türkler 

adana çık aradan

  1. kısaca biz

    etrafa dönüp bir (bkz. )
    (okang, 25.04.2004 01:45)
  2. kendini eleştirmekte çığır açıp, icraata gelince tıkanan, kaçacak delik arayan millet.
    (gertaugh, 15.03.2005 23:00)
  3. (bkz: kahve kültürü)
    (scarlet, 15.03.2005 23:04)
  4. dünyanın en mal ırkıdır. o kadar maldır ki bunlar, yaşadıkları şehirden çıkmadıkları halde yaptıkları tüm gerzek hareketleri dünyaya mal eder, başka kimsenin yapmadığını düşünürler. türklerin gerçekleştirdiği bu eylemleri, dünyada başka bir allahın kulu yapmaz diye bilirler.

    (bkz: ota boka türkleri karıştırmak)
    (bkz: yeter lan)
    (aqua, 15.03.2005 23:05)
  5. faziletliydik: kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. kimsenin namusuna
    yan bakmazdık. hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek
    edinmez, kimseyide küçümsemezdik.

    dürüsttük: bir zamanlar londra ticaret odası'nın en görünür yerinde şu
    mealde bir tavsiye levhası asılıydı: "türklerle alışveriş et, yanılmazsın."

    itibarlıydık: bir zamanlar hollanda ticaret odası'nın toplantılarında
    oylar eşit çıkınca osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki sayılır,
    onun dediği olurdu.

    temizdik: yere bile tükürmezdik. hatta, osmanlı askeri teşkilatını
    avrupa'ya tanıtmasıyla meşhur comte de marsigil,
    :"türkler hiçbir zaman yere tükürmezler. diyor
    çevreciydik: kurak günlerde ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu
    ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için saçak altlarına kuş
    sarayları yapardık.bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez.

    harama el sürmezdik: fransız müellif motray, 1700'lerdeki halimizi
    şöyle anlatıyor: "türk dükkânlarında hiçbir zaman tek
    meteliğim kaybolmamıştır. ne zaman bir şey unutsam, hiç tanımadığım
    dükkâncılar arkamdan adam koşturmuşlar, hatta birkaç kere beyoğlu'ndaki
    ikametgâhıma kadar gelmişlerdir."

    medeni idik: ingiliz sefiri sör james porter ise, 1740'ların
    türkiye'si için şunları söylüyor:"gerek istanbul'da, gerekse imparatorluğun
    diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş, hiçbir tereddüde imkân
    bırakmayacak şekilde isbat etmektedir ki, türkler çok medeni insanlardır."

    dosdoğruyduk: fransız generallerden comte de bonneval ise, şu hükmü
    veriyor:"haksızlık, mürabahacılık, inhisarcılık ve hırsızlık gibi
    suçlar,türkler arasında meçhuldür... öyle bir dürüstlük gösterirler ki,insan
    çok defa türklerin doğruluklarına hayran kalır."

    hırsızlık nedir bilmezdik: fransız müellif dr. brayer, 1830'ların
    istanbul'unu getiriyor önümüze:"evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve
    dükkânların çoğunlukla umumî ahlâka itimaden açık bırakıldığı istanbul'da
    her sene azami beş-altı hırsızlık vak'ası görülür."

    ubicini dr. brayer'i şöyle doğruluyor: "bu muazzam payıtahtta
    dükkâncılar, namaz saatlerinde dükkânlarını açık bırakıp camiye gittikleri
    ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede
    dört hırsızlık vakası bile olmaz. ahalisi sırf hıristiyan olan galata ile
    beyoğlu'nda ise hırsızlık ve cinayet vak'aları olmadan gün geçmez."

    naziktik: edmondo de amicis isimli italyan gezgini, yine 1880'lerin
    "biz"ini anlatıyor bize: "istanbul türk halkı avrupa'nın en nazik ve en
    kibar insanlarıdır. sokakta kavga enderdir. kahkaha sesi nadirattan
    işitilir. o kadar müsamahakârdırlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini
    gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın çok fazlasını
    görürsünüz."

    cihana örnektik: türkiye seyahatnâmesi'yle meşhur du loir'un
    1650'lerdeki hükmü şöyle: "hiç şüphesiz ki, ahlâk bakımından türk
    siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir."
    şefkatimiz yalnızca insana yönelik değildi, hayvanları, hatta bitkileri bile
    kapsıyordu.

    hayata karşı saygılıydık: bu konuda dilerseniz elisee recus'u
    dinleyelim,bize 1880'lerdeki halimizi anlatsın:
    "türklerdeki iyilik duygusu hayvanları dahi kucaklamıştır. birçok köyde
    eşekler haftada iki gün izinli sayılır... türklerle rumların karışık olarak
    yaşadığı köylerde ise bir evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla
    anlayabilirsiniz. eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev
    bir türk evidir." (küçük asya, c. 9)

    hayırseverdik: comte de marsigli'yi tekrar dinleyelim: "yazın istanbul'dan sofya'ya giderken dağlardan anayol üzerine inmiş köylülerin yolculara bedava ayran dağıttıklarına şahit oldum." aynı müellif, ceddimizin hayırseverlikte fazla
    ileri gittikleri kanaatindedir. şöyle diyor: "fakat şunu da itiraf
    etmeliyim ki, bu dindarane hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler.
    iyiliklerini yalnız insan cinsine hasretmekle kalmayıp, hayvanlara ve hatta
    bitkilere bile teşmil ederler."

    bu tespiti, islâm ve türk düşmanı avukat guer misallendiriyor:
    "türk şefkati hayvanlara bile şamildir" dedikten sonra şu örneği zikrediyor:
    "hayvanları beslemek için vakıflar ve ücretli adamları vardır. bu adamlar
    sokak başlarında sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar... sokaktaki
    ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip
    sulatacak kadar kaçık müslümanlara bile rastlamak mümkündür..." "kaçık"lığın
    kaynağını da veriyor adam: "birçokları da sırf azad etmek için kuşbazlardan
    kuş satın alırlar. bunu yapan bir türk'e bir gün yaptığı işin neye
    yaradığını sordum. küçümseyerek baktı ve şu cevabı verdi: allah'ın rızasını
    tahsile yarar."

    yahya kemal beyatlı'nın bir tespiti dikkate şayandır:

    "eski türklerin bir dini hayatları vardı, dini hayatları olduğu için de
    çok şeyleri vardı''

    -ikitbas-
    (karahisari, 01.04.2006 07:43 ~ 27.04.2006 01:42)
  6. etyeh mahçupyanın 22 ocak tarihli köşe yazısıdır,,
    http://www.zaman.com.tr/... linkinden ulaşılabilir tam metnine,,
    türkler için
    "yoksa kendi kimlik sorununu ötekine yönelen bir şiddet eylemine dönüştürerek ayinleştiren, bu işler için 'yaşı küçültülmüş' bir toplum mu bu?" yorumunu içermektedir yazı,,
    üzerinde durup düşünülmesi gerekir,,
    (temporary peace, 29.01.2007 17:00)
  7. (bkz: şu çılgın türkler)
    (nothing, 29.03.2007 14:36)
  8. ----alıntı----

    ancient dna tells tales from the grave

    by nancy touchette

    july 25, 2003


    dna from a 2,000-year-old burial site in mongolia has revealed new information about the xiongnu, a nomadic tribe that once reigned in central asia. researchers in france studied dna from more than 62 skeletons to reconstruct the history and social organization of a long-forgotten culture.

    ancient grave in the egyin gol necropolis.
    courtesy e. crubezy, université paul sabatier, toulouse, france

    the researchers found that interbreeding between europeans and asians occurred much earlier than previously thought. they also found dna sequences similar to those in present-day turks, supporting the idea that some of the turkish people originated in mongolia.

    the research also provides glimpses into the xiongnu culture. elaborate burials were reserved for the elite members of society, who were often buried with sacrificial animals and humans at the time of burial. and relatives were often buried next to each other.

    this is the first time that a complete view of the social organization of an ancient cemetery based on genetic data was obtained, says christine keyser-tracqui of the ınstitut de médecine légale in strasbourg, france. ıt also helps us understand the history of contacts between the asiatic and european populations more than 2,000 years ago.

    the necropolis, or burial site, was discovered in 1943 by a joint mongolian-russian expedition in a region known as the egyin gol valley of mongolia. skeletons in the site were well preserved because of the dry, cold climate. the researchers estimated that the site was used from the 3rd century b.c. to the 2nd century a.d.

    the researchers were able to figure out how various skeletons may have been related by analyzing three different types of dna. they used mitochondrial dna, which is inherited only from the mother, y-chromosome dna, which is passed from father to son, and autosomal dna (that is, everything but the x and y chromosomes), which is inherited from both mother and father.

    most scientists had previously thought that people from asia mixed with europeans sometime after the 13th century, when ghengis khan conquered most of asia and parts of the persian empire. however, keyser-tracqui and her coworkers detected dna sequences from europeans in the xiongnu skeletons.

    this suggests that interbreeding between the european and asian people in this part of the world occurred before the rise of the xiongnu culture, says keyser-tracqui.

    the oldest section of the burial site contained many double graves. this may reflect the ancient practice of sacrificing and burying a concubine of the deceased along with horses and other animals. this practice, reserved for the more privileged members of society, was apparently abandoned later sections of burial site revealed no double graves.

    the most recent sector of the necropolis contained only the remains of related males, a burial grouping that had never been seen before.

    skeletons from the most recent graves also contained dna sequences similar to those in people from present-day turkey. this supports other studies indicating that turkish tribes originated at least in part in mongolia at the end of the xiongnu period

    © 2003 american journal of genetics
    --alıntı--

    --alıntı--
    mogolistan'daki 2000 yaşındaki mezarlıktan alınan dna, merkezi asya'da yerleşen xiongnu isimli kabileye ait çok önemli bilgiler ortaya koydu. fransalı araştırmacılar, 62 iskeletten alınan dna örneklerini kullanarak, bu unutulmuş kavmin tarihi ve sosyal organizasyonunu ortaya koymak için çalıştılar.

    araştırmacılar, avrupalılar ile asyalılar arasındaki etkileşimin zannedilenden daha önce oluştuğunu buldular. ayrıca, günümüzdeki türklerle banzer dna dizilişleri bularak, türk milletinin moğolistan'da ortaya çıktığı konusunda güçlü bir kanıt buldular.

    araştırmalar, ayrıca xionghu kültürü hakkında detaylar da sağladı. toplumun seçkin üyelerinin kutsal hayvanlar ve insanlarla beraber gömüldüğü de ortaya çıktı. ayrıca, akrabalar birbirine yakın olarak gömülüyordu.

    "bu, kalıtım teknikleri kullanılarak sosyal örgütlenmesi hakkında gelişmiş bilgiler bulabildiğimiz ilk eski uygarlık diyen, strasbourg adli tıp enstitüsü'nden christine keyser-tracqui, bu araştırmayla 2000 yıl önceki asyalı-avrupalı etkileşimlerini de anlamamızın da kolaylaştığını ekledi.

    mezar yeri, 1943 yılında moğol-rus araştırma ekibi tarafından, moğolistan'ın egyin gol vadisi'nde bulundu. kuru ve soğuk hava, iskeletlerin bozulmasını önlemişti. araştırmacılar, bu alanın m.ö. ııı. yüzyıldan m.s. ıı yüzyıla kadar kullanıldığınıtahmin ediyor.

    araştırmacılar, sadece anneden gelen mitokondri dna'sı, sadece babadan gelen y-kromozomu dna'sı ve vücut dna'sı da denilen, eşey kromozomları dışında kalan tüm kromozomları kapsayan dna örnekleri kullanarak çeşitli iskeletler arasındaki akrabalıkları ortaya koymaya çalıştı.

    çoğu bilimadamı, asyalı ve avrupalı etkileşiminin xııı. yüzyıldan sonra, cengiz kağan'ın asya'yı ve pers imparatorluğu'nu fethetmesinden sonra, ortaya çıktığını sanıyordu. ancak, keyser-tracqui ve çalışma arkadaşları xiongnu iskeletlerinde avrupalılar'a ait dna dizilimleri buldu.

    keyser-tracqui, "bu durum bize, avrupalı-asyalı karşılaşmasının bu bölgede xiongnu kültürü'nden daha eski olduğunu gösterdi." dedi.

    mezar alanındaki en eski kazılar birçok çift mezarı içeriyordu. bu da, ölülerle beraber cariyelerinin, atlarının ve bazı hayvanların da da kurban edilmesi ile ilgili eski gelenekle alakalı olabilir. bu adet, ayrıcalıklı kişilere uygulanıyordu ve -daha sonraki kazılarda çift mezarlara rastlanmamasının da gösterdiği gibi- bu adetten daha sonraları vazgeçildi.

    mezarlığın en yeni bölümü ise sadece birbirine akraba erkeklerin cesetlerini içeriyor. bu tür bir gömme tarzına daha önce hiç rastlanmamış.

    en son cesetlerdeki dna dizilişleri günümüz türkiye insanlarıyla benzeşmektedir. bu da türk boylarının xiongnu kültürünün son döneminde moğolistan'ın bir yerinden çıktığını desteklemektedir.
    --alıntı--

    xiongnu: hunlar.

    http://www.genomenewsnetw...icles/...

    http://www.allempires.com...ts.asp/...


    ulan anadoluda türk mü kaldı anadolu halkıyla karıştık biz, orta asyayla alakamız kalmadı diyenlere kapak olsun!!
    (isildur, 11.06.2007 02:22 ~ 02:23)
  9. türkçe konuşurlar.

    birbirlerini bulurlar.

    mit'de okuyan arkadaşınız harvard'da okuyan arkadaşınızla tanışıp sizin dedikodunuzu yapınca siz de "ulan ne malmışım da arkadaşlarım oralarda, ben hâlâ buralarda sefilce sürünüyorum." diye depreşirsiniz.

    new york'ta tesadüfen tanışan 4 türkün de ortak noktası olarak ortaya çıkmak buzları kırmak için onların işine yarar ama ya benim? birbirlerini bulurlamış, peh.
    (recai pengül, 03.12.2007 20:38 ~ 20:58)
  10. royal academy of artsın 22 ocak-12 nisan 2005 tarihli sergisi.
    (nisan cadısı, 03.12.2007 20:42)
  11. ismail hami danişmend'in bir kitabı. kitapta yabancı kaynaklar kullanılarak türkler anlatılmaktadır.
    (psikopat yazar, 03.12.2007 21:01)
  12. oldukça misafirperver bir millettir efendim lakin 1071 de anadolu'ya geldiler ve hala gitmediler.

    (bkz: helal olsun)
    (genius kusagami, 18.01.2008 16:16)
  13. 937 senedir anadolu topraklarında yaşayan kısmına türkiye türkleri denir. zira bu türk denilen millet arnavutluktan ,kamçatka yarım adasına yeryüzünün her yerinde kendine bir yurt edinmiştir. bu yüzden "türkler" yerine bulundukalrı ülkelerin isimlerini öntakı yaparak seslenilmesi daha mantıklıdır.ayrıca bu hızla giderse 1937 yıl daha bu topraklarda hüküm süreceklerdir.
    (isildur, 18.01.2008 17:14)
  14. (bkz: the türkler)
    (nymphe, 18.01.2008 18:20)