sevgi soysal romanı. hakikaten çok keyifli bir kitaptır. konusuda kısaca, rosa adındaki hatun kişinin yaşamıdır, ama rosa yurdum insanının ortalama yaşamından daha farklı ve daha çılgın bir yaşam sürer. bir kaç koca değiştirir, gününü gün eder. bir yandan da ikinici dünya savaşı almanyasına göndermeler vardır.
yazar, rosa karakterini oluştururken ailesindeki kadınlardan ilham aldığını söylüyor, bir de kitabın uslubuyla ilgili bir nokta, kitap türkçe yazılmış olmasına rağmen, okurken çeviri bir eser okuyormuş hissine kapılıyorsunuz. bu da tabii yazarın bilinçli tercihi.
kendisi için "samimiyetin doruk noktaları" diye bir kategori yapılması icap eder. mamafih, hakkında pek fazla konuşmaya gerek duyulmamalı. iyidir o, fenadır. dürter bazen bünyeyi..
vaktinden kesip zahmete girerek bendenize görüşünü iletme inceliğinde bulunmuş kimse. cesaret vermiş, iyi hissettirmiştir. gene beklerim teklifimi ise "geliriz efendim" diyerek yanıtlamıştır. özetle bu sıcak gecede bilgisayarın başında endişeli ruhumu cesaretlendirip keyiflendirmiştir.
kullanıcı adı zaten başından beni hayran bırakmıştır, içimi titretmiştir.
şöyle yazar,böyle yazar,bir yazıyor ki görmelisiniz şeklinde bir giri girmeyeceğim.okuyorsunuz işte görüyorsunuz,düşüncelerini öyle bir anlatıyor ki hem sağını hem solunu topluyor çoğu zaman.ben sadece ondan bahsedeceğim girimde.
o, şu internet aleminin bana kazandırdığı bir kaç güzel şeyden biridir.haa öyle bir kaç güzel şey diye genellendirme yapıp yüz bin milyon baloncuktan bahsetmedim gerçekten bir kaç kişi.belki 4 belki 5 kişi.fakat gelin görün ki,onun yeri çok başkadır.ablamdır o, fikirlerine daima saygı duyduğumdur.beni aydınlatan, gözümü açandır.bugüne kadar 5 düşünüyorsam beni 6 yapandır, 7 yapandır.bu boktan gezegende her şeyini kaybedip insanlığından çıkmış ve bu neslin tükenmesini sağlamış yaratıklar arasında pırıl pırıl parlayandır.insan gibi yaşayan, mehametinden,sevgisinden,hoşgörüsünden ve onurundan hiçbir şey kaybetmeyip insan kalabilendir.bize güneye giderken soldan yükselen güneşi gösterendir.bu dünyanın tüm berbatlığına, insanların bu bencilliğine rağmen o bizden biri olmayıp yüreğini ortaya koyup zorbaya direnendir.insanlık için, insan endeksli dünya için yani bizim için bizden çok çabalayandır.daha bitmez yazarda,yazarım ben onun için..zaten sığmaz bendeki abla sevgisi buraya.
inceliklerinden... nezaket var cümlelerinde, duyarlılık var... kelimelerin ellerinde şekillenişi kendine has ve derin...
belli ki edebiyat düşkünüdür ve teşvik edicidir yazmaya, içleri açığa çıkarmaya..
kendisinin dilinden söylemek yeridir:
"emeğinize sağlık...hep yazın mümkünse..."
fikir dünyasından ve uçsuz hayal gücünden yansıyanlarla, gerektiğinde anlamı tersyüz eden, gerektiğinde anlamsızlığı anlamlandıran bir güçlü kalem, bir derin insan..
tekrar yazma hevesi vermiştir bir de bana, ve kalem olması gereken yerde olmalıdır her zaman; iyi ki vardır tante rosa, iyi ki yazmaktadır..
kafa üstü çakılmasın diye bir başkası ağ olmak bu dünyaya...
yaşamı temize çıkaracak bir türkü yok aslında, yağmacıların elinden kurtardığımız bir anı yaşıyoruz ve susuşuna kahredip bir dostun acısını dilimliyoruz rakı masalarına... dalına kuş konmayan ağaçlara ağlıyoruz, göremediğimiz uzaklığın acısına sonra... yine çakılmasın diye bir dost kafa üstü bu dünyaya; sırılsıklam balıklığımıza aldırmadan ağ oluyoruz ona da...
acının sağlamasını yapınca bulursun yaşamı,
kurumuş bir nehirsen özlersin yatağını,
tutunacak bir dalın varsa yapraksın,
yağmur olursan kafa üstü çakılacak dostları yağarsın dünyaya...
...
ama unutma yirmidört kere çocuk... her halükarda hayat gül kokulu bir sağanak yine... sana da, kafa üstü çakılana da, hatta kabul etmesemde bana da...
...
...
"bir çocuk gibi öğrendik
ve direndik
ordular kurduk türkü renklerinden
bütün ağıtları bir hücumda yendik
acıya kurşun işlemez artık
biz yaşamayı zulümsüz sevdik"... demiş şairde... iyi dememiş mi?
soyut bir hayatı nakşediyor, ve her nasıl yapıyorsa onu görünebilir/dokunulabilir kılıyor sanki.
onu okurken tam bir imge saldırısına uğruyor, kelimelerin arasından sağ salim çıkmayı başarabildiğinizdeyse, aslında hayatın tam ortasında, çekirdeğine en yakın yerde olduğunuzu hissediyorsunuz.
hayatı düşlerle anlatıyor tante rosa; düş kurmaya değebilecek 'gerçek' bir hayatın olabileceğini anlatıyor çünkü..
