bu sözlükte "öss birincisi" ,"okul ikincisi" gibi başlıklarda takip edebildiğim ve günlük hayatta da gözlemlediğim olgu.
bu ülkede nedense bir hedef koymak, bir vizyon sahibi olmak ve bu hedefin gerektirdiği şekilde çalışmak hep aşağılanmış, hor görülmüştür.bu insanlar sanki çok kötü ,yüz kızartıcı bir iş yapıyormuşçasına çevrelerinden tepki görürler.bu tepkinin çok daha azını çalan, çırpan, yetim hakkı yiyen, kısacası kısa yoldan ve gayrı- ahlaki yollardan paraya ya da başarıya ulaşanlara gösterilmemesi, "helal olsun" tarzı yaklaşımlar ise işi daha da trajik kılmaktadır.
ülke boyutunda da bu biraz böyledir.zannımca bu tarzın benzerini ülke olarak ab maceramızda da yaşıyoruz, güçlü olmak istiyoruz, ama çalışmaya, sıkıya pek gelemiyoruz.ab'ye girince otomatikman güçlü ülke olacağımızı, herşeyin mükemmel olacağı farazisine kapılıyoruz.halbuki çalışmadan hiç bir şey olmaz.çalışmak, istediklerinizi elde etmenin olmazsa olmazıdır.almanya ,ikinci dünya savaşına günde 15 saati bulan mesai ile ve fevkalade ağır çalışma şartları ile hazırlanmıştır.japonya , iki şehrine atom bombası atıldığında bile üniversitelerini tatil etmemiştir.
bu yaklaşım, bu kültür ; çok tehlikeli bir kültürdür, çünkü "çalışkan olmayan uluslar önce gücünü, sonra şerefini ve en son olarak da bağımsızlığını kaybederler".türkiye'nin şimdiye kadar kaybettiklerini düşünmenizin bu yazının ikna kabiliyetini arttıracağını düşünüyorum.
okul döneminde inek, iş yaşamında yalaka olarak adlandırığımız tanımlamalarla ortaya çıkmış olgu. genelde bu kelimeler kullanılarak bu kişiler dışlanıır. bunun altında hep aşalayan kişinin içinde bulunduğu şartlardan bu hale geldiği, kendisinin aslında daha kaliteli bir birey ollduğu savunma mekanizmaları yatar.
insan değeri ve kalitesinin okslerle össlerle ölçülmesinden doğan tepki mekanizmasıdır. kalıplaşmış başarı profillerine uymayan kitle - ki bu kitle çok daha büyüktür - kısmen haklı olarak bu gibi tepkiler verebilmektedir. 4-5 şıklı çoktan seçmeli sınavda bütün soruları doğru cevaplamak bir çoklarına göre başarı kavramını tanımlamayabilir. fakat mevcut mekanizma özellikle bahsi geçen ve çalışkan olarak adlandırılan kitleyi yüceltmektedir. oysa bir işte çalışkan bir tutum sergilemek en azından o işi sevmeyi gerektirir. ülkemizde büyük çoğunluğun sevmediği işi yapmak zorunda kaldığı düşünülecek olursa verilen tepkiler normal karşılanabilir. ancak bu durum elbette alay etmeyi gerektirmez. zaten kişilerle alay etmek yada onları aşağılamaktan çok sistemle olan bir çatışmanın dışa vurumudur bu durum.
+ görüyon mu lan şu ibneyi?
- hangisini lan?
+ kaç tane ibne var olm bizim sınıfta, murat ibnesini..
- ha görüyom, ne var ki?
+ baksana olm, herif teneffüste bile ders çalışıyo, sanki alim olacak pezevenk!
- he valla, artist işte ne yapacan, hava atıyo aklınca şerefsiz.
+ ben bu çocuğu dövecem olm, ağzını yüzünü sikicem götleğin!
- beraber dövelim, ben de uyuzum bu itoğluna!
+ çıkışta çağıralım kuytuya, kıralım ağzını!
- kıralım ağzını köpek oğlu köpeğin!
+ hayvan!
- hayvan oğlu hayvan!
cehennemde yeni bir zebani işe başlamıştır. tecrübeli zebanilerden birisi kendisine iş hakkında temel bilgileri vermektedir...
bir numaralı kazanın yanına giderler. kazanın başında 10 tane zebani son sürat çalışmaktadır.
yeni zebani: bu kazanda kimler var?
tecrübeli zebani: burda avrupalılar var birbirlerine yardım ederek dışarı çıkmaya çalışıyorlar, bir kişi tırmanmaya başlayınca diğerleri onu alttan destekliyor. o yüzden burda bütün zebaniler tam gün çalışır..
iki numaralı kazana gittiklerinde ise kazanın başında 5 tane zebani vardır.
yz: bu kazanda kimler var?
tz: burada amerikalılar var. bir kişi fazlaca tırmandığı zaman ancak diğerleri yardım ediyor. o yüzden burada bu kadar zebani çalışır.
üç numaralı kazana gittiklerinde ise kazanın başında bir tek zebani bile yoktur.
yz: burada neden hiç zebani yok?
tz: bu kazanda türkler var. birisi tırmanmaya başlayınca diğerleri zaten bacağından tutup aşşağıya geri çektiği için bu kazanda zebaniye ihtiyacımız yok.
kedinin uzanamadığı ciğere mundar deme durumuyla birlikte sanki bir suç işlemiş gibi başarılı insanlara hakaret edilmesi ve heveslerini kırmaya çalışma kültürü.
oks, öss gibi sınavlar çalışkan insanları yüceltmezler, düzen aman çalışkanlar kazansın tembeller kaybetsin düzeni de değildir. şu anda ki sistem, aman parası olan, dershanelerin en şahanesine gidebilen, olmadı her derse bir de hoca tutalım diyebilen insanların lehine bir düzendir ve bu düzen içinde çalışkanlığıyla başarı sağlamış bir insan alay edilmeyi en son hak edecek olandır ayrıca çalışkan insan, kalıplaşmış başarı profilinin de çok dışındadır. zira kalıplaşmış başarı profilindek insanlar, parayı basıp ilkokuldan itibaren dershane, özel öğretmen desteği ile illa ki bir yerler kazandırtılanlardır. bu insanlar için sonra ki yıllarda da torpil gibi mekanizmalar işlemeye başlar. çalışkanların, alınların hakkıyla çalışa çalışa yıllar sonra gelebilecekleri noktaya bir telefonla oturabilirler.
okul hayatı bir yana, çalışkan insan yaşamı boyunca ekmeğini bir şekilde çıkartır. çok sevdiği bir işte olsa, yaptığı işten nefrette etse, bir çok insanda olamayan sorumluluk duygusu ile verilen işi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışır, en azından dener, elinden geleni yapar. yani tembel insanların yaptığı sorumsuzluğun ve tembelliğin sonuçları olan olumsuzlukları derhal başkalarına ihale etme içgüdüsü çalışkanlarda pek gelişmemiştir.
şeytana sormuşlar;
"yahu bu cehennemde her kuyunun başında bir zebani var. dışarıya çıkmak isteyenleri aşağıya tekrar itiyo. iyi de şurda ki kuyunun başında niye kimse yok?
şeytan cevap vermiş;
"çünkü orada türkler var.dışarı çıkmak isteyeni birileri aşağıya geri çekiyo."
mesela kazanmış odtü itü boğaziçinde prestijli bir bölüme girmiştir, bahsedersiniz o kişiyi, hemen aklına yüzü komple sivilceli, gözlüklü yere bakarak ilerleyen bir kız veya adam imaj oluşturulur kafalarda. ama bir bakarsınız ki adam bir taş, kız bir afet çıkıvermiştir. bu seferde aşama ikiye geçilir ve ukala,küstah,kibirli bir yaratık olarak atfedilir. fakat konuşmaya başlarsınız bu seferde cana yakın, harbi ve eğlenceli biri olarak çıkar. bu sefer bu da yetmez aşama üçe geçilir... böyle gider.
ha aşamaların birinde takılınırsa bol aşağılama malzemesi olur, her yerde " işte xxx diye bir adam var ama şu özelliği yok hahah" laflarına döünüşür. tüm aşamaları geçince ortadan çatırt diye yarılıp en son numara hakarete geçilir mesela.
kütüklere özgü bir kültürdür. ama ne yaptığını bilmeden sırf en yüksek notu alıcam diye kasan insanlara da bazen anlam verilemez, böyle bir şey de vardır.
aslında bilmiyor ama boktan bir yere gelme hissiyatı, başarıya olan açlık ve şişirilmiş hırs, hiçbir şeyden anlamayıp hiçbir şeyi yorumlayamayıp salakça kendini derse veren akıl fakiri ve analitik düşünme yoksunları, sen daha iyi bildiğin halde ezberleyen bir salağın senden yüksek not alması, bu içine tükürdüğüm düzenin içerisinde yırtık dondan çıkar gibi kafasını yukarı çıkarmaya çalışan ve olduğu yeri hak etmeyen kendini derse vermiş odunlar ve yine bu boktan düzenin aslında hiçbir şeye yaramayan yapmacık "kariyerci" alt yapısında kendine yer edinmeye çalışan bir o kadar yapmacık "aman hiç çalışmadım, aslında zekiyim" demeye getiren silik kitap kurtları...
bunları gördükçe aşağılamaktan başka bir şey yapamıyorum.
okul sıralarında sürer bu eğilim ileride çalışkanlığı kişiye parasal tatmin getiren bir başarıya dönüştüğündü -dönüşürse- poh pohlamaya, yağcılığa, kral sensinciliğe, bize de bir dirhem düşer miciliğe dönüşür bu eğilim
yüksek lisans - doktora seviyesindeki öğrencilere bu yaşına geldin hala öğrenci misin, çalışsana gibilerinen laflar söyleten kültürdür. genelde bu tür yorumları yapanlar liseden sonrasını okuyamayanlar olduklarından nedeni açık ve seçik ortadadır. hee hee deyip geçilesi bir durumdur.
nerden öğrendik bunu bize kim öğretti acaba?e tabi çalışan adam eşkıyalık yapamayan ,ortamlara akamayan ,hayatı öyle kalem defter arasında geçen ,güzellikleri göremeyen olarak görülür o laf atmaya çalışanlar tarafından.
yarım dönüm bostan yan gel yat osman dır onun felsefesi.hiç düşünmüyor ki bu adamlar olmasa benim halim ya nice olurdu.sanki onlar gibi olmak prim yapıyor gibi de aşağılarlar.orada allah ım beni göğe çek diyesi gelir insanın.
sosyal inek olunduğu gösterilirse sanırım bu kültür yozlaşır..
tamamiyle çekemezliğin bir göstergesidir. klasiktir, inek sınavdan yüksek alır, diğerlerinin tepkisi "abi o kadar saat ben de çalışssam ben de o notu alırım ne var ya!" dan öteye gidemeyecek ezik bir tepkidir. insana demezler mi, " aga, senin önünden zorla mı aldılar kitabı, buyur sen de çalış".
hayır, laf atmak istiyorsan ilk başta o inek dediğin insan gibi yaşamaya başla, ondan sonra bokunu atmaya başla. sen 9 da başlayan derse 11 de gelip aylak aylak esnerken sınıfta, inek sabah 8.30 da geliyorsa, kusura bakma halt etmişsin denir adama.
(bkz: çok dertliyim be sözlük)
benim bir arkadaşım vardı lisede, oğlan zekiydi, çalışkandı ve sosyaldi. bizle hayvanlar gibi eğlenir, ama her nasılsa sınavlarda da 100'ü basardı. sonra ne yaptı bu çocuk, gitti harvarda burslu okudu, mezun oldu şimdi de çoğu insanın bir arada göremeyeceği bir meblağ ücret karşılığı işe başladı. ve bu çocuk bir kere bile kimseyi aşağılamadı, hor görmedi, yardım isteyeni (dikkat edin kullanmaya çalışanı değil hakkaten yardım isteyeni) asla yarı yolda bırakmadı. şimdi ben bu adamı aşağılamaya çalışanın, ya da hor görenin ağzını burnunu kırarım.
haa ama bir de bir afedersiniz orospu çocuğusınıfı vardır ki, aslında aşağılanan, hor görülen grup budur. hor görenin de tepeden tırnağa kadar hakkı vardır. bir adam düşünün ki insanlıktan nasibini almamış, en yüksek notu alıp daha da yüksek not isteyen, kendisini geçene kopya çekmiştir olm o kesindiye bok atan, hocaların, asistanların götünü başını yalamaktan kendini alamayan ve herkese fil dişi kulesinden bakarken işi düşünce 'kankaağ nabeer' diye lafa giren bir adam kendisi. şimdi de bu adamın yaptıklarını normal karşılayanın, aşağılayan, hor gören kişiye lölö yapanın ağzını burnunu kırarım
görüldüğü üzere aynı sıfata sahip iki ayrı karakter (daha doğrusu bir karakterlilik ve bir karaktersizlik) örneği mevcut. elbette ki hasetinden çatladığı için başarılı insanlara laf atan kişiler etrafımızda ama önce bir de mağdur gibi gözüken kuzu postundaki kurtları iyice incelemek lazım derim ben.
aslında türkiye'de çalışkanı değil de ineği aşağılama kültürü mevcuttur.çalışkan insan hayatından taviz veriyor demek değildir, ancak inek diye tabir ettiğimiz ne idüğü belirsizler, sosyal yaşamları bulunmayan, hayatlarında sadece ders çalışmak varmış gibi davranan tiplerdir.bu tipleri kınayaraktan bu kültüre dahil olduğumu belirtmek isterim.