belki ilginizi çeker
  1. · iran da kırbaçlanmak
  2. · abd centcom komutanı william fallon ın istifası
  3. · kürdistan
  4. · türkiye nin ırak ı işgali
  5. · iranın muhtemel yeni kıyafet yönetmeliği
  6. · iran
  7. · 17 mayıs 2006 danıştay a yapılan saldırı
  8. · recep tayyip erdoğan
  9. · türkiye nin kuzey ırak a girmesi
  10. · türkiye nin kuzey ırak a yerleşmesi
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · author gibi erkekler
  2. · kapının önünde bir yığın misafir ayakkabısı görmek
  3. · boylumlama
  4. · ateist yazarların itü sözlük ten defolup gitmeleri
  5. · günün tek kelimelik özeti
  6. · kurban bayramı vahşeti
  7. · galatasaray
  8. · tigers inn
  9. · babaannelerin telaffuz hataları

türkiye nin iran la çatıştırılması  

 sayfa  / 2
  1. "abd iran'a girecek mi?" , "nükleer tesisleri bombalayacak mı?" gibi sorular sormadan önce dikkatle incelenmesi gereken konudur kanımca. özellikle son günlerde meydana gelen gelişmelerle birlikte gerçekleşme ihtimalinin bir hayli arttığını söyleyebiliriz.

    öncelikle itü sözlük'te pkk yı yok etme operasyonu olarak geçen, benim ise kerkük operasyonu olarak adlandırdığım askeri harekâtı inceleyelim:

    doğu'ya intikal ettirilen asker sayısı 200.000 civarındadır. bu sayı türk silahlı kuvvetleri'nin neredeyse üçte biridir. askeri stratejiden biraz anlayan herkes bu kadar çok sayıdaki askeri personelin, sadece türkiye cumhuriyeti sınırları içerisinde bir operasyonla yetinmeyeceğini bilir. zira dağlık arazide yapılan operasyonlarda bu kadar çok askerin bulunması, atılan her kurşunun bir askere isabet etme olasılığını, doğal olarak da yaralı ve şehit sayısını arttırır. mantıklı olan strateji seçkin birliklerle yapılan nokta operasyonlarıdır. öte yandan intikal ettirilen birliklerde pek çok zırhlı araç bulunmaktadır. dağlık ve engebeli bir araziye sahip doğu'da bu askeri araçlar pek tabii ki kullanılamayacakır. bir diğer husus, kara kuvvetleri komutanlığı karargahı'nın şırnak'a taşınmasıdır. bu da rutin bir pkk'ya yönelik harekat tezini çürütmektedir. dolayısıyla bu operasyonun sadece pkk'ya yönelik sınır içi bir harekât olacağını söylemek mantıksızdır.

    bu operasyonunun pkk'yı yok etme amacı taşımadığını mantıklı gerekçelerle dile getirdiğimize göre, şimdi asıl hedefin ne olduğuna geçebiliriz.

    operasyonun asıl hedefi kerkük'tür. bu sonuca ulaşmamızda bize yardımcı olan bilgileri sıralarsak;

    1) hsbc ve ingiliz konsolosluğu'na yapılan saldırıların olduğu hafta harp akademileri'nde 2000 nato personelinin katıldığı bir tatbikat yapıldı. açık istihbarat’ın söz konusu analizi şöyle:

    “istanbul saldırılarının gerçekleştiği hafta sırasında harp akademilerinde 2000 nato mensubunun katıldığı ve nato'nun yeni güvenlik konsepti çerçevesinde oynadığı harp oyunu sırasındaki senaryonun ne olduğunu hatırlayalım. senaryo; nato güçlerinin etnik çatışma yaşanan bir adaya müdahale ederek taraflar arasında tampon bölge oluşturmasını ve tarafları uzlaştırmasını içeriyordu. kerkük'ün ırak içinde etnik bir adaya dönüştüğü ve çatışmaların müdahaleyi meşrulaştırdığı noktada, nato bu iş için biçilmiş kaftan olarak sahaya sürülecektir.

    nato bünyesinde tsk da yer alacağı için, türk milletinin gururu okşanacak ve tsk'nın yıpranan görüntüsü bir ölçüde telafi edilirken; kerkük'ün brüksel gibi uluslararası bir koloni olması yolunda ilk askeri ve hukuki temel atılmış olacaktır. kerkük; ne kürtlere, ne türklere yar edilecek ve irak'ın petrol rezervlerinin %40'ını bünyesinde barındıran bu bölge, "uluslararası maske" altında irak'ın içinde yeniçağın kıbrıs'ı olarak yerini alacaktır. bir kıbrıs sorunu çözülürken, bölgede türkiye'nin yine bir taraf olduğu yeni bir "kıbrıs" adası yaratacaktır: adı kerkük.”

    2) geçtiğimiz hafta içi gazetelerde yer alan bir haberle devam edelim. söz konusu haberde, mukteda el sadr'a bağlı 200 şii milis'in kerkük'e girdiği ve kürtlerle savaşmak üzere şiileri örgütlediği, kürtlerin de şehirdeki peşmerge sayısını arttırdığı yazıyordu. yukarıdaki maddeyi okuduktan sonra bu haber daha çok anlam kazanmakta.

    3) yine geçtiğimiz günlerde iran’ın k.ırak’taki pkk mevzilerini bombaladığı haberi de oldukça dikkat çekicidir. gittikçe köşeye sıkıştırılan ve uluslararası baskıya maruz kalan iran’ın, giderek azalan manevra kabiliyetini k.ırak’ta yapacağı operasyonlarla gidermeye çalışması mantıklı bir yaklaşım olacaktır.

    yani senaryonun son hali şöyle gözümüze çarpıyor:

    türkiye’nin k.ırak’ta kerkük’te yaşanacak bir iç savaş nedeniyle, bölgeye nato barış gücü adı altında girmesi ve bölgeyi kontrol altına alması. iran’ın da azalan manevra kabiliyetini k.ırak’ta yapacağı operasyonlarla gidermeye çalışması, bu operasyonun işaret fişeğini oluşturacaktır. pkk’nın k.ırak’tan yapacağı füze saldırıları da türk silahlı kuvvetleri’nin k.ırak’a girmesi için yeterli bir sebeptir. pek doğal olarak, türkiye’yi iran’la iki ülkenin sınırları üzerinde çatıştırmak uygulama olanağı çok düşük olan bir seçenektir. o yüzden mantıklı olan, bu iki ülkeyi k.ırak’ta karşı karşıya getirmektir. hedeflenen, özellikle pkk’nın eylemlerini arttırmasıyla birlikte, yükselen değer olan milliyetçiliğin kendi istedikleri noktaya doğru kalanize edilmesi ve bir nevi gazının alınması. bölgedeki en güçlü ordulardan biri olan tsk’nın savaş gücünü ve direnç mekanizmalarını zaafiyete uğratmak da bu operasyonun amaçları arasında sayılabilir.

    peki ama yüz yıllarca barış içinde yaşamış iki ülke nasıl çatıştırılacaktır? halk nezdinde özellikle abd aleyhtarlığının en üst düzeye çıktığı, abd’nin iran operasyonunun türkiye’de en ufak bir destek bulamadığı şu dönemde bu operasyon nasıl gerçekleştirilecektir?

    bu sorunun cevabını türkiye’de yaşanmış ve yaşanacak olan terör eylemleriyle verebiliriz. bu, hedef tahtasına iran’ın oturtulduğu ve iran’ın profilinin türk halkı nezdinde gittikçe düşürüldüğü, iran’ın şeriat kurallarıyla yönetildiği ve islami rejimini türkiye’ye ihraç etmek için politikalar yürüttüğü şeklindeki terör eylemleri ve dezenformatif haberlerle gerçekleştirilecektir.

