katıksız bir
backpacker olan bendenizin de bir zamanlar dahil olduğu ancak arkadaşımı beklemek için merdivenlerin önünde dikilirken istanbul metrosu güvenlik görevlisinin gelip orada dikilemeyeceğimi iddia etmesi ve kendisiyle güzel istanbul türkçem ile gayet medeni bir tartışmaya girmem sonucu tamamiyle sıyrılmışım olduğum kavram. oysa insan kendi metrosunu evi benimsemek ister, gerektiğinde uyku tulumuna bile gerek kalmadan bir köşeye uzanıp sabahlamak ister ya da bir köşede bağdaş kurup kitabın sayfalarında gezinip avrupa kültür başkenti bir şehrin ferdi olmak ister. hayır şimdi pariste az gezmedik yer altı şehrini, o istasyon benim bu istasyon senin sırtımızda çanta boşuna dolaşmadık ve hırsızlıklara şahit olmadık orada. insan ister istemez özlüyor o güzel günleri, kendi metrosunda da yaşamak istiyor elbette.kaçımız iddia edebilir ki istanbul metrosunda birbirimizle konuşmayıp ve bir kitap bile elimize alıp okumayıp bir kültürel tablo oluşturabildiğimizi. inanın bana metromuza binen turistler hiç bir sosyal davranış ile karşılaşamayınca şaşırıyorlar ve kendi sohbetlerinin bizim tarafımızdan üzerlerine yönelen gözler olarak tepki almasıyla hakkımızda gayet ilginç çıkarımlarda bulunuyorlar ki dikkat ediniz metromuz diyerek sahiplenmiş gibi oluyorum hepimiz adına ama malesef bir aitlik hissi içimde yok hala.