ana olarak dört grupta toplanabilir türkiyede futbol yorumcuları;
- eski futbolcular,
- eski hakemler,
- çalıştıracak takım bulamadıkları zaman yorumculuk yapan teknik direktörler,
- futbolculuk, hakemlik, teknik direktörlük yapmamış olanlar.
bunlardan ilk grup çoğunluğu oluşturmaktadır spor yazarları arasında. aslında bu grup kendi arasında da ikiye ayrılıyor. futbolu yakın zamanda bırakanlar ve fosiller olarak. öncelikle fosiller; bu yazarlar futbolun icadından beri kullanılan klişelerle yorum yaparlar. hiç kimseyi beğenmezler.açıkça taraflı yorum yaparlar, hatta amigoluk yaparlar. teknik direktörleri, yönetimleri istifaya çağırırlar sürekli. modern futbol hakkında hemen hiçbir şey bilmezler. en başarılı örnekleri;
ziya şengül,
gökmen özdenak,
turgay şeren verilebilir. futbolu yakın zamanda bırakan futbolcular ise daha çok aktif futbolculara yüklenirler. evet futbolu takip ederler ve objektif yorum yapmaya çalışırlar ancak bir kuyruk acıları var gibi eski takımlarına sürekli giydirirler. özellikle kendi mevkilerinde oynayan futbolcular, futbolcu bile değildirler. ayrıca sürekli siz giderken biz dönüyorduk havasında yorum yaparlar. bu grubun başını çekenler ise;
sergen yalçın,
mustafa doğan,
hakan ünsal dır.
ikinci grup eski hakemlerdir ve en renkli gruptur. bu gruba göre her sorun merkez hakem kurulu yüzündendir. onlar hakemi; iyi eğitememiş, yanlış maça vermiş, çok desteklemiş ya da destek vermemişlerdir. onun dışında da bir yorumları yoktur futbolla ilgili. tabi iki kişiyi ayırıyorum bunlardan. kim olduklarını herkes tahmin edebilir. ayrıca bu eski hakem grubu pozisyonları saniyede on bin(!) kare çeken makinelerle çekip kare kare oynatarak hakemin kararını yargılarlar.
mustafa çulcu,
bülent yavuz,
metin tokat,
cem papila en güzide örnekleridir.
takımları küme düşünce başka takımlardan da teklif almadıkları o kısa sürede -türkiyede çok az sayıda hocanın birçok takımı çalıştırdığını düşünürsek gerçekten de kısa bir süre- bir programa konuk hoca olarak gelen teknik direktörlerin oluşturduğu bir gruptur. o yorumculuk yaptıkları mecra vitrin gibidir onlar için, biraz da ön çalışma yapmış olurlar hem o sırada. nasıl olsa o eleştirdikleri takımlardan birine hoca olacaklardır kısa süre içinde. bu grubun temsilcilerine örnek olarak;
yılmaz vural,
ümit kayıhan,
ziya doğan,
ersun yanal verilebilir.
son grup ise profesyonel olarak bu mesleği icra eden insanlardır. bu insalar futbolun değişimini gözlerler. avrupadan, amerikadan ve dünyanın diğer ülkelerinden çokça maç izlerler. yorumları büyük çoğunlukla tarafsızdır. futbol izlemeyi ve onunla ilgili konuşmayı çok sevdikleri için bu mesleği yapmaktadırlar.(bence de dünyanın en güzel mesleklerinden biridir.) istatistiğe önem verirler. genç yeteneklerden bahsederken ağızları sulanır. menejerlik oyunlarına sarmış durumdadır çoğu. hafif mizah anlayışı olanlar tadından okunmazlar.
mehmet demirkol,
uğur meleke,
bağış erten,
mert aydın,
ali ece güzel yazan spor yazarlarıdır.
bir de hepsinden ayrı olarak
rıdvan dilmen vardır. ağzının içine bakarım yorum yaparken. sanki bizim eve güntekin le misafirliğe gelmiş gibidir. adamımdır.