görseller
taha akyoltaha akyol
  
belki ilginizi çeker
  1. · argumentum ad verecundiam
  2. · tit
  3. · içeri den
  4. · cnn türk ün çıtır spikerleri
  5. · yüzde 4 oy alıp tüm kürtler adına konuşmak
  6. · çerkes kökenli ünlüler
  7. · sivil anayasa
  8. · medine vesikası
  9. · ortak acı
  10. · politik rüya
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · her yerinden öpüyorum rüştü
  2. · 24 kasım 2009 barcelona inter maçı
  3. · sevgilinin söylediği unutulmayan sözler
  4. · aylin aslım
  5. · annenin gençlik fotoğrafları
  6. · nurcuların hoşuna giden şeyler
  7. · ugg düşmanı ezik kızlar
  8. · küfürsüz bir sözlüğe var mısınız amına koyayım
  9. · hurşit tolon a açık telgraf

taha akyol  

  1. (selenge, 27.07.2005 15:39)
  2. (lapsus, 27.07.2005 15:42)
  3. (selenge, 16.10.2005 00:01)
  4. asıl ismini kullanmayan yazarlardandır kendisi gayettte sağcıdır
    (kısaaralıklarlalustral, 16.10.2005 00:02)
  5. bir tartışma programında sağcı üslubuyla 'dikkat şanan çıkabilir'deki tiplemeye benzettiğim milliyet yazarı.
    (compasino, 17.12.2005 18:23)
  6. milliyet gazetesinde dün yayınlanan yazısında saçmalama konusunda tavan yapmış kişidir.

    yazısını okumak isteyenler için: http://www.milliyet.com/2006/08/05/yazar/akyol.html

    taha akyol, tit kurucularından ve isim babalarından birisidir. ahlaki değerlendirmede buna da değinmek gerekiyor.

    yazısında, murat belge'nin hazırladığı bir kitaba övgülerini bir türlü bitiremiyor. kitap o kadar güzel ki, hareket noktasından belli: ne sosyalizm ne liberalizm yoksulluğa çare bulamadı! sscb'de bütün kaynakların toplumcu kullanılmasından, donmayı engellemek için ana caddelerin yerden ısıtmalı olmasından, evsizlik oranının "% 0" olduğundan kitapta bahsedilmiş midir, bilemem. zira bu kitapları okumayı zaman kaybı olarak görüyorum. ama neyse ki taha akyol gibi kendisini insanlığa adayanlar var da böyle kitapların içeriğinden haberdar olabiliyoruz.

    "marx'tan önceki sosyalistler yoksulluğu ahlaki bir sorun olarak ele almışlardı. marx onları 'ütopik' diye suçladı, sosyalizmin ahlaka değil bilime dayanmasına öncelik verdi. üstelik marksizmin sorunu "yoksulluk" değildi, "proletarya"nın devrim yapmasıydı. bunu, determinist bir anlayışla, "bilim"in gereği gibi görüyordu."

    burada nasıl bir indirgemecilik vardır, ben gerçekten anlayamadım. proleteryanın devrim yapmasının temelinde proleteryanın kendiliğinden varabileceği en yüksek bilinç olan ekonomik bilinç ve daha sonra marksizme katkıda bulunulduğu şekilde öncü öznenin taşıyacağı siyasal bilinç yok muydu? "o değil bu" diyerek devrimi ve yoksulluk sorununu birbirinden ayırmak ve marksizm yoksulluk sorunu ile ilgilenmiyordu diyebilmek için siyasi aklın olmaması veya marksizm hakkında en ufak bir bilgi kırıntısına dahi sahip olunmaması gerekir. ama tabi burada üçüncü seçenek söz konusu: insanları kandırma çabası.

    "marksizm gerçekten yoksulluğu bir ahlak sorunu olarak görmedi. bu yüzden marksist hareketlerin yüz elli yıllık tarihi hep devrim girişimlerinden, devrimlerden oluştu. ama yoksullar için bir "sosyal yardım" geleneği yoktur marksizmde!"

    oysa marksizmde ahlaki çöküntünün temelinde insanlar arasındaki eşitsizliğin ve bundan kaynaklanan yoksulluğun olduğu belirtilir. "sosyal yardım" ise, bunun kesinlikle çözümü değildir.