    bu olaylardan ilki olan, 17 mayıs 2006 danıştay a yapılan saldırıyı ele alalım;

    bu saldırı, uğur mumcu suikastiyle pek çok benzerlik taşımakta. o yüzden arabasına konulan bombayla şehit edilen uğur mumcu’yu ele alarak olayı analiz etmeye çalışacağım. uğur mumcu suikastine halk nezdinde verilen tepkilere bakalım ve 24 ocak 1993 pazar gününe dönelim önce. sokağa çıkan, ellerinde mumlar, karanfiller uğur mumcu’nun şehit edilmesini protesto eden insanlar ne tür sloganlar atıyordu o günlerde? “türkiye laiktir laik kalacak!” ve özellikle “mollalar iran’a!” o zaman tetiği çeken konusunda kimsenin kuşkusu yoktu. hedef iran’dı! parmaklar iran’ı gösterdi hep. iran konsolosluğu önünde birikti kalabalık. pek çoğumuz da bu şekilde bağırdık o günlerde. ama kimse o günlerde abd’nin ticaret yapılmasını yasakladığı iran ile türkiye arasında 25 milyar dolarlık bir doğal gaz anlaşmasının imzalanmak üzere olduğunu bilmiyordu. uğur mumcu’nun şehit edildiği gün iran heyeti anlaşmayı imzalamak üzere türkiye’de bulunuyordu. uğur mumcu şehit edilip, insanlar iran’ı katil olarak gösterince bu anlaşma imzalanamadı. amerikan ambargosu altında inleyen bir iran’ın, tam türkiye ile 25 milyar dolarlık bir anlaşma imzalayacağı günde, böyle bir cinayet işleyebileceğini düşünmek hangi zeki beynin ürünüydü merak ediyorum.

    tekrar 17 mayıs 2006’ya dönelim. istanbul barosu’dan bir avukat danıştay binasına giriyor. 11 kez tetiğe basıyor. sonuçta 1 üye ölüyor, 4’ü yaralanıyor. katilin “allahuekber” diye bağırdığı, gözaltında ise “ben allah’ın askeriyim” diye ifade verdiği kayıtlara geçiyor! vakit gazetesinin, saldırıya uğrayan danıştay üyelerininin resimlerini manşete çıkararak hedef göstermesi de dikkate değer. “türban” konusunda dinci kesimin aleyhinde bir karar olan danıştay üyeleri böylece hedef tahtasına konuyor. yukarıdaki bilgilerin hepsi gazetelerde ve televizyonlarda bize söylenenler.

    verilen tepkilere bakalım şimdi de. olaydan bir gün sonra ölen üyenin cenazesi için politikacılar, askerler, halk vb. kişi danıştay’ın önünde toplanmış. atılan sloganlara bakalım: “türkiye laiktir laik kalacak!” “katil akp” “katil tayyip”. hükümete ve tayyip erdoğan’a yönelik eleştirilerin de temelinde “laiklik” var. danıştay’ın duvarlarına yazılan notlar, gösterilen pankartlar hep laiklik üzerine. sonuç olarak yine ve yeniden aynı uğur mumcu suikastinde olduğu gibi hedefin iran olarak gösterilmesi için her türlü altyapı hazır.

    katilin evinin bir hizbullah operasyonu için takip altına alınması da bir alt argüman olarak karşımızda duruyor. olay sonrası can dündar’ın gazetedeki köşesinde katilin iran’da terör konusunda eğitim gördüğünü yazması da tezimizi destekler nitelikteki haberlerden biri. önümüzdeki günlerde katili iran’la eşleştirecek haberlerde gözle görülür bir artış olacağını rahatlıkla söyleyebilirim.


    yine yakın zamanda “laik” kesimden ünlü bir liderin hedefe oturtulma ihtimali de çok yüksektir. türk insanının kabaran duygularını daha da arttırmak için operasyonun etki alanını genişletmek gerekir. bu sebeptendir ki, “laik” görüşün temsilcisi durumundaki politikacı, gazeteci, aydın vb. isimlerden birinin suikaste kurban gitme ihtimali hiç de yabana atılır cinsten değildir. aşağıdaki haberi de bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor;

    “bombalı saldırı sonucu öldürülen gazeteci uğur mumcu'nun abisi avukat ceyhan mumcu, geçen pazartesi günü birinin yanına gelerek, “türkiye'de kan gövdeyi götürecek” dediğini açıkladı.

    saldırılar türkiye'yi iran'a karşı zorlamak için

    mumcu, kendisine gelen kişinin ismini açıklamak istemediğini belirterek, “bana, ‘ben istihbaratçı değilim. ama sizin ve uğur'un eşi güldal mumcu'nun hayatından endişe ediyoruz. başka isimlere de saldırı düzenlenebilir. bu işi mossad yapacak. türkiye'yi iran konusundaki tarafsızlığından ayırmak istiyorlar. türkiye, iran ile çatıştırılacak.’ dedi.” şeklinde konuştu. bunun üzerine 16 mayıs 2005 tarihinde bir basın açıklaması yazdığını belirten mumcu, türkiye’yi yönetenlerin ve kamuoyu öncülerinin dikkatini çekmeye çalıştığını kaydetti.”

    bu haberden sonra yorum yapılacak fazla bir şey kalmamıştır. o yüzden doğrudan sonuç kısmına geçiyorum müsaadenizle;

    türk insanının kabaran milliyetçilik duyguları sahte bir düşmana doğru kanalize edilmek istenmektedir. bölgedeki en güçlü ordulardan biri olan türk silahlı kuvvetleri’nin savaş gücü ve direnç mekanizmaları yıpratılmaya çalışılmaktadır. tsk’nın k.ırak’a girmesiyle birlikte, bölgedeki güç dengeleri değişecektir. kerkük, ortadoğu’da bir domino taşıdır. bir domino taşının devrilmesiyle, diğerleri de peşi sıra onu izleyecektir. kerkük operasyonu, pek çok şeyi tetikleyebilir, pek çok şeyin başlangıcı sayılabilir. türkiye’nin iran’la çatıştırılması, kerkük operasyonun tetikleyeceği dinamiklerden birisidir. orta vadede abd ile çatışma da olasılıklar dahilinde göz önünde bulundurulmalıdır. iç savaş da bir başka olasılıktır.

    son örnek, itü 9 mayıs yürüyüşü’nde de görüldüğü üzere basın dezenformasyonun içinde yüzmektedir. o yüzden danıştay saldırısı gibi olaylar karşısında medyanın sunduğu bilgilerle yetinmemeli, analiz gücü de işin içine katılmalıdır. yoksa, psikolojik savaşın en çok icra edildiği cephelerden biri olan türkiye’de tabiri caizse şehit düşmek an meselesidir.
    (strateji, 21.05.2006 15:23 ~ 06.11.2008 01:52)
  2. iranın muhtemel yeni kıyafet yönetmeliği gibi dezenformatif haberlerlerle de görüldüğü üzere gerçekleşmesi için ayarlı medyanın elinden geleni yaptığı olay.
    (strateji, 21.05.2006 15:40 ~ 15:42)
  3. türkiye'nin sınıra yaklaşık 240.000 civarında asker yığması,olası bi abd-iran savaşında tarafsız kalmaya yönelik bir operasyon olarak da algılanabilir.sonuçta iran nükleer güce sahip bir sınır komşumuzdur.birilerine(!) yaranmak adına bu tehlike göze alınıp ateşe sürüklenmek son derece anlamsızdır.keza karşıt durumda iran'ın yanında yer almak da bir o kadar anlamsızdır.türkiye halkının çoğu müslüman olan laik bir ülkedir,iran'ın rejim ihracı çabalarıyla karşı karşıya kalmamak adına tarafsızlığını korumalıdır,sınırların ve halkın güvenliği açısından en doğru yol budur...
    (rubi, 21.05.2006 16:53)
  4. her ne kadar dışardan bakıldığında komplo teprisi gibi görünse de amerika'nın ve siyaset sahnesisuflörü israil'in ''kahpe bizans'' politikalarının analitik bir süzgeçten geçirilmesiyle, madalyonnun gerçek yüzü olma ihtimali yüksek.

    yıllar yılı kuzey ırak'taki pkk kampları için dilinde tüy biten türkiye'nin amerika tarafından dikkate alınmadığı, ''iran'a operasyon'' planlarının bm'siz bir düzlemde bahanesinin arandığı bir zamanda iran'nın ırak sınırından 5 km içeri girip pkk kamplarını bombalaması ve türkiye'nin malum kırmızı hatlara yığınak yapması, amerika'nın çok istediği kukla devletin hiç de makul karşılanmadığının kanıtı..

    olası bir iran operasyonunda, konjöktürel sırat köprüsünde türkiye'nin 2. dünya savaşındaki gibi bir denge sağlayıp sağlayamaması kendi elinde..en azından şimdilik.

    mumcu suikastinden geçen haftaki danıştay olayına kadar her şeyin bu durumlar ışığında düşünülmesi gerekir. ''alparslan arslan'ın türbanlı kız kardeşeleri'' verileriyle sığ bir şekide ülkeyi kamplara bölüp, hedef tahtası düşman ülkeler yapıp gaza gelinmemeli. çünkü ''katil''in kim olduğu kendisi tarafından bile bilinmiyor...
    (jemand, 21.05.2006 17:27 ~ 22:46)
  5. evet.. önümüzü görmemiz açısından 3 ipucu daha basında yer almıştır;


    1) iran'da azeri isyanı

    resmi haber ajansı irna'nın yönetimindeki iran gazetesinin gençlik ekinde yayımlanan bir karikatürde azeriler hamamböceğine benzetilince çeşitli kentlerde binlerce azeri sokağa dökülerek polisle çatıştı.

    komplo iddiası

    parlamento başkanı haddad adil de meclisin dünkü oturumunda, "azerilere hakaret, bütün iran halkına hakarettir" diyerek azerilerin vatanseverlikleri ve uyanıklıklarıyla meşhur olduğunu söyledi.
    yapılanları komplo olarak nitelendiren haddad adil, "eminim ki azeriler, kirli ellerin bu olaydan yararlanmasına fırsat vermeyecek" dedi.

    http://www.milliyet.com/...

    azerbaycan ile türkiye arasındaki iyi ilişkiler, iki ülkenin "müttefik" olmasından öte "kardeş" statüsünde olması, azerilerin bu operasyonda kullanılması için iyi birer gerekçe sunmaktadır. azerilerin ve türklerin tarihten süregelen bir yakınlığı bulunması nedeniyle iki ülke ve iki millet arasında dostluktan da öte bir yakınlaşma mevcuttur. türkiye'yi savaşın içine çekmek için iran'daki azeri azınlık bulunmaz bir fırsattır. parlamento başkanı haddad ali'nin "komplo iddiası" da bu bağlamda değerlendirilmelidir. yukarıda da belirtildiği gibi iki ülkeyi doğrudan doğruya karşı karşıya getirmek oldukça zordur. o yüzden elde tutulur iki seçenek vardır: k.ırak ve azerbaycan

    geçtiğimiz azerbeycan cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olan isa kamber'in türkiye ziyaretinde söyledikleri konuyu daha anlaşılır kılacaktır umarım;

    "şayet ırak operasyonunda türkiye abd ile birlikte olsaydı bugün ırak türkmenlerinin sorunları çözülürdü. bir tren hızla gelirken o trenin karşısında durulmaz... önümüzdeki dönem abd'nin iran'a karşı hazırlık dönemi olacak. bu 2004 yılına kadar sürecek. bush'un yeniden seçilmesi durumunda 2005'te iran bütün dünyanın gündemine gelecektir. azerbaycan bu stratejinin içinde olmalıdır ve dışında kalmamalıdır. iran'da 30-35 milyon azeri yaşıyor ve biz buna seyirci kalamayız.(bu sözlerin türkiye'de 30 milyon kürt yaşıyor sözüne ne kadar benzediğine dikkat edin). iran politikasının abd tarafından bilgece hazırlanmasını istiyoruz. bu istikamette türkiye ile birlikte olmalıyız. ayrıca iran, ırak'tan farklı olacaktır. iran'ın toprak bütünlüğü korunamayacaktır"


    2) pkk yı yok etme operasyonuna yabancı basında verilen tepkiler

    hatırlayanlar olacaktır. pkk'nın etkin olduğu dönemlerde, bu tür operasyonlar dile getirildiği zaman, avrupa basınından yoğun eleştiriler yükselmeye başlardı. "türkler, kürtleri kesmeye gidiyor!" tarzı yaygaralar kopardı avrupa'da ve abd'de. ama bu sefer yabancı basın kaynaklarını okuduğunuzda, bu operasyona yönelik en ufak bir eleştiriye rastlayamıyorsunuz. belli kesimler "bu operasyona ses çıkarmayın" mı dedi? bu açıdan oldukça düşündürücü.


    3) antalya körfezi'nde abd'yle ortak tatbikat

    hedef iran mı?

    new york times, fransa ve portekiz'in de katılımıyla bu cuma düzenlenecek ortak deniz ve hava tatbikatının hedefinin iran olduğunu öne sürdü. dışişleri, 'hedef alınan bir ülke yok' dedi

    abd'nin bu cuma antalya körfezi'nde türkiye ile ortaklaşa yapacağı "anadolu güneşi 06" adlı deniz ve hava tatbikatının, iran'ı hedef aldığı öne sürüldü.
    new york times gazetesi, "bush yönetimi yetkililerine" dayandırarak yayımladığı haberde, tatbikatın, "füze ve nükleer teknolojinin iran'a ve diğer ülkelere yayılmasını durdurma kararlılığını göstermeyi" hedeflediğini bildirdi.

    http://www.milliyet.com/...

    ilerleyen günlerde bu tür haberleri basında daha çok göreceğiz. özellikle iran'daki azerileri iyi takip etmek gerekiyor. neyse şimdilik bu kadar. bu tür haberler gelmeye devam ettikçe aktaracağız. esenlik dolu günler dilerim efenim..
    (strateji, 24.05.2006 18:21 ~ 18.11.2006 21:35)
  6. hala bir takım yobaz beyinlerce en büyük tehlike olarak görülen ancak taa 17. yüzyılda imzaladığımız kasr-ı şirin anlaşmasıyla sınırlarımızın belirlendiği yüzyıllardır hiç kimseye saldırmamış bir devlet iran.rejimini beğeniriz ya da beğenmeyiz ancak bu hiç kimsenin ülkesini işgal etme hakkını vermez vermicek.iran'da bi nükleer silah olmasını tehdit olarak gören abd'nin dünya üzerinde atom bombası kullanma çılgınlığını göstermiş tek ülke olması da işin garip yanıdır.iktidarın da kardeş ülke diye bahsettiği iran'a karşı ebedi dostu abd nin yanında yeralacağından pek kuşkum yok.belki de böylece gerçekten değiştiklerini süzme liberal olduklarını da herkese ispat etmiş olurlar.ama belki bi kere daha vicdanı olanların sesi yükselir ve bi kere daha o teskere ki biliyorum yakında gündeme gelecek reddedilir.o zaman benim de bu ülkeye olan inancım artacak.
    (suspect, 25.05.2006 01:49 ~ 01:50)
  7. en son, iran'daki türk azınlığı ayaklandırma girişimiyle ulaşılmaya çalışılan nokta. satılık medya sadece bizde yok elbette, iran'da da iş başında.


    fransa'daki göçmen isyanı, hz. muhammed karikatürleri ve arupalılarda müslüman antipatisinin körüklenmesi... danıştaya yapılan saldırı ve mollalar iran'a söylemlerinin ayyuka çıkması... kurtlar vadisi ırak ve amerikan karşıtlığının dizginlenmesi çabaları... iran'da türklere hakaret içeren bir karikatür yayımlanması ve türk azınlık isyanı...

    devamı gelir...

    (bkz: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/...)
    (selenge, 28.05.2006 17:36 ~ 17:53)
  8. gittikçe üstüne gidilmeye çalışılan olay.pazar günü sabah gazetesinde yayınlanan haberin içeriği göz önünde bulundurulursa operasyonun başladığını söyleyebiliriz.

    http://www.sabah.com.tr/...

    haberi detaylı bir şekilde okuyan kişilerin gözüne ilk çarpacak cümleleri aynen yazıyorum;


    "güney azerbaycan milli uyanış hareketi lideri doktor mahmudali çöhreganlı'nın iran gizli servisi savama tarafından düzenlenecek suikastten korumak amacıyla istanbul polisi tarafından gözaltına alındığı ileri sürüldü. emniyet'in mit'e teslim ederek beşiktaş'taki binasında koruma altına aldığı çöhreganlı..."

    "5 haziran günü beraberinde bulunan bir heyetle isyan olayları hakkında türk ilgililere bilgi vermek amacıyla istanbul'a geldiği ileri sürülen çöhreganlı.."

    evet göründüğü gibi türk ilgililere bilgi vermek amacıyla ifadesi kullanılarak sanki planlayıcının türkiye olduğunu,türkiye'nin adamları tarafından gerçekleştirildi gibi gösterilip çatıştırılma başlanmıştır.

