcı değil. burada salt taraf okurlarına “pkkdestekçisi, liberal, tsk düşmanı, kürtçü, fetocu, terörist, iktidar yalakası, akpci, ergenekon muhalifi” diye yapıştırılan etiketlerin aslında ne kadar çelişkili olduğundan, herkesin bu taraf okuru denen tanımlanamayan kişiye kendi penceresinden ne gibi etiketler yapıştırılacağının bir göstergesi aslında. tıpkı bir başkasına “ulusalcı, müslüman düşmanı, liberal katili, maocu, militarist, sovyet ajanı” denilebileceği gibi.
senin durduğun yerden, beni gördüğün yer ile benim durduğum yerden seni gördüğüm yer birebir örtüşecek diye bir beklenti içinde değilim. ama o çokbilmişçilik yapıp, hakaretamiz kelimelerle anlatmaya çalıştığın şeylerin hepsini düşünebilecek akla sahip olunduğunu es geçmeniz sizin sikindirik aklınızın uydurduğu bir ayrıntı olsa gerek.
taraf okuru; herhangi bir gazetenin okuru gibidir işte altı üstü. sizi heyezanlara sürüklüyor, orası ayrı.
not: üslup denen mefhum nasıl da iğrençleşebiliyormuş, kendimde tespit ettim.
ezilen, ezildiğini düşünen, kuyruk acısı olan, kuyruk acısının intikamını alma gayretinde olan aslında azınlık olarak görünse de çoğunlukta olup sessiz çoğunluğun içindeki sesli azınlıktır.
zaman zaman hepimiziz...
gazeteyi zerre kadar sevmem, ama okurları benim yurttaşlarım, kardeşlerim, arkadaşlarımdır...
çok reröredirler. sadece okudukları gazeteyle tanımlanabilecek kadar sığdırlar. birisini okuduğu gazeteyle tanımlamaya çalışacak kadar derin olamazlar hiçbir zaman.
neoliberaller kovalasın sizi. kovalasın da bitsin bu işkence. korkunun ecele faydası yok. ecel ol da al bacımı!