türkiye malezya olur mu 

 sayfa  / 4
adana çık aradan

  1. yıllarca türkiye iran olur mu dendi şimdi ise bu soru gündemi meşgul etmekte. sadece türkiye'de görülebilecek, türkiye'de ortaya atılabilecek bir polemiktir. saçmalıktır. oldukça farklı yapılara sahip ülkelerden bahsediliyor. iki ülkenin tek ortak özelliği batı tarafından işbirliği yapmaya uygun görülmeleridir. tabi batı ile işbirliği illaki ekonomik boyutludur, her zamanki gibi.
    bu tür polemiklerle kriz yaratmak ise demokrasiye darbe vurmak isteyenlerin işidir. hatta bu kişiler güya demokratik rejimi korumak için böylesi saldırgan bir tutumun içine girmiş gibi davranmaktadırlar.
    ayrıca iran'ı da burdan anmak istiyorum. emektar iran yıllarca türkiye'yi iran'a çevirecekler polemiklerine konu olmuştu. malezya geldi iran unutuldu, geçmiş yılların hatrına ara sıra iran'a da değinmek lazım.
    (zuppettin, 26.09.2007 08:18 ~ 12.10.2007 01:03)


  2. cevabı bellidir. türkiyede kişi başına düşen gelirin 12700 dolara* çıkması şimdilik zor ama belki on yıl içinde falan olur.

    *malezyada kişi başına düşen milli gelir.
    ayrıntılar için; (bkz: malezyalılaşmak/@1958376)
    (anka, 26.09.2007 08:34 ~ 11:36)
  3. medyamızın belirli dönemlerde yaptığı gibi bir konunun suyunu çıkardığı gereksiz sorudur. kimsenin aklında böyle birşey yokken zorla kafalara sokulmya çalışılmaktadır. eğer olmaya da başlarsa ;

    (bkz: ordu)
    (bkz: darbe)
    (floydian, 26.09.2007 08:40)
  4. taksim-kulaksız hattı otobüs şoförünün

    türkiye,
    malezya da, rusya da, almanya da, küba da olur neden olmasın.
    yeter ki hangisi olacaksak o yönde çalışılsın arkadaş.

    şeklinde yorum getirdiği tartışma konusu.
    (lagara lugara, 26.09.2007 09:19 ~ 11:15)
  5. türkiye türkiye olamıyor mu diye sordurtan sorudur.

    (bkz: türkiye japonya olur mu)
    (bkz: türkiye sirilanka olur mu)
    (bkz: türkiye beyaz rusya olur mu)
    (bkz: türkiye almanya olur mu)
    (bkz: türkiye samoa adaları olur mu)
    (bkz: böyle gider bu)

    edit: olur yani ?
    (panzerfaust, 26.09.2007 10:03 ~ 10:14)
  6. (bkz: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/...)
    (dmoment, 26.09.2007 10:28)
  7. (bkz: göte giren şemsiye açılmaz)
    (gebesh, 26.09.2007 10:40)
  8. malezya'nın tanıtımına yaramış sorudur.daha düne kadar;malezya nın yerini bile bilmezken,şimdi tarihine kadar öğrendik.şüpheleniyor insan;malezyalılar mı attı bu söylentiyi ortaya diye?
    (nectar, 26.09.2007 10:42 ~ 05.10.2007 21:36)
  9. (bkz: malezyalılaşmak)
    (la mer, 26.09.2007 10:53)
  10. sivil anayasa taslağının tartışıldığı son günlerde ortalığa atılan soru. çünkü malezya'da 1999 yılında anayasasında bazı değişiklilere giderek 11. maddesini değiştirdi. malezya anayasının 11. maddesi şöyle der: "herkes istediği dine inanmakta ve ibadet etmekte özgürdür." fakat 1999’da yüksek mahkeme bu maddedeki "herkes" kelimesinin anlamını değiştirdi: "herkes ama müslümanlar hariç." müslümanlar din değiştirmek istiyorlarsa şeriat mahkemesine gidecek bundan böyle dediler. (kaynak:habervitrini.com)

    oysa bizim anayasamızın değiştirilemeyen 2. maddesinde şöyle der; madde 2 - türkiye cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıç'ta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.

