mayıs 2007 de onbirincisi yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin önemi aslında cumhuriyet tarihi boyunca hissedilmiştir. mustafa kemal atatürk'ten sonra yapılan tüm seçimlerde; bu güçlü olan ve yıllar geçtikçe de görev ve sorumluluklarındaki artışa istinaden daha da güçlenen makam için kıyasıya rekabet yaşanmıştır.
cumhurbaşkanlığı makamı türkiyede bir 'sembol' makam değildir. tam aksine bu makam ülkedeki tüm makamlardan daha yetkili ve geniş alanda faaliyet gösterebilecek konuma sahiptir. tartışmaların odağında bu güce sahip olma ve bu erk ile yasamaya, yürütmeye, yargıya ve orduya başkanlık etme çabası vardır.
cumhurbaşkanı yasamaya yani yasa koyucuya, yani meclise aldığı kararları onaylamayarak tekrar meclise göndererek - istediği kararlar hakkında anayasa mahkemesine dava açabilerek direk müdahildir. bu durum daha önceki cunhurbaşkanlarının uygulamalarında bizzat görülmüştür. cumhurbaşkanı meclis seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir ve bunun için bir gerekçe göstermek durumunda değildir.
ayrıca gerekli gördüğü zaman hükümet toplantılarına da başkanlık edebilmektedir. yani yalnız devleti değil, hükümeti de yönetebilmektedir. bu yetki bugüne kadar kullanılmamış olabilir ancak bu kullanılmayacağı anlamına gelmez.
cumhurbaşkanının görevleri arasında; devlet denetleme kurulu'nun üyelerini ve başkanını atamak, yükseköğretim kurulu üyelerini seçmek, üniversite rektörlerini seçmek, anayasa mahkemesi üyelerini seçmek, danıştay üyelerinin dörtte birini seçmek, yargıtay cumhuriyet başsavcısı ve yargıtay cumhuriyet başsavcı vekili'ni seçmek, hakimler ve savcılar yüksek kurulu üyelerini seçmek, askeri yüksek idare mahkemesi üyelerini seçmek gibi devlet için çok önemli organların başkanlarını ve üyelerini atamak ve seçmek de vardır.
cumhurbaşkanın aynı zamanda başkomutan olması ve genelkurmay başkanına dahi emir verebilmesi, türk silahlı kuvvetleri'nin kullanılmasına karar vermesi, genelkurmay başkanı'nı ataması, milli güvenlik kurulu'na başkanlık etmesi ve sıkıyönetimi onaylaması ya da reddetebilmesi, bir ülkeye savaş açma yetkisinin olması da bu makamın ordu üzerindeki 'olağanüstü' gücünü göstermektedir.
ayrıca, istediği hükümlünün cezasını hafifletebilmekte ya da toptan affedebilmekte, yani fiilen yargı kararlarını iptal edebilmektedir. zaten tüm önemli yargı üyelerini ve başkanlarını da aynı makam atamaktadır. burada cumhurbaşkanlığının yargı üzerindeki 'olağanüstü' yetkileri apaçık gözükmektedir.
bu kadar sorumluluk ve yetkiye sahip bir makamın hesap vermesi ve yargılanması ise bir o kadar zordur. cumhurbaşkanı sadece vatana ihanetle yargılanabilir, onun için de somut bir kanıt ve meclisin dörtte üçünün onayı gerekmektedir. cumhurbaşkanı'nın resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine anayasa mahkemesi dahil, yargı mercilerine başvurulamaz.
burada yazdığım tüm 'olağanüstü' yetkiler ile aslında bir demokratik parlamenter sistem ile yönetilmediğimiz, devletin esas erklerinin tüm iplerinin cumhurbaşkanlığı makamında toplandığı ve aslında engin ardıç'ın yazdığı gibi ülkede gizli bir yarı-başkanlık sisteminin olduğu ve ortadaki tüm kavganın da bu erki elde tutma kavgası olduğu açıktır.
aslında tartışılması gereken konunun demokratik parlamenter sistemlerde cumhurbaşkanlığı makamının görev ve sorumluluklarının sınırı ve bu makamın birçok yetkisinin halkın iradesi olan meclise devredilmesi gerekliliği, bu sayede gerçek demokratik temsilin ve kuvvetler ayrılığının sağlanması olduğudur. bu yapılmadığı takdirde cumhurbaşkanlığı seçimleri her dönem ülke için sıkıntılı ve sancılı olmaya devam edecektir.
'cumhurbaşkanının yetki ve görevleri - sorumluluk ve sorumsuzluk hali (madde 105) cumhurbaşkanının, anayasa ve diğer kanunlarda başbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek olmaksızın tek başına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün kararları, başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanır; bu kararlardan başbakan ve ilgili bakan sorumludur. cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine anayasa mahkemesi dahil, yargı mercilerine başvurulamaz. cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı, türkiye büyük millet meclisi üye tamsayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır. '
bu maddeden de anlaşıldığı üzere, cumhurbaşkanının yaptığı hiçbir icraattan, attığı hiçbir imzadan dolayı bir sorumluluğu bulunmamaktadır. türkiye cumhuriyetinde hesap vermeyen tek kişi cumhurbaşkanıdır. ayrıca, vatana ihanet suçundan meclis kararı ile önce komisyon kurulması kararı 2/3 çoğunluk, sonra komisyon yüce divana sevk edilmesine gerek görürse meclis kararında üye tamsayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır.
ayrıca tüm bu aşamalar aşılsa bile, yüce divan davalarına anayaca mahkemesi bakmaktadır ve cumhurbaşkanı anayasa mahkemesi üyelerini de seçmektedir. bu tezat olduğu sürece cumhurbaşkanı ülkenin dokunulmaz, yargılanmaz tek insanı olarak kalacaktır.
düzeltme:
sinkaf'ın katkılarıyla düzeltme yapılmıştır, cumhurbaşkanının meclisi yeniden seçime götürmesi için gerekli olan koşullar anayasanın 116. maddesinde açıkça belirtilmiştir.