belki ilginizi çeker
  1. · tanrının yokluğu üzerine polemikler
  2. · gece yarısı saçmalamaları
gündem
  1. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  2. · kesilen kediye acıyıp koyuna hiç acımamak
  3. · nurcuların hoşuna giden şeyler
  4. · 250 milyarlık cip kullanan türbanlı
  5. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  6. · aşk ı memnu
  7. · cehennemin girişinde yazan söz
  8. · big fish
  9. · 2000 li yılların çocukları

tanrının varlığı üzerine polemikler  

  1. eğer polemik tamamen felsefî düzeyde kalacaksa ede'nin söylediklerine katılmamak elde değil. kendisini baştan, tanımı gereği bilim dışı tutan bir tavrı yine bilimsel metodoloji ile yargılamanın hiçbir anlamını görmüyorum.

    ancak polemik dediğimiz nanenin hararetle sürüyor olması bence insanların derdinin felsefî tartışmalar yapma değil, bu dünya üzerinde siyasî güç elde etme istekleri. ortaokulda canlılığın kökenine dair bilgi vereceğimiz çocuklara ne öğreteceğiz? çocuklarına herhangi bir felsefî tanrı kavramından değil de hz. muhammed'in anlattığı şekliyle allah'ın tanıtılmasını ve mutlak doğru olarak öğretilmesini isteyen ailelerin taleplerini hangi kurumlar ile hangi şekilde karşılayacağız? evreni yehova'nın yarattığına inanan ve ders kitaplarına bu bilginin de girmesini isteyen yahudi bir aileyle hangi çerçevede ilişki kurmamız gerekir?

    yukarıdaki sorular bence siyasî sorulardır. "bilimsel çerçevede ilişki kuracağız. inancı inanç, bilimsel bulguları ise öğretilmesi ve tartışılması gereken şeyler olarak ortaya koyacağız." demek de siyasî bir cevaptır. bu verilebilecek tek cevap değil ama günümüzde ağırlıklı olarak verilen cevabın bu olduğunu söylemek mümkün. bu noktada inancının bu dünyaya etki etmesini isteyen bir insan ile bu inancı bilimsel metodolojinin terazisinde tartan bir insan arasında bence kaçınılmaz bir çatışma vardır.
    (recai pengül, 06.12.2007 12:44 ~ 12:44)
  2. (atlantis, 06.12.2007 12:45)
  3. kişinin kendisi ile olan polemiğidir aslında. kimsenin kimseye bunu ispat etme ihityacı olmadığı düşünüldüğünde durum kendisi ile polemik olma yoluna girmektedir.
    (bkz: @2087910)
    (gone with the sin, 06.12.2007 12:49)
  4. -eğer tanrı varsa- ve öbür dünyada hesap soracaksa bu tür polemiklere giren kişilerin "benim hiç haberim olmamıştı, varlığın (veya yokluğun) hakkında fikir yürütecek fırsatım olmamıştı, düşün demiştin ama hiç aklıma düşünmek gelmemişti." vs.. şeklinde bahaneler üretemeyecek olmalarını sağlayacak, inanma fırsatı ya da inanma ortamı yaşatan polemiklerdir.
    -eğer tanrı yoksa- bu tür polemikler** 70-80 yılık dünya hayatının keyfini çıkarmaktansa boş yere enerji sarfetmekten başka bir işe yaramayacaktır.
    (anka, 06.12.2007 12:54 ~ 13:00)
  5. tanrı’nın varlığı konusunda genelde üç temel yaklaşım oluşmuştur. tanrı’nın varlığını kabul eden görüşler; teizm, deizm, panteizm, panenteizm; tanrı’nın varlığını reddeden ateizm, tanrı’nın varlığının ya da yokluğunun bilinemeyeceğini öne süren agnostisizm olarak nitelendirilir.
    (yazarım yazarsın yazar, 09.03.2008 17:57 ~ 18:14)
  6. alıntı gibi değil gibi:
    "tanrı, ona inanan kimse olmadıkça pek bir şey değildir ve kanıt inancı yadsır. bu yüzden tanrı der ki: "ben varım ama varlığımı kanıtlamayı reddediyorum." ve babil balığı gibi muhteşem bir şey kendi kendine yarayamayacağı için bu mükemmellik tanrının varlığının kanıtıdır. yani tanrının varlığına bir ispat bulunmuştur: tanrı kesin varolduğu için aslında yoktur."
    evet.
    hitchhiker's guide to the galaxy'den bulandırılmıştır.
    (ghujka, 09.03.2008 18:05 ~ 15.07.2008 11:11)
  7. bazen öyle sığ cümlelere sahip olurlar ki, tartışma isteği kalmaz insanın içinde.
    (bkz: tanrı olmasa niye varım desin)
    (warbringer, 11.08.2008 01:43)
  8. hani ulan senin allahın gelsinde kurtarsın seni şeklinde filmlere replik olmuş tartışmadır.
    (eristhabella, 11.08.2008 11:51)
  9. tanrının varolduğuna dair polemikler tanrının varolabileceğini gösterir. o yüzden "tanrıya inanıyor musun?" türü saçma soruların tek cevabı "o da ne? yeni bir televizyon markası mı? yoksa lost da yeni bir karekter mi?" şeklinde cevaplanması gerekmektedir. neyse canlar, içinizde şüphe olmadan tanrıyı yok edin.

