1. kime ve kimin sorularının cevapsız kaldığı , genellik belirten isim tamlaması türü.
  2. tıpkı tunç uyak gibi, tıpkı plüton gibi hayatımızdan sessizce çıkıp gitmiştir. sevenlerinin başı sağ olsun!

    bu ad tamlaması türü artık sıfat tamlaması olarak anılmakta ve yeni basılan lise kitaplarında bu türe örnek olan tamlamalar sıfat tamlaması olarak değerlendirilmekte.

    artık "taş duvar", "çelik tencere", "cam bardak" tamlamalarını sıfat tamlaması olarak değerlendireceğiz.
  3. örn: muthafucka

    mother + fucker kelimlerinden meydana gelmiştir ve kendini meydana getiren kelimeler çekim eki almamıştır..
  4. türkçe hocalarının eskiden okullarda türkçe derslerinde öğretilen 4 isim tamlaması çeşidinden biriyle başa çıkamamaları ve sonunda toptan yoketmeleri ile sonuçlanmış sorunsal. bu tamlama çeşidinde hem tamlayan hem de tamlanan ek almazlar. bu yüzden yapısal olarak takısız isim tamlaması, sıfat tamlaması ile aynıdır ve bir çok zaman da karıştırılır. nice hocalar sıfat tamlaması ile nasıl ayırd edileceğini anlatırken öğrencilerden gelen ve bitmek bilmeyen "ama ya şu, ya öbürü" tipinde sorulardan bunalıma girmişlerdir. benim rastladığım hocalar önce konuyu anlatmakta ısrar ediyor, ama artık her türlü genelleyici açıklamaları soru ve örneklerle çürütülünce "kitaplarda öyle yazıyor, öyle kabul ediliyor" formülüne sığınıp konuyu geçiyorlardı.
    işi karmaşıklaştıran şey, kitaplarda yeralan "altın kalp", "taş yürek" falan gibi klişe takısız isim tamlaması örnekleridir, çünkü bu örneklerin çoğunun kendisi gerçekte zaten sıfat tamlamasıdır, ama her ne hikmetse isim tamlaması sanılmaktadır. hocalar ve kendileri de ilkokul öğretmeninden başka bir şey olmayan çoğu kitap yazarları ilk kimin verdiği belli olmayan bu tip örneklerden hareketle önceleri takısız isim tamlamasına ilişkin fakat "sıfat tamlaması" kavramına çok daha iyi uyan yalan yanlış, ampirik tanımlar üretmişlerdir, fakat sonra ürettikleri tanımlar öğretme aşamasında fos çıkınca bu sefer ilgili yetkililer takısız isim tamlamasını tamamen kaldırma ve hepsine "sıfat tamlaması" denmesini sağlama yoluna gitmişlerdir. takısız isim tamlaması örneğine uyan gerçek tamlamalar ise bu durumda sınıfsız kalmıştır. bu giri gerçek takısız isim tamlamalarına sahip çıkma, unutulup gitmelerini engelleme ve yıllardır süregelen kavram kargaşalarını bitirme amacıyla girilmiştir.

    1. türkçede sıfat ve isim arasında tek başına birer kelime olarak belirgin bir ayırım yoktur. her kelimenin bağlama göre isim veya sıfat olması mümkündür. kırmızı kelimesi "kırmızı kalemi ver" dediğimizde sıfattır, "kırmızı kalem" de bir sıfat tamlamasıdır. "kırmızıyı ver" dediğimizde ise isimdir. ayırım şuradadır, "kırmızı kalem" dediğimizde kırmızıdan değil kalemden bahsediyoruzdur, "kırmızı" kelimesi, renk olan "kırmızı"'dan hareketle, ona benzeterek kalemi niteliyordur, yoksa konu "kırmızı renk" kavramının kendisi değildir."kırmızıyı ver" dediğimizde kırmızıdan bahsediyoruzdur. başka kırmızı zaten yoktur o yönde. dolayısıyla biz, bir tamlamada kullandığımız tamlayan kelimeyi başka bir objeyi betimlemek, nitelemek için kullanıyorsak bu bir sıfattır, ama tamlayan kelime bir objenin aynı zamanda kendisi anlamına da geliyorsa ve kelimeyi gerçek anlamında kullanıyorsak o kelime bir isimdir.
    mesela "altın kalp" takısız isim tamlaması değil sıfat tamlamasıdır. çünkü kalbin, altın olduğu kastedilmemektedir. "altın gibi kalp" anlamındadır ve altın burada kalbi "nitelemektedir"."taş yürek" konusunda aynı şey geçerlidir.
    fakat mesela "kurbağa prens" bir takısız isim tamlamasıdır. çünkü kurbağa burada prensi niteleyen bir sıfat yani, "kurbağa gibi prens" anlamında değildir, sözkonusu prens aynı zamanda gerçek anlamda da kurbağadır. dolayısıyla kurbağa burada isim olarak kullanılmıştır.
    "milliyet çocuk" dediğimizde de gene bir takısız isim tamlaması kurmuş oluruz. "milliyet" burada bir gazetenin özel ismidir, ve kendi anlamındadır.
    "aslan kral" dediğimizde de "cesur yürekli bir kraldan" değil, kendisi gerçek aslan olan bir kraldan bahsediyoruzdur.
    mesela "altın" kelimesinin isim olarak iki anlamı vardır, "altın cevheri" ve "altın olarak basılmış para". altın, bu ikisine verilen bir isimdir ve bunlardan doğrudan "altın" olarak da bahsedilebilir. "bu madende rezerv olarak 3 ton altın var" ya da "bu entarinin fiyatı 3 altın" gibi. bu yüzden "altın para" dediğimizde bu bir takısız isim tamlaması olur. çünkü altın, sözlükte karşısında yazan anlamla örtüşen bir "isim" olarak kullanılmıştır. oysa "altın yüzük" dediğimizde bu bir sıfat tamlaması olur, çünkü buradaki "altın" kelimesi sadece "altın cevheri" ile yüzük arasında hammadde-mamul ilişkisini kurmaktadır ve "altından yapılma" anlamındadır. altın dendiğinde ilk akla gelen şey o yüzük değildir.
    bu yukarıdakiler ve benzeri olan hiç bir tamlama, "sıfat tamlaması" tanımına sığmamaktadır, kapı gibi de tamlama olduklarına göre "takısız isim tamlaması" diye bir şey, resmi olarak kaldırılsa bile vardır. tabii bu gerçeğin gereksiz bilgiler ansiklopedisine fasikül olmaktan öte ne anlamı var onu da bilmiyorum. bunu sormamız gereken kişi veya kişiler, belirli söz öbeklerini önce "takısız isim tamlaması" olarak bir tanım çerçevesine sokan, sonra da o tanımı, bir karşılığı olduğu halde lağvetmeye çalışan ve kafamızı allak bullak edenler. hatta gerçekten bu kadar tanıma ne gerek var? mesela belirtisiz isim tamlaması da olmasın. hatta zincirleme isim tamlaması da olmayabilir, "belirtili ve belirtisiz isim tamlamaları bazen bileşip uzarlar" deyip çıkalım. bence zor değil.