    "modern çağda sosyal yardım alanında din daha başarılıdır. hatta ingiltere'de marksizmin taban bulamamış olmasının sebeplerinden biri, sosyal yardıma büyük önem veren metodist kilisesinin çalışmaları olmuştur."

    tabi, bunda öldürülen yüzlerce marksistin hiçbir etkisi yoktur!

    "marksizmin yoksulluğu 'ahlaki' açıdan ele almamış olmasının 'sosyalist' bir örneği, bizzat lenin'dir: 1891-92 yıllarında kıtlık yüzünden rusya'da insanlar açlıktan ölürken, çeşitli grupların insani yardım faaliyetlerine lenin şiddetle karşı çıktı."

    o zaman lenin neredeydi, hangi görevdeydi de bunu engelleyerek insanlığın açlıktan kırılmasına neden oldu acaba merak ettim.

    "liberal ekonomideki "piyasa" yerine, sosyalizm "bürokrasi"yi koydu. bunun kaçınılmaz sonucu olarak da, demokrasi yerine de "parti diktatörlüğü"nü... sonuç iflas oldu, çünkü verimliliği ve yaratıcılığı engelliyordu."

    evet, liberalizmin yaratıcılığı ve verimliliği nasıl da arttırdığına bugün üniversitelerde şahit olabiliriz. eğitim fakültesi dekanlarının öğrencilere "sizler özel sektörün kalifiye elemanları olacaksınız" demesinden tutun da, ataması yapılmayan birçok öğretmenlik bölümü öğrencilerinin "birsürü özel okul, dershane var, birine atarsınız kapağı" diyerek avutulmasına kadar, yaratıcılık körükleniyor burada.

    ve ağızdan bakla çıkıyor: "'devlet' dediğimiz bürokratik cihazın hazır bir reçetesi de yok zaten."

    mesaj açık ve net: devletten hiçbirşey neklemeyin, bakın başınızın çaresine, ama öyle sosyalizm gibi mücadeleler içine de girmeyin sakın, onlardan da fayda gelmez. bakın ne güzel tit gibi sivil toplum örgütleri var, gidin birinden yardım isteyin.

    "liberal, sosyalist, muhafazakâr... hepimizin yoksulluğu ve sosyal çürümeyi daha bir ciddiyetle ele almamız, ahlaki davranışlarla çözüm için uğraşmamız gerekiyor."

    ve böyle bitiriyor yazısını. tit gibi bir örgütün kurucusunun ağzından ahlak kelimesi çıkarken, ağzın acaba sol tarafından mı yoksa sağ yanından mı salyalar akıyor, merak ettim.

    yalçın küçük, bu tür "kalemşör"lere cevabını çok güzel vermiştir:

    "yahu, siz istediğiniz gibi memleketi parsel parsel satıyosunuz, satın iyi güzel de neden bunu yaparken hep sosyalist hareketlere saldırmaya çalışıyorsunuz?"

    hayır, beceremiyorsunuz da zaten!
    (chaghdash, 06.08.2006 14:39)
  7. -komünist abi taha abi dediki sosyalizm birşey çözmezmiş yoksulluk falan siz sosyal demokrat olun liberalizmi özümseyin(7 ağustos 2006 tarihli yazısına göz atın eğlenceli oluyo http://www.milliyet.com.tr/...)
    +taha abi kim lan?
    -hani yok mu abi tit'in kurucusu isim babası.
    +ona neymiş. bize kurşun sıkmak zor mu gelmiş.
    -bilmiyom abi bi de chavez diyo morales diyo, sosyalizme doğru gidiyolarmış, hatta bu iktidarlar ekonomik anlamda da büyüyomuş ama sosyalist olurlarsa fakir olurlarmış, liberal olmalılarmış.(yine aynı yazıya bakın güzel oluyo gülüyoz hep beraber)
    +onu siktiret de venezuela israil büyük elçisini geri çekmiş,lübnan'da direniş güçleniyomuş, ırak zaten malumun. venezuela'da bolivya'da amerikan şirketleri kamulaştırılıyo, küba zaten malumun.
    -haa ondan böyle coştu taha abi.
    +neyse coşsun okuması zevkli oluyo.
    (libertar, 08.08.2006 01:12 ~ 01:13)
  8. köşe yazılarında fikirlerini açıklarken sık sık onemli kitaplardan sayfa numarasına kadar vermiş oldugu ayrıntılı referanslarla beni etkileyen şahıs...
    (invisible, 08.08.2006 10:38)
  9. düşünce ve eylem'in 1. sayısında "haftanın mandası" köşesine layık görülmüş şahıstır.