    "...bir süre azerbaycan'da kalacak olan çöhreganlı daha sonra vatandaşı olduğu amerika'ya geçecek.."

    ve en can alıcı nokta türkiye'nin adamının amerika vatandaşı olduğu ve türkler ile amerikalılar iran'a karşı iş birliği yapmış gibi gösterip iran ile türkiye'yi çatıştırma çabaları başlamıştır.
    (absent, 14.06.2006 01:02 ~ 26.11.2006 19:03)
  9. vatanını seven her fikirden insanın karşı çıkması gereken iğrenç bir senaryo, vatanını seveni geçtim insaniyete inanan ve şerefsiz olmayan her insanın karşı çıkması gereken mide bulandırıcı bir batı oyunu...
    (skuba, 14.06.2006 01:22)
  10. (bkz: tehlikenin farkında mısınız/!skuba)
    (skuba, 17.06.2006 21:26)
  11. bu hafta basında yer alan haberlerle birlikte operasyon tarihinin gittikçe yaklaştığını, bu senaryonun komplo teorisi olmaktan gitgide uzaklaştığını ve zaman geçtikçe gerçekleşmesine bir adım daha yaklaşıldığını görüyoruz.


    1) emekli paşanın ırak bakışı değişti

    üç yıl önce ırak'a asker gönderilmesine karşı olan eski 1. ordu komutanı doğan, dün "artık türkiye meydana çıkmalı" dedi

    abd'nin 2003'te ırak işgalinin ardından türkiye'nin bölgeye asker göndermesine, "bir asker olarak mehmetçiğin kanını galiçya'da, yemen'de akıttık. niçin akıttığımızı hâlâ soruyoruz" sözleriyle karşı çıkan eski 1. ordu komutanı emekli orgeneral çetin doğan, dün ırak konusuyla ilgili olarak farklı bir tutum sergileyerek, "türkiye'nin meydana çıkma zamanıdır" dedi.

    sempozyumda konuştu
    harp akademileri komutanlığı'nca düzenlenen "türkiye'nin çevresinde meydana gelen gelişmelerin türkiye'nin güvenlik politikasına etkileri" konulu sempozyumda konuşan doğan, ırak'ta şu anda düşük yoğunluklu bir iç savaş yaşandığını söyledi.

    'işbirliği yapalım'
    "türkiye'nin meydana çıkması zamanıdır" diyen doğan, şöyle devam etti: "bunu amerika birleşik devletleri'ni karşısına alarak değil, onu ve bölgedeki ülkelerle işbirliği içinde yapmalı. türkiye denge koyucu tarzda kürtlerin aşırı isteklerini törpüleyecek şekilde hareket etmeli."

    kaynak: (bkz: http://www.milliyet.com.tr/...)

    emekli paşalar vasıtasıyla toplum algılamasını değiştirmeye yönelik hamleler olduğunu görüyoruz. "türkiye k.ırak'a girsin, pkk kamplarını bombalasın" görüşü ilk bakışta oldukça mantıklı gelse de, bunun abd ile anlaşarak yapılması ve zaten ülkenin kuzeyinde söz konusu emekli paşanın da belirttiği gibi düşük yoğunluklu bir iç savaşın yaşanıyor olması, bölge içi dengeleri altüst etmesi açısından oldukça tehlikelidir. zaten iran'ın da pkk mevzilerini bombalamak ve pkk teröristlerini kovalamak amacıyla sık sık ırak sınırını geçtiği bir ortamda, k.ırak üzerinde bir çatışma olasılığı her zamankinden daha çok göz önünde bulundurulmalıdır.


    2) ırak'a nato gitsin önerisi

    abd düşünce kuruluşu alman marshall fonu (gmf), 'nato'nun yeniden keşfi' başlıklı bir rapor hazırladı. abd'nin eski bm daimi temsilcisi ve kıbrıs özel temsilcisi richard holbrooke ile gmf direktörü ronald d. asmus tarafından kaleme alınan raporda, ırak'ın bölünme tehlikesi altında bulunduğu belirtilerek, "nato, kuzey ırak'ta, mütefikleriyle bu karmaşık sorunu çözmede türkiye'ye yardımcı olabilir" ifadelerine yer verildi. raporda, kuzey ırak'a yerleştirilecek nato gücünün yararları şöyle sıralandı: "türkiye'de pkk'nın ortadan kaldırılması için kuzey ırak'ın işgalinden açıkça söz edenler var. bu riski azaltmanın en iyi yolu kuzey ırak'a nato gücü konuşlandırmak. bu, türkiye'nin askeri operasyonunu önlemenin en iyi yoludur."

    kaynak: (bkz: http://www.milliyet.com/...)

    söz konusu haberde kullanılan ifadeler, ilk bakışta nato'yu kullanarak türkiye'yi ırak konusunda saf dışı bırakma amacı taşıdığı şeklinde yorumlansa da; nato'nun en büyük 2. askeri gücünün türkiye olması ve son yıllarda dünya genelindeki çatışma bölgelerinde -sırbistan, somali, afganistan- kullanılan nato kuvvetlerine türkiye'nin her zaman aktif olarak katılması bu tezi çürütür nitelikte. nato'nun ittifak dışı bir ülkeye asker gönderip de, türkiye'nin burada saf dışı bırakılması olanaksızdır. o yüzden haberde geçen ifadelerin sadece "ırak'a nato gitsin" bağlamında değerlendirilmesinde yarar vardır.

    3) iran, ırak'a girip pejak ile çatıştı

    afp'ye konuşan pkk kaynakları, ırak'ın kuzeyindeki "novzang" bölgesine giren iran birliklerinin, pkk'nın bu ülkedeki kolu olan pejak'la 1 saat çatıştığını belirtti

    iran, ırak'a girip pejak'la çatıştı

    afp'ye konuşan pkk kaynakları, ırak'ın kuzeyindeki "novzang" bölgesine giren iran birliklerinin, pkk'nın bu ülkedeki kolu olan pejak'la 1 saat çatıştığını belirtti

    iran ordusuna bağlı güçlerin dün ırak sınırını geçerek pkk'yla çatıştığı belirtildi.
    afp'ye konuşan pkk kaynakları, iran ordu birliklerinin dün sabah sınırı geçerek ırak'ın kuzeyindeki "novzang" bölgesine girdiğini bildirdi.
    aynı kaynaklar, iran birliklerinin, pkk'nın iran'daki kolu olan pejak'la ırak sınırları içinde yaklaşık bir saat kadar çatıştığını kaydetti. pkk kaynakları, iran ordu güçlerinin çatışmanın ardından sınırdan tekrar geçerek kendi bölgelerine döndüklerini söyledi. ırak kürdistan yurtseverler birliği (kyb) yetkilisi mustafa seyid kader ise iran ordu güçlerinin dün "iran sınırındaki bir pkk kampına saldırdığını" belirtti, ancak iran ordusunun sınırı geçmediğini savundu.

    kaynak: (bkz: http://www.milliyet.com/...)

    @815282 nolu girimizde şu ifadeleri kullanmıştık: "... yine geçtiğimiz günlerde iran’ın k.ırak’taki pkk mevzilerini bombaladığı haberi de oldukça dikkat çekicidir. gittikçe köşeye sıkıştırılan ve uluslararası baskıya maruz kalan iran’ın, giderek azalan manevra kabiliyetini k.ırak’ta yapacağı operasyonlarla gidermeye çalışması mantıklı bir yaklaşım olacaktır."

    yukarıdaki haberde görüldüğü üzere iran, artık mevzileri uzaktan bombalamak yerine, bizzat ırak sınırını geçip çatışmaya girmektedir. iran'ın girdiği bölge olan novzang bölgesi de ırak'ın kuzeyindedir. gerçekten de abd'nin pejak ile anlaştığı yolunda basında çıkan haberlerden sonra, iran'ın pejak'a yönelik operasyonlarında ciddi bir artış olmuştur.

    haberin son kısmında "türkiye ile iran anlaştı" yolunda bir ifade kullanılmasına rağmen, üst düzey yetkililerin üstüne basa basa belirttiği gibi ortada böyle bir anlaşma yoktur. tam aksine böyle bir anlaşma olsa dahi, iran ve türkiye'nin pkk'ya karşı ortak bir harekata girişme olasılığı, k.ırak'taki pkk varlığının abd kontrolünde olduğu şu dönemde oldukça düşüktür.


