türklerin bağırınca ingilizce konuştuğunu sanması 

adana çık aradan

  1. yurdum insanının, bağırarak ve tane tane türkçe konuştuğu zaman ingilizin bile anladığını sanmasından kaynaklanır. cümle aralarına sıkıştırılan 'yes' ve 'no' lar ile dil bütünlüğü sağlanan konuşma abartılı el kol hareketleri ile pekiştirilir. bu esnada turistin yüzünde oluşan tebessüm üzerine kendini ifade etmeyi başardığını sanan güzide insanımız, türk misafirperverliğini yine göstermiş olmanın gururu içinde yoluna devam eder.

    edit: bi de söyle bişi var, (bkz: turist anlamasın diye kısık sesle küfretmek)
    (harpocrates, 09.08.2007 11:13 ~ 11:43)


  2. sıkça karşılaştığım bilmiyorsan sus be kardeşim dedirten hadise.örneklemek gerekirse ;

    -şiiiiiiiimdiiiiiiii buuuraaaaadaaaaaaaaaan düüüüümdüüüüüz gideeeeeceeeeen....*
    (the apostle in triumph, 09.08.2007 11:18)
  3. aslında bu insanların tane tane konuşmakla bağırarak konuşmak arasındaki farkı iyi oturtamamış olmasından kaynaklanan olaydır. türkçe bir kaç kelime/kalıp vs öğrenmiş turistin rahat anlaması için tane tane konuşmaktır amaç, ama o bunu bağırarak yapar. oysa turist sağır değildir, yalnızca türkçe bilmiyordur...
    (zinzoline, 09.08.2007 11:31)
  4. türklerde olduğuna şahitlik ettiğim özellik.

    ayıptır söylemesi, konuyla alakalı olduğu için söylüyorum, italya'dayız.
    yemek tercihlerimizi ülkenin meşhur restoranlarında, yerel yiyecek yönünde kullanıyoruz. yalnız kardeşim italya öyle bir yer ki, bir öğün yemek (adam gibi bir yerde, yerel mutfak ürünleriyle) 40 euro civarında tutmakta.

    bir gün, beş gün, on gün derken, bizim paralar da suyunu çekmeye başladı, artık mc donald's türü yerleri tercih etmeye başladık. yoksa mali çöküntü içine giriyoruz. (daha sonra buradan da vazgeçip carrefour tarzı yerlerden ekmekle ton balığı alıp, odada sandviç yapıp, turistik gezilerimizi çantamızda sandviçlerle sürdürür hale geldik)

    neyse.. bir gün roma'da gün boyu pantheon senin collesium benim yürümekten bitap düşmüşüz, sinirler aşırı gerilmiş, arkadaşlarla açlık ve yorgunluk dolayısıyla birbirimize en ufak bir olayda patlama safhasındayız. hepimizin de çişi gelmiş, zor tutuyoruz.

    ne yapalım ne edelim diye düşünürken arkadaş gayet mantıklı bir fikirle dedi ki "olm mc'e gidelim, hem ucuz yemek yeriz, hem de tuvalet var orda.", çılgınca alkışladık, yönetim kurulundan oy birliğiyle kabul gördü bu karar.

    girdik mc'e , bana bir şu menü, şuna bir bu menü diye siparişimizi de verdik, yüzümüz biraz güldü. yalnız hala şiddetli tuvalet ihtiyacımız var gidermediğimiz. çok sıkışan arkadaşlardan ikisi "abi siz tepsileri alıp geçin, biz tuvalete gidelim" dedi.

    tuvalete gidip gelmeleri bir oldu, tuvalet kapalıymış. çok kızdılar haklı olarak. çünkü aslında açlık hissimiz bastırılabilir, tuvalet ihtiyacımız ise bastırılamazdı. umumi tuvalet kavramı da pek gelişmiş değil burada. biz tuvalet için mc'i tercih etmiştik.

    arkadaşımız kibarca kasaya gelip çok sıkışık olduğunu, mutlaka tuvaleti açmaları gerektiğini söyleyince, kasadaki abla bunun mümkün olmadığını söyledi. "kardeşim bizi boşver de aramızda bayanlar var.. bari onlar için personelin kullandığı bir tuvalet varsa oraya izin verin" dedik, yine ret cevabı aldık.

    bunun üzerine açlık ve sıkışmışlıktan kriz geçiren arkadaşımız kasadaki ablayla aynen şu diyaloğu yaşadı:

    + ma'am we have to use the toilet. that's why we came here
    - i am sorry sir that's not possible
    + bak ma'am we are çok sıkıştık saçmalamayın lütfen. manyak mısınız nesiniz be.. siktiriceksiniz restoranı bana
    - i am sorry i don't follow you
    + ya mekdanılts gibi yerin tuvaleti nasıl kapalı olur ya? hayır napıcaz biz şimdi? nereye gidelim? tuvalet var mı yakınlarda bari onu söyleyin?
    - ???
    + (artık şaşkın bakışlarımız arasında arkadaş zıvanadan çıkmış, resmen türkçe konuşuyordur. gülelim mi ağlayalım mı, sıkışmış kasıklarımızla karar veremiyoruz) kardeşim biz burda tuvalet var diye geldik buraya. bu nasıl hizmet? acil diyorum, temizlik varsa da açın ya! ( kadın da birşeyler söylemektedir, diyalog artık italyanca türkçe şeklinde)

    - scromoooso triaaable fiçibaaaooo
    + ya bana ne anlatıyosun? nereye yapıcam bana yer göstermek zorundasın sen. söylesene nereye gidelim kardeşim. bana masal anlatma adam gibi cevap ver.

    kadına derdimizi anlatamayınca gittik masaya oturduk, alel acele yemekleri yedik ki gidip tuvalet arayalım. yemeği yerken biz hala olanlara inanamaz şekilde gülmemek için kendimizi zor tutuyoruz, çünkü arkadaş acayip sinirli.

    yedik yemekleri, bildiğiniz gibi yurt dışında bu tip yerlerde yemek yiyince tepsileri siz çöpe boşaltıp gidiyorsunuz. biz de yedik çıkıyoruz, "bırakın ulan, almayın tepsileri" tepkisini vermede karar kıldık. bıraktık tepsileri, çıkışa yöneldik, arkamızdan kadın bağarıyo:

    - si maaa espresssoooo como teeyyy
    + sktir mına godumun karısı. toplamıyorum ulan. gelin alın. sktriceksiniz mekdanıltsı bana.
    (busburak, 09.08.2007 20:05 ~ 10.08.2007 01:56)
  5. (bkz: sağır değilim turistim)
    (farazi, 09.08.2007 21:04)
  6. durumla ilgili bir fıkra vardır:

    temel'i tanıdıkları yurtdışına yollayacaklarmış. temel "e ben ingilizce bilmiyorum, napıcam!?" diye panik olmuşken, "canım ingilizce'de ne var? türkçe'yi bağırarak konuştuğun zaman ingilizce oluyor, anlaşılıyor hemen insanlarla." diye cevap vermişler. bizim saf temel ikna olmuş, yola koyulmuş ve hedefine vardığında havaalanında elini korkakça kaldırıp bağırarak "taksiii!" demiş. taksi durmuş kenarda. temel şaşırmış bu işe, dedikleri gibiymiş durum. sonra taksici gideceği yere sormuş. temel anlar gibi yapıp yüksek sesle "otel!" demiş. adam yola koyulmuş, en yakın otelde inmiş ve temel ingilizceyi sökmüş bu şekilde. gel zaman git zaman temel böğüre böğüre iş sahibi olmuş(masal bu ya), hatta araba sahibi olmuş. trafikteyken bir araçla burun buruna gelmiş. ve şu diyalog yaşanmış bağıra bağıra:

    -yol versene kardeşim!
    -asıl sen yol ver lan!
    -sen kim olduğunu sanıyorsun!? kimle konuştuğunun farkında mısın!?
    -kimsen kimsin! türkiye'ye gel seni sikerler!
    -anaaa sen de mi türksün lan!?
    -evet sen de mi türksün!?
    -(sesi alçaltıp)e o zaman ne ingilizce konuşuyoruz olm...

    bunun gibi birşeydi, evet...
    (love metal, 09.08.2007 21:31 ~ 21:32)
  7. yiğit özgürün güzel bir karikatüründe anlattığı olay.karikatür şöyle birşeydir;
    t:turist
    a:yiğit özgür karikatürlerinde suratında çizik olan adam


    t-how can i go to sultanahmet?
    a-şimdi burdan go go go!, sonra sağa(sol da olabilir) go go go ordan tekrar düz go go go!
    (lord hypnos, 09.08.2007 21:38)