    (bkz:http://www.dusunceveeylem.org/)
    (denize yakılan türkü, 03.03.2007 19:10)
  10. castro ve lenin'in putlaştırıldğını iddia eden yazardır.bu düşüncesini kaleme almasının ardından komünist dergisinden aldığı cevaptan sonra susmuştur. "castro ve lenin dünyanın kaderini değiştiren dönüşümlere imza attıkları için ön plandadır.bu bir putlaştırma değil sahip çıkma ,unutturmama çabasıdır.yazarımız hiç sormuyor.insanlar neden, ricardo,smith,weber gibi düşünürlerin,bush,churchillveya erdoğangibi siyasetçilerin figürlerini üstlerinde taşımıyorlar da che,lenin gibi önderlerin resimleri yedi kıtada insanların yaşamında eksik olmuyor?üsteliksosyalizmin bu kadar karalanmasına rağmen...putlaştırıldıkları için mi?haydi ordan!"
    (beloplatnoo, 01.05.2007 17:13)
  11. (depresif enfeksiyon, 02.06.2007 12:17)
  12. klasik dinci yazarların, aslında ben tarafsızım her görüşe saygılıyım pozlarında takılan, aslında ise her bulduğu fırsatta sol kesimleri inceden eleştiren bir yazardır. diğeri için. (bkz: fehmi koru)
    (platin24, 04.06.2007 14:26 ~ 14:27)
  13. 1980 yılındeki askeri darbe sırasında mhp nin mkyküyesi ve mhpbaşkan yardımcısıdır.
    (pa, 04.06.2007 14:29)
  14. beğenerek takip ettiğimiz köşe yazarlarından.
    (atlantis, 10.02.2008 09:54)
  15. intelligent design olayına kafayı takmış bir de oğlu vardır bu yazarımızın. yeni birşey söylüyorum sanıyor yavrucak. yazık. hıristiyan bir güruha yaptığı bir konuşmaya şahit olmuştum. çok sevdiler kendisini, ilginç falan buldular. armut bu kadar mı dibine düşer yahu. babası da oğlu da yeni sağ ekolündendir. prezantabıldırlar.

    http://www.mustafaakyol.org/
    (nikmikyok, 10.02.2008 10:10)
  16. "ama hangi atatürk" adlı kitabında, argumentum ad verecundiam diye bir şey yokmuş da , o daha sanki yeni keşfediyormuş gibi çocuklar gibi şen olan yazarımız.

