belki ilginizi çeker
  1. · israil in lübnan dan çekilmesi
  2. · israil in lübnan a girmesi
gündem
  1. · 24 kasım 2009 barcelona inter maçı
  2. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  3. · annelerin yakışıklı anlayışı
  4. · 2012
  5. · ezel
  6. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  7. · sevgilinin söylediği unutulmayan sözler
  8. · romatizma
  9. · alternatif enerji kaynakları

türkiye nin lübnan a girmesi  

  1. israil'in lübnan'da barışı sağlamasından sonra (bombalamayı bitirip karadan asker gönderme zamanı geldiğinde (bkz: afganistan)) türkiye'nin başında bulunanların (abd, ab, akp, tsk) olmasını arzuladığı şeydir. fakat o kadar basit değildir. 1 mart 2003* günü ankara'da meclise el sallayan* yüzbinler çoğalmıştır ve kendisine daha güçlü el sallayacaktır. (bkz: incirlik'ten dolmabahçe'ye)
    (libertar, 10.08.2006 00:13 ~ 02:04)
  2. (mikeyx, 10.08.2006 00:15)
  3. giderken yolda musul, kerkük yaparız dönüşte de atina, selanik. 7 dakikada bizim. gerekirse yüz bin daha verip* viyana'yı da alırız.
    (bkz: dto)
    (bkz: aç tavuk kendini darı ambarında zannedermiş)
    (adenozin tri psikopat, 10.08.2006 00:23 ~ 15:28)
  4. türk askerinin görevinin, statüsünün ve amacının belirsiz olması sebebi ile kesinlikle karşı çıkılması gereken bir olaydır.

    eğer israil gibi batılı devletlerin çıkarlarına hizmet edilecekse, lübnan'a ağlayan herkesin karşı çıkması gerekir.

    eğer türk askeri, osmanlıdan miras kalan hakettiği yetki ve görevle gidecekse, orada barışı sağlayacaksa ve bunun müslümanlara bir katkısı olacaksa, ancak böyle bir durumda alkışlanmalıdır.

    aksi takdirde batının kirli emellerine alet olmuş ve oyuna gelmiş olacağız...
    (skuba, 10.08.2006 00:44 ~ 00:45)
  5. (abozek, 10.08.2006 01:13)
  6. (chaghdash, 10.08.2006 01:17)
  7. saygın iş adamlarımızın lübnan pazarına girebilmesi için şarttır. gündemdedir.
    (chaghdash, 10.08.2006 01:19)
  8. “türk askeri lübnan’a gitsin”, “gitsin ama girmesin”, “sadece kapıdan baksın”, “daha olmadı bir arkadaşa bakıp çıksın”, “en iyisi önce ayaklarını soksun” şeklinde epeydir tartışılan, ve epeyce de tartışılacak sorunsalımsıdır.

    gelin bölgedeki başlıca güçlere şöyle bir göz atalım:

    israil ordusu: günün birinde, bir filistin heyeti temaslarda bulunmak üzere çin halk cumhuriyeti’ne gider. asıl amaçları, işgalci israil devleti’ni komünist lider mao’ya şikayet etmektir. “kaç kişi bu israilliler?” diye sorar mao. “yaklaşık beş milyon”. “hmm” der mao aklı yatmış gibi, “hangi otelde kalıyorlar?”.

    israil devleti’nin meşruiyeti bu saatten sonra tartışma konusu edilebilir mi bilmem. ancak israil ordusu bambaşka bir olaydır. bir çok israilli’nin de utanç kaynağı olduğunu tahmin ettiğim bu güruh, yurdunu savunmak ile katliam yapmak arasındaki çizgiyi kolayca aşabilmekte, teröristle terörist olmaktadır.

    hizbullah: her ne kadar israil’in gayri meşru ve gayri ahlaki saldırılarına direnen tek güç olarak epeyce sempati topladıysa da, adıyla, sanıyla terör örgütüdür bu. yani ne zaman ne yapacakları asla bilinemez.

