çocukluk yıllarında oynanası oyunlardandır. bir anım vardır ki hiç unutmam. ilkokul 1de aynı sınıfta beraber okuduğumuz komşunu kızı hilalle o gün bize ödev diye verilen 2 sayfa düz çubuk 2 sayfa sağa yatmış çubuk 2 sayfa sola yatmış çubuk defterlere daha yeni alınmış kalemle iyice bastırılarak çizildikten sonra, oyun oynayalım dedik. evde bez bebek olmadığı için mecburen salı pazarından alınma plastik tabancalarımı gösterip hadi dıkşıncılık
* oynayalım dedim. tabancaları alıp evin avlusunda kendimize mevzi beğenip pustuk daha sonra;
ben:dıkşındıkşındıkşındıkşındıkşındıkşındıkşındıkşındıkşındıkşındıkşındıkşındıkşındıkşın
hilal:çiyuv çiyuv çiyuv
bir süre daha dıkşınlamalara ve ciyuvlara devam ettikten sonra ben mızıkçılık yaparak mevzilendiğim yerden çıkıp
-ya hilal şimdiye ölmen gerekti bütün mermileri boşalttım üstüne ağzımda tüprük kalmadı
-bana ne ya ben ölmicem işte
-ya öl bir daha ki sefere ben ölcem
-olmaz ben ölmicem sen öl
-ben de ölmem o zaman
tam bu anda avlu kapısından içeri daha önce tabancaları aldı diye amcama fırça atan babam girdi. ve neden kavga ettiğimizi sordu.
ben: baba yaaa hilal ölmek istemiyor
hilal: kemal amca oluna bak ya beni öldürmek istiyor
daha sonra cebiden çikolata çıkarıp tabancalarla değiş tokuş ettikten sonra elimizde çikolatalar sokağa çıktık. babamda heralde tabancaları ocağa atıp yakmıştı. o günden sonra hiç tabancam olmadı babamın sayesinde tabancalardan nefret etmeyi insanları biriciklerinden canlarından ayırmanın ne kadar kötü olduğunu öğrendim. iyi ki o gün babam çikolatalarla geldi diye düşünürüm belki gelmeseydi belki de şiddet budalası olup çıkardım bela olurdum insanlara. hilal mi ? o günden bir hafta sonra evcilik oynarken bez bebeğimizi yanında aldı gitti taşınmışlardı. böyle de leş bir giri yazmama neden oldu eywler olsun diyorum kendisine.