    4) 5. ordu geliyor

    k.ırak’taki kürt devleti tehlikesi üzerine oluşturulan yeni vurucu güç, kırmızı çizgileri koruyacak. 2. ordu’ya hareketlilik kazandıracak olan şark ordusu’nun merkezi van.

    türk silahlı kuvvetleri (tsk) ve milli savunma bakanlığı’nın, “ortaklaşa” yürüttüğü çalışmalar son aşamaya geldi. van merkezli 5. ordu kurma hazırlıkları tamamlandı. çoğunlukla 2. ve 3. ordu’dan alınan bölgelerle oluşturulması planlanan ‘şark ordusu’, muhtemelen muş, ağrı, hakkari, ığdır ve bitlis illerini kapsayacak.

    yeni ordu kurma ihtiyacı, pkk ve kürt devleti tehlikesinin yanısıra abd’nin ırak’ı işgal süreci ile netleşti. abd’nin kandil dağı’ndaki 5 bin pkk militanını dağıtma sözünde durmaması, ırak’ın kuzeyindeki muhtemel bir kürt devleti tehlikesi ile iran, ırak ve suriye’deki hareketlenme ihtimali, 5. ordu arayışlarını da hızlandırdı.

    şark ordusu’ için öncelikle van’daki asayiş bölge komutanlığı güçlendirildi. van gölü’nde görev yapacak olan deniz araçlarının temini kararlaştırıldı. van gölü üzerindeki kaçakçılık yollarının yanı sıra sınır güvenliği, kaçakçılık ve terörle mücadele ile ilgili strateji geliştirildi. asayiş komutanlığı’nın korgeneral yerine orgeneral seviyesinde temsili planlandı. hazırlıklar tamamlandı. askeri şura’da orgeneral sayısındaki düşüş ile şark ordusu “şimdilik” ilan edilemedi.

    kaynak: (bkz: http://www.tercuman.com.tr/...)

    bu haber diğerlerine göre nispeten daha eski olsa da, tsk'nın gerçekleştirdiği bir 'iç reorganizasyon' olması bakımından oldukça önemli. özellikle haberin devamında yer alan şu ifadeler dikkat çekici: "...ordular bir ülkenin, “tehdit” alanına göre şekilleniyor. türkiye’de 1. ordu, boğazlar ve istanbul’un düşman işgaline karşı kuruldu. 2. ordu, suriye ve hafız el esad’ın “yayılma politikasına” karşı desteklendi. ege ordusu, albaylar cuntası’nın bir askeri darbeyle ele geçirdiği yunanistan’daki savaş ihtimaline karşı oluşturuldu. 3. ordu ise rus ve komünizm tehlikesini bertaraf etmek için kuruldu. pkk tehlikesi ve ırak’ın kuzeyindeki muhtemel bir kürt devleti çabalarının yanı sıra iran daki muhtemel hareketlenmeler, şark ordusu’nun kuruluş fikrini oluşturan ana sebep."

    5) nato dünya gücü oluyor

    riga'daki nato zirvesinde ittifakın etki ve görev alanını bütün dünyaya yaymayı hedefleyen adımlar atıldı, nato mukabele gücü tümüyle aktif hale getirildi

    zirve, abd'nin "küresel işbirliği" sloganıyla nato'yu bir dünya örgütüne dönüştürme çabasına sahne oldu. üye sayısını sürekli artıran örgüt, işbirliği sınırını avustralya, yeni zelanda, hatta afrika'ya kadar genişletmek istiyor. bu yeni yaklaşımla, ittifaka adını veren "kuzey atlantik" ifadesi pratikte yerini "bütün dünya"ya bırakacak.
    zirve sonunda yayımlanan ortak bildiride, acil mukabele gücü'nün (nrf) artık tümüyle işlevsel hale geldiği açıklandı. 25 bin askerden oluşan nrf, acil bir durumda en kısa sürede dünyanın herhangi bir noktasında operasyon düzenleyecek.

    kaynak: (bkz: http://www.milliyet.com.tr/...)

    haberde başbakan recep tayyip erdoğan, dışişleri abdullah gül ve milli savunma bakanı vecdi gönül'ün de katıldığı 29 kasım 2006 tarihli nato zirvesinde alınan kararlardan bahsediliyor. özellikle haberde yer alan 'acil bir durumda dünyanın herhangi bir noktasında operasyon düzenleyecek olan acil mukabele gücü'nün (nrf) tümüyle işlevsel hale getirildiği' ifadeleri önemli. nato'nun askeri konseptinin şekillenmesinde ve k.ırak'a barış gücü altında nato'nun sokulması bağlamında bu haber değerlendirildiğinde, bizim de üzerinde durduğumuz senaryoyla bağlantısı gözle görülür bir biçimde ortaya çıkıyor.

    6) türkiye, kara komutanı

    nato üyesi 26 müttefikin devlet ve hükümet başkanlarını bir araya getiren riga zirvesinde ittifakın
    "askeri dönüşümü" ayrıntılı olarak ele alınırken, acil mukabele gücü (nrf) "tam operasyonel" ilan edildi. kara, hava ve deniz kuvvetleri boyutuna sahip olan nrf'nin kara kuvvetleri komutanlığı, 2007 başından itibaren 6 ay için türkiye tarafından yönetilecek.
    türk silahlı kuvvetleri, bu süreçte, 3 bin kadar askerden oluşacak kara gücünü nrf için sürekli hazır bulunduracak. nrf'ye katkıları önemli olan ve "iyi sicil sahibi" türkiye, 2003'te de aynı görevi üstlenmişti. nrf'nin ihtiyaçları, 6 aylık dönemler çerçevesinde belirleniyor ve harekâtların boyutlarına göre değişiyor. nrf, "bir kriz halinde", 15 ila 30 gün içinde harekete geçirilebilecek yetenekte bulunuyor.

    kaynak: (bkz: http://www.milliyet.com.tr/...)

    işte nato zirvesinin en can alıcı noktası. operasyonun tarihi hakkındaki ipucu da kayda değer. bir önceki haberde bahsettiğimiz acil mukabele gücü'nün (nrf) komutanlığına 2007 yılının başından itibaren 6 ay süreyle türkiye getiriliyor. bu ifadeden anlaşılan şu: eğer dünya üzerinde herhangi bir bölgede -mesela k.ırak- bir çatışma söz konusu olur ve nato bu bölgeye müdahale etme ihtiyacı duyarsa nrf'nin kara komutanı olarak türkiye, bu harekata aktif destek vermek durumunda kalacak.

    sonuç olarak, operasyonun tarihi az çok şekillenmiştir. 2007 yılının ilk yarısında türkiye'nin, nrf'nin kara komutanı olarak görev alacağı düşünüldüğünde, k.ırak'ta yaşanacak iç savaş ve türkiye'nin nato bünyesinde bölgeye girmesinin 2007 yılının ilk 6 ayında gerçekleşmesi muhtemeldir.

    pek çok kişi "sonunda k.ırak'a girdik.. kürtlerin tepesine bindik.. kürdistan da neymiş la!" tadında yorumlarda bulunup, türk silahlı kuvvetleri'ni ayakta alkışlarken, perde arkasında türkiye'nin iran'la çatıştırılması senaryosu bütün hızıyla işlemeye devam edecektir.
    (strateji, 10.12.2006 00:14 ~ 14.01.2008 12:45)
  12. kimsenin maşası olacak durumda olmadığımız açıktır.
    (adsız, 23.05.2007 16:03)
  13. "ırak kürdistan demokrat partisi (ıkdp) lideri ve ‘kürdistan bölge başkanı’ mesut barzani, ırak anayasası’nın kerkük ve diğer tartışmalı bölgelerin geleceğini belirleyecek olan 140'ıncı maddenin uygulanmaması durumunda iç savaş çıkabileceğini öne sürdü."

    kaynak: http://www.milliyet.com.tr/...
    (strateji, 31.07.2007 21:14 ~ 01.08.2007 00:45)
  14. amerika'nın, fransa ve almanya'yı bitirmeyi planladığının göstergesidir.
    türkiye'nin iran'la çatıştırılması bu senaryonun bir parçasıdır.
    yakında iran'la savaş durumuna gelinebilir. bu tamamen planlı ve kontrol edilebilir bir süreç olacaktır. elbette tam bağımsızlık ordularımızın planları bozma veya durumu lehimize çevirme olasılığı vardır. ancak bu son hamelnin ne olduğunu kesitremiyorsak gerçekleşmeyecek bir durumdur, müdahale şansımız önemli ölçüde azalacaktır.
    önce savaşan, sonra dostluk adımları atan arkasında papaz olmuş ilişkiler kıvamında bir sınır ilişkisi bekliyor bizleri iran ile.
    (subaquatic, 27.08.2007 00:30)
  15. iran, abd'yle olası bir çatışmada topraklarını kullandıran ülkeleri füzelerle vuracağını bildirerek, isim vermeden türkiye ve körfez ülkelerini tehdit etti. iran devrim muhafızları komutanı tuğgeneral muhammed ali caferi, "iran, düşmanlarına topraklarını açan ülkelere füzelerle cevap verecek" dedi.


    kaynak: http://www.milliyet.com.tr/...
    (strateji, 23.09.2007 21:54 ~ 24.09.2007 02:38)
  16. "türk silahlı kuvvetleri unsurlarının, ırak’ın terör örgütü pkk’nın yuvalandığı kuzey bölgesi ile mücavir alanlara gönderilmesi için hükümete bir yıl süreyle izin verilmesini öngören başbakanlık tezkeresi, tbmm genel kurulu'nda kabul edildi."

    kaynak: http://www.milliyet.com.tr/...
    (strateji, 17.10.2007 18:36 ~ 18.10.2007 02:34)
  17. "amerikan dış politikasına egemen olan yeni muhafazakarlar’ın (neo-con) internet sitesinde scott sullivan imzasıyla yayınlanan bir yorumda, abd başkanıgeorge bush’un asıl hedefinin göründüğü gibi iran değil türkiye olduğu iddia edildi. sullivan, “abd’nin iran’ın nükleer tesislerine saldıracağını düşünüyorsanız bunu unutun. bush iran ile savaşa giremez, çünkü2003’ten bu yana türkiye ile savaşa girmiş durumda. bu savaşı kaybetmemek için bush iran’la yeni bir savaşı göze almayacak. türkiye başbakanı erdoğan, son haftalarda abd-iran ve pkk tehdidine karşı azimle çözüm yolları arıyor” dedi.

    abd’nin son günlerdeki ilişkilerinin iran’dan çok tahran ile aralarında tarihi bir rekabet olan ankara ile çatıştığına dikkat çeken sullivan, “bu gelecekte bir iran-abd çatışması ihtimalini azaltıyor” yorumunda bulundu. iddiasını daha da ileri götüren sullivan, “ırak yönetimi iran ile açıkça türkiye’ye karşı ittifaka gidiyor, iran bölgedeki etkisini artıyor ve bush buna ses çıkarmıyor” ifadelerini kullanarak, abd’nin aslında kürtler’i özgürleştirerek pearl harbour saldırısının benzerini gerçekleştirdiğini ve erdoğan’ın direnişine rağmen kısmen başarılı olduğunu söyledi. iran, kürt yönetimi ve pkk’nın ırak’ın 3’te 2’sini kontrol altına aldığını söyleyen sullivan, devrim muhafızları ve iran özel kuvvetleri, pkk ve kürtler’in abd’nin saldırı birlikleri olduğunu öne sürdü. iran ve ırak’ın türkiye’ye saldırma paydasında birleştiğini dile getiren sullivan, bir sonraki hedefin arap ülkeleri olacağını ve tahran’ın ortadoğu’nun en büyük petrol devi haline geleceği kehanetinde bulundu.

    iran’ın dünyaya asıl tehdidinin nükleer silah üretme olmadığını belirten sullivan, “abd’nin de desteğiyle iran ve pkk’lı ortakları ırak’ı kullanarak gelecek birkaç hafta içinde nato üyesi türkiye’yi istikrarsızlaştıracaklar” kaygısını dile getirdi.

    erdoğan’ın bush ile yapacağı görüşmeye de değinen sullivan, “bush baskın çıkarsa erdoğan’ın istekleri önemsenmeyecek. türkiye ve abd pkk’ya karşı ortak harekete girişmek yerine abd ve türkiye savaşa gidecek” dedi."

    kaynak: http://www.aksam.com.tr/...
    (strateji, 03.11.2007 21:17 ~ 19.11.2007 16:36)
  18. nashville'de, amerika'daki kürtlerin başı olarak görülen 53 yaşındaki jamel numan, kürtlerin tüm korkularının bir anlamda sözcüsü konumunda. numan şöyle diyor: "sınıra askerlerini yığan türkiye, sonunda ırak'ta yönetimi mi üstlenecek merak ediyorum doğrusu."

    hafta başında başbakan erdoğan ve amerikan başkanı bush beyaz saray'da kuzey ırak'a yapılacak operasyonla ilgili belli kararlar aldılar. kandil dağında konuşlanan 3000 pkk'lının varlığından söz ediliyor. fakat pkk sadece son eylemlerinde değil, aynı zamanda yıllardır süregelen olaylarda çok sayıda vatandaşın ve askerin canına kıydı.

    ayrılıkçı grubun asıl hedefi bağımsız bir kürt devleti yaratabilmek. türklerin çekindiği nokta da belki de bu. pkk 1980 yılındaki olaylarda çok insanın canına kıydı. o dönemde kendilerini etkin bir biçimde kanıtlamaya çalıştılar. son dönemlerdeki eylemleriyle de gerçekleştirmek istedikleri, daha fazla otonomi ve kültürel anlamda kendilerini kabul ettirebilme arzusu.

    türkiye zaten bugüne kadar çok sayıda sınırlı operasyon girişiminde bulundu. fakat pkk her nedense hala ayakta. 2003 yılından beri kürdistan bölgesel yönetimi, kendi otonom yönetim sistemini daha da güçlendirmiş durumda. kuzey ırak'ta özerk ve kendi kurallarıyla yeni bir yönetim oluşturdu adeta. kürdistan bölgesel yönetimi, 115 milyar varillik petrol rezervinin yüzde 0,5'lik kısmında hak sahibi. geçen salı günü de yabancı şirketlerle yedi yeni anlaşma imzaladığını açıkladı ve aynı zamanda bölgesel yönetimi'nin kendi kontrolünde yeni bir şirket kurduklarını belirtti.

    kerkük, bölgenin kilit noktası. kürtlerin kendilerine başkent yapmak istedikleri yer. petrol yönünden de çok zengin bir bölge. saddam'ın ırak sınırlarını yeniden çizdiği dönemde sorunların arttığı bir bölge. kürtlerin yanında aynı zamanda türkmen ve diğer etnik gruplara ait insanlar da yaşıyor. yani kerkük oldukça değerli. kimlik arayışında bir dönüm noktası olacak referandumla esas kimliğine kavuşmaya çalışıyor. kerkük seçmenlerinin ve bölgesel kürt yönetimi dışında kalan grupların yeni bir düzene yeşil ışık yakmak için vereceği oylar belki de kuzey ırak'ın yeni şeklinde önemli rol üstlenecek. bölgesel yönetim dışında kalan etnik gruplar, kürdistan yönetiminin boyunluğu altına girerse dengeler yeniden değişebilir.

    bu noktada türkiye ile ilgili olarak şunu sorgulamak gerekir. türkiye'nin korkusu kerkük'teki kanıtlanmış 11 milyar varillik petrol rezervini, kürdistan bölge yönetimi'ne kaptırmamak olabilir. çünkü bu sayede kuzey ırak'taki kürt egemenliği ekonomik güçlerle de desteklenerek sağlam bir zemine oturabilecek. tabii ki bölgedeki kürt nüfusu da artacak. cıa'nın raporuna göre, iran, suriye, ırak ve türkiye'de toplam 22 milyon kürt asıllı vatandaş var.

    kerkük'ün başka bir özelliği de, türkiye'ye uzanan iki petrol borusunun başlangıç noktası olması. iki boru hattının toplam kapasitesi günlük 1,6 milyar varil. diğer taraftan türk firmalarının bölgede yapmış olduğu birçok iş anlaşması var. bir anlamda bölgenin en büyük yatırımcısı türkler. bağdat yönetimiyle iyi diyaloglar içinde olan türk yönetiminin, washington hükümetinden ve bağdat'tan istediği şey, eylemlerini kuzey ırak merkezli yönetmeye çalışan pkk'nın bir terör örgütü olarak kabul edilmesi ve ona göre davranılması.

    abd yönetimi resmen türkler ve ıraklı kürtler arasında kalmış durumda. iki dostunu da kırmamak için elinden geleni yapıyor. orta doğu projesi uluslararası kriz grubu yöneticisi joost hiltermann, "türkiye bir kapana sıkışmış durumda. abd yönetimi kesinlikle kürtlere verdiği desteği keserek türkiye'ye arka çıkmalı." diyor ve ekliyor: "türkiye kuzey ırak'taki bölgesel yönetimin durumunu, hem türkiye'ye bağlı, hem de merkezi yönetime bağlı olarak yorumluyor."

    kürt toplumu içine kulak kabarttığınızda "3 bin pkk'lıyı yok etmek için 100 bin asker gönderemezsiniz." diye yorumlayanlar da var, "türkiye pkk'dan değil, bağımsız kürt yönetimi'nden korkuyor." diyen de...

    pkk ve kerkük... iki temel konu. bu iki sorun çözülebilirse herşey çözülecek.

    barzani, time magazine'e yaptığı açıklamada, "doğrusunu söylemek gerekirse pkk sadece bir mazeret. gerçek hedef kürdistan bölgesi."' diyor ve sözlerini şöyle noktalıyor:

    "türk yönetimi eğer saldırırsa ve kuzey ırak'ı işgal ederse tabii ki biz de kendimizi savunmak için karşılık vereceğiz. ve eğer halkımıza, sınırlarımıza zarar vermeye kalkarlarsa, o zaman hiçbir şekilde sınır tanımayız."

    kaynak: http://www.ekolay.net/...
    (strateji, 09.11.2007 18:56 ~ 19.11.2007 16:36)
  19. (bkz: tu kıs kıs kıs)
    (amedian, 09.11.2007 20:17)
  20. türkiyedeki mevcut durumu uluslararası yaşananlardan ayrı değerlendirmek çok yanlış bir olgu olur. abd nin ingilterenin ve israilin 2001 de apaçık hedef gösterdiği iranı artık bir şekilde bertaraf etmesi ve buradaki enerji kaynakları ile ortadoğunun en güçlü ordularından birini dize getirmesi zorunlu. bu hem enerji kaynaklarını ele geçirmede bir adım (iranın hindistan çin ve rusya ile yaptığı anlaşmalar önemli) hem de dini açıdan bakıldığında evangelistler ve israil için vaadedilmiş topraklar ve büyük savaş için bir fırsat. öyle veya böyle iran vurulacaktır.

    burada sorun türkiye. iranın sadece bir hava saldırısı ile dize getirilebileceğini kimse düşünmüyor. mutlaka bir kara savaşı gerekiyor. bu ya içerden bir darbe şeklinde (yada ayaklanma) yada bir şekilde emperyalistlerin tarihte sıkça yaptığı gibi bir taşeron kullanmak yoluyla çözümlenebilir. bunun için de kullanılacak taşeron ya kürtler ya da türkiye olacak. kürdistanı kurdurup iki devlete birden bir taşeron güç olarak kullanmak pek akıl karı değil çünkü bu iki devlet bu topraklarda çok uzun süre yaşamış ve medeniyet kurmuş iki büyük güç.

    o zaman bu ikisini birbirine kırdırmak belki bir çözüm olabilir, bu kanat için. yakında bazı suikastler ve provakasyonlar olabilir, uğur mumcunun öldürülmesi benzeri, iranı hedef alan. ülkede bir infial yaratacak olaylar ve provakasyonlar beklenebilir. çok üst düzey bir yetkiliye bir suikast düzenlenebilir. devletin de bunun farkında olduğunu ve önlemler aldığını düşünüyorum. türkiye cumhuriyetinin büyük devlet olup olmadığının sınandığı bu dönemde; devletin attığı her adımın, ağızdan çıkan her sözün tartıldığını ve bunun bir hükümet kararı değil de bir devlet kararı olarak alındığını görmemiz gerekmektedir.

    rusya ve çin bu durumu sadece izliyor gibi görünse de, ırakta patlayan her bombanın ardında aslında bu gücün olduğunu ve bu gücün daha henüz bir sert tavır almadığını düşünüyorum. ab de (ingiltere hariç çünkü zaten ayrı olarak şu anda bizzat işin içindedir) bu durumda devreye girmek ve söz dinletmek isteyecektir.

    (bkz: @1552104)
    (şehzade mustafa, 11.11.2007 21:03 ~ 21:11)
  21. umur talu'nun konuyla ilgili yazısı...

    kasrı şirin mi şirin!
    hep birlikte, başbakan'ın abd başkanı bush ile yapacağı görüşmeyi bekliyoruz.
    "hep birlikte" derken, sadece burası da değil; çok yerde.
    kararlı olduğumuz için isteklerimiz belli:
    1. pkk'nın kuzey ırak'tan kazınması. ya ırak, kuzey ırak, abd tarafından; ya sınır ötesine abd'nin "anlayışlı" yaklaşmasıyla.
    2. bir de ek olarak, komite'de kabul edilen "ermeni soykırım tasarısı" nın temsilciler meclisi genel kuruluna gelmemesi.

    mutlaka düşünüyorsunuzdur.
    bu kadar "net istekler" karşısında abd ne yapacak?
    a) hiçbir şey istemeyecek;
    b) azıcık bir şey isteyecek;
    c) makul bir şey isteyecek;
    d) makbul bir şey isteyecek.


    a) şıkkı, şahane. ama "diplomatik alışveriş" öyle yürümüyor.
    b) şıkkı da fena değil. ama abd gibi bir büyük "küçük" le tatmin olmuyor.
    geldik c) ile d)'ye.
    oradaki kimyasal olay şudur: makul ile makbul sentezinin kim için makul ve makbul olduğu.


    peki, tahmin edin bakalım, abd için şu sıralar ne makul ve(ya) makbuldür?
    haklısınız; soruyu "abd ve israil için" diye sormalı.
    ne?


    bunun için her ülkede şu sıra devlet gündeminin başındaki maddelere bakarsanız, "en ortak madde" yi bulursunuz.
    o da "sınır ötemiz" dir.
    lakin, kasr-ı şirin tarafları.
    yani iran.

    israil'de şu sıra "iran'ın nükleer silahlanma potansiyeli" yine baş mevzu.
    abd'de ise, "iran'a yaptırımlar" la ilgili tasarı . ambargodan belki de "bombargo" ya kadar.
    o yüzden, makul ile makbul ün tahmini zor değil.
    "iran" diye başlayan çeşitli maddeler.
    yani, aynı ırak işgali öncesinde olduğu gibi, abd'nin birleşmiş milletler'de elde edemediği
    "uluslararası hukuk" u, başına buyruk, keyfi, dayatarak ve iran'dan önce, bizim gibi müttefiklerine, özel olarak da "iran'ın komşuları" na dayatarak guguk halinde icra ve iğfali.
    "iran'ın komşuları"; öyle mi?
    afganistan ile ırak zaten işgal altında ve "amerikan bezi" ne sarılıyken, geriye kalan "önemli komşu" yu elinizle koymuş gibi bulursunuz zaten!


    karşımıza ilk elde (muhtemelen) şunlar gelecek:
    1. abd'nin iran'a ekonomik yaptırımlarına türkiye'nin de anlayış göstermesi ve uyum sağlaması.
    2. abd, (türkiye gibi) pkk'yı "terör örgütü" sayarken, türkiye'nin de (abd gibi) iran devrim muhafızları'nı "terör örgütü" saymayı şöyle bir düşünmesi. fazla da düşünmemesi.
    ve bunlar henüz "makul" diyecekleri maddeler.
    "makbuller" ise; bir adım geriden sırıtacak. misal olaraktan:
    ırak'taki amerikan askeri varlığı iran'a karşı kullanılırken, askeri olmasa dahi "ırak'ta koalisyon ortağı" sayılan türkiye'den, gerekirse, ırak'ın sünni ve şii bölgeleri için asker talebi.
    daha makul bir makbul olaraktan; afganistan'da taliban'ın mevzi kazanışı yüzünden, türkiye'den ek asker talebi.
    incirlik'in muhtemel iran bombardımanları için kullanımı.
    iran'la çatışma ve savaş ihtimallerinde, trabzon limanının da buna eklenmesi; türkiye'ye ve(ya) türkiye üzerinden, abd askerleri sevkine müsaade.
    peki; böyle takas talepler gelirse, bizim devletin, hükümetin, genelkurmay'ın hazır bir cevabı var mıdır?
    vardır mutlaka. makul mu karşılarlar, tepki mi koyarlar; onu bilmiyorum. siz olsanız ne derdiniz, onu da bilmiyorum.
    ama, sanki türkiye (kamuoyuyla birlikte) tam da bu takasa gelsin diye de son aylarda bunca can gitti diye şüpheleniyorum.