    (bkz: lost ne lan)
    (soyut, 11.08.2008 12:26)
  10. tanrı varlığının polemik konusu haline gelmesinin baş müsebbibi duygu akıl dengesini sağlayamamaktır fikrime göre. tolstoy; insan eylemlerini üç etmenin harekete geçirdiğini; en basit işte bile üçünün bir arada bulunduğunu belirtiyor. bu etmenler; duygu, akıl ve telkin. duygu harekete geçirir, akıl sınama işlevini yerine getirir ve telkin de iki faktörden bağımsız olarak eylemi bitirmeye zorlar.

    buna istinaden hissiyatsız, duygusuz tefekkür sürekli şüphe yaratır ve kalp zarar görür. salt kalbî yönelme de düşünceyi sıfırlar lakin iman; kalbin tasdiklemesi sonucunda oluştuğu için tehlikesi yoktur sanıyorum. bir âlim şöyle diyor;

    "aklın ulûm u felsefe (felsefe ilimleri) ile iştigali nisbetinde, emraz ı kalbiyye (kalp hastalıkları) çok olur."

    düşünce dünyasının dehlizlerinde kaybolmak çok rahattır, buradan çıkış yolu olarak güvenecek, sığınacak bir varlık aramak, nefes almak gerek. bu varlık öyle ki; zuhrunun şiddetinden gaip. her şey maviyken mavi gösteremezsiniz. onun tezahüründen başka bir şey yok ise; onu göremiyor, algı sınırlarımızın içine hapsedemiyor, sadece hissediyoruz.
    (unknown artist, 11.08.2008 22:28 ~ 22:34)
  11. tanrının varlığının ispatı:
    "eğer, o zaman, gerçek bir varlığın olduğunu ve yokluğun hiç bir gerçek varlığı üretemeyeceğini biliyorsak, bu ezelden beri bir şeyin olduğunun bariz bir gösterimidir; ezelden beri olmayanın bir başlangıcı olduğuna ve başlangıcı olanında başka bir şey tarafından üretilmiş olması gerektiğine göre, mantığımız bizi bu kesin ve bariz gerçeğin bilgisine götürür: ebedi, her şeye gücü yeten ve herşeyi bilen bir varlık olduğuna"

    tanrının yokluğunun ispatı:
    "beş duyumuzla algılayamadığımıza göre tanrı bir izlenim değil, bir fikir olmalıdır. tanrı hafızamızın bir parçası olmadığına göre, o zaman imgelemimizden geliyor olmalıdır. ve tanrı bedensel olmadığına göre, o zaman tanrı fikri de bir olguya dayalı olamaz; öyleyse fikirler arası bir ilişkiden kaynaklanıyor olmalıdır. ama tüm fikirler deneyimlerden gelir ve bizi tanrıya inanmaya itecek hiç bir deneyim yoktur."

    son olarak:
    "tanrı insanı değil, insan tanrıyı yarattı"
    (pyros, 20.04.2009 14:14)
  12. bitmek bilmeyen bir polemiktir, iki tarafta görüşünden vazgeçmez çoğunlukla, polemik sonunda.
    belki iki tarafında birbirine bakış açıları değişebilir, ya da bazı şeyler sorgulanmaya başlanabilir, nadirde olsa bu tür sonuçlar doğurabilir, ama genelleme yapmak gerekirse, hiç bir sikime yaramayan polemiklerdir bunlar. zaman kaybından başka birşey değildir.
    (iett, 20.04.2009 14:18)
  13. çok gereksiz polemiktir.inanan inansın, inanmayan inanmasın.herkesin aklı fikri var.koskoca adamların yıllardır benimsedikleri fikirleri başka biriyle tartışınca mı değişecek.tabiki hayır.geçenlerde ihl sözlükte gezinirken çok bilmiş bir yazarın girisini gördüm.müslümanlık bilmeyene yol gösterme dinidir, o yüzden uyarı yapılmak zorundadır, yazmış.ben katılmıyorum.hiçbirşeyde olamayacağı gibi daha doğrusu bence olmaması gerektiği gibi dinde de herkes kendi aklını kullanarak neye inanmak istiyor ise ona inanmalıdır.aksine zorlama ve baskı ters sonuçlar doğuran yöntemlerdir.şiddetle kaçınınız efendim
    (çıtırpaneharcı, 20.04.2009 14:31 ~ 15:29)
  14. (sofist tepen sokrates, 20.04.2009 15:27)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil