• görseller

    • tırnak çektirmek
  1. en az diş ağrısı kadar acı veren bir olaydır adama. uyuşturucu iğne vurulduktan sonra bile acıması herhalde ne kadar acı verdiğini az da olsa anlatmaktadır. hadi diyelim 10 dakika erkek adamsın acıya katlandın, ya sonrası? böyle bir şey olamaz abi, krem sürmek zorundasın üstüne, sür hadi sürebiliyorsan o kremi, kremin oraya değmesi bile adamın amına koyarken sürmek zorunda kalıyorsun pansuman yaparken. ha bir de sakın ola ki pansumana hastaneye mastaneye gitmeyin hemşireyi tutup sikersiniz* orda o acıyla benden söylemesi. hiç acımıyorlar insana allah düşürmesin diyelim.
  2. ilk başlarda tırnak batmasıyla baş etmeye çalışırsınız, apse yapmıştır patlatırsınız, kolonya ile temizlersiniz, pamuk koyar batan tırnağı yukarıya kaldırmaya çalışırsınız. giydiğiniz ayakkabı bile huzur vermez. sağ da solda gezerken ayağınızı sakınırsınız, tırnak batmasının verdiği acıya dayanamaz birde üzerine basılırsa ölürsünüz. en nihayetinde daha fazla uğraşılaşamayacağını anlayınca çektirmeye karar verirsiniz.

    öncelikle tırnağın uç kısmın, yanlardan ve kök kısmına iğne vurularak uyuşturulur.. uyuşmanın verdiği rahatlık ile tırnak yerinden çekilir. pansuman yapılarak eve gidilir. ancak aradan 1 saat geçince tırnağın kök kısmına çekiç ile vuruluyormuş gibi ağrı gelir. ayaktan başlar ağrı beyne kadar yükselir. 2–3 gün bu ağrı ile gezersiniz tabi ayakkabı giymemek ve terlikle dolaşmak suretiyle. daha sonralarda yavaş yavaş iyileşmeye başlar tırnak ve yeni tırnak kendini göstermeye başlar…tırnak çıktığı yerden dua edilir tabi ki de batarak çıkmaması ve tekrar çektirmek zorunda kalınmaması için….

    nihayetinde tırnak batmasının verdiği acıya dayanamayan bünyenin aldığı kesin ve en doğru karardır.
  3. tırnak batmasının tedavisi değil aslında tam olarak. zira batmış bir tırnak, iyi bir pedikürle çok rahat bir şekilde hallolur. ama şayet tırnağın kendisinde bir sorun varsa (misal tırnak mantarı: http://www.gunceldurum.com/... http://www.funguscream.com/...) ve bu sorun, tırnağın kendisinin başlı başına sorun olmasını bir kenara bırakarak söylüyorum, batmaya sebep oluyorsa ve tırnak yatağı da saçma sapan bir hal aldıysa o zaman çektirmek çözüm işte.

    yok çok ağrıyor da, korkunç ıstıraplar çekiyorsunuz da bilmemne.

    bir şey söyleyeyim mi? şu an çektiğim ağrı, ki operasyonu sabah saat 10 buçukta geçirdim, 10 yıldır çektiğim ağrının yanında hiçbir şey.

    kalabalığın arasına girmeye çekinir olmuştum ya birisi ayağıma basarsa diye. biri ayağınıza basınca ana avrat yedi ceddine söver misiniz? peki ayağına bastığınız biri sizin 7 ceddinizi sadece 3 saniyede mosmor olmuş bir suratla aradan çıkarsa ne yaparsınız? işte o tırnağı batan ayağa basılınca öyle oluyor insan. kaç kere oturup hüngür hüngür ağladığımı bilirim biri ayağıma bastı diye. insan ister istemez öyle aşırı tepki veriyor ki o can acısıyla, basan kişi de ne yapacağını bilemiyor.

    yıllarca tırnaklarımı annem kesti, ben üniversiteye başlayana kadar sanırım. hatta ondan sonra bile bakıp "ağzına sıçmışsın yine tırnaklarının. uzasın ben keseyim, sen bırak" dediği de olurdu. ben beceremiyordum çünkü. ben kesince daha kötü batıyordu, ki zaten tırnaklarımın bu hale gelmesinin asıl sebebi de benim küçükken kendi işimi kendim yapacağım tribim ve ayak tırnaklarını kendim kesmemdi. bu yüzden annem saatlerce uğraşır, batan yerin altına pamuk koyar, içini temizler, uğraşır da uğraşırdı. iyileşti mi? hayır.

    batan tırnak yüzünden yürüyemediğimi, batan yerleri sadece birkaç hafta daha rahatlıkla yürüyebilmek için daha derinden kesip iyice bok ettiğimi, acı yüzünden yüz üstü dahi yatamadığımı bilirim.

    o tırnağın üzerine gelen çarşaf veya yorgan bile ağzıma sıçıyordu benim. artık öyle bir haldeydim.

    psikolojik çöküntüsü ise işin farklı bir boyutu. 23 yaşına geldim şurada, bir kere sandalet giyemedim. bir tane açık ayakkabım yok. yıllar yıllar önce aşık olup aldığım sandaletlerimi ilk kez bugün giydim, o da tırnağım çekilecek diye. oje sürseniz sürülmez, iğrenç durur, sürseniz zaten insanların gözü direkt oraya kayar; sürmeyip bırak dağınık kalsın deseniz insanlar şöyle bir bakar ve "iiiiyyy ne biçim tırnakların varmış" şeklinde aydınlatırlar sizi. artık o kadar alışırsınız ki, utanmaktan vazgeçersiniz. içinizin gittiği ayakkabının önü kapalı modeli yoktur veya önü çok basıktır, tırnağa yaptığı baskı yüzünden bırak yürümeyi, giyemezsiniz bile. millet "ahaha özenti, konvers giyiyo" derken, converse'lerin yüksek ve plastik olan ön kısmının sizi ne kadar rahatlattığı hakkında hiçbir fikirleri yoktur.

    topuklu ayakkabı giyemezsiniz çünkü ağırlık öne bineceğinden daha fazla can acıtır, hatta iflahınızı siker atar.

    yazları o vıcık vıcık sıcakta gönül rahatlığıyla terlik giyememenin azabı ise tüm bu anlattıklarımın yanında devede kulak zaten. temmuz sıcağında doritos nacho kokulu ayaklarla gezmek, paha biçilemez.

    lan ben hayatımda hiçbir hastalığımdan, ki bu konuda oldukça iddialıyım, bu kadar uzun süre, bu kadar çirkin bir şekilde çekmedim.

    kaç yıldır yaz tatillerini bekliyoruz ailecek. neymiş, tırnağım çekilecekmiş. itiraf edeyim sözlükte ilgili başlıkları bu yüzden defalarca okudum. okudukça tırstım, tırstıkça daha da erteledim. artık bu yıl, finallerim bittikten hemen sonra bu işi halletmeye karar verdik ailecek. kendimi ayın 13'üne ve haseki hastanesine hazırlamıştım. sonra benim sevgili teyzem, 20 haziranda şehir dışına gideceklerinden ve kuzenimi benden başka kimseye emanet edemediği için ve o tarihlerde ben de büyük ihtimalle tırnağım yüzünden istanbulda olacağımdan ansızın gaza geldi; dün bir bugün iki, götürdü beni cildiyeye muayene ettirdi, bugün de çekildi tırnağım. (olayın şokunu üzerimden atamadığım belli oluyordur herhalde)

    bu dertten muzdarip ankaralı yazarlar için konuşuyorum, dış kapı hastanesinin etlik polikliniğinde (gata'nın çaprazında kalıyor) mustafa diye bir adam var cildiyede. pansumancı. bugüne kadar yaptığı sünnetin, çektiği tırnağın hesabı yokmuş. doktorlar önünde el pençe divan adamın. iki gündür o adam hakkında duyduğum övgünün haddi hesabı yok.

    açıkçası adamın nasıl bir işlem uyguladığını teyzem de ben de bilmiyoruz zira beni kan tuttuğundan ve açık yara falan gördüğümde küt diye düşüp bayıldığımdan dizimi kendime siper edip kesinlikle o tarafa doğru bakmadım.

    ama anladığım kadarıyla bu tür vakalarda artık tırnağı komple çekmiyorlar. zira tırnak yatağı düz değilse tırnak yine aynı şekilde çıkıyor ve çektiğiniz acı bir sikime derman olmuyor.

    o yüzden elimdeki çekilmiş tırnaklara bakılarak (evet adam bana verdi çektiği tırnakları askdjfhg) tahmin ediyorum ki, tırnakların ortasını bırakarak iki yanını çekti sadece. bir de tırnak yatağını genişletti.

    operasyondan önce (operasyon falan diyorum da, öyle kallavi bir şey gelmesin aklınıza sedyeye oturup ayağımı adamın önüne koydum ve başımı çevirdim, adam halletti öyle) 3 tanesi sağa, 3 tanesi de sola olmak üzere 6 tane morfin iğnesi yapıldı. iğneler yapıldıktan sonraki kan damlacıklarına bakarak diyebilirim ki iğnenin iki tanesini üstten tırnak diplerine yapıyorlar. bir tanesini de alttan kemiğe ya da öna benzer bir şeye batırıyorlar (bu biraz can sıkıcı olabiliyor).

    20-25 dakika bekledikten sonra tekrar gidiyorsunuz (adam bu arada 2-3 hastanın tırnağını çekmiş oluyor), yaklaşık 15 dakikalık bir operasyonla, hiçbir şey hissetmeden halloluyor her şey.

    sonrasında çok ağrı çok sızı oluyor falan demişler, ben şimdiye kadar dayanamayacağım bir ağrıyla karşılaşmadım açıkçası. tabii bir yandan çılgınlar gibi antibiyotik ve ağrı kesici alıyorum. akşam saat 5 ya da 6 gibi morfinin etkisinin geçmesiyle biraz sıkıntı yaşadım ama o konuda yapacak bir şey yok. ağrı kesici alınca geçiyor en nihayetinde.

    henüz pansumana gitmedim, yarın sabah erkenden pansumana gideceğim. bakalım, o zaman görürüm anyayı konyayı. ama pek acıyacağını zannetmiyorum. normalde canı inanılmaz derecede tatlı bir insan olmama rağmen kesinlikle beklediğim gibi acılar içinde kıvrandırmadı beni.

    şimdi bir heves düzelmesini bekliyorum. ağrısa da, sızlasa da; pansumanlara bakarak mutlu oluyorum lan resmen.

    ne bok yemeye yıllarca çekmişim ben bunu?
  4. bazen tırnağın kendi kendine düşmesini beklemek suretiyle bu işlemden bir sonraki emre kadar kurtulunabilir fakat bu, tırnak çektirme işleminin en baştan hangi sebeple düşünüldüğüne bağlıdır. darbe ve basınç ile oluşmuş tırnak altı kanamalarının tek çözümü çektirmek değildir zira. bazı meslekler vardır ki bunun acısına bağışıktır *, o düştü düşecek, çektirse çekilecek tırnağın acısı günlük yaşamın bir parçası olur. düşen tırnağın altındaki o tırnaktan hallice sert derinin üzeri oje ile kapatılır ve hayata devam edilir.
  5. ızdırapların en acısı en büyüklerinden biridir.çektirdikten sonraki ilk pansuman yaptırmaya gittiğinizde bile acı çekersiniz üstündeki pamuk ete yapıştığı için. işte o pamuğu çekip yeni pamuğu koyması bile bir acı verir bünyeye. boşu boşuna dememişler ayrılır mı et tırnaktan diye? ayrılınca da ciğerlerinize işler acısı ne yazık ki...