|
|
- "işçisin sen işçi kal" kısmı içimi burkan şarkı.
- bir hikaye gibi söylenmiş, sözleri okunduğunda insanda hafif burukluk oluşturan cem karaca eseri.
- dinlendiğinde çırağın yaşadığı hayal kırıklığı sonucunda gözyaşlarını tutamadığımız devrimci şarkı.
- sözleri insanı derinden etkikeyen bir o kadar da günümüz türkiyesi'ni hiç zorlanmadan anlatabilen şarkı. ister istemez insanın tüyleri diken diken oluyor.dinlenesi şarkı...
- hikaye olarak kurgulanmış sözleriyle ve çok güzel olan müziğiyle beni benden alan bir cem karaca klasiği.
(çakıl, 09.04.2007 22:03)
- sanat sanat içindir fikrinden çok sanat toplum içindir fikrini barındıran modern zamanların ozanı rahmetli cem karaca nın en sevdiğim şarkısı.
- gönlüme bir ateş düştü
yanar ha yanar yanar
ümit gönlümün ekmeği
umar ha umar umar
elleri ak yumuk yumuk
ojeli tırnakları
nerelere gizlesin
şu avcun nasırları
otomobili tamire geldi
dün bizim tamirhaneye
görür görmez vurularak
başladım ben sevmeye
ayağında uzun etek
dalga dalga saçları
ustam seslendi uzaktan
oğlum al takımları
bir romanda okumuştum
buna benzer bir şeyi
cildi parlak kağıt kaplı
pahalı bir kitaptı
ne olmuş nasıl olmuşsa
aşık olmuştu genç kız
yine öyle bir durumda tamirci çırağına
ustama dedim ki bugün giymeyim tulumları
arkası puslu aynamda taradım saçlarımı
gelecekti bugün geri arabayı almaya
o romandaki hayali belki gerçek yapmaya
durdu zaman durdu dünya
girdi içeri kapıdan
öylece bakakaldım
gözümü ayırmadan
arabanın kapısını açtım
açtım girsin içeri
arabanın kapısını
açtım girsin içeri
kalktı hilal kaşları
sordu kim bu serseri
çekti gitti arabayla
egzosuna doldu
gözümde tomurcuk yaşlar ağır ağır doldu
ustam geldi sırtıma vurdu
unut dedi romanları
işçisin sen işçi kal
giy dedi tulumları
işçisin sen işçi kal!
- ülkemizde yaşanan binlerce dramatik aşk öykülerinin, sınıf farklılıklarına ortam yaratan zihniyetlerin, prestijine kul olmuş duygu fakiri insanların, aşk için yollara düşmüş saf yüreklerin, onurları asla denk tutulamadığı sayısız insan katmanlarının acısını anlatan ve dünyada eşi benzeri olmayan muhteşem cem karaca'dan (cem baba) armağan yürek sızlatan parça.
- meg ryan ve tim robbins'in oynadığı iq adlı filmde bire bir sözlerine uygun bir hikaye anlatılmış olan efsane cem karaca şarkısı. filmin tek farkı mutlu sonla bitmesidir sanırsam.
- her dinleyişte az derdiniz varmış gibi daha bir buran şarkıdır, hemen üstüne rap diye rap rap, ceviz ağacı tarzı karaca klasikleri götürülmeli...
(heidi, 13.11.2007 09:24)
- sahibinin sesi barın vazgeçilmezi
- her dinlediğimde hayallere dalmama sebep olan parça.
(bozuk, 29.11.2007 18:26)
- tamirci çırakları ile işçi statüsünün beraber tutulduğu dönemlerde sözlerinin anlamlı olduğu ancak; günümüzde memurlar için yeniden revize edilse yeri olan; sözleri günümüzde geçerliliğini kısmen yitirmiş sipariş üzeri üretilen sanat eserlerimizdendir. söz ve müzik olarak asla tamirci çırağı ile mukayese edilmemesi gereken ancak sipariş üzerine üretilen bir diğer sanat eserimiz:
(bkz: aydın bir türk kadınıyım)
- her dinleyişimde tulumu giyip işe başlama isteği doğuran şarkı..tabii tulum almak ve tamir edebilme yeteneği gerekir.zengin kıza aşık olmak kolay nasıl olsa.
- cem karaca'nın ağlamayan adamları bile ağlatan şarkısıdır. talihin insanı nasıl yaralayabileceğini anlatan bir şaheserdir.
kişisel aydınlınmanın her zaman hor görüldüğü bir ülkede, kişiselliğin hepten lanetlendiği bir dönemde bir sosyalistin söylediği bir kişilik bir dramı anlatan şarkıdır. bu şarkıdaki dram kızın oğlanı beğenmemesi değil, hor görmesidir. kızın çırağa bir şans vermemesi değil, emekçiliğin aşağılanması ve bu saygısızlığın herkesçe normal karşılanmasıdır.
cem karaca, sosyal konumu itibariyle hiç de sosyalist olmasına gerek olmayan bir insandı. ayrıca cem karaca o yıllarda arabanın sahibi kızı cebinden çıkartabilecek kadar yakışıklı ve varlıklı bir insandı. fakat o garip emekçinin hikayesini anlatırken cem karaca'nın ağlamaya yakın ses tonundaki duyguyu hiçbir arabeskçi de bulamazsınız. "ustam geldi, sırtıma vurdu, unut dedi romanları....." derken insanın boğazı düğümlenir.
tamirci çırağı, türkiye'de bir şarkıda söylenmiş en dramatik hor görülme ve kalp kırıklığı hikayesidir. şarkı bitince en sert adamların bile lanet olsun diyesi gelir. cem karaca, bu duyguyu hiçbir slogan kullanmadan vermiştir. cem karaca, adım adım gelen arabesk yozluğunun yüzüne karşı bu şarkıyla cevap vermiştir. hor görülmüşlüğün hikayesi öyle anlatılmaz böyle anlatılır.
- (bkz: akademisyen çırağı)
- rahmetli cem karaca ile bir bütün olmuş daha sonrasında rahmetli barış akarsuyun seslendirdiği hoş parça yanlız söyeleyenin ölmesi acaba sarkı lanetlelimi diye sormadan edemicem
- barış akarsu yorumuyla dinlemesi de bambaşka zevk olan şarkı.
- nasıl olup da sözlerinden derin toplumcu, sosyalist tatlar yakalanabildiğini anlayamadığım şarkı.
şarkının anlattığı hikaye eski türk filmlerine hatta 90'larda mahsun kırmızıgül'lerin, özcan deniz'lerin falan çektiği dizilere benziyor ve son kertede basit bir temaya dayanıyor: zengin kız-fakir oğlan aşkı. şarkıda gerçi tamirci çırağının yıldırım aşkı karşılıksız kaldığından burada "fakir oğlan-zengin kız aşkı ihtimali"nden bahsetmek zorunda kalacağız.
belki şarkının devamı bestelenseydi tamirci çırağı kızı tavlayıp muradına erebilecek, akabinde "sana ışıltılı bir hayat sunamam ama aşkımın büyüklüğü nah şu galaksi kadar seni de beni de aydınlatır" gibilerinden melodramik, fütüristik son tahlilde arabeske çalan cümleler sarfedecek, fakir ama gururlu, sapına kadar maço türk erkeği olaraktan kıza gerektiğinde türlü çeşit tripler atacak, kızın yamuğunu görürse tokadı basacak idi. bilemeyiz. ve fekat bildiğimiz birşey varsa o da hikayede arzu nesnesi olan kızımızın, su katılmamış bir proto-tiki (kibirlilik, ne oldum deliliği, küstahlık diz boyudur kızda) olduğu. zaten tamirci çırağı en çok kızdaki, üst sınıf kadınlara özgü hal ve tavırlara odaklanmış, bu husustan büyülenmiş gibidir. filhakika oğlan, kızın kaşından gözünden çok bakımlılığından (ojeli tırnaklar, beyaz eller, ahenkle dalgalanan -muhtemelen kuaför eliyle yapılmış- saç) dem vurmaktadır.
bu şarkıyı ilk dinlediğimde -ki küçüktüm epey- aklımda oluşan soru da bu paraleldeydi: "misal kız külüstür bir arabayla gelse, güzel ama paspal olsa idi, oğlan yine ona vurulacak mıydı?" o zaman septik bir şekilde cevap aradığım soruyu şimdi cevaplıyorum: hayır efendim, vurulmayacaktı. belki durumunu, zengin koca bulup sınıf atlamak isteyen kadınlarla bir tutmak haksızlık olur, nitekim yukarda sayıp döküp, titizlikle analiz etmiş olduğum gibi oğlan, o proto-tiki kızı tavlasa, belki de zengin aileye kapak atmaya çalışmayıp kendi imkanlarıyla çalışıp çabalamaya devam edecekti. türk filmlerindeki tiplemeler gibi hem kendiyle gurur duyup hem ezik hissedecekti. kıza ve kendine hayatı dar edecekti falan.
neyse konuyu dağıtmayayım, bu şarkıda anlatılan hadisenin, marksist anlamda sınıfsal çelişkilerin bilincine varmakla, bunlara karşı reaksiyon göstermekle uzaktan yakından alakası olmadığı gibi, aşkla da alakası yoktur. oğlan, üst sınıfa karşı hem nefret hem hayranlık duymaktadır. bu haliyle bilinçli bir proleterden çok lümpenliğe yaklaşır. kızı arzular, çünkü o, kendi sınıfındaki kızların asla olamayacağı kadar bakımlı, ışıltılıdır. hiç çalışmadığı için elleri bembeyazdır mesela. bir çok insanın içinde bulunduğu psikolojiyi başarıyla betimlemesi bakımından şarkının dolaylı yoldan toplumsal olgulara işaret eden bir yanı olabilir ama hepsi budur, fazlasını aramak gülünçtür.
|