“insanlar vardır, birgün de olsa mücadele ederler
onlar iyidir.
insanlar vardır, bir yıl mücadele ederler
onlar daha iyidir.
insanlar vardır, yıllarca mücadele ederler-çabalarlar
onlar çok daha iyidir.
ve öyleleri vardır ki, bütün yaşamlarını mücadeleye adarlar
işte onlar vazgeçilmez insanlardır…”*
girilerinin birinde geçen “tek bir cümleyi değiştirmek için miydi bunca yaşanmışlık?” cümlesini kafama kazıyan, sözlükte yazarlığı ciddiye aldığı, her girisinde fark edilebilen bir yazar.
yazarlık konusunda gösterdiği hassasiyetin devamını dilerken; “fitilini ateşlediğin cümlelerden, kendi sesinin yankısından korkmamak, seyirci kalmamaktır” diye tanımladığı yaşamda (bkz: @1573846) inadına adımlayacak dizlerinin olduğuna (bkz: @1581195) inandığımı ifade etmek istediğim yazardır.
fatsa için terzi fikri ne ise sözlük içinde tante rosa odur bence dediğim yazar.daha çok şey yazmak gerekir ama ne yaparsın onu anlatmak için yazı işinde onu kadar yetenekli olmak lazım.
buraya hakkında övgü dolu sözler yazmak isterdim ama hem "aynısı zaten yukarıda övülmüş", hem de kelime hazinem yetmiyor. ekseriyetle bilgiye açlık duyduğum, bazen doyma raddesindeyken uzak kaldığım veya içindeyken "artık yeter ulan bu ne cendere" dediğim birtakım mevzuları gözüme iliştirmesi, kafama yazması ile dikkatimi fazlasıyla çekmiş bir yazardır. şimdi burada tutup da sadece siyasi hususlardaki yazılarını değerlendirmek büyük bir ayıptır. aynı zamanda gündelik hayata dair, burnunuzun ucunda olan ama göremediğiniz minik detaylara parmağını doğrulttuğunu gördüm, haddime düşmeyerek takdir ettim (takdir ne ola ki, açıkça "helal olsun" dedim, hatta göremediğim için kendime kızdım)
umuyorum ki, ileride bir gün muhtelif sebeplerden dolayı sözlükten uzaklaşmaz. çizgisi kendisininkine yakın birkaç yazar vardı, gözlerim halen arıyor, arada açıp "acaba giri girdiler mi" diye bakıyorum ama yaprak kımıldamamış. tante rosa'nın da böyle yapmamasını umuyorum. devam etsin, okuyalım.
bence kendileri kandırıkçı bir yazardır. o da nedir? diye sormayın, tamam öncelikle dilbilgisi olarak kandırıkçılık gibi (hani kundakçılık gibi.) bir türeme saçma oldu ama dediğim anlaşılsın. peki niye mi böyle dedim? e.. dedim çünkü ben bir yazısını okurken, "yanlız şekilde düz yazı aynen" evet bir bakıyorum adam ( kendisine yalınız adam dedim ama laubalilik de anlaşılmasın) aslında bize düz yazı diye şiir kakalamış.(yok kakalama da olmadı, mmm... güzel yedirdi diyelim biz ona. evet öyle diyelim) şimdi siz deyin bana, bu “kandırıkçılık” değil de nedir? şunun surasında din kardeşiyiz(!) bizde birbirimize böyle edersek, te.... yani bide demiş ya @1567499 diye. sanırım şimdi anlıyorum, evet şiir yazmak bu safhadan sonra biraz zor, tante rosa işini bilmiş, kurnazlık etmiş yada hakkaten iyilik etmiş, düz yazıdan alttan alta şiir okutmuş ve biz anlamadan golü yemişiz. ne diyelim? helal olsun diyelim pek tabi.
alıcıya kısa bir not: bu arada, dün gece sarhoş değildim. bu benim en normal halim. görüldüğü üzere… *
koskoca bir insalık tarihi, kitapların sığmadığı/sığdırılamadığı, araştırmaların yetmediği/yetersiz kaldığı koskoca bir insanlık tarihi, hemde hepsinin, topyekun, bir çırpıda geçmişin bize tüm bunlardan miras bıraktığı insanlık anılarımızı apaçık bir tavırla, bu denli sorgu, bu denli tarih, bu denli gerçek ve bu denli ustaca, okuyun derim bu @1884431 satırların sahibini, okumak lazımdır zira, ölmden önce okuyacağınız milyonlarca tarih kitabının anlatmak isteyipte anlatamadığı tarih vicdanının sesidir adeta. ben anlatamam şimdi, siz iyisimi okuyun, yakalayın bu fırsatı... tarihi kendi vicdanından uzak görmeyen biri yazmış.
bütün filozoflarım "şiir"dir zaten benim.
kelimeleri silebiliyor bazı şairler, yağmur damlasında ateş yakmaya çalışırken birden şiir kalıyor elleri, günün etrafını saracak kadar uzuyor, büyüyor ve iz bırakıyor ruhun fotoğrafında.
tante rosa'nın varlığı benim yaşamımda, dudak kenarında mutlu bir çizgi olarak duruşunu koruyor.
şiirinin içine çekiyor yaşamı ve nefesini geri veriyor.