    sorunun cevabı için anayasamızın ikinci maddesine bakılması yeterlidir.
    (jassmine, 26.09.2007 11:05)
  11. tartışmayı ortaya attıktan sonra bir süre bekleyip,akabinde yine kendileri tartışan güruhun* saçmasıdır.benzetme yönünün, "türbanlı firstlady" olması da, satılmışlığın verdiği gazla salyalar saçarak benzetmenin sınırlarını zorlamaktan ibarettir.ancak günümüz olaylarının gelişimi ve medyanın davranışları doğrultusunda ileriye yönelik daha mantıklı bir öngörüde bulunabiliriz ;

    (bkz: 28 şubat 1997)
    (bkz: türkiye 10 sene geriye gider mi)
    (aggressive, 26.09.2007 11:30)
  12. “malezyalılar bize, “beş on yıl sonra biz iran, siz de malezya olursunuz” diyormuş.
    bizi tanımıyorlar... biz yola çıktık mı suudi arabistan'a kadar gideriz...”

    haldun ertem
    (penceremdeserçeler, 26.09.2007 11:54)
  13. bizi daha önemli sorulardan uzaklaştıran sorudur bu.

    malum gündemde bir anayasa taslağı var. 80 döneminden sonra hukuk alanında uzman akademisyenlerin uğraşlarıyla bir anayasaya sahip olacak olmamız mutluluk verici bir şey. üstelik 80 dönemine göre toplum olarak daha iyi bir noktada olduğumuz için hak ve özgürlükler konusunda da bu anayasadan çok şey bekliyoruz.

    ama ne oluyor, anayasa sadece türbanın üniversitelere girmesi için hazırlanıyormuş havasında seyrediyor. bir bayan çıkıyor mahalle baskısı diyor, büyüttükçe büyütüyoruz bunu. insanlar, milletimiz, korkar hale geliyor. yolda siyah çarşafla bir kadın görsek aklımızda dünya maketi dönüyor, pat diye malezya'da duruyor. ani zoom efekti ile malezya'ya giriyoruz.

    ve sonunda ab'den bir adam* çıkıyor - hiç konuşulmasa da - "türkiye'de laikliği koruyucusu ab olur" diyor. mehmet ali birand çıkıyor " ııı olli rehn haklı, ab bizi korur" diyor.

    dur bakalım biraz daha korkalım da malezya'nın denizlerine düşmeden avrupa yılanına sarılma sürecini sancısız atlatalım...
    (talen, 26.09.2007 12:03)
  14. insanların nasıl sığ düşünceli olduğunu gösteren bir tartışmadır.
    benim cevabım : "keşke olsa ama bu kafayla zor"dur.
    malezya gibi kişi başına geliri 15 000 dolar civarında olan, yeni sanayileşmiş bir ülke statüsüne yükselmiş, son 20 yılda türkiye'den 5 misli hızla büyüyen bir ekonomiye sahip olan (üstelik nüfusu da türkiye'ye göre daha hızlı arttığı halde), asya krizi zamanında ımf'den bağımsız bir program uygulayıp bu programla başarıa ulaşan, bir çok etnisitenin olabildiğince barış içinde yaşadığı bir ülke olabiliyorsak ne mutlu bize.

    buna ek olarak, "mahathir bin muhammed" gibi bir insanın geçmişte başbakanlık yaptığı ülkedir.
    türkiye'nin geçmişi içinse:
    (bkz: tansu çiller)
    (bkz: mesut yılmaz)

    ama bazı kalın kafalıların çağdaşlık ve gelişmişlik ölçüsü sadece görüntüden ibaret olduğu aşağıladığı ülke. eminim malezyalılar duysa bu tartışmayı bir taraflarıyla gülerler.
    ama yine de hayal etmek güzel şey...

    (bkz: mahathir bin muhammed)
    (azerichild, 26.09.2007 12:03 ~ 12:39)
  15. 1950'lerdeki "küçük amerika", 80'lerdeki iran'dan sonra gele gele geldiğimiz ve olacağımıza kanaat getirdiğimiz son rol modeli ülke. dikkatinizi çekerim yüz ölçümü , servet ve tanırlılık seviyesi giderek düşüyor. 2020'de türkiye togo olur mu sorusunu soracak gibiyiz. dur bakalım.
    (altlejant, 26.09.2007 12:18)
  16. türkiyede son dönemde açılan bütün tartışmaları gereksiz ve yapay bulan bir cenah oluştu. herşeyi gereksiz buluyorlar, tartışanları dogmatik-elitist olarak şuçluyorlar. onlara göre herşey gereksiz, önemli olan kurdukları yapay ekonomik istikrarın devamı. tüm bunlar konuşulurken, bülent ortaçgil'in normal şarkısını güncellemesi gerektiğini düşündüm. hatta onu beklemeden nacizane güncelledim.

    biraralar soğuk mu dedim
    dedi ki normal
    peki ya havalar?
    valla gayet normal
    işler dedim gidişler dedim?
    hepsi normal
    peki ya sen, ben
    normal
    peki biz, ikimiz?
    normal
    halimiz dedim?
    ne dese beğenirsiniz, normal!

    uf biri anlatsın nedir bu normal
    canım sıkıldı yoksa ben miyim anormal

    peki dedim türkiye?
    dedi ki normal
    ya ab?
    bilmem! normal
    ya abd dedim?
    dedi ki çok normal
    peki dedim malezya
    dedi normal
    peki ya mahalle baskısı, türban
    valla gayet normal

    uf biri anlatsın nedir bu normal
    canım sıkıldı yoksa ben miyim anormal

    peki ya dedim kıbrıs, izolasyonlar
    dedi ki normal
    ya kuzey ırak, kürt devleti?
    valla yapay gündem, normal

    uf biri anlatsın nedir bu normal
    canım sıkıldı yoksa ben miyim anormal


    "türkiye laikliği özümsemiştir" teranesini satmaya çalışan arkadaşlara, anadoluyu bir gezmelerini, yapamıyorlarsa bağcılar,fatih ya da herhangi bir varoşa gitmelerini tavsiye ediyorum. bu işler etilerden, nişantaşıdan bakarak yapılan gözlemlerle yorumlanamaz. 26 yıldır yaşadığım,gezdiğim yerlerden ve insanlardan edindiğin tecrübe ve kanaat o dur ki; laiklik bu ülkede özümsenmiş falan değildir. büyük bir kesim şeriat hükümelerinin gelmesini ise hayatta yadırgamaz.
    (this is the end, 26.09.2007 13:12 ~ 13:14)
  17. (bkz: ılımlı islam/@1959488)
    (alchera, 26.09.2007 13:16)
  18. (bkz: türkiye x olur mu ekolü)
    (küller, 26.09.2007 13:30)
  19. pasifik ötesinde yapılan bir açıklama; "11 eylül'den bu yana abd dünya çapında ılımlı islamik demokrasiler istiyor, bunun da iki örneği var türkiye, malezya" richard holbrooke. ardından şerif mardin ile yapılan bir röportajda türkiye malezya olur mu sorusuna alınan yanıt; olur neden olmasın. ve gündemi belirleyen soru bulunmuştur artık malum ülkeye gazeteciler yollayıp iyice bir kurcuklanır, yakın siyasi geçmişi önümüze dökülür, sokakata ki kadınlardan, esnaflardan görüşleri alınır. kadınlardan biri ; "islam dininde dört eş almak hak. ben kocamın dördüncü eşiyim. hepsine eşit ve hak geçmeden bakabilecekse erkek dört eş alabilir" diyor. dün ahmet hakan'ın tarafsız bölgesi cnnturkde, can dündar'ın nedeni ntvde bu soruyu konuklarıyla iyice bir tartıştılar. ben can dündar'ın programını izleme fırsatı buldum, bir nevi oyumu ondan yana kullandım, reklam aralarında diğer programda neler oluyor diye bakamk istediğimde o tarafında reklama girdiğini görüp sizi hınzırlar diye serzenişte bulundum. her neyse bu programlardan her hangi birini izlememiş ya da cnnturkdeki programı izlemiş ama ntvdekini izlememiş olanlar için neden programının metinlerini vereyim. izleyemediyseniz bile okuyabilmeniz için;

    http://www.ntvmsnbc.com/...

    şimdi kendi naçizane düşüncelerimi sizlerle paylaşabilirim. konuyu iyi idrak etmek lazım, ona göre bir şeyler söyleyip münazara etmek, doğrularımızı kabullenip yanlış olanları kabullenmemiz lazım. konumuz ne? türkiye'nin malezya olup olamıyacağı mı? bence verim alabilmek için oldukça geniş, konunun dağılıp oraya buraya kaymasını sağlıyacak derecede sağlıksız bir soru. en dibe sorunumuzun ne olduğuna bakalım: rejim tehlikesi. değil mi? peki malezyada yakın geçmişte bizimki gibi bir rejim korkulan rakip bir rejime mi geçiş yapılmış? somut olarak baktığımızda sorumuzun cevabı hayır. peki malezya'da nolmuş da "türkiye'de öyle olur mu"yu tartışıyoruz? neden programından kısa bir alıntı:

    "13 farklı eyaletten oluşan malezya 1957 yılından bu yana umno yani birleşik ulusal malay partisi tarafından yönetiliyor. ilk kurulduğunda kendisini laik olarak tanımlayan umno'nun 50 yıllık pratiği bugünkü malezya'yı yarattı. umno, 1960 yılında tüzüğüne "malezya'da islamı ilerletmeyi, yükseltmeyi ve korumayı" koyarak laik kimliğinden ilk tavizi verdi. bunu gösterişli cami yapma, ulusal çapta kuran okuma yarışmaları düzenlenmesi, televizyonda islami programların arttırılması izledi ancak malezya için asıl kırılma noktası, mahathir muhammed'in 1981 yılında başbakan olması oldu. mahathir muhammed ilk iş olarak dünyanın önde gelen islam alimlerini malezya'ya getirterek yönetimin nasıl islamileşeceği konusunda çalışma başlattı. bu sürecin sonunda şu adımlar atıldı; 1982 yılında islam bankası kuruldu, 1983 yılında uluslarası islam üniversitesi açıldı. aynı yıl bakanlıklarda çalışanlara cuma namazı izni verildi. 1983'te islam tıp merkezi açılarak müslüman annelere kadın doktorların doğum yaptırması sağlandı. 1984 yılında islam aile hukuku yürürlüğe kondu. 1985'de islam sigorta şirketi kuruldu. 1987 yılında televizyondaki haberlerin "esselamünaleyküm" denilerek başlanmasına karar verildi. 1988'de federal anayasada şeri mahkemeler bağımsızlaştırıldı. 1988 yılında "islam köyleri" projesi başlatıldı. 1991’de devlet memuru olmak isteyenlerin dini bilgiye sahip olmaları ve kur-an'dan ezber okumaları istenmeye başladı."

    gördüğümüz gibi kendini başlarda laik olarak tanımlayan, daha sonra tüzüğüne "islam'ı ilerletmeyi, yükseltmeyi, korumayı" koyan bir iktidar partisinin icraatlerinin yavaş yavaş da olsa malezya'yı bir değişime sürüklediğini, bunun sonucunda da malezya'nın giderek islami bir devlet hüviyetine büründüğünü görebiliyoruz. haliyle laiklik konusunda hassas, ve yüzyıllarca dini hükümlere göre yönetilmiş bir toplumun kurtuluş savaşı ve ertesinden yapılan devrimlerle elde edilen yeni rejim ve savunucuları ellerinde bulundurdukları yönetme erkini dini kullanan rakip bir rejime kaptırmaktan korkuyor, endişe duyuyorken bu soruyu tartışmanın hiç bir zerresi anlamsız, boş iş, ve yahut da sığ değildir. bu soru etrafında endişeyle türkiye malezya olmamalıyı savunan kitleyi sığ, kültürsüz hatta ve hatta bu tartışmaları gündeme getirip asla va asla ülkesinin refahını, ekonomik ya da politik alanda gelişip ilerlemesini istemeyen insanlar gibi görmek göstermek mesnetsiz, gerçek konuyu dağıtmak, ondan uzaklaştırmak için yapılabilecek en sığ eylemdir diyebilirim. hele hele bu konuyu bu soru çerçevesinde tartışmanın saçma olduğuna deyinen aklı evveller var ki elune bizi onların şerrinden korusun.

