|
|
- ecnebi memleketlerde sıkça oynanan, yavaş yavaş bizde de yayılmaya başlayan, hatta edebiyatımıza da giren bir oyun. içerikte aramaya gerek yok, başlığı bu şekliyle kitap adı olarak bulabilirsiniz.
ecnebilere dönersek, onlar yalnızca kitap adı olarak değil, bir oyun olarak da edebiyatta kullanıyorlar bunu. acevedo'nun "blake'in bir eserinin ünlü bir sayfasında" yaratılan arketiple başladığı "mavi kaplanlar" öyküsünde, hintlilerin çıkmaktan korktukları bir tepede bulduğu mavi taşları cebine koyan anlatıcının ve öykünün birinci tekil kişisinin cebinde iki şey daha vardır örneğin; bir berberinin mektupları ve onları açmak için kullandığı makas.
- oyunun kuralı kağıdın taşı sarması taşın makası kırması ve makasın kağıdı kesmesi bu sıraya göreye taşı makası kağıdı seçenlerin birbirine üstünlük sağlamasıdır.
- kavraması zor oyunlardan biri,
+ sigara bitti hadi "taş kağıt makas" oynayalım kaybeden alsın gelsin.
- nasil oluyo o?
+ bu taş, bu makas, bu da kağıt( hareketle gösterilir ) bir iki üç diycez aralarından birini yapcaz. kağıt taşı sarar, taş makası kırar, makas kağıdı keser. hadi oynayalım.
- e hepsi boktan bunların hangisini yapcaz?
+ sen seçeceksin işte olum şans.
- ii hadi deneyelim.
+ bir ki üç.
(kağıt yapıp karşı tarafın taşı sarılır.)
+ hadi kaybettin bakkala.
- niye olum ezdim kağıdını.
+ ezemessin ben sararım seni.
- anlamadım ben valla, kandırıcan di mi beni?
+ ii hadi getir 52'yi kağıt çekelim.
- bu sene les'te hakkında soru bile sorulan oyun
- psikolojik de bir oyundur, rakibin gözbebeklerine bakarak ne yapacağı kestirilmeye çalışılır.
bir de, 5. oyunda makas yaparsanız mutlaka kazanırsınız. hiç şaşmadı bende. enteresan bir istatistik(mavio, 13.01.2005 22:05)
- ıcq üzerinden de damayla birleştirilmiş şekilde oynanan bir türüde mevcuttur.
(16v, 13.01.2005 22:43 ~ 22:43)
- taşın makası kırdığı , makasın ise kağıdı kestiği ana kadar güzel bir senaryo izleyen ancak kağıdın taşı sardığının öğrenilmesi ile "ee bu ne ki amına koyim" denilip o ana dek kurduğunuz galibiyet-mağlubiyet ilişkileri temalı heyecanınızı alt üst eden ve sizi hüzünlendiren oyun.
(salihaki, 26.11.2005 07:12 ~ 27.11.2005 10:55)
- eller ufaktan ufaktan morarmaya başladığında bile acımıyo kiiii devam edelim dedirten oyun
- ilk defa çin'de oynanmaya başlanan oyun.
amerika'da ligi vardır.
dünya taş kağıt makas birliği bile vardır.
- okunası bir ayfer tunç romanı..
(grace, 29.07.2006 23:50)
- türkiye'de gitgide yaygınlaştığı görülen oyun. çocukken amerikan filmlerinde görüp hoşumuza giderdi ama kuralını bir türlü anlayamadığımızdan - zira filmde hadi bir-ki-üç deyip saçma el hareketleri yapıyolardı, anlamıyoduk ki ne neydi; sayması zevkli geliyodu herhalde- oynayamazdık bunu. kankası olan kısa çöpü çekmek daha anlaşılır olduğundan ona sarmış; amerikanlaşmıştık zamanla...
şimdi çocuğu olanlara, çocuk olanlara, ya da her kafadan ses çıkan bir ortamda bir konuda karar veremeyip taş kağıt makas oynayarak kim kazanırsa onun dediğini yapanlara sesleniyorum : yapmayın evladım. gelmez bize böyle şeyler. biz ne güzel adım atışıyoduk lan oyun oynarken adam seçmek için. futbol maçından daha zevkliydi adım atışmak. sokağın bir başından biri diğer başından diğeri başlıyordu. öyle bi mesafe ki, bağırarak duyuruyorduk seslerimizi birbirimize. kavga ediyoduk, fazla adım attın, az adım attın diye, strateji geliştiriyorduk, düşünerek hareket ediyorduk.
kalabalık ortamda başka oyun oynanacaksa - kör ebe, saklambaç, istop gibi - ebe seçmek için sayışıyorduk; enene menene koyiyim ninene diyerek, kimin sayacağını belirlemek için de bir ön sayma yapıyorduk, bir iki tilki siki... tabii yine tartışma çıkıyordu, 'hızlı saydın', 'yavaş say', 'atlayarak sayıyorsun', 'ondan niye başladın saymaya, benden başla', 'amına koyarım senin'... bunlar bizim milli değerlerimiz, kültürümüz, bunlarla yetiştirin çocuklarınızı, bunları öğretin... gelmeyin emperyalist oyunlara...
- öğrenci evlerinin vazgeçilmezleriinden olsa gerektir.
kapı çalar herkes tv başında mayışmıştır salonun iki ucundan ev arkadaşıylan göz göze gelinir ve taş kağıt makas yapılır yenilen söylene söylene gider kapıyı açmaya
değişik bir hususta biz bu oyunu orta okul yıllarında yanak sündürmek için oynardık şimdi düşünür dururum da ne gerzek bir ortaokul dönemi geçirmişim ben öyle derim yanaklarımız kıpkırmızı olurdu. bunu da bir çizgi filmden görmüştük galiba ilginçti.
yine aynı dönemde 9- 10 kişi belki de daha fazla bir çember oluşturup taş kağıt makas oynanırdı bu seferki amaç el cıbartmaca (kızartmaca) idi. yenilen şahsiyetin eline allah ne verdiyse abanılırdı iyi abanamazsanız da göte gelen kendi eliniz olurdu. oyunun en zevkli taraflarından birisi ise kimsenin kimseye üstünlük kuramaması idi. tabi ilginç taraflarından bir tanesi de oyunu izleyip eşekçe zevk alan bir arkadaşımıza hade olm bak kuralları kaptın sende gel oyna dediğimizde tamam lan oynayak mına koyim diyip kendinden emin adımlarla oyuna girip taş yapması ile birlikte çemberdeki herkesin tesadüf eseri mi denir artık kağıt yapması her zaman aklımda bir yer kazandırmıştı nedense her zaman hep kağıdın yeneceği düşünülürdü başlangıçta.
- arkadaş arasında hırsa dönünce tadı kaçabilen oyundur..zira bunun en zevklisi kazanın karşısına şepeşilleyi geçirdiği oyundur...iki taraf da iki yanağı birden kızarana kadar oynar..
- yazı tura atmak için bile paramızın bulunmadığı bir zamanda imdadımıza yetişen süper oyundur.
- http://www.worldrps.com
(talen, 20.08.2007 22:54)
- + hadi bir, iki üç.
-ehe ehe ikimizinki de makas
+mk benimkisi demir kesme makası.
-???
- ilkokulda gezilere giderken otobüste sıkça oynadığımız oyundu...
- aslında sadece şansa bağlı olmasına rağmen üzerine kafa yorulan, kimi zamanlarda hayat kurtaran oyundur. mesela;
a: hadi sayıyıom, 1 2 3! (makas gösterir)
b: (taş gösterir)
a:(iç düşünce: hmm şimdi taş gösterdiği için bi daha taş göstermez. makası ben söyledim yani benim taş yapmamı bekliyo. o zaman kağıt göstercem muahua!) tamam hadi yine 1 2 3 (kağıt gösterilir)
b: (makas gösterir)
a:(iç düşünce: aq..)
- http://www.taskagitmakas.net
(talen, 01.10.2007 21:03)
- bizde yoktu böyle teknolojik şeyler. daha küçücükken alıştığım şehirden, kültürüne çok yabancı olduğum bir şehre taşınınca (şimdi gelecek tabirim için özür dilerim) beyin amcıklaması geçirdim. zaten önceki şehrimde de yoktu taş, makas falan. biz tekme tokat dalardık, kim ayakta kalırsa onun dediği olurdu. yeni taşındığım şehirde de oyuna başlayacaz, çocuklar toplandı. herkes sol avucunu açtı, sağ elini onun üzerine koyup tuhaf bişey söylemeye başladık. o söylenen tuhaf şey esnasında sağ el çevrilip duruyordu. tuhaf sesler bitince avucu yukarı olanlar ve aşağı olanlardan "az olan" kimse kazanırdı.(tarifi ben de anlamadım, siktir et) bugün olmuş, o günlerde ne dediğimi hala bilmem. aşağı yukarı şu şekilde bişey derdik;
aya maya ben çıksam
sam sam sam
kur tul sam
ben böyle anlardım ama. hayırlısı olsun. yoktu bizim taşımız, kağıdımız...
- ayfer tunç'un bir öykü kitabı. okurken, "bu kadar hüzün ve umutsuzluk fazla" dedirtiyor. ve dahi, bana kalırsa, son öykü "suzan defter" i okuyup da ağlayaman insan oğlu, bundan gayri hiçbir şeye ağlamaz.
hüzünlenmek isteyenlere...
- gerilim dolu bir oyun.
|