acı içinde dillenen bu türkülerin şakşakçı zihniyet tarafından haydeee eller havaya modunda söylendiğini, dinlendiğini düşündükçe midem bulanır. benzer durum mesela "atem tutem ben seni" türküsü için de geçerlidir. zira o türkü aslında bir ağıttır. ama bizde mendilli eğlence kişilerinin dilinde (bkz:
ibrahim tatlıses), (bkz:
nihat doğan) (bkz:
alişan) (bkz:
ve türevleri) sanki göbek atılacak şarkılar şeklinde bir muamele görür.
atem tutem ben seni
şekere katem ben seni
akşama baban gelende oy
önüne atem ben seni
şeklinde dizeleri olan bu türküde bebeğini beşikten düşürüp ölümüne sebep olan acılı bir anne, ölmüş olan bebeğinin başında bu ağıtı söylemiş, kocası eve geldiğinde durumu nasıl izah edeceğini bilemediği için bu yürek dağlayan sözleri sarfetmiştir aslında.
ama pekçok konuda olduğu gibi kendi kültürümüzün derinlikleri hakkında da bilgi sahibi olamadığımız için işte... kaçımız anonim türkülerin gerçek hikayesini biliriz ki?
aaah ah daha çoook tüylerimiz diken diken olacak bu ülkede..
ve tanım: cenk eren dallamasının içine sıçtığı nadide, benim çok sevdiğim bir türküdür...