|
|
- bir rivayete göre sayısı kadar çocuğumuz olacağı, bir başka rivayete göre de arkamızdan ağlayacak pirinç taneleri
- bir rivayete göre de tabakta kalan pirinç taneleri ilerle eşimiz olacak insanın yüzünde bozuklara neden olacaktır. yani güzel yüzlü bir eş istiyorsak tabağımızı silip süpürmeliyiz.**
- bir rivayete göre güzel pilav yaptığınızı gösteren metrik.
(bkz: lapa pilav)
- küçükken beni hep iki tane pirinç bırakmaya sevk edecek kadar anlamlı! pirinç taneleridir. iki çocuk istememle ne kadar standart bir çocuk olduğum bir yana yemeğimizi bitirelim diye uydurulmuş son derece saçma bir şeye inanmamla da gayet saf bir insan olduğum ortaya çıkıyor sanırım.
(bkz: pirinçten karakter tahlili)(ya moor, 22.11.2006 18:44 ~ 18:44)
- kalan pirinç taneleri ne kadar çok ise nişanlınız ya da evleneceğiniz kişi o kadar çirkin olur derler. artık nasıl oluyorsa?
- (bkz: gözü yaşlı tek başına)
- bir şekilde sinirimi bozan beni rahatsız eden nesnelerdir. bırakmam, bırakamam, sinir olurum onları görünce, tek tek çatala bastırma usulüyle yapıştırır mideme indiririm. belki takıntı, belki çocuklukta annenin söylediği klasik şeyler nedeniyle bilinç altına yerleşen bir olgu. bak ama bulgurda olmuyor, prinç sadece.
ha bir de bir yakınım da yediği her yemekten sonra tabağını ekmekle parlatır, kirli ile temizi ayırt edemeyecek hale getirir ve bizi bulaşık derdinden kurtarır ki ona hiç girmiyorum. apayrı bir mevzu.
(bkz: hasta mısın)
- bir rivayete göre, tamamının yenmesi sünnet olan tanelerdir.
- insanı uyuz eden tanelerdir. ne çatala gelirler ne kaşığa, onların tek amacı insanı çıldırtmaktır.
- küçükken annemlere "tabağında eğer pirinç tanesi bırakırsan, bıraktığın kadar minare yıkılır" derlermiş.
o zamanlar, mashattan mevcut olmadığından, yıkılması en korkunç yüksek yapı minare olduğundan sebep muhtemelen..
- anneden duyulan "o pirinç tanelerini bitirmezsen gelinliğin güzel olmaz" lafından sonra afiyetle bitirilesi taneciklerdir.
- (bkz: arkandan ağlar)
- pirincin ağlaması, arkamızdan koşması hikayeleri yerine bana anlatılan: çeltik yetiştirilirken ne zorluklar çekildiğiyle ilgili bir hikayeydi. annem ve gerçekleri..
(burcumsu, 05.07.2007 00:49 ~ 22.09.2007 23:36)
- afrikadaki açları düşünmemize yol açan taneler. tok karnına da ne düşünülür be.
- mına kodumun afrikalıları napıyolar acaba şimdi.. hastasıyım o kara hatunların. of şiştim be. neyse bi sigara yakayım.
- tabakta bıraktığım kadar çocuğum olacağı korkusuyla büyütülmüş ve 0-19 yaş arası her tür varlıktan nefret eden biri olarak tek bir tane bile bırakamıyorum. neymiş geceleri ağalyarak uyandıran bir saatim olacakmış, sokağa çıkmak için düşünmem gereken bir canlıymış, bok kokusuymuş, gaz sancısıymış. aman aman yerim bütün taneleri ben, hatta ekmek verin de sıyırayım belki görmemişimdir bazı taneleri. çin nüfusunun sebebinin de bu olduğunu düşünüyorum haliyle; o çubuklarla pirinç yenir mi kalır tabi tabakta!!
(bkz: nüfus patlaması)
- efendim olay şu şekilde gerçekleşir; anne sıkıntılı bir şekilde tabağa bakar, kalan üç beş pirinç tanesi çizik dolu çukur tabağın kenarını dantel gibi süslemiştir. tabağı bulaşık makinesine koysan olmaz, lavaboda yıkasan yine olmaz, çöpe dökmek ayrı bir dert, anne kişi "ne yapsam? ne yapsam?" diye düşünürken, her çocuğun hayatında en az bir kez duyduğu sihirli kelimeleri kendi çocuğuna da duyurur.
"aaaaa o kalan pirinçler arkandan ağlar sonra."
çatalından kaçan pirinçlerle uğraşmak istmeyen çocuğun karnı zaten tıka basa doymuştur; bir an önce masadan kalkmak hayatının amacıdır, bakışları yavaşça tabağa kayar. hayalinde canlanan "arkasından zıplayarak gelen beyaz pirinç taneleri" çocuğa pek gerçek gibi gelmese de sonuçta bir risk etmenidir.
çocuğun ikilemde kaldığını gören anne yeni bir saldırı düzenler.
"öbür dünyada yakana yapışırlar oğlum, hem iki pirinç için adın çıkmasın."
görüntüler velet için yenidir tabii; bir yanda yakaya yapışmış "niye bizi bıraktın" şeklinde hesap soran pirinçler, diğer yanda gazetede adı çıkmış resmi basılmış çocuk kişisi.
elbette bir diğer önemli konu anenin hayal gücü ve kendi duyduklarıdır. tabağı sıyırtmak yolunda her yol, mübahtır.
çocuk, dolu dizgin gelen felaketler zinciri karşısında tekrar tabağa bakar. iki tane pirinç için bu kadar dert çekmeye gerek yoktur. pirinçleri toplamaya koyulur. insan yavrusu, bir daha pirinçlerle ilgili sorun yaşamak istememektedir.
- her tabağımda kaldıklarında babamın bi pirincin yetiştirilişini anlattığı ve benim de illallah deyip yediğim yiyecek.
- pirinç kalabalığının dağılması ile kararsızların belli olması.
- (bkz: ağlayan pilav tanesi)
|