takdir:
takdir belgesi
diyen:
diye soran
aile:
ebeveyn
benim çocukluğumda sınıfın hemen yüzde 70'inin yaşadığı bir trajediydi bu başlığın içeriği.. ve sanıyorum bugün yaşanan sorunların da binlerce kaynağından en güçlü olanı aynı zamanda..
burun kıvrılarak büyütülmek heralde bi insanın ömür boyu kurtulamayacağı bir travmayla yaşamasına neden oluyor. karneler açıklanmaya yakın sınıfta oluşan yüksek kaygı düzeyini hatırlıyorum mesela. o neydi öyle? karnesinde iki tane 4 ü olan kızlar erkekler ağlamaklı olurlardı. bizim gibi teşekkürü 1 puanla kaçıran arka beşli
adamlarıysa teselli etmeye çalışırdı bu
çaresiz insanları
jack: takdir almışsın, hala ağlıyosun. ayıp
travmatik: edebiyatımla, tarihim 4.
jack: nazar boncuğu kızım onlar. üzülme
travmatik: babama da böyle derim artık
jack: iki tane 4 e laf mı edicek baban?
travmatik: (salya sümük ağlıyor)
bu hatırladığım en masum diyalogtu konuyla ilgili. en beterini ise başka bir arka 5li adamının teselli turlarından biri doğurdu. acı doğurdu...
ozan: bana bak, yüzüme bak.
travmatik 2: bakamam.
ozan: ama böyle yapma. noldu dünyanın sonu mu?
travmatik 2: evet. benim için öyle
ozan: kızım deli misin ya? altı üstü kimyan 4
travmatik 2: intihar edicem.
ozan: haydaaaaaaaa..
travmatik 2: ben kendimi öldürmezsem, babam öldürecek zaten
omuzlarında böylesi büyük yüklerle başladılar hayata.. aslında yükün büyüklüğü ailelerin bilinçsiz yaklaşımındandı. ilk karakter şu anda hsbc bankasında üst düzey pozisyonda çalışıyor. 2. kocasından da boşanmak üzere.
2. karakter amerikaya gitti. bi daha da dönmedi zaten. msn de konuştum az önce. sürekli kendisini değersiz hissetmekten yakındı. arayamadım, soramadım dedi. sürekli özür diledi sebepli sebepsiz. büyük bir suçluluk duygusuyla yaşadığı binlerce km uzaktan bile gabbak gibi gözüküyordu...