    sınırlı sorumlu lübnan ordusu: israil ordusu kendi topraklarında fink atar, terörist avlama ayağına insandan arındırılmış bir tampon bölge yaratmaya uğraşırken, olayları hepimiz gibi cnn ve el cezire’den takip eden bir garip izci oymağı.

    müstakbel birleşmiş milletler barış gücü: ve işte esas mesele, dışı seni, içi beni yakar.

    peki bu gücün muhtemel kompozisyonu nasıl olabilir?

    fransa: altı koli camembert peyniri, bir fıçı bourgogne şarabı, iki porsiyon crème brulée, aralarında iki degüstatör ve altı gurmenin de bulunduğu otuziki kişilik özel birlik. görevleri: güney beyrut otellerinde eksik olan “civilisé” bir “touché”nin sağlanması.

    italya: marco materazzi ve paolo di canio önderliğinde, lazio taraftarlarından oluşturulmuş gönüllüler tugayı. görevleri: arap dövmek, yahudi tartaklamak.

    almanya: (bkz: yok artık lebron james)

    britanya: the mirror’ın haberine bakılırsa, cherie blair, sekreteri ve şoförünün gönderilebileceği, downing street’e yakın kulislerde konuşulmaya başlamış bile. bu ekibe oasis grubundan noel ve liam gallagher kardeşlerin de destek vermesi ihtimal dahilindeymiş. görevleri: spekülatif açıklamalarla gündemi sıcak tutmak.

    japonya: mucize robot asimo ve iki teknisyen. görevleri: merdiven çıkmak, el sıkışmak, dans etmek.

    abd: yirmibin adet "uncle sam wants you" posteri (kuşe kağıda). görevleri: anlaşılamadı. yanlışlıkla gönderilmiş olabileceği tahmin ediliyor.

    türkiye: mamak’ta bulunan mekanize piyade tugayı’ndan, tam teçhizatlı ve yüzlerinde şaşkın ifadelerle ikibin mehmetçik. görevleri: israil’i hizbullah’tan korumak, lübnan’ı israil’den korumak, israil, lübnan, hizbullah ve korumak kelimeleriyle yapılabilecek tüm kombinasyonlar, zamanları kalırsa lübnan birlikleriyle halı saha maçı yapmak.

    yukarıdaki tabloda sanki abd müteahhit, bm taşeron, biz ise mevsimlik işçiyiz gibi görünüyor. kariyer olanağı sıfır; sosyal güvence hak getire; mesailer uzun; yövmiyelerin düzenli ödenip ödenmeyeceği belli değil; yol ve yemek parası verilecek mi, onu bile bilmiyoruz.

    şimdi gel de girme şu lübnan’a.
    (tembel, 18.08.2006 14:04 ~ 16.02.2007 10:01)
  9. kuzey ırak'a girmemize 'izin vermeyen' amerikanın bize dayattığı eylem planı.kendimizi teröristlerden koruduk birde dünyayı korumak kaldı. o dünya ki yıllardır pkk gibi bir terör örgütüne yardım etmektedir. ama tüm bunları bir amerikalının cümlelerine bağlamak istiyorum, mr.dalles demiş ki "kuzey atlantik paktı'na en ucuz askeri türkiye'den temin ediyoruz".
    (sanitarium, 18.08.2006 16:02)
  10. israil ile lübnan arasına 30 km.lik bir tampon bölge kurulmasında, türkiye'yi istiyor bütün taraflar.

    sebebi ise, bu 30 km. sayesinde, hizbullah israil'i vuracak herhangi bir füze/roket fasilitesini konuşlandıramayacak.

    hoş, bu tampon bölge muhabbeti, bana zamanında selçuklu ve önceki devletlerin, türkleri sınırboylarına koyup komşu ülkelerden gelecek saldırıları ilk başta türk boylarının karşılaması, böylece hem saldıranları zayıflatmış, ve karşı saldırı için ordulara vakit kazandırmış oluyorlar, hem de ülkenin sınır güvenliğini bedavaya karşılıyorlardı.

    sanırım tarih tekerrür ediyor ciddi ciddi.
    (huma, 18.08.2006 16:17)
  11. medyada,siyaset arenasında,evlerde,sokaklarda çokça tartışılan konu...

    türkiye 1984 yılından beri terörle yatıp kalkmakta.anne sıcağından yenice ayrılmış insanların kendilerini bir anda suratsız kışlalarda bulmasıyla belki de yüzleşmelerine az kalmış bir kavram terör...yıllardır bu kavramla çürüyüp gidiyor yaşamlar...daha nicesi de aynını yaşayacak belki de...türkiye yalnız değil;dünyanın dört bir yanı terörle,kanla kaynamakta,cadı kazanları gittikçe çoğalmakta.her şey efendinin parmaklarının ucunda...terörü kusan da o,temizlemek uğruna savaş meydanlarına konan da...masum çocuk oyunlarından çooook farklı oyunlar dönüyor,niceleri yitiriliyor,kalpler ıssız bırakılıyor.son örneğimiz de abd piyonu israil.


    yaklaşık 2 aydır sönmeyecek ateşler yaktı,yıkılmaması gereken duvarları yıktı,perişan bıraktı geride kalanları...savaş bu ya...kazananın olmadığı bir canavar oyunu...yitik bir çocukluğun son yağmuru,füzelere doldurulan sevgi mesajları oldu...

    sınır ötemizde ve sınırlarımız içinde biten yaşamlar...çok acıtıcı,can yakıcı.

    türk askeri,gerçekten bir barış gücü olarak orada bulunacaksa ne ala...ancak bu da kanmamamız gereken oyun gibi kırmızı alarm veriyor.askerin burada sonlandıramadığı savaşı orada bitirmesini hükümet nasıl onaylıyor?piyon olmaktan çok mu hoşnutlar?...çocuklarının eğitimlerini sürdürdükleri canavar ruhlu bir ülkenin buyrukları doğrultusunda hareket ederek ölüme doymadıklarını mı ima ediyorlar?...keşke barış için orada bulunabilsek...keşke her şey barış için olsa!tuzaklarla,mayınlarla dolu bir avda avlanan olmak...bu mu istenilen?yitirilen binlercesi için düzenlenen cenaze törenlerinde timsah gözyaşları dökmek midir barış adına kazanımımız? türkiye'yi oraya sürüklemek isteyen zihniyet,ülkeyi tamamen savaşın ortasında şamar oğlanına çevirmek istiyen zihniyettir.kanmayalım,uyumayalım!
    (ksanikse, 20.08.2006 20:24)
  12. barış gücü diyerek daha bir yumuşatılmaya çalışılan durum. kimse oradan tabutta dönecek askerlerimizi nasıl açıklayacağını düşünmüyor.
    her bokumuz tam oldu da gidip başka yerleri tamamlamamız kalmıştı. amerika'nın sözünden çıkamayanlar kuzey ırak'a söz geçiremezken, lübnan'da askerlerini yitirmeyi göze almış görünüyor.buna zemin hazırlamaya çalışıyor. evet... uyumayalım...
    (tambatumbaesmerbomba, 20.08.2006 20:58)
  13. "bu şekilde kendimizi kullandırtmaya devam edersek abd bize girecek!" şeklinde tepkilere yol açan olaydır.barış gücü falan da hikaye,yemişim böyle barış gücünü!
    (sevgimiz kısıtlandı, 20.08.2006 21:01)
  14. katiyyen vuku bulmamasını istediğimiz bir hadisedir.
    evet türkiye'de insan hayatı ucuzdur, bunu sadece askerlerimizi tehlikeye atabiliriz manasında söylemiyorum, farazi devlet çıkarları için tüm halkımızın tek yürek olup destek olduğu lübnan'lıların hayatına da kıyabilecek kadar muvazenesiz bir siyasi irademiz var.

    evvela devlet çıkarları önemlidir ve bunlar duygusal kararlarla korunamaz. türkiye ortadoğu'daki gelişmelere sessiz kalamaz. herkes bu minvalde konuşuyor, fakat mesele çıkarın ne olduğu, ne tarafta olduğudur. türk askerinin gidip lübnan'da vatanını işgale karşı müdafaa eden hizbullah gibi bir mücahid orduyla savaşması türkiye adına bir cinayet olacaktır.

    türkiye çıkarlarını düşünüyorsa amerika'ya, avrupa birliğine, israil'e yalakalanmayı bırakmalıdır. mahallelerde bazı yavşak tipler vardır, bunlar mahallenin ağır abilerinin gözüne girmek için her türlü angarya işi yapar, kendilerini zora sokarlar ama mahallenin ağır abileri bunlara asla bir değer vermez, her fırsatta ezerler. işte türkiye'nin durumu maalesef budur, her yere asker gönderiyoruz, hiçbir siyasi faydasını görmedik, yine avrupa birliğine almıyorlar, yine dışlıyorlar.

    türkiye'ye lübnan'da güvenemiyoruz. güvenemediğimiz kabiliyetinden asla şüphe etmediğimiz askerimiz değil, askerine sahip çıkacak, onu çatışmalardan uzak tutacak kadar irade sahibi olmayan yavşak siyasi idaremizdir. türk askeri lübnan'a gidecek ve israil'in bir oyunu ile hizbullah ile karşı karşıya bırakılacak. herkes milli çıkarlardan bahsediyor. allah aşkına terörle mücadelede bize en büyük desteği veren iran'la karşı karşıya gelip, lübnan gibi gariban bir ülkeyi ezip, yarın bizi de yutmayı planladığı bariz olan israil sülüğüne yavşamakta ne tür bir milli çıkar gizli?

    siyaseti kasımpaşa ağzıyla demeç vermekten ibaret zanneden başbakanımız lübnan'a asker gönderme gafletine de düşerse kendi sonunu hazırlamış olacaktır. tarihe kasımpaşa'lı israil yalakası olarak geçecek ve ismi milletin nazarında nefret uyandıracaktır.
    (organometallic complex, 24.08.2006 18:56 ~ 18:58)
  15. büyük ihtimalle gerçekleşecek olaydır.zira rte'nin 2 ekim'de bush ile yapacağı görüşmede bu olayı hediye paketi olarak sunacaktır.
    (absent, 25.08.2006 05:30)
  16. bakanlar kurulu lübnan'a asker gönderme kararı almıştır, bu nedenle meclisi olağanüstü toplantıya çağırmıştır. meclisin 19 eylül'de toplanması düşünülüyor. iktidara geldiği günden beri satabileceği herşeyi satan akp hükümeti satacak bişey bulamamış ve gençlerin kanını satmaya başlamıştır. önümüzde duran en büyük görev lübnan'a asker yollanmasını engellenmektir.

    (bkz: lübnan'a asker gitmeyecek)
    (libertar, 28.08.2006 23:20)
  17. meclis başkanı bülent arınç bir ifadesinde "türkiye bir zaman kosova'da da bulunmuştu,o zaman neden ordaydık?" cümlesini kullanmış ve bu insan türk insanını mı temsil ediyor dedirtmiştir.kosova'daki durumla lübnan'dakini bir tutan bu zihniyeti o koltuğa çivileyen de nedir?halkın %60/70'lere varan çoğunluğunun hizbullahı desteklediği bilinirken türkiye'nin barış isimli kanlı bir savaş filminin ortasında ne işi vardır?bu insan meclis başkanı ünvanını hak edecek ne yapmıştır?
    (ksanikse, 30.08.2006 14:50)
  18. bu iş cumhurbaşkanının görevi değil kararı meclis verecektir de ne demek. şu demek: bir millet ve o milletin cumhurbaşkanlığı makamına gelmiş bir kişi ne derse desin, bizim demokrasimiz bu değildir. mesliste çoğunluk bizim olduğu sürece kimsenin görüş ve fikirlerini dikkate alma ihtiyacımız, sorumluluğumuz ya da zorunluluğumuz yok. mevcut yasal düzen ve meclisteki mevcut durum bize devleti adeta skimizin keyfine göre yönetme hakkı veriyor ve biz de salak değiliz böyle bir yetkimiz varken elbette skimizin keyfine göre yöneteceğiz devleti.

    umarım bu tip tartışmalar halkımıza demokrasimizi sorgulamak için bir işaret olur.

    gelelim lübnan'da ne türlü bir çıkarımız olabileceğine. lübnanın ekonomisi kötü gitmesi türkiye'ye de etki eder. amerikan ekonomisini düzeltmeye değil de lübnan ekonomisini düzeltmeye gittiğimizi düşünelim bakalım. lübnanın ekonomisinin bu saatten sonra gelebileceği düzeyin türkiye ekonomisine katkısı acaba yurtdışında ordu bulundurmanın mali külfetinden daha büyük olabilecek mi?

    türkiyenin ortadoğudaki ağırlığı kaybolur. türkiyenin ortadoğuda çok bir ağırlığı mı kalmıştır. lübnanda israil ve abd güdümünde kalan bir ordunun (israil değil bm güdümünde dediğinizi duyar gibiyim. artık bu kurumun herhangi bir geçerliliği kaldığına inanan varsa dünya tarihinin son beş altı yılında bırakın abd ve israil gibi ülkeler üzerindekileri, kıbrıs gibi coğrafyalar üzerinde ne kadar etkili olduğuna bir göz atsın. elbet kendi güdümümüzde de kalmayacak ve lübnan da elbette istediğimiz gibi at koşturamayacağız) ülkeye nasıl bir ağırlık kazandırabildiği de ayrı bir merak konumdur. afganistanda bulunan ordumuz o bölgede bize nasıl bir ağırlık kazandırmıştır? türkiyenin yararına nasıl bir somut gelişme doğurmuştur?

    eğer terörü durdurmaksa amaç bunun için türkiyenin bulunması gereken yer lübnan değil kuzey ıraktır.

    yok eğer abd'ye yaranıp pkk terörünü önletmekse amaç. bu hiç de sağlamcı bir politika değildir. bir takım güçlere yaranıp çıkarlar elde etmek politikasının tutmayacağını yüzyıllardır tekme tokat öğrenmekteyiz.

    dış politikada duygulardan çok çıkarlar konuşur derler ama israil askeri yerine mehmetçiğin ölmesi ne denli devlet yararınadır? devlet insanlar içinse ölen askerlerimizin çıkarları ne olacak?
    (yedinin yedincisi, 31.08.2006 12:50 ~ 13:21)
  19. (bkz: lübnan'ın türkiye'ye girmesi)" onmousedown="return bkc('933322','+%60l%FCbnan%5C%27%FDn+t%FCrkiye%5C%27ye+girmesi%60')">lübnan'ın türkiye'ye girmesi)
    (eredhel, 05.09.2006 20:09 ~ 20:12)
  20. şanlı ordumuza yeni bir iş alanı açılmasına vesile olan karardır. ayrıca ülkemize yeni bir gelir kapısı da vardır.

    ordumuz artık uluslararası bir inşaat şirketi olarak çalıştırabiliriz. dubai şeyhi patagonya'da villa mı yaptıracak? hemen gönderelim iki manga. efenime söyleyim; britni spiyırs'ın donsuz resimlerini mi çekmeye çalışıyor paparazziler? yollayalım 5 tane sat komandosu. yedirirler o kameraları vallaha. donald trump'ın acil bi yere mi yetişmesi gerekiyor? bizim f16lar ne güne duruyor? binsin arkaya. az sıkışırsa manitası da biner. nivyork-vaşingtın 45 dakka! ayrıca şu g8 toplantıları yok mu yav... nerde yapılıyorsa o şehrin polisine ne ağır külfet. amma bi tümen piyade göndersek oraya ne hoş olur. ayrıca alemin sayılı zenginlerine bizim kocaman kocaman savaş gemileriyle mavi tur düzenlesek.

    olum bu işte çok para var, çooook!!!
    (azwepsa, 06.09.2006 14:17)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil