|
|
- istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi fransız dili ve edebiyatı bölümü'nü bitiren; roman, öykü ve deneme türünde eserler veren yazar.
- yalan adlı romanın yazarı.
- yapısalcılık üzerine türkiye'de ciddi çalışmaları olan dilblimci.
(bkz: peygamberin son beş günü)
(bkz: aykırı öyküler)
(bkz: vatandaş)
- göstergebilim üzerine incelemeleri ve çalışmaları ile tanınmasına karşın genellikle can yayınlarından çıkan kitapların da tutku dolu fransızca çevirmenidir. çevirileri berbattır. kendince yeni bir dil inşa etmiştir çevirilerinde. oysa çevirilerindeki dili anlayabilmek, anlamlandırabilmek ve böylece kendi dimağıyla birleştirmesi için okuyucunun kitabın en sonunda yazar tarafından ilave edilmesi icap eden bir uydurukça sözlüğüne şiddetle gereksinimi vardır genellikle. bir toplum mühendisliği örneği sergilemeye çalıştığı ayan beyan bellidir. kendi lügatçesinin yaptığı bu çevirilerle toplum tarafından da belli bir taraftar bulacağı ham hayaline bel bağlamaktadır zira.
- eğer bir gün fransızca öğrenip de albert camus'nün kitaplarını çevirmeye kalkışırsam bilin ki müsebibi tahsin yücel ve onun yürek yırtan çevirileridir. hayattan soğuttu adam.
- (kendimden aşırmadır)
sayesinde a. camus'yü benim bildiğim türkçe ile okuyamadığım yazardır. mutlak yerine saltık, hedef yerine erek gibi öztürkçe ancak pek de sık kullanılmayan kelimeler kullanması çevirilerini sürekli bir rahatsızlık, batma ve sıkıntı hissiyle okumama sebep oluyor. bahsettiğim kitap camus'nün başkaldıran insan adlı kitabı. türkçe'de kullanılan yabancı kelimeler hakkında duyduğum rahatsızlığı ve bu kelimeler yerine türkçe karşılıkların kullanılma çabasına duyduğum sempatiyi ifade etmekten kaçınmam. ama başkaldıran insan'ın başka bir çevirisini bilmiyorum. türkçe okumak istiyorsam tahsin yücel'in çevirisine mahkumum ve bu çeviri de benim bildiğim türkçe değil. deneysel, ya tutarsa düşüncesiyle kullanıma konmuş çeşitli yeni kelimeler içeren bir çeviri. en basit şekilde a. camus'ü türkçe okumaktan alacağım zevki yok eden bir çeviri. "yoksanmak" ne demektir yahu? tdk'da bile yok. yok saymak mı? yoksun kalmak mı? yokluğunu hissetmek mi? yokluğunu hissettirmek mi? ben kitap mı okuyayım yoksa tahsin yücel'in türkçesini mi öğreneyim bilemedim. elimde sözlükle türkçe bir kitabı okumak traji-komik gözüküyor bana.
anlamını bilmediğim ve beni sözlüğe bakmak zorunda bırakan kelimelere ek: aktöre; ahlak demekmiş.
- bir levi-strauss çevirisinde, diyelektik materyalizme "eytişimsel özdekçilik" demişti. nerden öğreniyor bunları, anlamadım gitti.
- göstergebilimci.
- ne yazık ki indirgemeci mantıkla baktığımızda yanılıyoruz gibime geliyor. bu, tahsin yücel örneğinde de geçerli. tahsin yücel, komple bir sanatçıdır ve genelde olduğunun aksine hem akademisyen-bilimadamı hem de sanatçı kimlikleri arasında kendine has sentez yapabilmiş değerli bir yazardır. ayrıca bir yazıneridir. her ikisi birdendir bence.
tahsin yücel'i ne yapsam yapsam överim. kendimi buna mecbur hissediyorum. bir şeyler yazmaya çalıştığımda kendimi onun tarzında yazmaya çalışırken yakalıyorum. taklitçi filan değilim; ama onun yalın olduğu kadar da sıkıntısız akan cümlelerini çok sevdiğimi biliyorum. başka yapıtları, romanları birkaç günde okumaya çalışırken tahsin yücel romanlarını hemen bitirme isteği duyuyorum. kitaptan başımı kaldırmadan hem olağanüstü hem de son derece sıradan gelebilecek olayları aynı biçimde kurguladığı bir dille bu kadar ilginç ve başarılı nasıl anlatabilir bu adam diye düşünüp duruyorum.
romanlarını, öykülerini tavsiye etmek boynumuzun borcudur. komşular adlı öykü kitabındaki mektuplar adlı öyküsü, vatandaş, yalan, mutfak çıkmazı, kumru ile kumru adlı romanları muhakkak okunması gereken yapıtlardır bana göre.
dil konusunda hassas olduğunu düşündüğüm tahsin yücel'in yapıtlarında kullandığı kimi öztürçe arayışlarının ise söylenenin aksine okunmayı zorlaştıran bir unsur olmadığını düşünüyorum. roman ve öykülerini okuyanlar bu konuda bana katılacaklar inancındayım. belki makaleleri ya da bilimsel yayınlarında ve yine bilimsel çevirilerinde terim sıkıntısı sebebiyle bu yolu biraz abartmış olabilir; fakat söz konusu yapıtlarda bu durumun seviyesini bilmediğim için yorum yapamıyorum.
|