    bu soru bazılarının dediği gibi gerçek gündemden uzaklaşmamızı sağlayan bir soru da değildir. gerçek gündem başbakanın talimatıyla bir kaç hukukçumuz* tarafından taslağı hazırlanmış, ertesinde partinin hukukçu tayfasıyla bilim kurulu denilen hukuçularımızın münazarası ile şekillendirilmiş anayasa taslağıdır, evet. ama bu soru da geçmişlerinden koptuklarını bir türlü kamuoyuna ispatlayamayan politikacıların hazırlanmasını istediği anaysa ve bunu yaparken tek başlarına yürüttükleri sürecin bizi malezyada ki gibi bir sona götürüp götürmeyeceği tartışmalarının eseridir. korkulan ne? bu anayasa ile beraber laik rejimden taviz verilip giderek adına ılımlı islami demokrasi denilen bir sürece sokulması. peki bu korkulan malezya'da birebir olmasa da bir şekilde yapılmış uygulanmış mı? cevap ne yazık ki evet. kendilerini özgürlük ve demokrasi paladinin gibi gösteren siyasilerin tek başarına, kimseye danışmadan hazırladıkları bir anayasa taslağının içinde sadece türban'ın kamu alanlarında giyimi ile ilgili bir maddesi yüzünden özgürlükçü olacaksa hiç olmasın. keşke sayın başbakan bir bilim kurulunun toplanıp anayasa taslağı hazırlamasını istememiş olsa da, yeni sivil bir anayasa için toplumun tüm fertlerini bir araya getirmek için öncü olsa idi, sadece türban değil daha bir çok kısıtlanan şeyin özgür bırakılabileceği bir yasa hazırlanabilseydi. buyrun bu taslak bunun üzerinden tartışalım demek yerine daha taslak yazımı esnasında tartışmalara görüş alış verişine gidilebilseydi.

    (bkz: türkiye çöl olmasın)
    (chixculub, 26.09.2007 14:19 ~ 14:19)
  20. (bkz: olmaz)
    (bkz: olamaz)
    (bkz: olmamalı)
    (bkz: olmasına izin verilmemeli)
    (iki nokta üst üste biri altta biri üstte, 26.09.2007 14:34)
  21. rtenin cow parade' e türban takmış inek tasarımıyla katıldığında cevabını daha rahat verebileceğimiz soru. herhalde nişantaşı ya da levent e koymazlar.fatih uygundur.
    (bozuk klavye, 27.09.2007 00:07)
  22. bi heteroseksüeli zorla homoseksüel yapmaya benzer. artık bu bıkkınlığın freni boşalmış gibi üzerime çullanmasından sıkıldım. kimyası tutmaz, kervan geçmez düşüncelerle genim uyuşmuyor. kanım donuyor. saçmalığından gayri hiç bir bok değildir. suni bir gündemi yarıyorlar, içine nüfusunun yüzde altmışı müslüman olan bir ülkeyi koyuyorlar, yok çok hukuklu bir sistem, yok ılımlı islam, yok ayy bakın çok şekerler böyle çekik gözleri var, yok ekonomileri çok iyi kişi başına düşen kadın miktarı bin, şey dolar miktarı bin bilmem kaçlarda, petronas kuleleri var böyle iki tane uzun uzun. sonra bunu fırınlayıp, şebelek şebelek masamıza bırakıp, yediriyorlar, içiriyorlar ama ne sana faydası dokunuyor ne de bana. buyrun imam bayıldı. allah aşkına ye!..
    (alkolikikon, 27.09.2007 00:18 ~ 00:21)
  23. (bkz: malezya malezya bulunmaz eşin/@1959548)
    (hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim, 27.09.2007 18:27)
  24. -olur olur! neden olmasın? biz malezya olursak, malezya iran olur. iran'ı al pakistan'a, elde var bangladeş.

    -abi sakin ol... at o gazeteyi elinden!


    (bkz: uykusuz)
    (acayip biri, 27.09.2007 18:42)
  25. (bkz: http://www.ucnokta.com/...)
    (baharda geldim, 27.09.2007 18:48)
 sayfa  / 4