bir de bunun arabayı kullanmasa da içten içe korna çalmak isteyenleri var.
"
bekleme yapma" insanları. bir arabaya bindi isen, otur işte gittiğin yere kadar, muhabbet et, müzik dinle, aç bişey oku. direksiyon başındaki sen değilsen, direksiyon başındakine karışma. şöle ki, trafikte beklenirken öndeki araba yarım metre ilerlese hemen kaş-göz hareketleri, anlamamazlıktan gelirseniz elle gösterme, onu da görmezlikten gelirseniz ilerle demesi. yav sanane. yarım metre ilerlemesek ne olur. biz de bilioruz ilerlicez işte. ama yok daha o anda ilerlenmesi bekleniyor. neden içten içe bir taksici ruhu var ki?
arabaya bi tane el kornası almayı düşünüyorum. kendini yeterince kıro, hırbo gören alsın kaş-göz yapacağına onu çalsın. korna ile beraber bir tane de "kutlarım içinizdeki taksiciyi salıverdiniz, şimdi 5 defa camdan kolunuzu çıkarıp sinyal verme hareketi yapın" diye kart bastırıcam. kornayı çalana kartı taktim edicem. bu kartlardan 10 tane toplayabileni taksiye bindiricem, taksici ile muhabbet etmeye zorlıcam, taksici ile anlaşmalarını beklicem. taksi parasını da ben ödiycem hatta. yeter ki, anlaşsınlar, arkadaş olsunlar.
yeni hareketler öğrenmesini beklicem kendilerinden, ne de olsa 10 kart toplayıp ödüle layık görülmüşler. yağmur yağarken sileceği indir kaldır hareketi, torpidodan tornavida çıkarma hareketi, camdan dışarıya tükürme hareketi, yerli yersiz sevişgen muhabbet, herhangi bir arabaya küfür sıkma, işimiz çok zor, stres gürültü diye hüzünbaz edebiyatı gibi. bu şekilde içindeki taksiciyi salıveren insanı eğiteceğimi veya doğal ortamına salacağımı düşünüyorum. bir şekilde terapi, gerçek kimliğini bulsun yeterki.