    not olarak: herhalde en tuhaf şu olacak:
    "pkk terör örgütüdür" diye anlaşan iki müttefik, abd ile türkiye, iş pkk'nın ikizi pjak" a gelince ne yapacak?
    "iran'a saldırsın" diye abd ile israil tarafından teşvik ile tahkim edilen, silah da verilen ve "terör örgütü sayılmayan" pjak yani!


    ben yine de, muhtemel pazarlıkta;
    şunca yıla binlerce gaf sığdıran bush ile ekibi karşısında; kaçırılan erin ailesine başsağlığı mesajı yollayabilen bizim devlet ve hükümet yetkililerini daha şanslı görüyorum.
    (şehzade mustafa, 11.11.2007 22:02)
  22. ırak’ta musul konusunda bir çatışmanın önlenmesi için türkiye’nin musul’u ele geçirmesi istendi. abd’nin önde gelen muhafazakar siteleri conservative voice’de musul konusunda bir "sünni-kürt çatışması ile kürtler ve pkk’yı kerkük, kuzey ırak ve türkiye’ye yayılmaktan caydırmak için türkiye’nin musul’u ele geçirmesi gereği" savunuldu.

    conservative voice’de scott sullivan imzası ile yayınlanan makalede kuzey ırak’da sünniler ile kürtler arasında musul’un petrol rezervleri konusunda çatışmaların yaşanacağı öne sürülerek "ayrıca musul’u kontrol eden, kuzey ırak’ın çoğu ile birlikte kerkük petrolünü de kontrol edecek. bu nedenle türkiye, kürtleri caydırmak, barzani ve pkk’lı müttefiklerine karşı denge oluşturmak amacıyla iraklı sünni gücünü artırmak için musul’u ele geçirmeli" yorumu yaptı.

    'başkan bush sayesinde barzani ve pkk kerkük’ü ele geçiriyor'

    ırak’ın ilk petrol merkezi basra, ikincisi kerkük, üçüncüsünün ise musul olduğu belirtilen makalede "başkan bush sayesinde iran basra’yı alırken kürt başkanı barzani ve pkk, kerkük’ü ele geçiriyor. musul ve petrolünü kim alacak? şiilerin (bölgedeki) sayısı az olduğuna göre musul için mücadele ıraklı sünniler ile kürtler arasında olacak" ifadesi kullanıldı.

    barzani’nin musul’un kontrolünü ele geçiremezse bağımsız kürdistan hayalinden vazgeçmesi gerekeceği savunulan makalede şu iddiaya yer verildi:

    "türkiye, musul’u ele geçirmek istiyor. türkiye, musul’u ele geçirerek kuzey ırak’ın istikrarını önemli ölçüde güçlendirebilir. zira türkiye, bu adımı atarak musul konusunda bir sünni-kürt çatışmasını önleyebilir. türkiye aynı zamanda, kürtler ve pkk’yı kerkük’e, kuzey ırak ve türkiye’ye yayılmaktan caydırabilir. kısacası türkiye, musul’u ele geçirmelidir."

    kaynak: http://www.milliyet.com.tr/...
    (strateji, 19.11.2007 02:29 ~ 16:35)
  23. hiç kimse hele hele türkiye bölgedeki petrol savaşlarında kendini aktif rolde görme sanrısına kaptırmasın. bırakın musul ve kerkük'ü türkiye dahil hiçbir bölge ülkesine bir karış toprak nasip olmayacaktır. abd, fransa ve rusyanın enerji çıkarlarını silindir gibi ezmiş ve kimsenin gıkı çıkmamıştır. musul ve kerkük hayali kurmayalım efendiler. cia ajanlarının da envervari gazlarına gelmemek gerekir.

    bir doğru vardır; malesef yazılı ve görsel basın yıllardır dezenformasyon yapmakta ve cia'nın psikolojik harp ajanlarına görülmedik derecede kolay yem olmaktadır. hatta medya holdinglerine yüzmilyonlarca dolar aktığı rivayet edilmektedir.

    türkiye malesef hala soğuk savaş döneminden kalma iç ve dış siyaset yürütmekte ve politik vizyon malesef hala güncellememiştir. son dönem politik kararsızlığımız yine bunun bir ürünüdür.

    iran, suriye türkiye kardeşliğinden bahsetmek, kardeşlik duyguları vs ile bölge stratejisinde sonuç aramak eblehliğin had safhasıdır. çıkar ilişkiniz varsa müttefiksinizdir. hizbullah ve iran'ın yıllarca türkiye'de yürüttüğü rejim ithal emelleri en az pkk terörü kadar tehlikelidir. yine geçmişte pkk terörünü himaye ve destek etmeleri itibari ile suriye ve iran en fazla abd kadar müttefikimiz olabilir.

    son dönemde esad yönetimi ve iran'ın flört arayışı ve yaranma çabalarını soğuk kanlılıkla ele almak gerekir. abd her ne kadar küresel katliam yapıyor ve enerji noktalarını işgal ediyorsa da objektif ele alınırsa islam devletlerinin küresel terör konusunda temiz bir sicilleri yoktur. malesef sovyet rusya'dan sonra islam alemi batının hedefi olmuş, militarist islam dejenere edilmeden de bunun peşi bırakılmayacaktır.

    militarist islamın dejenere edilme projesinin adı ılımlı islamdır ve tayyip bu projeye hevesle atlamıştır. ılımlı islam'ın türkiye ayağındaki esas hedefi kemalizm'i yıkmaktır. abd artık dünyada ideolojilerin sonlarını getirmek gibi de bir projesi vardır. bu projede emperyalistlerle irtica yanlıları malesef omuz omuzadır.

    bizi bölgede bekleyen sürprizler için olmadık komplo senaryoları üretmeye gerek yoktur. gerçek tüm çıplaklığı ile karşımızdadır. kuzey ırak kürtleri ile ebediyete kadar sürecek bir savaş beklemektedir bizi. ancak bu plan iran hedefi vuruluncaya kadar beklemede olması gerekiyordu. abd malüm ırak'ta asayişi sağlamakta zorlanmaktadır. evdeki hesabı çarşıya uymamış, bırakın iran'a askeri harekat yapmayı ırak'da devir teslim için bile asker bulamamaktadır. kısa hedefler ertelenmiş dolayısıyla abd'nin de en az türkiye kadar şu dönem hesaplarda kararsız olduğunu anlamak için falcı olmaya gerek yoktur.

    yakın bir zamanda iran operasyonu mümkün değildir. abd bu planlarını baya uzak bir geçmişe ertelemiştir.

    özet olarak türkiye'nin ırak topraklarının bir karışında bile hayal kurmasına yönelik heves pompalanması tamamen dezenformasyondur. fransa ve rusya seslerini çıkaramazken türkiye'nin buna ne gücü ne de isteği vardır. bize bir vazife düşerse o da eloğlunun çıkarları için askerlerimizi kurban etmektir. bunu kore'de yapmıştık. şimdi ise malesef boynumuzun borcu gibi durmaktadır. nasıl ki şöyle; 500 milyar dolarlık yüklü bir borcumuz vardır. donumuzu bile satsak bu borcu karşılayamayacağız. bunu iki şekilde ödeyebilirsiniz; ya para ya da kan ile.
    (void, 19.11.2007 04:05 ~ 04:12)
  24. bu olayla ilgili şu ana dek -tam olarak kafamda oturtamadığım için- yazmadığım bir şey var. görünürde, abd ile iran büyük bir sürtüşme yaşıyor, iran'ın nükleer faaliyetleri nedeniyle abd iran'ı vurmak istiyor gibi bir düşünce hakim kamuoyunda. oysa arka planda, iran ile abd arasındaki ilişkiler bunun tam tersi istikamette ilerliyor.

    bu notu aklınızın bir köşesine koyduğunuzda, türkiye'nin iran'la yaşayacağı olası bir gerginliğin daha ciddi ele alınması gerekiyor.

    "abd ile iran arasında bir sorun yok. görünürde öyle davranıyorlar." iddiası çoğu kişiye inandırıcı gelmeyebilir, medya bombardımanı göz önüne alındığında doğaldır. ancak bush yönetimi ile ladin ailesi arasındaki ilişkilerin de (michael moore'un fahrenheit 9 11'i, yararlı bir kaynak bunun için.) aynı düzlemde hareket ettiğini söylemekte yarar var. belki bu bir fikir verebilir.

    harbi, hala yakalanamadı di mi şu usame?
    (strateji, 14.01.2008 13:11 ~ 13:11)
  25. (bkz: sıcak istihbarat)
    (muzevir, 14.01.2008 13:45)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil