belki ilginizi çeker
  1. · çocuklardan tanrıya mektuplar
  2. · boreat
gündem
  1. · mutsuzluk veren küçük şeyler
  2. · 27 kasım 2009 bursaspor galatasaray maçı
  3. · nurcuların hoşuna giden şeyler
  4. · okan bayülgen
  5. · itü yazarlarının evlenmek istedikleri ünlüler
  6. · kız arkadaşı behlül ve sawyer la yatakta basmak
  7. · her yerinden öpüyorum rüştü
  8. · canı sıkılan kadınların kuaföre gitmesi
  9. · what you give

tanrıya açık mektup  

 sayfa  / 2
  1. yüce allahım

    yüzümü yeniden sana çevirdim. taptığım bir fahişenin birdenbire kırbacını şaklatması gibi, masumiyetimin son kırıntıları ile gözlerimi gökyüzüne diktim son bir kez. bu yaptığımın monolog mu diyalog mu olduğu ikilemini artık tamamen aşmış bir şekilde karşındayım tüm üryanlığım ile.

    hayır, başım sıkıştığından değil bu sefer. dağlardaki bütün kurtların sıhhatleri yerinde merak etme. yine yalımlarını körüklediğim annemler için merhamet ya da filizlenmekte olan bir aşk için umut yalvarmaya gelmedim bu sefer. biriyle konuşmaya ihtiyacım vardı diyeyim ben, sen de çok kurcalama. hem fena mı oldu, kim bilir kaç yıl olmuştur biraraya gelmeyeli.

    her zaman hayran olmuşumdur insan vücudunun mükemmelliğine, bir makine gibi tıkır tıkır işleyen evrenin gizemine, moleküllerin birbirini tanımasına, kütlelerin birbirini çekmesine... bütün bunların ışığında ne gülmüştüm sana afyon diyenlere... tüm benliğim ile kapatmıştım kulaklarımı bu şeytani fikre. sen bir afyonsan, beni bu dünyaya kim göndermişti ki? zaten o charles darwin denen dallama da kendi dinsizliğine kulp arayan sapkının tekiydi. senin kudretin varken varoluşumu tesadüflere bağlamak.. ancak o zamanlar gülümserken karşımda umutsuzluk, severken de bir hiç yoktu yanımda. o ana kadar gördüğü en büyük kötülük evimize hırsız girmesi olan ruhum henüz bekaretimi yitirmemişti.

    sonra birden o çocuksu, tertemiz tenimde iğrenç böcekler gezinmeye başladı. onlara bakmaktan bile iğrenirken ben, attıkları her adımı tenimde hissediyordum. tanıştığım "yeni, ancak gerçek"ler midemi bulandırırcasına içten içe kemiriyordu tenimi. ensest ilişkiler, çocuk pornosu, savaşlar, parayı her şeyin üstünde tutanlar, bunların yanında açlıktan ölen afrikalılar, doğduklarında popolarına ebe şaplağı yerine el bombası yiyen filistinli bebekler... dünyamda bir delik açılmış, büyüdükçe büyüyordu. bunlar değildi uğruna bu dünyadan vazgeçtiklerim, umduklarım, taptıklarım...

    gönderdiğin peygamberin soyunun ülkesinin anasını ağlatıyor olması, kuvvetle hakim olduğun yerlerde insanların cehalete doğru süpürülmesi, seni önden gösterenlerin arkandan saman altından türlü pislikler yürütmesi... bunlar önünde secde ettiğim şeyler olamazdı.

    nasıl inanabilmiştim bunlara? nasıl sevebilmiştim? daha da önemlisi, nasıl ihtiyaç duymuştum?

    peki sen bana neden ihtiyaç duydun? söylesene bana, beni bu sana göre mükemmel bana göre lanet dünyaya gönderirken neden bana hiç söz hakkı tanımadın? burda bana çektirdiğin acıların ve azabın ya da yaşattığın mutluluğun ve ferahın sana ne getirisi var? sırf sana itaat edeceksem cennete etmeyeceksem de cehenneme yollanmak için mi gönderildim buraya? kimin sana secde edeceğini kimin de kazan kaldıracağını görmek mi tüm amacın?

    ne kadar büyük egoların var... çok mu pohpohlanmaya ihtiyacın var senin, çevrendeki kimse için bir hiç mi ifade ediyorsun? sana tapan milyarları ve bu milyarların içindeki onbinlerce elçini görünce tatmin oluyor musun? bak, milyarları sana taparken onbinler de o milyarlara haber götürüyor senden! nasıl bir megolomanlıktır ki bu sonucunu zaten bildiğin bu orta oyununa milyarlarca insanın hayatını alet ediyorsun? neler hissediyorsun buraya bulutların arasından her baktığında, bu küçük sınavın uğruna birbirini kemiren insanlar gördükçe?

    tamamen irade dışı geldiğim bu vahşet arenasını kendi irademle terketmeye kalksam peki, bu da ters gelir değil mi sana? bir dünya yarattın, içinde dürüstlüğe yer olmayan, her dakikasına bir tutkumu şehit verdiğim...madem beni buraya gönderirken hiçbir söz hakkı tanımayacaktın nefsime, onu savunmaya kalkmamın karşılığı neden sonsuza kadar cehenneminde kalmak olsun?

    bir bilsen korkudan vazgeçeli ne kadar olduğunu... cehennemde kütüktür, mükrodalgda ızgaradır... şu an üzerimde hayalini kurduğun her şey bir korkudur insanoğlunun içinde. ve inan bana, bu korkulardan ötürü ne kadar zeki olursa olsun her insan cesaret edemez bildiklerini yaşamla yüzleştirmeye, bu yüzdendir ki en temel değerleri sorgulamaya yeteneği yetse de cesareti yetmez çoğu insanın.

    ancak inan artık benim için bu korkunun bir değeri kalmadı. çevremdeki insanlar da diyorlar zaten " bu çocukta allah korkusu yok" diye. bir sen mi varsın sanıyosun başımda... köprünün altını sele kaptırdığımdan beri artık benim için kutsal olan hakikat değil, ona ulaşmak için yaptıklarım oldu hep. bu ikileme düştüğümden beri benim için kutsal olan senin varlığın ya da yokluğun olmadı ki hiç... sen gerçek olsan bile, sonunda yüzümü tekrardan sana dönecek olsam bile, başkasının değil kendi gerçeğime ulaşmak için yaptıklarım, vazgeçtiklermi, kopmalarımdır kutsal olan.

    söylesene bana, neden en büyük günah seni sorgulamak? açığa çıkacağından korktuğun sırların mı var?ne bu özgüvensizlik? tanrısın sen ya, kudretin, sametliğin, gücün mutlak hakimisin, neden insanların üzerine gitmesinden bu kadar çekiniyorsun? sağlam dursana biraz, arkada yaslanıp özgüvenle "istediğin kadar sorgula beni, sonunda hataya düşen yine sen olacağın gibi bu benden hiç birşey eksiltmeyecek" desene bana. neden yarattığın parçanın belki de katrilyonda birinden bu kadar korkuyorsun?

    "sen benim için hiç kutsal olmadın"

    bütün bunların üzerine söylemek istediğim işte tam da bu. sen benim için hiç kutsal olmadın ki...

    musa'nın kızıldeniz'i yardığını gören israiloğulları ile günümüzdeki şarlatanlara tanık olan beni kesinlikle aynı keyefe koyman dileğiyle.

    cehennemin ne tarafta?
    (aria galactica, 19.09.2008 16:58)
  2. tanrım,
    akıllı ol,
    -yüzüne söylüyorum yani arkandan da konuşmuyorum-
    freş ol,
    beni takmamaya devam et. öptüm byes.
    (kaamos, 19.09.2008 17:49)
  3. merhaba,

    zaten uzun süredir seninle iletişim halindeydik. başlığı görünce mektup yazayım dedim. ancak zamanım bitmek üzere olduğu için bu mektubumda sadece ilerde güsel ve uzun bir mektup yazacağımı söylemekte yetiniyorum. işin garip yanı bunu zaten ben yazmadan biliyor olman.

    olsun ama, söz uçar yazı kalır.

    tekrar selam ederim. sahurda görüşürüz izin verirsen.
    (favorius, 19.09.2008 17:57)
  4. sayın yaratıcı ,

    uzun zamandır kurduğunuz düzeni sorgulamak ile meşgulum , düşünüyorum öyleyse varım derken bile akıl erdiremiyorum bazı şeylere . bu dertten gerçekten çok muzdaribim . küçük bir açıklamayı bana çok görmemenizi diler , bana bu kalbiniz kadar temiz sayfayı ayırdığınız için teşekkür ederim . hem fiziksel hem de psikolojik sağlığım için arkadaşlığımızın uzaktan devam etmesini dilerim .

    boreat' a tapan günahkar kulun
    pakanajuhla of boreat
    (pakanajuhla of boreat, 19.09.2008 18:01)
  5. ölüyorum tanrım
    bu da oldu işte.

    her ölüm erken ölümdür
    biliyorum tanrım.

    ama, ayrıca, aldığın şu hayat
    fena değildir...

    üstü kalsın...
    (bkz: cemal süreya)
    (ax to siya ware, 19.09.2008 18:27)
  6. sevgili tanrım...

    biliyorum belki unuttun beni yıllardır kullarının arasına karıştım öyle mal mal dolaşıyorum.bunu neden yaptığımı merak ediyorsan kendimi kalabalık bir sınıfta öğretmenin bir anda kendisini tahtaya kaldırıp ondan bir soru cevaplamasını isteyeceğini düşünen ve arka sıralara pısıp oturan huzursuz ve panik bir çocuk gibi hissettim hep.çünkü sen hiç beklemediğim anlarda hiç olmadık zamanlarda neden konuşuyorsun bakim diye insanlar içinde azarladın beni yada elime cetvelle vurdun.tırstım senden anladınmı?
    şimdi sana gerçekten çok ihtiyacım var öğretmenim tuvalete gidebilirmiyim diyerek beş dakikalık bir ara vermek istiyorum son zamanlarda yaşadığım bu hızlandırılmış ders gibi giden hayatıma.izin verirsen biraz dinlenmek istiyorum tanrım ha bide unutmadan sana bir ara amnezi yaşamak için dua etmiştim ya bugüne kadar ettiğim onca duanın içinden seçip sadece bunu kabul ettiğin içinde ne diyeceğimi bilemiyorum seninle şaka yapılamayacağı kesin bunu anladım.
    satırlarıma burada son verirken bana biraz yardım etmeni ve hoşgörülü olmanı istiyorum birde artık şu ameliyat işim hallolsun biliyorsunki senin bir ol demene bakar bu iş.bugüne kadar seni üzdüysem özür dilerim.

    saygılarımla arz ederim...
    (minemineminemine, 19.09.2008 19:03)
  7. hi god!
    ı don't know the language of the paradise, but i know that, english is the world language and in the other world, everyone speaks in english, so i am writing clearly this letter in english.
    sometimes i interrogate your existence, i fuck of my brain because of these questions but i am very happy now, because i don't believe the god's existence and i am not a muslim. yes, i don' t believe you, you are alive.
    ı said you aren't alive, and i guess you are not really only the big creative, because i believe the physics and i am not a rationalist so i don' t have a beliving of the god! you only want the people to believe you so you had told them a lot of legends, but i think, research the truths and i realise that, i can expose my god. but do you know that; i won' t do it. ı won't create my god as being you. now i am glad of analyzing the reality of you.

    with respect to the other gods. don't worry, it is just joke.
    bye

    tam türkçe çevirisi için;

    selamunaleyküm,
    cennette hangi dil konuşulur bilmem ama şunu biliyorum ki, ingilizce eğer dünya diliyse, öbür dünya dilide ingilizcedir öyle değil mi, bu yüzden sana bu mektubu açıkca ingilizce yazıyorum.
    seni bugüne kadar hiç sorgulamadım. malum ben bir müslümanım, bana seni sorgulamamı sağlayacak pek birşey vermedin, sadece efsanelerini gönderdin. ama genede düşünmeden de olsa sana inandım. aileden duyduklarımızla işte naparsın! evet sen varsın. nerden biliyorum bunu, çünkü annem bana öyle söyledi. daha açık ne söylebilirim ki, sen yeri göğü yaratan yüce rabsın. bize anlatılan bütün efsanelerine inanıyorum. sen en büyüksün.
    sana selam söylemek ne haddimize.
    aslına bakarsan sana mektup yazmakta çok saçma, nasıl olacak bu iş?

    napıyorum lan ben?
    (sonra yazsam olmaz mi, 06.01.2009 02:39 ~ 03:17)
  8. dear my god,
    görünen o ki, bu mektupların çoğu öteki tarafta yuvarlanıp bi tarafalara kaçacaktır.o nedenle ben bu mektubu postaya atmıyorum bile.

    sevgiler, bir kulun!
    (dörtyapraklıyoncanındördüncüyaprağı, 06.01.2009 16:25 ~ 16:25)
  9. yüce tanrı'm,

    hiç bir zaman senden şüphe duymadım. belki sürekli ibadet eden biri değildim, ama içimde hep sana kulluk ettim. hayatta başa gelen her şeye şükretmeye çalıştım. en kötü zamanımda 'bu da bir tecrübe' diyebildim. onu tanıdıktan sonra hiç yılmadım (o kim sen biliyorsun). tutunacak hiç bir gerçek yokken varmış gibi davrandım. önceleri boş bir şekilde, düşünmeden alıştığımla mutlu oldum. çünkü düşünseydim bu kadar harbi gerçeklere nasıl dayanırdım bilemiyorum. bir anda mucizevi bir şekilde her şey iyi giderken, neden bertaraf oldu? ben mi bir hata yaptım, yoksa kader denen şey mi bu? şu sıralar her şey iyiyken bir anda tepetaklak oluşunu, neden olduğunu anlayamıyorum. belki de anladım ama yanlış anladım. her neyse, yine de umudum var tanrı'm. umarım iyi şeyler olur.

    saygılarımla..

    not:tanrı'm lütfen ahirette giriler götümüze girmesin.
    (yanlış ayın delisi, 06.01.2009 16:36 ~ 17:09)
  10. çıkar uğruna sana tapanları ve bunu da herkesin gözüne sokarak yapmayı marifet sayanları acilen taşa çevir. mektuptan çok sms mesajı gibi oldu ama neyse.
    (arapbebek, 06.01.2009 16:37 ~ 16:38)
  11. küçükken bir kağıda gerçekten yazdığım mektuptur, tabi gönderilemeyeceğini biliyordum, isyankar olduğun zamanlarda yazılan bişeydir.ama bir işe yaramaz o da ayrı.
    (mavi kalem, 14.01.2009 21:46)
  12. baba naber? elhamdülillah mı dedin duymadım? keh keh keh. şaka şaka.

    lafı fazla uzun tutmayacam ki yazdıklarımı okuyasın. bi sürü işin gücün vardır. aslında bir suâlim olacaktı sana. dedikodu da diyebiliriz. sen karar ver artık.

    şunu merak ediyorum kanka: al capone'un söyledikleri doğru mu? şu sözler yani: "çocukken her akşam yatmadan önce tanrı'ya bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim. bir gün tanrı'nın çalışma tarzının bu olmadığını anladım. ertesi gün gittim kendime yeni bir bisiklet çaldım ve her akşam yatmadan önce tanrı'ya günahlarımı affetmesi için dua ettim"

    doğru mu bu ha, doğru mu? acele cevap kestane kebap. ha, unutmadan, bi başlık açarak ver cevabı. giri de girebilirsin. nasıl olsa benim içime doğurursun hangi giriyi okumam gerektiğine dair. zekiyim ben, anlarım alakasız bi yere yazsan bile. mesaj falan atma diye söylüyorum. bu kalbi o kadar dayanıklı yaratmadın çünkü.
    (maxistrable, 17.04.2009 21:30 ~ 21:31)
  13. (idiot, 17.04.2009 21:33)
  14. sevgili tanrım,

    öncelikle her şey için teşekkür etmek istiyorum. iyi ve kötü bildiğim, başıma gelen her şey için. bir şeye en çok ihtiyacım olduğu anda karşıma çıkardığın, başıma gelebilecek her türlü felaketi an farkıyla çevirdiğin için. zaten bazı kötü sandığım şeylerinse aslında hep bizim iyiliğimize ve yükselmemize yardımcı olduğunu görmeye başladım bir süredir. eskiden sana "allah" derdim, ama bu ismi takınca içime korkuyla karışık saygı dolardı. sana korkumdan bazı soruları soramazdım, bir dost gibi değil de kralmışsın gibi konuşurdum. hatta konuşmak için bile türlü türlü şekillere girerdim. çünkü bana hep başkaları "onunla istediğin gibi konuşamazsın, onu sorgulayamazsın, çarpılırsın, cehenneme girersin" diyordu. hatta senin için aç kalmam, her gün çeşitli "ibadetler" yapmam gerektiğini söylüyordu. bir süre sonra bana bunların gerekli olmadığını hissettirdin, gerçeği kalbime söyledin. ve o günden sonra sana en sevdiğim olarak hitap etmeye başladım, sana can dedim, dostum dedim, her şeyim dedim. böylece içimden bir sıkıntıyı atmış oldum, artık senle rahatça konuşuyorum. saygı da yerini sonsuz sevgiye bıraktı, tıpkı senin hepimizi hep sevdiğin gibi. ayrıca, asla kimse için bir cehennem yaratmadın, egoist ve kinci bir tanrı olmadığını, sadece herkese her istediğini verdiğini söyledin. benim, senin bir parçan olduğunu söyledin ve bunu hissettirdin. senin sonsuz parçandan biri olarak, yolculuğumuzda hep bizlesin, her yerdesin.
    her şey için tekrar teşekkür ediyorum tanrım.
    (tarafsız yazar, 17.04.2009 21:43)
  15. çok kısa bir süre sonra görüşmek hasretiyle,

    senin d.
    (sofist tepen sokrates, 17.04.2009 23:19 ~ 25.05.2009 16:06)
  16. "gerçek", memelerini pencerenin pervazına yerleştirmiş,hınzır bir gülümseme eşliğinde el sallayarak yolcu ediyordu beni. dönüp ben de el salladım ona. rabbim yoksa beni kullanıyor musun? dur; hemen cevap verme, biraz düşün istersen. "yüzümdeki yarayı hatırlıyor musun?" dedim. yağmur yağmaya başlamıştı eskiden, nasıl da bir göktaşı çarpmıştı yüzüme. türbe yeşili gözlerine bağladığım bez parçasıyla, dün sabah yolda karşılaştım. iyiymiş, evlenmiş, deplasmanlara bile gider olmuş. rabbim yoksa sadece gönül mü eğlendiriyorsun benimle? biz ki sadece iman edenlere, düşük faizle cenneti ihsan eyledik. kırmızı ışıkta geçip, derede kavrulduk. rabbim yoksa iş çıkışı doğruca eve mi gideceksin? hiç inanamadım doğrunun iki noktayı birleştiren bir şey olduğuna. sandım ki beş vakit diz çökersem geçer içimdeki korku tüneli; oysa denizler karalardan fazla imiş, dün gece haberlerinde söyledi başbakan. rabbim hiç mi ben uyuduktan sonra örtmedin üstümü? ne çok üşüdüm bilemezsin. ama hiç unutmadım yatmadan önce sana dua etmeyi. annemi ve zulme uğramış din kardeşlerimi korumanı istedim senden. çok şey mi istiyorum senden? oysa sen beni hep zor durumlara soktun, senin bir parçan olmama rağmen bana hep üvey evlat muamelesi yaptın. rabbim yoksa artık oynamıyor muyuz? eğer öyleyse müsaade et, ben de başka bir yol çizeyim kendime. sınıf öğretmeni olayım mesela. ya da sevenleri, din ve devlet işleri diye ikiye ayırayım. bu sabah "gerçek", bana el sallıyordu pencereden rabbim. bunu görmeni o kadar çok isterdim ki. dün bütün gece nasıl iyi anlaştık onunla anlatamam sana.keşke sen de olsaydın. rabbim, yoksa dinlemiyor musun beni? biliyorum meşgulsün, daha önemli işlerin var; sıcak denizlere inmek,kapitülasyonlara son vermek gibi. fakat rabbim seninle konuşmadığım zamanlarda suçlu hissediyorum kendimi. müsaade et biraz daha kalayım yanında. ilk kez kürtaj olan kadınların %17 sinin bir daha çocukları olmuyormuş; bu kadınlara yardım et rabbim, bir de sevdiği adam için dinini değiştirmiş genç bir kız. ilk zamanlar kiliseydi, sinagogdu derken, her şey yolunda gidiyormuş. sonra aynı genç kız bir gün uzaya çıkmış. orada ezan sesi duyunca yanlış yaptığını anlayıp çok üzülmüş. bu genç kız dün yanıma geldi rabbim, seninle konuşmam için öyle yalvardı ki bu isteğini geri çeviremedim. eğer kabul edersen tekrar geri dönmek istiyormuş dinine. rabbim bu genç kızımıza da,yüce affediciliğini göster ve tekrar aramıza katılmasına izin ver. şimdilik söyleyeceklerim bu kadar. evde beni bekleyen "gerçek"le oturup, bu gece sinema hakkında konuşacağız. o biraz toplumcu gibi, söylediklerine hak verdiğim yerler var ama genelde bütün söyledikleri palavra. benim ise bu konuda neler düşündüğümü biliyorsun. fakat şunu ekleyebilirim; filmlerin artık, tıpkı eskiden olduğu gibi sessiz çekilmesinden yanayım. renkli çekilmeye devam edebilir ama konuşmaların görüntüyü öldürmesine dayanamıyorum artık. yoksa yanılıyor muyum, rabbim yoksa sanat, toplum için mi?
    (epiphany, 02.06.2009 14:52)
  17. (onurene, 02.06.2009 14:54)
  18. adres:cennet mahallesi.
    (iyi vurur oralardan vuruyor ve tac, 02.06.2009 15:00 ~ 15:01)
  19. (elpinoras, 02.06.2009 15:02)
  20. tanrım.
    iki gün önce senin kullarından biri olan wondrousa ait, senin anlayamayacağın internet ortamında açmış olduğu itü sözlük isimli bir platformda yazan yazarlardan biri * öldüğünü söyledi. var olduğuna bile tam olarak kavrayamamışken öldüğünü duymak kötü oldu.

    mektubumun içeriği bu değil tabii. ister öl, ister diril, ister kafama şimşek düşür. umrumda değil. benim derdim seninle değil, bu yarattığın kullarınla.

    ne biçim insanlar yapmışsın öyle? çoğu yalancı, çoğu iki yüzlü.. bu kulların beni deli etmek üzere tanrım! varsan eğer bi şeyler yapsana artık! bak şu dünyanın haline. benim yaşadıklarım nedir ki dışarıda olanların yanında! öyle oturup izliyor musun varsan? yoksan da kime yazıyorum ben bu mektubu? bu ne biçim iş. bi sen bi de kulların ne hale getiriyosunuz beni böyle.

    tanrım ben de görüyorum kimin ne bok yaptığını kimin arkamdan ne halt çevidiğini. onlara baktıkça kendilerinden nefret ediyorum;
    yoksa senden mi nefret etmeliyim?

    öldüysen intihar etmişsindir biliyorum. bu kaosun küçücük bir parçasını görüp umutsuzluktan geberiyorsam, sen bütün dünyanınkine katlanamamışsındır.


    tanrım;
    kullarından nefret ediyorum.
    (be ce, 09.07.2009 11:54)
  21. şimdi bi kere dürüstüm biliyorsun.
    kısa ve öz konuşacağım sonra arama, darılma, kırılma, olmasın...
    kızgınım hacı evirip çevirip aynı ipnelik hayatı sunduğun için. hayır anlamıyorum bilerek yapıyorsun dimi?

    yani şimdi kızgınım dediysek öyle yanlış anlayıp azabımı arttırma sonunu bi dinle. ben dara düşünce iç sesimi teselli eden ikinci iç sesimdin bak ona bi lafımız yok sonsuz saygılar ama velakin yeter valla kan geldi kulak kıllarımdan. ıkınmaktan ayağımda altıncı parmağım yeşerdi.

    bi hatırlasan en olmadık anlara düştüğümde.
    ne bilim yolda bi çiçek bulsam 'sadece jake için kalbi kırık olanına' yazsa üstünde çok mu zor? sanmıyorum bi kirpik hareketine bakıyor herşey.

    bak unutma beni valla da unuturum seni... herşeyi siler atarım hiç acımam kendime haberin olaa...

    (bkz: çok da umrumda)
    (jake in kırık kalbi, 09.07.2009 12:17 ~ 12:18)
  22. muhtemelen gönderilene ulaşamadığı için gönderene iade edilecek mektuptur.
    (lol lol lol lol, 09.07.2009 12:26)
  23. sevgili tanrım,
    şimdi sana bir mektup yazacağım ama, bi aklımı okuma yahu. yazmıyorum işte!!

    küskün kulun
    (dörtyapraklıyoncanındördüncüyaprağı, 09.07.2009 12:30)
  24. kesin biri yazmıştır.

    senin allahın yok mu!
    (sarc, 09.07.2009 15:27 ~ 15:28)
  25. sevgili tanrı,
    neden cennete girmek için ölmek gibi bir şart koşuyorsun?
    bir de ömer hayyamın aşağıdaki dörtlüğü hakkındaki yorumlarını alabilir miyim?
    "beni özene bezene yaratan kim? sen!
    ne yapacağımı da yazmışsın önceden.
    demek günah işleten de sensin bana:
    öyleyse nedir o cennet cehennem?"
    (yannis, 09.07.2009 15:37 ~ 15:38)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil