türk yunan ilişkileri 

adana çık aradan

  1. politik açıdan kimi gerginlikler yaşansa da özele inildiğinde aslında aynı iklimin sıcak insanlarını buluverirsiniz karşınızda.turgutreis'ten kos'a,rodos'a turlar düzenlenmektedir.zaman zaman vize bile kaldırılmaktadır.feribota atladığınız gibi deniz havasını da içerekten varırsınız yunanistan sularına.ve karşınızda size gülümseyen,yüreklerini açmış güzel gözler buluverirsiniz..."ayşe,fatma,kalimera!" tebessümleri el sallar durur size...silinmiş küskünlükler,yaşanacak sevgiler ülkesi adına,"kalimera!...".
    (ksanikse, 23.07.2006 13:06 ~ 13:08)


  2. cumhuriyet kurulduktan sonra bi süre iyi gitmiş ki; 1934 yılında yunan başbakanı venizelos, atatürk'ü nobel barış ödülüne aday bile göstermiş.. ayrıca mussolini tehlikesi nedeniyle de iyi geçinmişiz.. amerika yardımlarını beraber almışız, ortak askeri eğitimler yapmışız, nato'ya beraber katılmışız.. fakat sonra ilişkilerin bozulmuş; 6-7 eylül olayları ve kıbrıs meselesi sebebiyle..
    bugün eskiye göre daha iyi mi; evet 1999'dan beri diplomatik ilişkilerde bir yumuşama süreci yaşanıyor.. ama gelin görün ki; bugün bu "iyi" ilişkilerimiz varken tsk'nın sitesindeki hava ve kara suları ihlallerine bakıldığında uzuuuun listelerde sadece tek bir ülke var:yunanistan
    (crimson, 19.12.2007 23:05 ~ 23:05)
  3. gerginlik kelimesinin sık bir biçimde kullanıldığı ilişki türü

    (bkz: kardak)
    (bkz: kıbrıs)
    (bkz: 12 ada)
    (bkz: batı trakya)
    (horasco, 19.12.2007 23:19)
  4. makedonlarla ilişkilerimiz iyi olduğu sürece sorun teşkil etmeyecek ilişkilerdir.

    nasılsa büyük iskender de makedon, spartacus te. greklerin kendi kültürlerinin öğesi olarak benimseyip sevdikleri tarihi kişiler makedon, üstüne yatmaya çalıştıkları yemeklerde ege yemekleri.

    takmayın kafanıza iyi, kötü farketmez. bişi olmaz.
    (just call me daydreamer, 19.12.2007 23:25)
  5. lozan anlaşmasından sonraki süreçte cumhuriyetin ilk yıllarında iki ülke arasındaki pürüzler giderildikten sonra (patrikhanenin durumu, niteliği, azınlıklar sorunu "mübadele") iyileşme sürecine giren iki ülkenin ilişkileri 2. dünya savaşında sonra beliren sovyet tehdidi nedeni ile (yunanistan'daki iç savaş, türkiye'de stalin'in açıkça boğazlarda üs ve doğuda toprak talep etmesi) ve iki ülkenin de ekonomik açıdan yabancı kaynaklara gereksinim duyması nedeni ile kendilerini siyasal, kültürel ve ilkesel olarak daha yakın görmek istedikleri batı blokunun koruması altına girmek istemeleri sonucu parelellik kazanmıştır diyebiliriz. sovyet tehdidine karşı askeri açıdan oldukça zayıf olan bu iki ülkeyi güçlendirmek amacı taşıyan truman doktrini ve uluslararası nitelik taşıyan ve yine ekonomik yardım sağlayan marshall planı sonrası abd'nin yörüngesine giren, natoya girerek kendilerini tamamen abd'nin nükleer şemsiyesi altına alan iki ülke bu dönemde kendi çıkarlarını batı (abd) çıkarları ile özdeşleştirdikleri ve zaten güçlerinin ve hükümetlerinin bundan bağımsız politikalar izleme niteliğinde olmadığından dolayı barış içinde ilişkiler yaşamışlardır.
    ancak stalin sonrası soğuk savaşta yaşanan detante dönemi iki ülke için de "görece" özerklik arz eden dış politikaların uygulanmasını mümkün kılmıştır. değişen dünya konjonktürü ve buna bağlı olarak yükselen bağlantısızlar hareketine paralel olarak ingiltere'ye karşı bağımsızlık mücadelesine giren kıbrıs iki ülkenin ilişkilerinde bir dönüm noktası teşkil etmiştir.
    kıbrıs sorunu önce iki ülke için de ulusal bir sorun olarak algılanmamış ve barış yanlısı çözümler izlenmeye çalışılmışsa da kıbrıs'ta her iki kesimin şahinlerinin radikalleşmesi sonrası ve birlikte yaşamayacakları yönünde eylemlerde bulunmaları sonrası ilişkiler gerilmeye ve bozulmaya başlamıştır. nitekim 1974 kıbrıs harekatı iki ülke arasında ilişkilerin kopmasına neden olmuştur.
    kıbrıs harekatı sonrası türkiye'nin uluslararsı arenada yalnız kalmasından istifade etmeye çalışan ve ege'de askeri gücün türkiye'nin lehine olduğu durumu bozmak isteyen yunanistan kara sularını 6 milden 12 mile çıkarmak istemiş ve silahlanmayı hızlandırmıştır. bu durumlar iki ülke arasında kimi zaman casus belli'ye varan/varma tehlikesi yaşayan gelişmelere sebep olmuştur.
    günümüzde de ecevit'in son kez iktidar olduğu dönemde ismail cem'in de büyük katkılarıyla yumuşamaya/iyileştirilmeye çalışılan ilişkiler kıbrıs ve ege sorunlarında gerilim potansiyelini hala taşımaktadır. nitekim havada yaşanan it dalaşları, kara suları ihlalleri sonrası yaşanan gerilimler, kıbrıs sorunun hala çözüme bağlanamaması, devlet başkanının batı trakya gezisinde söylediği sözler bile ilişkilerin pamuk ipliğine bağlı olduğunu kanıtlamaya yetmektedir....
    (tanrim ben nerdeyim, 19.12.2007 23:44 ~ 20.12.2007 00:03)
  6. rakı ile uzo gibidir. ikiside su ister, ikisine de yetecek su vardır.
    (azwepsa, 19.12.2007 23:53)