    evet "hangi atatürk " de, ama sen al "verecundiam" yerine atatürk ü koy, o zaman yeni bişey mi keşfedilmiş oluyor, analiz mi oluyor? bence "hadi ordan" denir.
    (jimela morrison, 11.02.2008 18:31 ~ 18:31)
  17. (jimela morrison, 14.02.2008 22:42)
  18. siyasi görüşü ne olursa olsun, belgelerle konuşan zat. keşke kendisine karşı çıkanlar da belgelerle konuşsa, daha güzel bir beyin cimnastiği ile daha güzel fikirler ortaya çıkar, kavga dövüş boşa gider. ama bu ülkede, sağcısı da solcusu da liberali de dincisi de, otçusu da, bokçusu da, sadece kahve edebiyatı ile geçindikleri ve de kulaktan dolma fikirleri temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp tekrar ettikleri için bir adım ileri gidemiyoruz.
    (stocky2001, 24.08.2008 15:32)
  19. son dönem yazılarında sosyalizme sarmış olan şahsiyet. piyasanın kendiliğinden işleyen eli olmadıkça ekonominin düzenli bi şekilde yürümesi mümkün değilmiş. hayır taha akyol'un haleti ruhiyesini anlayabiliyorum sonuçta kapitalizm küresel çapta bir kriz yaşıyor ve bu ona iman edenleri son derece üzüyor. bu üzüntünün tesiriyle yazmanın yansımaları da bu şekilde oluyor fakat asıl mesele kapitalist piyasanın kendiliğinden işleyen bir mekanizma olduğu dogması. bu piyasa dedikleri şey hiç de öyle kendiliğinden işlemez. bir avuç burjuvanın çıkarları doğrultusunda "kar" temelli olarak şekillendirilir ve zaman zaman burjuva devlet aygıtının müdahaleleriyle düzenlemeler yapılır.

    taha akyol'un bunları bilmediğine ihtimal vermiyorum. biliyor büyük ihtimalle fakat iman ettiği kapitalizmin ötesini görmekten korkuyor. inançlarının sarsılması her insanı gerer. kendisinde de bu tarz bir gerginlik var.
    (hose kutinyo, 28.11.2008 09:29 ~ 09:30)
  20. 12-01-2009 milliyet-

    cumhurbaşkanı sezer’in oğlunun düğünü, eylül 2004... davetlilerinin hepsi, tabii, sezer gibi atatürkçü... o sırada iü rektörü kemal alemdaroğlu’nun cumhurbaşkanı tarafından görevden alınması gündemde... konuklarından biri diyor ki:
    - alemdaroğlu hiç görevden alınabilir mi?! o bir atatürkçüdür, laiktir! görevden alınamaz!
    davetliler arasında bulunan sabih kanadoğlu hemen cevabı yapıştırıyor:
    - olur mu efendim, herkesten önce atatürkçülerin, laiklerin hukuka uyması gerekmez mi?!
    sayın kanadoğlu’nun hukuk duyarlığını yansıtan bu olayı 21 eylül 2004 günlü milliyet‘te yazmıştım. sayın kanadoğlu telefonda “yazdığınız olay doğru, evet, herkesten önce atatürkçülerin, laiklerin hukuka uyması gerekir” demişti.
    kanadoğlu’nun silahlarla, bombalarla toplumsal kargaşa yaratarak orduyu darbeye zorlamayı amaçlayan bir örgütle organik ilişkisinin olabileceğine asla inanmıyorum.
    evindeki aramanın kendisi hakkında değil, başkaları hakkında delil olabilecek bulguları araştırmak için yapıldığını sanıyorum, zaten kendisi sorgulanmadı.
    her halde üzücü bir olay; hiç olmazsa polisler saygılı davranmış bari.

    kanadoğlu olsaydı
    bizde eskiden beri kemalist ve liberal hukuk felsefeleri çatışır. kanadoğlu kemalist çizginin önde gelen hukukçularından biridir. birçok konudaki görüşlerini eleştirdim ama daima saygılı bir dil kullandım.
    şimdi, ergenekon soruşturması konusunda sayın kanadoğlu aynı duyarlıkla konuşuyor:
    “ben meslek hayatım boyunca çetelerle uğraştım. ben de olsam ergenekon’u soruştururdum...”
    ergenekon soruşturmasını laik cumhuriyete suikastmış gibi gösterenlere kanadoğlu gibi atatürkçü bir hukukçunun cevabıdır bu sözler!
    ortada, hukukun mutlaka soruşturma açması gereken, hayli dal budak salmış, kanunsuz bir ‘ergenekon’ yapılanması vardır! kimse bunu küçümsememeli, kimse soruşturmayı dumura uğratmaya, savcıları ürkütmeye, caydırmaya kalkmamalıdır.
    evet, sayın kanadoğlu, ergenekon soruşturmasının gerekli olduğunu belirtirken “ama nasıl yapıldığına bakılmalı” diye de ekliyor.
    soruşturma nasıl yapılıyor? son derece önemli elbette.

    iz sürmek
    herkes kabul eder ki, soruşturma bir tür “iz sürme” işlemidir. ergenekon’u kanadoğlu soruştursaydı iz sürerek aramalar yapacağı yerler çok mu farklı olurdu? bilmiyorum, tüm dosya açığa çıkmadan kimse de bilemez.
    aramalar ve sorgular yapılmadan nasıl iz sürülebilir?! silahlar, bombalar, örgütsel bağlantılar nasıl ortaya çıkarılabilir?!
    bazı kişilerin gözaltına alınmasını dışarıdan bakarak ben de yadırgıyorum ama genelleme yapılamaz. zaten işte, bu satırlar yazılırken prof. kemal gürüz serbest bırakılmıştı. önceki gün de org. tuncer kılınç serbest bırakıldı. bunun yanında, son dalgada gözaltına alınanlardan beş kişi ise tutuklandı.
    dosyayı bilmeden iddialı genellemeler yapmak, toptancı tavırlar koymak yanlıştır.
    sadece hukuk diliyle ve hukuki uyarılar yapılabilir. soruşturmanın hukuki sağlamlığı, sonuç alınması için de gereklidir; bu uyarıyı her zaman yapalım...
    ama sokak gösterileriyle, siyasi nutuklarla, hukuk kuruluşlarının adını kullanan bildirilerle savcıları ve hâkimleri caydırmaya, ürkütmeye çalışmak en azından hukuka saygısızlıktır!
    (ceceri, 12.01.2009 22:24)
  21. bugün, tübitak'ın bilim ve teknik dergisinde uyguladığı darwin sansürünü eleştirmiş. tabi ki kendi politik görüşlerine uygun olacak şekilde ve şu mealde: "ben evrime inanmıyorum ama bilimsel sansüre karşıyım. evrim ve onun rakibi olan diğer teoriler özgürce tartışılabilmeli, tübitak'ın uyguladığı sansür yanlıştır."

    bu durumdan kendi görüşlerine pay çıkarma çabası kendi tercihi. bunu not düşmek dışında yorum yapmayacağım. ben yazısında karl popper hakkında aktardığı iki adet eksik ve hatalı görüşü düzeltmek istiyorum.

    ilk olarak, taha akyol diyor ki popper da doğal seçilimin yanlışlanamaz, metafizik bir sistem olduğunu iddia ediyormuş. bu yanlış -en azından eksik- bir bilgi. popper gerçekten de bu tür düşünceleri ifade etmiş ancak daha sonradan da "doğal seçilimin yanlışlanabilirliği hakkındaki fikirlerimi değiştirdim, bu konuda bir geri adım atmak isterim." demişti. popper'ın bildiğim son görüşleri doğal seçilimin evrensel bir yasa olarak yanlışlanabilir bir kuram olduğu yönündeydi. sadece, yanlışlanması için gereken testlerin bazılarının çok zor olabileceğini kabul ediyordu. buradan da anlıyoruz ki -sonradan fikirlerini tekrar değiştirmediyse- doğal seçilim, popper'ın gözünde meşru bir bilimsel kuramdı. bu akyol'un yazısındaki eksik kısım.

    ikinci olarak popper'ın evrensel ve genel geçer bir yasa olarak doğal seçilim iddiası ile insan ve şempanzenin ortak bir atadan türemiş olduğu gibi tarihsel ve özel bir iddia arasında yaptığı ayrımı taha akyol yapmıyor. popper zamanında "doğal seçilim totolojiktir/yanlışlanamaz." derken elbette insanın ve şempanzenin ortak atadan türediği iddiasının totolojik/yanlışlanamaz olduğunu söylemiyordu. bugün köpek ve kertenkelenin 60.000 yıl önce ortak bir atadan türediği iddiası ne kadar yanlışlanabilir ise, insan ve şempanzenin de 6-7 milyon yıl önce yaşamış bir ortak atadan türediği iddiası aynı derecede yanlışlanabilir; arada niteliksel değil pratik farklar var. ama taha akyol'un yazısına bakarsak sanki popper bu ikinci iddianın da yanlışlanabileceğini iddia etmiş gibi durmakta. bu da akyol'un yazısındaki hatalı kısım.
    (recai pengül, 12.03.2009 11:11 ~ 20:46)
  22. yapma taha akyol yapma. yazılarını beğenirim beğenmem ama sürekli takip ederim ama yapma. çok fena saçmaladın. bu sadece saçmalamak değil türkiye cumhuriyeti devleti kurumlarına hakarettir de. hem de sen hukukçusun hiç oldu mu?

    yazıya bakıyoruz: http://www.milliyet.com.tr/...

    "iran’da ahmedinecad kimlerden oy aldı? itikaden muhafazakâr kırsal kesim ile kent yoksullarından...
    akp’ye benziyor, değil mi?!
    öbür tarafta, musavi’nin liderlik ettiği muhalefet... şehirli üst ve orta sınıflardan, okumuşlardan oy alıyor.
    bu da chp’ye benziyor! hatta stephen kinzer, bizde chp için kullanılan bir nitelemeyi musavi için yapıyor, “musavi, elitlerle özdeşleşti” diyor. (akşam, 18 haziran)
    iran hakkında bir ansiklopedi maddesi bile okumadan, sırf tv’deki görüntülere bakarak, “modern yaşam yanlısı” musavi’nin seçimlerde “zır cahil ve dinci çoğunluk” karşısında yenildiği, zaten bir ülke böyle iran gibi bir defa şeriatın pençesine düşerse artık kurtulamayacağı yolunda kurgular ve paranoyalar geliştirmek mümkün. ama...

    ama hangi benzerlik?
    iran anayasası, halkın bir gün ‘yanlış’ iktidarları da seçebileceğini düşünerek, “seçilmişler” üzerinde “vesayet” kurumları kurmuştur: cahil halkı yola getirecek dini liderlik, velayet-i fakih, koruyucular kurulu gibi... bu ‘anayasal’ kurumlarla beraber, iran ordusu ve iran yargısı da ahmedinecad’ı destekliyor! islam devrimi’nin kurduğu bir “tarihsel blok”tur bu...
    bizde ise devletin “vesayet” kurumları ile chp bir “tarihsel blok” halindedir.
    ancak chp yoksul kitlelere ulaşarak “tarihsel blok”a halk desteği sağlayamıyor.
    iran’daki “tarihsel blok”un karşısında kentli orta sınıfı ve okumuşları temsil eden musavi hareketi sistemin katı yasaklarını “reform”lar yoluyla gevşeterek daha serbest bir hayata kapı açmak, dünyayla barışmak ve ekonomiye ağırlık vermek istiyor.
    “liberal” kavramına yakın olan, iran’da musavi’nin temsil ettiği harekettir.
    bizde “liberal” kavramına yakın olan ve “reform” vurgusu yapan kim? akp tabii!
    türkiye’de laik-elit hiyerarşisi karşısında, alt ve alt orta sınıflar “reform” istiyor; iran’da ise teokratik-elit hiyerarşisi karşısında “reform” isteyenler, şehirli orta ve üst sınıflardır.

    anahtar kavram ‘reform’
    çünkü bu çağda refahlı ve özgür bir toplum olmak istiyorsanız, mevcut rejiminizi ve sosyal sisteminizi liberal demokratik yönde reforme edeceksiniz!
    bu yöndeki toplumsal dinamikler islam dünyasında sadece türkiye’de ve iran’da var.
    türkiye elbette modernleşme ve demokratikleşme açısından iran’ın çok ilerisindedir; iran da bütün bölge ülkelerinin ilerisindedir.
    arap dünyasında henüz böyle dinamikler yok.
    evet, iran’da seçimlere yüzde 8-10 civarında hile karıştırıldığı, “aritmetik” olarak anlaşılıyor. ama bugünkü sonuçlar ne olursa olsun, iran’da eğer şehirleşme, okullaşma, piyasa ekonomisi, dışa açılma gibi modernleşme dinamikleri gelişecekse, demokratikleşme dinamiği de güçlenecektir.
    mesele, bu toplumsal dinamiklere “kurumlar”ın uyum sağlamasıdır. iran’da bizdeki gibi güvenilir bir “yüksek seçim kurulu” olsaydı bu kavgalar olur muydu?
    demek ki, farklı kulvarlarda ve farklı mesafelerde demokratikleşme, yani siyasi modernleşme sürecini yaşayan türkiye için de iran için de “kurumlar”ın siyasi tarafsızlığı ve güvenilirliği çok önemli.
    dost iran toplumunda reformistlere başarılar diliyorum, istikrarsızlığa sürüklenmeden liberal demokratik açılımları başarmaları için."

    1- benzetme yaptığın şey: velayeti fakih ve koruyucular kurulu ile anayasa mahkemesi, danıştay, yargıtay. şimdi bi düşün bakalım iran'daki o kurumlarla türkiye'deki kurumlar arasındaki fark ne?

    a) velayeti fakih ve koruyucular kurulu üyeleri din adamlarıdır; anayasa mahkemesi, danıştay, yargıtay üyeleri hukukçular.

    b) türkiye'deki bu kurumlar beğenmediği adayın adaylığını iptal etme, kışkışlama yetkisine sahip değildir. oysa iran'dakiler canının istediğini aday yapar istemediğini adaylıktan çıkarır, evinin barkının insanı ol bu sularda gezme derler.

    c) irandakiler insanın müslümanlığını bile sorgulayabilir ama türkiyedekiler hiçbir geçmişini dahi sorgulayamaz. sorgulasalardı rte, gül şimdi bu devletin başında olur muydu bi düşün bakalım. daha uzatılır bu örnekler ama diğer şeylere bakalım.

    2- chp ile türkiye'nin kurumları tarihsel blok halinde değildir. türkiye'nin kurumları atatürk'e gönülden bağlı her türlü siyasi parti ile blok halindedir; sözde bağlı olanlarla değil. ki bu kurumların msp, rp, fp, akp ile bir blok halinde yer almasını düşünmek bile istemeyiz (bir an düşündüm ve tüylerim ürperdi).

    3- akp liberalse ben de brad pitt'im. hem de sonuna tabiikoymuşsun.

    4- "evet, iran’da seçimlere yüzde 8-10 civarında hile karıştırıldığı..." demiş başka konuya atlamış devam etmişsin. nolcak ya yüzde 8-10. zaten sahtekarlıklara alıştık tüm dünyada; bişi olmaz bundan da. benim yazarım işini bilir. ortaokulda sınıf başkanlığı seçiminde olsa bunu duyan bile ortalığı ayağa kaldırır ama gel gelelim bir hukukçu olarak sen geçiştirip liberalizm lafları savuruyorsun.

    5- türkiye'de alt ve alt orta sınıfın hangi reformu istediğini keşke ilerde bi zaman yazsan çizsen de biz de anlasak. reform mu istiyor yoksa ters reform mu? he ben de alt, alt orta sınıfım bil bakalım ne istiyorum.

    sonuç olarak taha akyol bu yazıyı yazarken ne içtiysen ben de istiyorum. liberal olcam diye eşeğin amına su kaçırmaya gerek yok. aldığın şeyin etkisinden çıkınca daha düzgün yazılarını bekliyor okurların.
    (thorondor, 19.06.2009 04:10)
  23. "insanlar mezun oldukları okulun 150. yılını kutluyor. hatta onu beğenmiyor 500 yıla götürüyor. aynı adam çıkıyor, biz yeni milletiz, yeni vatanız, eskiyle alakamız yok, diyor. bu nasıl bir mantık?" demiş..

    not: buradan taha akyol'un hilafetçi saltanatçı yobaz atatürk düşmanı olduğu sonucunu çıkaranlara,pekiyi; benim de aynısı olduğumu çıkaranlara yıldızlı pekiyi veriyorum..

    not2: "ilk not muhataplarına yönelik değildir." desem nasıl bir anlatım bozukluğu yapmış olurum? 8de kaç hatalı olurum?
    (raem, 22.11.2009 19:14)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil